Duruşma tutanağı, mahkeme salonunda yapılan işlemlerin resmî kaydıdır. Sanığın savunması, tanıkların söyledikleri, delil talepleri, mahkemenin bu talepler hakkında verdiği kararlar, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaası ve sanığın son sözü bu kayıtta yer alır.

İstinaf ve temyiz mercileri duruşmada hangi işlemin yapıldığını kural olarak bu belge üzerinden belirler. Bu nedenle sanık ve müdafi, önemli açıklamalar ile taleplerin doğru kayda geçtiğini mümkünse oturum sona ermeden kontrol eder.

Tutanağın zorunlu içeriği

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 219. maddesi her duruşma için tutanak tutulmasını zorunlu kılar. Mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tutanağı imzalar. Mahkeme oturumu teknik araçla kaydetmişse kaydı gecikmeden yazıya dönüştürür ve aynı kişiler bu metni de imzalar.

Kanunun 220 ve 221. maddeleri tutanakta bulunması gereken bilgileri belirler. Mahkemenin adı, duruşmanın tarihi, hâkimler, Cumhuriyet savcısı ve zabıt kâtibi başlıkta gösterilir. Tutanakta ayrıca şu işlemler yer alır:

  • Duruşmaya katılan sanık, müdafi, katılan, vekil, tanık ve bilirkişiler,
  • Sanığın savunmasının özü ile tanık ve bilirkişi açıklamaları,
  • Duruşmada okunan belgeler ve okunmasından vazgeçilen belgeler,
  • Cumhuriyet savcısının, sanığın, müdafiin ve diğer tarafların talepleri,
  • Mahkemenin talepleri reddetmişse ret gerekçesi,
  • Ara kararlar, esas hakkındaki mütalaa, sanığın son sözü ve hüküm.

Esas hakkında mütalaa, Cumhuriyet savcısının deliller tartışıldıktan sonra sanığın hangi suçtan cezalandırılmasını veya beraatini istediğini açıkladığı son görüşüdür. Son söz ise hüküm verilmeden hemen önce sanığa tanınan son açıklama imkânıdır. Zabıt kâtibi her iki işlemi de ayrı kayıtlar hâlinde tutanağa geçirir.

Belgenin işlevi

Tutanağın ispat gücü

CMK m. 222'ye göre duruşmanın nasıl yapıldığı ve kanundaki usule uyulup uyulmadığı yalnız duruşma tutanağıyla ispatlanabilir. Tutanak bu nedenle güçlü bir resmî belgedir. Bir üst mahkeme, sanığa son söz verilip verilmediğini, savunmanın delil talebinde bulunup bulunmadığını veya tanığın gerçekten dinlenip dinlenmediğini önce bu kayda bakarak inceler.

Bu kuralın etkisi bir Yargıtay kararında açıkça görülür. Duruşma tutanağı, sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmediğini gösteriyordu. Hâkim ve zabıt kâtibi daha sonra bu cümlenin yanlış yazıldığını belirten yeni bir tutanak düzenledi. Yargıtay 13. Ceza Dairesi, sonradan hazırlanan kaydın duruşma tutanağını değiştirmeye yetmeyeceğine karar verdi. Davaya, sanığın vazgeçmeyi kabul etmediği esas alınarak devam edilmesi gerektiğini belirtti.

Bu örnek, tutanaktaki tek bir cümlenin bir hakkın kullanılıp kullanılmadığına ilişkin kanun yolu incelemesini belirleyebildiğini gösterir.

Söylenen sözün anlamı kaybolmamalıdır

Duruşmada konuşulan her kelime her zaman aynen yazılmaz. Hâkim, beyanın davayla ilgili bölümünü tutanağa geçirir. Fakat özetleme, açıklamanın anlamını değiştirmemeli; savunmanın dayandığı olguyu, talebi veya itirazı ortadan kaldırmamalıdır.

Bu sorun özellikle söylenen sözün kendisinin suçun konusu olduğu davalarda daha belirgindir. Örneğin hakaret davasında gerçek ifade yazılmayıp yalnız “sinkaflı sözler söyledi” denildiğinde, hangi sözün kullanıldığı ve o sözün hakaret oluşturup oluşturmadığı denetlenemez. Benzer biçimde sanık “Olay yerinde değildim, şu iş yerindeydim” dediği hâlde tutanağa yalnız “Suçlamayı kabul etmedi” yazılması, savunmanın dayandığı somut olguyu kaybettirebilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2026 tarihli bir kararında, yazılı tutanak ile SEGBİS kaydının çözümü arasında tanıkların dinlenmesi, savcının mütalaası ve son söz bakımından ciddi farklılıklar vardı. Daire, bu belirsizliğin savunma hakkını kısıtladığı sonucuna vardı. Bu örnek, teknik kayıt ile yazılı metin arasında önemli fark gören kişinin hangi işlem ve cümlenin ayrıştığını açıkça belirtmesi gerektiğini gösterir.

Delillerin tartışıldığına ilişkin kayıt

Hâkim, kararını duruşmaya getirilmiş ve tarafların huzurunda tartışılmış delillere dayandırır. Mahkeme bir raporu veya belgeyi duruşmada okur ya da içeriğini anlatır; ardından taraflara delil hakkında açıklama yapma imkânı verir.

Duruşma tutanağı, bu işlemlerin yapılıp yapılmadığını gösterir. “Belge okundu” veya “içeriği anlatıldı” kaydının yanında tarafların açıklaması ve varsa itirazı da yer almalıdır. Tutanağın hiçbir yerinde belirli bir delilin duruşmaya getirildiği ve tartışıldığı görülmüyorsa mahkemenin hükmünü bu delile dayandırması savunma açısından ciddi bir itiraz konusu olur.

Anayasa Mahkemesi de duruşma tutanağının, hâkimin tanığı bizzat dinlemesinin yerini her zaman tutmadığını belirtir. Erdal Sonduk kararında mahkûmiyette belirleyici olan tanıkları hükmü kuran heyet dinlememişti. Önceki anlatımlar dosyada ve tutanaklarda bulunsa da heyetin tanıkları doğrudan gözlemleyememesi adil yargılanma hakkını ihlal etti. Demek ki tutanak yapılan işlemi ispatlar; yapılması gereken işlemin kendisinin yerine geçmez.

Atılabilecek adım

Eksik veya yanlış kayıt karşısında atılacak adım

Sanık veya müdafi eksikliği duruşma sürerken fark ederse hangi cümlenin yanlış yazıldığını ve tutanağa hangi açıklamanın eklenmesini istediğini açıkça söyler. Örneğin “Tanığın olay saatinde başka yerde bulunduğunu gösteren kamera kaydının getirtilmesi talebimizin ve bu talep hakkında verilen kararın tutanağa geçirilmesini istiyoruz” diyebilir.

Mahkeme talebi reddederse zabıt kâtibi talebi, kararı ve ret gerekçesini tutanağa geçirir. Böylece istinaf veya temyiz mercii savunmanın ne istediğini ve mahkemenin hangi gerekçeyle reddettiğini inceleyebilir.

Sanık veya müdafi eksikliği oturumdan sonra fark ederse duruşma tarihini, tartışmalı kaydı, gerçekte yaptığı açıklamayı ve eksikliğin savunmaya etkisini dilekçede ayrı ayrı göstererek mahkemeye sunabilir. Mahkeme dilekçeyi dosyaya alır; dilekçe imzalanmış tutanağın içeriğini değiştirmez. CMK m. 222 uyarınca duruşma işlemi tutanakla ispatlandığından, kanun yolu başvurusunda eksikliğin hangi hakkın denetlenmesini engellediği ayrıca açıklanmalıdır.

AİHM'in Deli/Moldova Cumhuriyeti kararı bu noktada dikkat çekicidir. Başvurucu, hâkimin davranışı ve reddi talebinin tutanağa eksik geçirildiğini belirterek yazılı itiraz etmişti. Bu itiraz dosyaya eklenmedi ve hiçbir mahkeme tarafından gerçek biçimde incelenmedi. AİHM, başvurucunun tarafsızlık şikâyetini inceletebilmesi için önemli olan bu usul yollarının işlememesi nedeniyle ihlal kararı verdi.

Eksikliğin hükme etkisi

Kanun yolu mercii eksikliğin davanın sonucunu ve savunma hakkını etkileyip etkilemediğini inceler. İlk sayfadaki bir imza eksikliği, dosyanın şartlarına göre son sözün hiç sorulmamasıyla aynı ağırlığı taşımaz. Ceza Genel Kurulu, mutlak hukuka aykırılık oluşturmayan biçim eksikliklerinde hatanın hükme etkisine bakılması gerektiğini kabul eder.

Bu nedenle kanun yolu başvurusu iki bağı kurmalıdır: Tutanakta bulunmayan işlem hangi hakkın kullanıldığını gösterir ve bu eksiklik hükmün denetlenmesini nasıl etkiler?

Oturumdan sonra karşılaştırılacak kayıtlar

Sanık ve müdafi tutanağı duruşmada kullanılan haklar ve mahkemenin kararları bakımından şu sırayla karşılaştırabilir:

  1. 1

    Duruşmaya katılanlar ile sanığın salonda veya SEGBİS bağlantısında bulunması.

  2. 2

    Savunmanın dayandığı olaylar ile tanık ve bilirkişi açıklamalarının önemli bölümleri.

  3. 3

    Delil toplama, tanık dinletme, bilirkişi incelemesi ve süre talepleri.

  4. 4

    Mahkemenin talepler hakkında verdiği kararlar ve ret gerekçeleri.

  5. 5

    Okunan belgeler, tarafların açıklamaları ve itirazları.

  6. 6

    Esas hakkında mütalaa, mütalaaya karşı savunma, son söz, ara karar ve kısa hüküm.

Delilin sınırıHukuka aykırı delil nedir? Suç vasfı değişirseEk savunma hakkı Savunma güvencesiMüdafi yardımından yararlanma

Başlıca kaynaklar

  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 216, 217 ve 219-222
  2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/7-1554, K. 2013/256, 21.5.2013
  3. Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2020/3322, K. 2020/6961, 7.9.2020
  4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2026/1187, K. 2026/3119, 12.3.2026
  5. AYM, Erdal Sonduk [GK], B. No. 2020/23093, 15.2.2024
  6. AİHM, Deli/Moldova Cumhuriyeti, B. No. 42010/06, 22.10.2019
  7. Ahmet Haşim Alagüney, “Ceza Yargısı Duruşmalarında Ses ve Görüntü Kaydı Alınmasının Aleniyet İlkesi Çerçevesinde Değerlendirilmesi”, Eskişehir Barosu Dergisi, 2023
  8. Veysel Candan Canoğlu, “Yargı Kararlarında Kullanılan Sinkaflı Sözlerle Hakaret İbaresinin Hakaret Suçu Bağlamında Değerlendirilmesi”, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2024