Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanabilen bir koruma tedbiridir. Bu kararla şüpheli veya sanığın kanunda gösterilen bir ya da birden fazla yükümlülüğe uyması istenir. Koruma tedbiri ise yargılama sonuçlanmadan önce ceza muhakemesinin sağlıklı yürütülmesini güvence altına almak amacıyla uygulanan geçici önlemdir.

Adli kontrol kararı kişinin beraat ettiği, hakkındaki suçlamanın sona erdiği veya artık hiçbir özgürlük sınırlamasına tabi olmadığı anlamına gelmez. Yurt dışına çıkış yasağından düzenli imzaya, belirli yerlere gitmemeden konutu terk etmemeye kadar uzanan yükümlülükler kişinin günlük yaşamını farklı ağırlıklarda etkileyebilir.

Bu nedenle yalnızca “Tutuklama yerine adli kontrol uygulanabilir mi?” sorusuna cevap vermek yeterli değildir. Hangi yükümlülüğün uygulanacağı, bu yükümlülüğün dosyadaki hangi riski önleyeceği ve ne kadar süre devam edeceği de önemlidir. Daha hafif bir yükümlülük aynı riski önleyebilecekse neden daha ağır bir tedbir seçildiği kararda açıklanmalıdır.

Adli kontrolün hukukî niteliği

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 109. maddesi adli kontrolü tutuklamaya alternatif bir tedbir olarak düzenler. Amaç, kaçma veya delilleri etkileme gibi ceza muhakemesini tehlikeye sokabilecek somut bir riski, kişi özgürlüğüne tutuklamadan daha az müdahale ederek karşılamaktır.

Adli kontrol bir ceza değildir. Hakkında bu tedbir uygulanan kişi, yalnız adli kontrol kararı nedeniyle suçlu sayılamaz. Masumiyet karinesi soruşturma ve kovuşturma boyunca geçerliliğini korur. Bununla birlikte tedbirin ceza olmaması, önemsiz olduğu anlamına gelmez. Düzenli imza iş ve eğitim yaşamını, yurt dışına çıkış yasağı aile ve meslek ilişkilerini, konutu terk etmeme ise kişinin fiziksel özgürlüğünü doğrudan etkileyebilir.

Adli kontrol tutuklamadan daha hafif bir tedbir olabilir; ancak kişinin yaşamını yine de ciddi biçimde sınırlayabilir. Bu nedenle seçilen yükümlülüğün ağırlığı, önlenmek istenen riskle orantılı olmalıdır.

Adli kontrol hangi şartlarla uygulanır?

CMK m. 109, adli kontrolü CMK m. 100'deki tutuklama koşullarına bağlar. Buna göre önce kişinin isnat edilen suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunmalıdır. Ardından kaçma şüphesi veya delilleri etkileme tehlikesi gibi bir tutuklama nedeni değerlendirilir.

Kuvvetli suç şüphesi ile tutuklama nedeni aynı şey değildir. İlki kişiyi suçlamayla ilişkilendiren delillerle, ikincisi serbest kalması hâlinde ortaya çıkacağı ileri sürülen güncel riskle ilgilidir. Bu iki koşuldan sonra, seçilecek adli kontrol yükümlülüğünün o riski karşılamaya elverişli, gerekli ve ölçülü olup olmadığı incelenir.

  1. Somut delilKişiyi isnat edilen fiille ilişkilendiren, denetlenebilir bilgi veya bulgular bulunmalıdır.
  2. Güncel riskKaçma veya delilleri etkileme tehlikesi yalnız varsayımla değil, dosyaya ve kişiye özgü olgularla açıklanmalıdır.
  3. ElverişlilikSeçilen yükümlülük, tespit edilen riski gerçekten azaltabilecek nitelikte olmalıdır.
  4. GereklilikAynı amaca daha hafif bir yükümlülükle ulaşmak mümkünse daha ağır olan seçilmemelidir.
  5. ÖlçülülükTedbirin kişiye yüklediği külfet ile korunmak istenen muhakeme amacı arasında makul denge bulunmalıdır.

Kanun, tutuklama yasağı bulunan durumlarda da adli kontrol uygulanmasına izin verir. Bu nedenle adli kontrol yalnız belirli suçlarda uygulanabilen bir tedbir değildir. Ancak yalnızca suçun adı gerekçe gösterilerek adli kontrol kararı verilemez. Kanundaki şartların bulunup bulunmadığı ve seçilen yükümlülüğün gerekli olup olmadığı her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.

İlgili incelemeTutuklama Nedenleri Nasıl Değerlendirilir?

Adli kontrol yükümlülükleri nelerdir?

CMK m. 109/3, uygulanabilecek yükümlülükleri tek tek sayar. Dosyanın koşullarına göre bu yükümlülüklerden biri veya birkaçı birlikte uygulanabilir. Ancak bir yükümlülüğün kanunda yer alması, her dosyada gerekli olduğu anlamına gelmez.

Hareket ve denetim yükümlülükleri

  1. Yurt dışına çıkamamakKişinin ülke dışına çıkması yasaklanır.
  2. Düzenli başvuru yapmakBelirlenen gün ve saatlerde kolluk veya başka bir makama başvurmak; uygulamada “imza” olarak bilinir.
  3. Çağrı ve denetime uymakMeslek veya eğitimin sürdürülmesine ilişkin kontrol tedbirlerine ve belirlenen çağrılara uymak.
  4. Araç kullanamamakHer türlü veya belirli araçları kullanmamak ve gerektiğinde sürücü belgesini teslim etmek.

Sağlık ve güvenlik yükümlülükleri

  1. Tedavi veya muayeneye tabi olmakÖzellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu madde ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla tedavi ya da muayene uygulanabilir; gerektiğinde hastaneye yatış da gündeme gelebilir.
  2. Silah bulunduramamakSilah taşımamak veya bulundurmamak ve mevcut silahları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.

Malî ve kişisel yükümlülükler

  1. Güvence yatırmakKişinin malî durumu gözetilerek, miktarı ve ödeme biçimi belirlenen bir güvence yatırması istenebilir.
  2. Mağdur haklarını güvenceye bağlamakSuçtan doğan zararın giderilmesi veya eski hâle getirme yönündeki hakların güvence altına alınması amaçlanır.
  3. Aile yükümlülüklerini yerine getirmekAile hukukundan doğan yükümlülükleri düzenli biçimde yerine getirmek ve hükmedilmiş nafakayı ödemek için güvence vermek istenebilir.

Bulunulan yeri sınırlayan yükümlülükler

  1. Konutu terk etmemekKişi, mahkemenin belirlediği konuttan ancak kararın izin verdiği ölçüde ayrılabilir.
  2. Yerleşim bölgesini terk etmemekBelirlenen yerleşim alanının dışına çıkmak yasaklanır.
  3. Belirli yerlere gitmemekKararda gösterilen yer veya bölgelere giriş sınırlandırılır.

Yükümlülüğün içeriği kararda anlaşılır biçimde gösterilmelidir. Örneğin düzenli başvuruda hangi makama, haftanın hangi günlerinde ve hangi saat aralığında gidileceği; belirli yerlere gitmeme yükümlülüğünde sınırın nereden geçtiği tereddüde yer bırakmamalıdır. Kişinin neye uyması gerektiğini bilemediği belirsiz bir karar, ihlalin değerlendirilmesini de güçleştirir.

Birden fazla yükümlülük birlikte uygulanabilir mi?

Evet. Örneğin kaçma tehlikesinin bulunduğu bir dosyada yurt dışına çıkış yasağı ile düzenli imza yükümlülüğü birlikte uygulanabilir. Ancak kararda, her yükümlülüğün hangi riski önlemek amacıyla seçildiği ve neden birlikte uygulanmaları gerektiği ayrı ayrı açıklanmalıdır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin E. 2014/13444, K. 2015/2705 sayılı kararında, üç yılı aşan bir süre boyunca her gün 18.00 ile 22.00 arasında imza verme yükümlülüğü incelenmiştir. Daire; adli kontrolün geçici niteliğine, mümkün olan en az müdahaleyle uygulanması gerektiğine ve daha hafif bir düzenlemenin neden yeterli olmayacağının değerlendirilmemesine dikkat çekmiştir.

Bu karar, uygulamadaki önemli bir soruna dikkat çekmektedir. Tedbirin türü aynı kalsa bile uygulanma sıklığı ve biçimi, kişinin özgürlüğüne yapılan müdahalenin ağırlığını artırabilir. Zira ayda bir kez imza vermek ile her gün belirli saatlerde imza vermek aynı sonucu doğurmaz. Bu nedenle kararda, yükümlülüğün kişinin günlük yaşamında doğuracağı sonuçların da değerlendirilmesi gerekir.

Adli kontrolün süresi ne kadardır?

Adli kontrol süresiz değildir. CMK m. 110/A, dosyanın görevli mahkemesine göre azami süreler belirler:

  1. Ağır cezalık olmayan işlerAzami süre iki yıldır. Zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.
  2. Ağır cezalık işlerAzami süre üç yıldır. Zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek toplam üç yıl daha uzatılabilir.
  3. Kanunda ayrıca sayılan suçlarDevletin güvenliği, anayasal düzen ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki kanunda gösterilen suçlar yönünden uzatma süresi toplam dört yılı geçemez.
  4. ÇocuklarBu süreler çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.

Azami sürenin henüz dolmamış olması, adli kontrolün bu süre boyunca mutlaka devam edeceği anlamına gelmez. Soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında ise mahkeme, tedbirin devamının gerekip gerekmediğini en geç dört ayda bir inceler. Bu incelemede önceki gerekçe yalnızca tekrarlanmamalıdır. Aradan geçen sürede delillerin toplanıp toplanmadığı, kişinin çağrılara ve yükümlülüklere uyup uymadığı ve kişisel koşullarında bir değişiklik olup olmadığı yeniden değerlendirilmelidir.

Adli kontrol kararına itiraz ve kaldırma talebi

Adli kontrol kararına itiraz edilebilir. Ayrıca şüpheli veya sanık, tedbir devam ederken yükümlülüğün tamamen kaldırılmasını, değiştirilmesini ya da belirli bir süre için yükümlülükten muaf tutulmasını isteyebilir.

Kaldırma veya değiştirme talebi, ilk kararın verilmesine yol açan koşulların artık bulunmadığını ya da daha hafif bir yükümlülüğün yeterli olacağını mahkemeye açıklamak için yapılır. CMK m. 111'e göre hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra bu talep hakkında beş gün içinde karar verir. Bu karara da itiraz edilebilir.

Mahkemeye sunulacak talep yalnızca “mağduriyet yaşıyorum” cümlesinden ibaret olmamalıdır. Kişi, tedbirin iş, eğitim, sağlık veya aile yaşamını nasıl etkilediğini gösteren belgeleri sunmalıdır. Ayrıca çağrılara uyduğunu, belirlenen tarihlerde imza verdiğini ve dosyadaki delillerin artık güvence altına alındığını gösteren güncel bilgileri de mahkemeye iletmelidir.

Aşağıdaki sorular, adli kontrolün kaldırılması veya daha hafif bir yükümlülükle değiştirilmesi istenirken hangi hususların açıklanması gerektiğini göstermektedir:

  • Tedbirin dayandığı kaçma veya delilleri etkileme riski hâlen güncel mi?
  • Dosyada ilk karardan sonra hangi deliller toplandı?
  • Yükümlülüklere düzenli biçimde uyuldu mu?
  • Tedbir iş, eğitim, sağlık veya aile yaşamını nasıl etkiliyor?
  • Aynı amacı karşılayacak daha hafif bir yükümlülük var mı?
  • Karar, her yükümlülük için ayrı ve kişiye özgü gerekçe içeriyor mu?

Adli kontrol yükümlülüğü ihlal edilirse ne olur?

CMK m. 112'ye göre adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun tutuklama kararı verilebilir. Kanunun “verilebilir” demesi önemlidir: Her aksama otomatik olarak tutuklama sonucunu doğurmaz.

Önce yükümlülüğün gerçekten ihlal edilip edilmediği, ardından kişinin yükümlülüğe bilerek uyup uymadığı değerlendirilir. Hastaneye kaldırılma, ulaşımın beklenmedik biçimde kesilmesi veya yükümlülüğün kişiye usulüne uygun bildirilmemesi ile bilerek ve tekrar tekrar imzaya gitmeme aynı hukukî sonucu doğurmaz. Geçerli bir mazereti bulunan kişi, bunu mümkün olan en kısa sürede ilgili makama bildirmeli ve belgelendirmelidir.

İhlal hâlinde yalnız tutuklama seçeneği yoktur. Dosyanın koşullarına göre yükümlülüğün içeriği veya sıklığı değiştirilebilir, yeni bir yükümlülük eklenebilir ya da tedbirin uygulanma biçimi yeniden belirlenebilir. Verilecek karar yine somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine dayanmalıdır.

Adli kontrolde geçen süre cezadan düşülür mü?

Kural olarak adli kontrol altında geçen süre, sonradan hükmedilen hapis cezasından indirilmez. CMK m. 109/6 bu kurala iki istisna getirir: Tedavi veya muayeneye tabi olma yükümlülüğü ile konutu terk etmeme yükümlülüğünde geçen süre mahsuba konu olabilir.

Mahsup, bir koruma tedbiri altında geçirilen sürenin kesinleşen cezanın hesabında dikkate alınmasıdır. Konutu terk etmeme bakımından kanundaki oran, tedbir altında geçirilen her iki günün cezanın hesabında bir gün sayılmasıdır. Anayasa Mahkemesi, Burhan Yaz (3) kararında bu yasal oranı kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı yönünden incelemiştir.

Adli kontrol adli sicile işler mi?

Adli kontrol, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü veya ceza değildir. Bu nedenle yalnızca adli kontrol uygulanması, kişinin adli siciline mahkûmiyet kaydı olarak işlenmez. Ancak adli kontrol kararı soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alır ve adalet sistemindeki ilgili kayıtlarda görülebilir.

Yargılama sonunda mahkûmiyet kararı verilirse adli sicil sonucu, adli kontrolden değil kesinleşen hükümden ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'ndaki kurallardan doğar.

Konutu terk etmeme neden ayrıca değerlendirilmelidir?

Konutu terk etmeme, kişinin belirlenen konuttan ayrılamamasını gerektirdiği için diğer birçok adli kontrol yükümlülüğünden daha ağırdır. Gündelik dilde “ev hapsi” olarak bilinen bu tedbir, etiketinden bağımsız olarak kişinin yaşam alanını ve hareket özgürlüğünü çok yoğun biçimde sınırlar.

Anayasa Mahkemesi, Esra Özkan Özakça Genel Kurul kararında konutu terk etmeme tedbirini kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı kapsamında değerlendirmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Mancini/İtalya ve Buzadji/Moldova Cumhuriyeti kararlarında ev hapsinin somut koşullarına göre özgürlükten yoksun bırakma niteliği taşıdığını kabul eder.

Konutu terk etmeme kararının verilebilmesi için kanunî dayanağın bulunması tek başına yeterli değildir. Kararda kişiyi suçlamayla ilişkilendiren kuvvetli belirtinin ne olduğu, bu tedbirle hangi riskin önlenmek istendiği ve daha hafif yükümlülüklerin neden yeterli olmayacağı açıklanmalıdır. AYM'nin 6 Ocak 2026 tarihli Tuğba Geyik kararında da kaçma veya delilleri etkileme riskinin somut olgularla açıklanmaması ihlal kararında belirleyici olmuştur.

Konutu terk etmeme, kişinin çalışma, eğitim, sağlık ve aile yaşamını ağır biçimde sınırlayabilir. Bu nedenle kararda, böylesine ağır bir tedbirin neden gerekli olduğu açıkça anlatılmalıdır. Kişi de karara itiraz ederken tedbirin günlük yaşamında doğurduğu sonuçları belgeleyebilir ve daha hafif bir yükümlülüğün neden yeterli olacağını açıklayabilir.

Kararı incelerken

Adli kontrol kararında neler açıklanmalıdır?

  1. 01

    Kişiyi isnat edilen suçla ilişkilendiren somut deliller nelerdir?

  2. 02

    Kaçma veya delilleri etkileme tehlikesini gösteren güncel olgular hangileridir?

  3. 03

    Seçilen yükümlülük bu somut riski nasıl azaltacaktır?

  4. 04

    Daha hafif bir yükümlülük neden yeterli görülmemiştir?

  5. 05

    Yükümlülüğün kapsamı ve süresi kişinin koşullarıyla ölçülü müdür?

  6. 06

    Önceki karardan sonra değişen olgular gözden geçirmede ele alınmış mıdır?

Kişi, adli kontrol kararını ve gerekçesini incelerken bu soruların cevaplanıp cevaplanmadığına bakabilir. Cevapsız kalan hususlar, itiraz veya kaldırma talebinde açıkça belirtilebilir.

Kısa ve doğrudan yanıtlar

Sık sorulan sorular

Adli kontrol hangi suçlarda uygulanır?

Adli kontrol için sınırlı bir suç listesi yoktur. CMK m. 109'daki koşullar varsa ve seçilen yükümlülük somut riskle bağlantılıysa farklı suç soruşturma ve kovuşturmalarında uygulanabilir. Tutuklama yasağı bulunan durumlarda da adli kontrole karar verilebilir.

Adli kontrol kararı beraat anlamına gelir mi?

Hayır. Adli kontrol, yargılama sona ermeden uygulanan geçici bir koruma tedbiridir. Kişinin suçlu veya suçsuz olduğuna ilişkin nihai karar değildir. Masumiyet karinesi geçerliliğini korur.

İmza günü kaçırılırsa hemen tutuklama kararı verilir mi?

Her gecikme veya eksiklik otomatik tutuklama doğurmaz. İhlalin gerçekleşip gerçekleşmediği, yükümlülüğün kişiye açıkça bildirilip bildirilmediği, mazeretin bulunup bulunmadığı ve uymamanın isteyerek gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilir. Bununla birlikte kasıtlı ihlal ciddi sonuç doğurabileceğinden mazeret gecikmeden belgelenmelidir.

Yurt dışına çıkış yasağı varken pasaport kullanılabilir mi?

Yükümlülüğün özü ülke dışına çıkamamaktır. Pasaportun kişide bulunması, yasağın kalktığı anlamına gelmez. Kararın kapsamı ve seyahat talebi varsa kaldırma ya da geçici muafiyet usulü dosyanın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Adli kontrol kendiliğinden kalkar mı?

Tedbir; kaldırma kararıyla, kanundaki azami sürenin dolmasıyla veya yargılamayı sona erdiren kararın sonucuna göre sona erebilir. Üst sınır dolmadan önce de gereklilik ortadan kalkmışsa kaldırma veya değiştirme istenebilir.

Adli kontrol kararı değiştirilebilir mi?

Evet. Hâkim veya mahkeme yükümlülüğü kaldırabilir, değiştirebilir, yeni yükümlülük ekleyebilir veya belirli bir süre için muafiyet tanıyabilir. Değişiklik değerlendirmesi güncel risk ve kişinin koşulları üzerinden yapılır.

Adli kontrolde geçen bütün süre cezadan düşülür mü?

Hayır. Kural olarak düşülmez. Kanunda tedavi veya muayene yükümlülüğü ile konutu terk etmeme için istisna vardır. Konutu terk etmeyle geçen iki gün, cezanın hesabında bir gün sayılır.

Adli kontrol adli sicil kaydı mıdır?

Adli kontrol bir mahkûmiyet veya ceza olmadığı için tek başına adli sicile mahkûmiyet kaydı olarak işlenmez. Buna karşılık soruşturma veya kovuşturma dosyası ve tedbir kararı adalet sistemi içinde kayıtlı olabilir.

Sonuç

Daha hafif tedbir de gerekçeli ve ölçülü olmalıdır

Adli kontrolün tutuklamaya alternatif olması, her adli kontrol yükümlülüğünün hafif olduğu anlamına gelmez. Yurt dışına çıkış yasağı, düzenli imza, belirli yerlere gitmeme ve konutu terk etmeme, kişinin yaşamını farklı ölçülerde sınırlar. Bu nedenle uygulanacak yükümlülük, yalnızca suçun adına göre değil dosyadaki somut riske göre belirlenmelidir.

Kararda kişiyi suçlamayla ilişkilendiren deliller, önlenmek istenen risk, seçilen yükümlülüğün bu riski nasıl azaltacağı ve daha hafif bir tedbirin neden yeterli olmadığı açıkça anlatılmalıdır. Tedbir devam ettikçe de aynı gerekçe tekrarlanmamalı; koşulların değişip değişmediği ve adli kontrolün hâlen gerekli olup olmadığı yeniden incelenmelidir.

Araştırma notu

Kaynak seçimi ve güncellik

CMK'nın güncel metni; AYM ve AİHM'in resmî kararları; seçili Yargıtay kararlarının tam metinleri; YÖK Ulusal Tez Merkezi'ndeki iki lisansüstü tez ve açık erişimli akademik çalışmalar karşılaştırılmıştır. Mevzuat ve içtihat değişebileceği için son hukukî inceleme tarihi sayfanın başında gösterilmiştir.

Seçili resmî ve akademik kaynaklar

Kaynakça

  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 109-112, güncel konsolide metin
  2. AYM, Tuğba Geyik, B. No: 2024/19895, 6/1/2026
  3. AYM, Esra Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020
  4. AYM, Azze Deniz Akşar, B. No: 2021/21481, 14/2/2024
  5. AYM, Burhan Yaz (3) [GK], B. No: 2021/7919, 29/5/2024
  6. AİHM, Mancini/İtalya, B. No: 44955/98, 2/8/2001
  7. AİHM, Buzadji/Moldova Cumhuriyeti [BD], B. No: 23755/07, 5/7/2016
  8. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/13444, K. 2015/2705, 16/2/2015.
  9. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/13827, K. 2021/1802, 22/2/2021.
  10. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/4456, K. 2022/6818, 17/10/2022.
  11. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/10042, K. 2017/4279, 11/7/2017.
  12. Ebru Yaman, Ceza Muhakemesi Hukukunda Adli Kontrol Tedbiri, Atılım Üniversitesi, yüksek lisans tezi, 2026, Tez No. 1008834.
  13. İlhan Sözer, Anayasa Mahkemesi'nin Tutuklama ve Adli Kontrol Tedbirlerine İlişkin İçtihatları Kapsamında Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, yüksek lisans tezi, 2025, Tez No. 994292.
  14. Alaaddin Egemenoğlu ve Ahmet Talha Özen, “Alman Ceza Muhakemesi Hukuku ile Mukayeseli Olarak Adli Kontrol Koruma Tedbiri”, 2025
  15. Fatma Dilan Topuz, “Tutuklama ve Adli Kontrol Kararlarında Gerekçe”, 2026
  16. Özen Kaya Göçmen, “Adli Kontrol Koruma Tedbirinin İnsan Hakları Işığında Değerlendirilmesi”, 2016