Mahkeme, iddianamede anlatılan fiilin savcının gösterdiği suçtan farklı bir suçu oluşturduğunu düşünebilir. Böyle bir durumda ek savunma hakkı tanımadan sanığı farklı suçtan cezalandıramaz. Önce hangi hukukî nitelendirmenin gündeme geldiğini açıkça bildirmeli ve sanığa buna karşı savunma yapabileceği gerçek bir imkân vermelidir. Ceza muhakemesinde buna ek savunma hakkı denir.
Ek savunma yalnız usulen sorulan bir cümle değildir. Yeni suçun unsurları veya uygulanması düşünülen ceza artırımı, önceki savunmadan farklı bir açıklama ya da delil gerektirebilir. Sanık değişikliği hükümle birlikte öğrenirse savunmasını yeni ihtimale göre kurmak için artık geç kalmıştır.
Mahkeme iddianamedeki suçla bağlı mıdır?
Mahkeme iddianamede anlatılan fiille bağlıdır; savcının o fiile verdiği hukukî adla bağlı değildir. Fiil, davaya konu edilen somut olaydır. Örneğin kimin, ne zaman, nerede ve hangi davranışla suçlandığını gösterir. Suçun hukukî niteliği ise bu olayın kanunda hangi suçu oluşturduğuna ilişkin değerlendirmedir.
Bu ayrım önemlidir. Savcı bir para alışverişini rüşvet olarak nitelendirmiş olabilir. Mahkeme aynı olayın görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu düşünebilir. Mahkeme bu farklı nitelendirmeyi değerlendirme yetkisine sahiptir. Ancak rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlarının unsurları aynı değildir. Sanık, değişikliği önceden öğrenmeden hangi unsura karşı açıklama yapacağını ve hangi delili sunacağını bilemez.
Anayasa Mahkemesi, İsmail Reçber kararında bu durumu inceledi. Rüşvet alma suçundan açılan dava görevi kötüye kullanma mahkûmiyetiyle sonuçlanmış, başvurucuya ek savunma imkânı tanınmamıştı. AYM, uygulanacak cezanın miktarından bağımsız olarak değişen suçlamanın bildirilmesi gerektiğine karar verdi.
Ek savunma hangi durumlarda verilir?
CMK m. 226 iki temel durumu düzenler. Birincisi, iddianamede anlatılan fiilin hukukî niteliğinin değişmesidir. İkincisi, cezayı artıracak veya cezaya ek bir güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektirecek hâlin ilk kez duruşmada ortaya çıkmasıdır.
Suçun hukukî niteliği değişirse
Hırsızlık olarak nitelendirilen aynı fiilin güveni kötüye kullanma, özel hayatın gizliliğini ihlal olarak nitelendirilen aynı fiilin müstehcenlik veya rüşvet olarak nitelendirilen aynı fiilin görevi kötüye kullanma sayılması ihtimali bu gruptadır. Değişiklik sanığın lehine daha az ceza öngören bir suça doğru olsa bile ek savunma güvencesi devam eder. Çünkü savunmanın konusu yalnız cezanın ağırlığı değildir; suçun unsurları ve buna verilecek cevap da değişmektedir.
Ceza artırımı ilk kez gündeme gelirse
İddianamede istenmeyen zincirleme suç hükmünün, suçun silahla veya birden fazla kişiyle işlendiğine ilişkin nitelikli hâlin ya da başka bir ceza artırımı nedeninin duruşmada ilk kez uygulanması düşünülüyorsa sanığa bu ihtimal bildirilmelidir.
Burada her ceza farkı otomatik olarak ek savunma doğurmaz. Ceza Genel Kurulu, iddianamede açıkça istenen haksız tahrik indiriminin hükümde uygulanmamasını incelediği bir kararda, konunun duruşmanın başından beri savunmaya açık olduğunu ve yeni bir durumun ilk kez ortaya çıkmadığını belirtti. Bu nedenle belirleyici soru şudur: Sanığın önceden bilmediği yeni bir suç vasfı veya ceza artırımı mı ortaya çıktı, yoksa iddianamede zaten gösterilen konu mu değerlendirildi?
Ek savunma yeni bir suç için dava açılmasının yerini tutmaz
Mahkemenin hukukî nitelendirmeyi değiştirme yetkisi, iddianamede anlatılmayan bağımsız bir olayı yargılama yetkisi vermez. Ek savunma aynı fiilin başka bir kanun hükmü altında değerlendirilmesini mümkün kılar; dosyaya sonradan giren ayrı bir fiili iddianamenin parçası yapmaz.
Örneğin iddianamede yalnız belirli eşyaların çalınması anlatılmışsa, aynı gece gerçekleştiği ileri sürülen fakat iddianamede bağımsız biçimde anlatılmayan işyeri dokunulmazlığının ihlali eylemi sırf sanığa ek savunma sorularak hükme bağlanamaz. Yeni fiil hakkında savcılığın soruşturma yapması ve şartları varsa ayrı bir iddianame düzenlemesi gerekir.
Bu sınır, savunma bakımından somut bir güvence sağlar. Kişi yargılama boyunca hangi olaya cevap vereceğini bilmelidir. Davanın olay sınırı ek savunma adı altında genişletilirse sanık, hakkında usulüne uygun biçimde dava açılmamış bir eylemden mahkûm olabilir.
Bildirim neyi içermelidir?
Mahkeme, uygulanması düşünülen yeni suç veya artırım hükmünü sanığın anlayabileceği açıklıkta bildirmelidir. Yalnız “ek savunman nedir?” denilmesi, değişikliğin ne olduğu anlaşılmıyorsa yeterli bir savunma imkânı sağlamaz.
Sanık şu üç bilgiyi anlayabilmelidir:
- İddianamedeki hangi fiilin hukukî değerlendirmesinin değiştiğini,
- Uygulanması düşünülen yeni suçun veya ceza artırımının hangisi olduğunu,
- Hemen savunma yapmak zorunda olmadığını ve hazırlanmak için süre isteyebileceğini.
AİHM, Pélissier ve Sassi/Fransa kararında sanığın yalnız isnat edilen olaydan değil, o olaya verilen hukukî nitelikten de ayrıntılı biçimde haberdar edilmesi gerektiğini belirtti. Başvurucular, farklı hukukî nitelendirmeyi ancak istinaf kararıyla öğrenmişti. AİHM’ye göre mahkemenin olayları yeniden nitelendirme yetkisi vardır; fakat savunma bu yeni ihtimale zamanında cevap verebilmelidir.
Ek savunma için süre kaç gündür?
Kanun, ek savunma için üç gün, yedi gün veya başka bir sabit süre belirlememiştir. CMK m. 226/3'e göre sanık isterse mahkeme ek savunmasını hazırlaması için süre verir. Sürenin uzunluğu dosyanın kapsamına ve yeni nitelendirmenin savunmada doğuracağı ihtiyaca göre belirlenir.
Yeni ihtimal yalnız kısa bir hukukî açıklama gerektiriyorsa daha sınırlı bir süre yeterli olabilir. Yeni tanıkların bildirilmesi, bir belgenin temini, uzman incelemesi veya kapsamlı dosya çalışması gerekiyorsa bunların yapılmasına elverecek süre tanınmalıdır. Süre talebinde yalnız “süre istiyorum” demek yerine hangi hazırlığın neden gerektiğini açıklamak, ihtiyacın mahkemece görülmesini kolaylaştırır.
Süre isteyen sanıktan aynı oturumda ayrıntılı ek savunma yapması beklenmemelidir. Sürenin amacı zaten yeni suçlama ihtimaline hazırlıksız cevap verilmesini önlemektir. Buna karşılık sanık değişikliği anladığını ve süre istemediğini belirterek hemen savunma yapabilir. Önemli olan bu tercihin gerçek bilgiye dayanmasıdır.
Bildirim sanığa mı, müdafiine mi yapılır?
Güncel CMK m. 226/4'e göre bildirim sanığa ve varsa müdafiine yapılır. Müdafi de sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada bulunan son adresine bildirim yapılamazsa veya sanık bildirime rağmen duruşmaya gelmezse müdafie yapılan bildirim yeterli kabul edilir.
Bu düzenleme 14 Kasım 2024 tarihinde değişti. Önceki metin bildirimin yalnız müdafie yapılmasını yeterli görüyordu. Anayasa Mahkemesi 22 Şubat 2024 tarihli kararında bu kuralı iptal etti. AYM'ye göre kişinin müdafi seçmesi, değişen isnadı bizzat öğrenme ve kendi savunmasını yapma haklarından vazgeçtiği anlamına gelmez. Güncel uygulama incelenirken eski karar ve açıklamalardaki önceki madde metniyle yeni düzenleme karıştırılmamalıdır.
Ek savunma bildirildiğinde ne yapılmalıdır?
Önce duruşma tutanağına veya ara karara bakılarak değişikliğin tam olarak ne olduğu belirlenir. Ardından yeni hükmün unsurları iddianamede anlatılan olay ve dosyadaki delillerle karşılaştırılır.
- 01
Yeni suçun veya artırımın hangi unsurunun gerçekleşmiş sayıldığı belirlenir.
- 02
Mahkemenin bu unsuru hangi delile dayandırdığı incelenir.
- 03
İddianamede bu unsuru oluşturan olayın açıkça anlatılıp anlatılmadığı kontrol edilir.
- 04
Farklı bir belge, tanık, uzman görüşü veya hukukî açıklama gerekiyorsa hazırlanma süresi istenir.
- 05
Değişikliğin aynı fiile mi, yoksa iddianame dışında kalan ayrı bir fiile mi ilişkin olduğu açıklanır.
Ek savunma, önceki beyanların tekrarı olmak zorunda değildir. Yeni ihtimale karşı maddi olay, delil ve hukuk yönünden ayrı açıklama yapılabilir. Gerekiyorsa yeni delilin toplanması da istenebilir.
Ek savunma verilmeden hüküm kurulursa ne olur?
Suçun hukukî niteliği veya ceza artırımı sanığa bildirilmeden hükme esas alınırsa savunma hakkı sınırlandırılmış olabilir. Bu aykırılık, kararın niteliğine göre istinaf veya temyiz başvurusunda ileri sürülebilir. Başvuruda yalnız “ek savunma verilmedi” denilmesi yerine değişen suç veya artırım hükmü, bunun ne zaman öğrenildiği ve savunmada hangi farklı açıklama ya da delilin sunulamadığı gösterilmelidir.
Kanun yolu incelemesinde dosyanın tamamı önem taşır. Mahkeme değişikliği sanığa açıkça bildirmiş, hazırlanması için imkân vermiş ve sanık süre istemediğini söylemişse savunma hakkı ihlal edilmiş sayılmaz. AİHM, Ujlaki ve Piskóti/Macaristan kararında muhtemel iki hukukî nitelendirmenin sanıklara önceden ayrı kararlarla bildirildiğini ve savunmanın bunlara cevap verebildiğini dikkate alarak ihlal bulmadı.
Tersi durumda ise değişikliği yalnız hükümden öğrenmek açık bir sorun yaratır. Savunma, karar verildikten sonra değil karar verilmeden önce mahkemenin değerlendirmesine etki edebilmelidir.
Ek savunma, değişen suçlamaya zamanında cevap verme imkânıdır
Ek savunma hakkı, mahkemenin aynı fiile farklı bir hukukî nitelik verebilmesi ile sanığın neye karşı savunma yaptığını bilmesi arasında denge kurar. Mahkeme suç vasfını veya ilk kez ortaya çıkan ceza artırımını açıkça bildirir; sanık da yeni ihtimale karşı hazırlanmak için süre isteyebilir ve savunmasını tamamlayabilir.
Ancak ek savunma iddianameyi genişletmez. İddianamede anlatılmayan bağımsız bir fiil, ek savunma yoluyla davaya eklenemez. Bu nedenle somut dosyada önce değişikliğin aynı fiilin hukukî niteliğine mi, ceza artırımına mı yoksa ayrı bir olaya mı ilişkin olduğu belirlenmelidir.
Başlıca hukukî kaynaklar
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 225-226
- AYM, T.K., B. No: 2019/7210, 28.12.2021
- AYM, İsmail Reçber, B. No: 2021/7616, 7.6.2023
- AYM, E. 2023/163, K. 2024/57, 22.2.2024
- AİHM, Pélissier ve Sassi/Fransa [BD], B. No: 25444/94, 25.3.1999
- AİHM, Block/Macaristan, B. No: 56282/09, 25.1.2011
- AİHM, Ujlaki ve Piskóti/Macaristan, B. No: 6668/14, 26.2.2019
- Yargıtay CGK, E. 2023/475, K. 2025/565, 10.12.2025
- Yargıtay CGK, E. 2022/576, K. 2025/328, 10.9.2025
- Yargıtay 2. CD, E. 2026/3372, K. 2026/8002, 4.5.2026
- Yargıtay 4. CD, E. 2023/12872, K. 2023/22179, 9.10.2023
- Yargıtay 18. CD, E. 2016/17308, K. 2019/1662, 17.1.2019
- İstanbul BAM 6. CD, E. 2018/3282, K. 2019/289, 5.2.2019
- Süleyman Emre Özdemir, “Ek Savunma Hakkı (CMK m. 226)”, İnÜHFD, 2019
- Ahmet Gökcen, “Ceza Muhakemesinde Son Karar (Hüküm) Devresi”, ASBÜHFD, 2024
