Temyiz, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki hukukî hatayı Yargıtay denetimine taşıyan kanun yoludur. Başvurucu, temyize açık gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine başvurur. Süresinde yapılan temyiz hükmün kesinleşmesini önler.

Başvurucu dilekçede kararın tartıştığı bölümünü, yanlış uygulandığını ileri sürdüğü hukuk kuralını ve hatanın hükme etkisini gösterir. Yargıtay da bu nedenler üzerinden kararın hukuka uygunluğunu denetler.

Başvurucu önce kararın temyize açıklığını belirler

CMK m. 286, Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesinin bozma dışındaki hükümlerini kural olarak temyize açar; ardından cezanın miktarı, suçun kanundaki üst sınırı ve karar türü üzerinden kesin hükümleri sayar.

Örneğin ilk derece mahkemesinin beş yıl veya daha az hapis cezasına ilişkin hükmünü değiştirmeden koruyan bazı istinaf kararları kesindir. Yalnız adlî para cezasını gerektiren suçlara veya müsadere hakkında verilen bazı kararlara ilişkin istinaf kararları da temyiz edilemeyebilir. İlk derece mahkemesi beraat vermişken Bölge Adliye Mahkemesi sanık hakkında ilk kez mahkûmiyet kurmuşsa Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 5 Şubat 2025 tarihli kararında bu hükmün temyize açık olduğunu kabul etmiştir.

CMK m. 286/3, saydığı suçlar bakımından kesinlik sınırlarını kaldırır. Başvurucu bu nedenle kararın türünü, suçun kanun maddesini, ilk derece hükmünü ve Bölge Adliye Mahkemesinin hükümde yaptığı değişikliği birlikte okur.

Kararı veren mahkeme başvuruyu kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddederse başvurucu, ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtaydan karar vermesini isteyebilir. Bu istem, ret kararının infazını kendiliğinden durdurmaz.

İki haftalık süre gerekçeli kararın tebliğiyle başlar

1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda temyiz süresi, gerekçeli kararın usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesinden itibaren iki haftadır. Tebliğin yapıldığı gün hesaba katılmaz; süre ertesi gün işlemeye başlar. Son gün resmî tatile rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş günü sona erer.

Gerekçeli kararın tebliğinden başlayan süre, kişinin mahkûmiyet nedenlerini öğrenerek başvurusunu bu nedenlere cevap verecek biçimde hazırlamasını sağlar.

Karar 1 Haziran 2024'ten önce verilmişse geçiş hükmü nedeniyle eski kurallar uygulanabilir. Bu nedenle süre hesabında tebliğ tarihinden önce karar tarihinin belirlenmesi gerekir. Gerekçeli kararın yazılması ve tebliği arasındaki fark da bu hesapta önem taşır.

Başvurucu dilekçeyi Bölge Adliye Mahkemesine verir

Başvurucu temyiz dilekçesini hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesine sunar veya zabıt kâtibine beyanda bulunur. Kâtip beyanı tutanağa geçirir ve hâkim tutanağı onaylar.

Tutuklu sanık dilekçesini ceza infaz kurumu müdürüne verebilir veya başvuru iradesini tutanağa geçirilmek üzere açıklayabilir. Kurumun dilekçe ya da beyanı kaydettiği tarih süre bakımından önemlidir. Başvuru hangi yolla yapılırsa yapılsın, kayıt tarihi ile evrak numarasını gösteren belgenin saklanması gerekir.

Mahkeme, başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığını, kararın temyize açık olup olmadığını ve başvuran kişinin bu hakka sahip bulunup bulunmadığını denetler. Bu aşamayı geçen dosya Yargıtaya gönderilir.

Dilekçenin ana meselesi

Temyiz nedeni, karardaki hukukî hatayı açıklar

CMK m. 294, temyiz başvurusunda neden gösterilmesini zorunlu tutar. Temyiz nedeni; bir hukuk kuralının hiç uygulanmadığı, yanlış uygulandığı veya yargılama sırasında sonucu etkileyen bir usul kuralına uyulmadığı iddiasıdır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24 Mart 2026 tarihli kararı bu farkı aynı dosyadaki iki sanık üzerinden gösterir. Sanıklardan biri yalnız dosyanın Yargıtaya gönderilmesini istedi. Daire, hukukî neden gösterilmediği için bu başvuruyu incelemedi. Diğer sanığın müdafii ise delillerin mahkûmiyet için yeterli olmadığını, suç kastının kurulamadığını, zincirleme suç hükümlerinin yanlış uygulandığını ve zamanaşımı sorununu ayrı ayrı açıkladı. Yargıtay bu başvurunun esasını inceledi.

Yargıtay kararlarında “karar usule ve yasaya aykırıdır” gibi genel ifadelerin yeterliliği konusunda farklı yorumlar bulunur. Başvurucu belirsizliği gidermek için şu dört bağlantıyı açıkça kurar:

Dilekçenin omurgası

Her temyiz nedeni dört bağlantı kurar

  1. 01

    Kararın hangi bölümü tartışılıyor? Başvurucu suç vasfını, delilin hukuka uygunluğunu, savunma hakkını, ceza hesabını veya tartıştığı başka bir bölümü gösterir.

  2. 02

    Hangi hukuk kuralı yanlış uygulandı? Başvurucu ilgili kanun maddesi ile karardaki uygulama arasındaki uyuşmazlığı açıklar.

  3. 03

    Hata hükmü nasıl etkiledi? Başvurucu doğru uygulamada sonucun neden değişeceğini açıklar.

  4. 04

    Yargıtaydan ne isteniyor? Başvurucu hükmün bozulmasını veya kanundaki şartları varsa düzeltilmesini açıkça ister.

Örneğin başvurucu, mahkemenin hangi oturumda hangi savunma delilini tartışmadan hüküm kurduğunu ve bu eksikliğin sonucu nasıl etkilediğini açıklar. Böylece olay ile ihlal edildiği ileri sürülen hukuk kuralı arasında anlaşılır bir bağ kurar.

Temyiz hukukî denetim, istinaf olay ve hukuk denetimi yapar

İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi olayın nasıl gerçekleştiğini, delillerin ne gösterdiğini ve hukuk kurallarının nasıl uygulandığını birlikte değerlendirebilir. Yargıtay ise dosyada yeni bir olay yargılaması yapmaz; Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün hukuka uygunluğunu denetler.

Delilin elde ediliş yöntemi, belirleyici delilin gerekçede tartışılması, hükmün mantıksal tutarlılığı ve ispat ölçüsünün doğru uygulanması Yargıtayın hukukî denetim alanına girer. Başvurucu bu nedenle tanığın güvenilirliğini baştan tartışmak yerine, beyanındaki belirleyici çelişkinin kararda neden karşılanmadığını ve bu eksikliğin hangi hukukî güvenceyi etkilediğini açıklar.

Yargıtayın inceleme alanını gösterilen nedenler belirler

Yargıtay kural olarak temyiz dilekçesinde belirtilen noktaları inceler. Başvurucu usule ilişkin bir aykırılık ileri sürüyorsa aykırılığın dayandığı olayı da dilekçede gösterir. Örneğin müdafi bulunması zorunlu bir duruşmanın müdafisiz yapıldığını ileri süren başvurucu, ilgili duruşma tarihini ve eksikliğin hükme etkisini açıklar.

CMK m. 289 bazı aykırılıkları “hukuka kesin aykırılık” sayar. Mahkemenin kanuna uygun kurulmaması, görevli olmaması, savunma hakkının sınırlandırılması, hükmün gerekçe içermemesi ve hukuka aykırı delile dayanması bu gruptadır. Usulüne uygun temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay, bu aykırılıkları dilekçede ayrıca yazılmamış olsa da dikkate alır. Başvurucu yine de dosyada gördüğü her belirleyici aykırılığı açıkça yazar.

Yargıtay öncelikle sürenin, başvuru hakkının, kararın temyize açıklığının ve temyiz nedeninin bulunup bulunmadığını denetler. Bu koşullardan biri yoksa başvuruyu usulden reddeder. Koşullar varsa kararı hukukî yönden inceler; aykırılık görmezse istemi esastan reddeder, sonucu etkileyen aykırılık saptarsa hükmü bozar. Kanunun açıkça izin verdiği sınırlı hâllerde hatayı doğrudan düzelterek karar da verebilir.

Taraflar dilekçe ve tebliğname hakkında görüş sunar

Bölge Adliye Mahkemesi temyiz dilekçesini karşı tarafa tebliğ eder; karşı taraf iki hafta içinde yazılı cevap verebilir. Dosya Yargıtaya ulaştığında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bir tebliğname hazırlar. Bu belge, Başsavcılığın temyiz hakkında Yargıtay dairesine sunduğu hukukî görüştür; mahkeme kararı değildir.

Yargıtay dairesi tebliğnameyi hükmü temyiz edenlere; tebliğname aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş taşıyorsa sanık veya müdafii ile katılan veya vekiline tebliğ eder. İlgili taraf iki hafta içinde yazılı cevap sunabilir. Başvurucu tebliğnameyi, temyiz dilekçesini ve BAM gerekçesini yan yana okuyarak Başsavcılığın hangi iddiayı nasıl karşıladığını belirler ve cevabını bu noktaya yöneltir.

On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde Yargıtay, incelemeyi uygun görürse duruşma yapabilir ve duruşma gününü sanığa, katılana, müdafiye ve vekile bildirir. Tutuklu sanığı duruşmada müdafii temsil eder; CMK m. 299/2 tutuklu sanığa katılma istemi tanımaz.

Yalnız sanık lehine temyizde ceza ağırlaştırılamaz

Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse bozma sonrasında yeniden verilen hükümde önceki cezadan daha ağır bir ceza kurulamaz. Buna aleyhe değiştirme yasağı denir. Güvence, sanığın kanun yoluna başvurduğu için daha ağır bir cezayla karşılaşma endişesini azaltır.

Mahkeme bu sınırı belirlerken Cumhuriyet savcısının ve katılanın sanık aleyhine geçerli bir temyizinin bulunup bulunmadığını da kontrol eder. Başvurucu da dosyadaki bütün temyiz dilekçelerini bu nedenle birlikte inceler.

Başvurucu kararları, tutanakları ve tebliğ kaydını birlikte okur

Başvurucu temyiz nedenini kurarken Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararını, ilk derece mahkemesi hükmünü, tebliğ belgesini, istinaf dilekçesini, duruşma tutanaklarını ve tartışmalı delilleri birlikte okur. Bu karşılaştırma, BAM'ın hangi iddiaya nasıl cevap verdiğini ve hukukî hatanın hükmün neresinde oluştuğunu gösterir.

Başvurucu önce karar tarihi ve tebliğ kaydıyla süreyi hesaplar. Ardından kararın CMK m. 286 uyarınca temyize açıklığını belirler. Son olarak her temyiz nedenini karardaki ilgili bölüm ve dosyadaki dayanağıyla yazar. Bu sıra hem süre kaybını hem de başvurunun yalnız genel sözlerden oluşması riskini azaltır.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 263, 286-303 ve 307
  2. 7499 sayılı Kanun, m. 19-22
  3. AYM, E. 2022/144, K. 2023/137, 26.7.2023
  4. AYM, Hüseyin Volkan Kurt, B. No. 2019/42687, 8.3.2023
  5. AİHM, Walchli/Fransa, B. No. 35787/03, 26.7.2007
  6. AİHM, Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No. 12945/87, 16.12.1992
  7. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/59, K. 2025/46, 5.2.2025
  8. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/292, K. 2020/194, 14.5.2020
  9. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/7752, K. 2026/2788, 24.3.2026