Katalog suç, kanunun belirli bir hukukî sonuç için tek tek saydığı suçlardan her biridir. Tutuklama bakımından esas alınan katalog, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 100. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alır.
Bir suçun bu listede bulunması, şüpheli veya sanığın mutlaka tutuklanacağı anlamına gelmez. CMK m. 100/3, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri varsa tutuklama nedeninin var sayılabilmesine imkân tanır. Bunun yanında tutuklamanın ölçülü olması ve daha hafif bir tedbir olan adli kontrolün neden yetersiz kalacağının açıklanması gerekir.
Katalog suç kavramı
“Katalog”, kanunda belirli bir konu için oluşturulmuş sınırlı listeyi ifade eder. Bir suç, yalnız ağır görüldüğü veya toplumda tepki doğurduğu için katalog suç hâline gelmez; ilgili kanun hükmünde açıkça sayılması gerekir.
Metinde kullanılan isnat sözcüğü, kişiye yöneltilen suçlamayı ifade eder. Bir suçun kişiye isnat edilmesi ile o suçun sabit görülmesi aynı şey değildir. Suçluluk ancak yargılama sonunda kesinleşmiş hükümle belirlenir.
Bir suçun katalogda bulunması, o suç için öngörülen cezanın mutlaka daha ağır olduğu anlamına gelmez. Katalog, belirli bir koruma tedbirinin veya özel muhakeme usulünün hangi suçlarda uygulanabileceğini gösterir. Koruma tedbiri, ceza yargılaması sonuçlanmadan önce soruşturma veya kovuşturmanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla uygulanan geçici önlemdir. Tutuklama, iletişimin denetlenmesi ve teknik araçlarla izleme farklı koruma tedbirleridir.
Her koruma tedbirinin kataloğu farklıdır
Ceza Muhakemesi Kanunu'nda bütün işlemler için geçerli tek bir katalog suç listesi yoktur. Tutuklama için CMK m. 100/3, iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması için CMK m. 135, gizli soruşturmacı için CMK m. 139, teknik araçlarla izleme için CMK m. 140 ayrı listeler içerir. Bir suçun bu listelerden birinde bulunması, diğerlerinde de bulunduğu anlamına gelmez.
CMK 100 kapsamındaki katalog suçlar
11 Ağustos 2026 tarihinde kontrol edilen güncel resmî CMK metnine göre tutuklama nedeni var sayılabilecek katalog suçlar aşağıdadır.
CMK'da topluca sayılan Türk Ceza Kanunu suçları
- Soykırım, insanlığa karşı suçlar ve bu suçlar için örgüt kurmaTCK m. 76, 77 ve 78
- Göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretiTCK m. 79 ve 80
- Kasten öldürme, nitelikli hâlleri ve ihmali davranışla kasten öldürmeTCK m. 81, 82 ve 83
- Kasten yaralamanın belirli nitelikli hâlleri ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralamaTCK m. 86/3'ün yalnız (b), (e) ve (f) bentleri ile TCK m. 87'nin tamamı. Bunlar; kendisini savunamayacak kişiye karşı, silahla veya canavarca hisle yaralama ile ağır sonuç doğuran yaralama hâlleridir.
- İşkence ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkenceTCK m. 94 ve 95
- Cinsel saldırının birinci fıkra dışındaki hâlleriTCK m. 102'nin birinci fıkrası katalog dışında; maddenin kalan hâlleri katalog kapsamındadır.
- Çocukların cinsel istismarıTCK m. 103
- Basit ve nitelikli hırsızlık ile basit ve nitelikli yağmaTCK m. 141, 142, 148 ve 149
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretiTCK m. 188
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurmaTCK m. 220'nin ikinci, yedinci ve sekizinci fıkraları katalog dışındadır. Güncel resmî TCK metninde altıncı fıkra AYM kararıyla iptal edilmiştir.
- Devletin güvenliğine karşı belirli suçlarYalnız TCK m. 302, 303, 304, 307 ve 308. TCK m. 305 ve 306 bu katalogda değildir.
- Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlarTCK m. 309'dan m. 315'e kadar olan suçlar. TCK m. 316 bu katalogda değildir.
Özel kanunlarda düzenlenen katalog suçlar
- Silah kaçakçılığı suçları6136 sayılı Kanun m. 12
- Bankacılık zimmetiCMK'nın 4389 sayılı Kanun m. 22/3-4'e yaptığı atıf, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 169 uyarınca güncel Kanunun ilgili hükümleriyle, özellikle m. 160'la birlikte okunur.
- Hapis cezasını gerektiren kaçakçılık suçlarıCMK'daki 4926 sayılı Kanun atfı, 5607 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince güncel Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na yapılmış sayılır.
- Kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin suçlar2863 sayılı Kanun m. 68 ve 74
- Kasten orman yakma suçları6831 sayılı Orman Kanunu m. 110/4-5
- Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin sayılan suçlar2911 sayılı Kanun m. 33
- Terörle Mücadele Kanunu'nda belirtilen suçlar3713 sayılı Kanun m. 7/3
Kasten yaralamanın ayrıca katalog kapsamında olduğu durumlar
- Kadına karşı işlenen kasten yaralamaSuçun kadına karşı işlenmesi ayrıca katalog kapsamında sayılmıştır.
- Sağlık personeline karşı işlenen kasten yaralamaFiilin sağlık kurum ve kuruluşunda görev yapan personele karşı, görevi sırasında veya görevi dolayısıyla işlenmesi gerekir.
- Kanunda sayılan eğitim çalışanlarına karşı işlenen kasten yaralamaCMK m. 100/3-k'de belirtilen yönetici, öğretmen, öğretici, rehber danışman ve diğer eğitim çalışanlarına karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen fiiller kapsamdadır.
Madde ve fıkra ayrımları belirleyicidir. Bir suçun yalnız adını bilmek, katalog kapsamında olup olmadığını anlamaya her zaman yetmez. Örneğin TCK m. 102'nin birinci fıkrası ile TCK m. 220'nin ikinci, yedinci ve sekizinci fıkraları açıkça katalog dışında bırakılmış; devletin güvenliğine karşı suçlarda ise bölümün tamamı yerine yalnız belirli maddeler sayılmıştır.
CMK m. 100/3 metninde yürürlükten kaldırılmış 4389 ve 4926 sayılı kanunlara yapılan atıflar hâlen yer almaktadır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 169 ile 5607 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi, bu eski atıfların güncel kanunların ilgili hükümlerine yapılmış sayılacağını düzenlemektedir.
Katalog suçlarda tutuklama zorunluluğu yoktur
Kanun, katalog suçlarda “tutuklama kararı verilir” demez. Gerekli koşullar varsa “tutuklama nedeni var sayılabilir” der. Bu ayrım önemlidir. Bir kişiye katalog suç isnat edilmesi, o kişinin mutlaka tutuklanacağı anlamına gelmez. Kararda dosyadaki deliller, kişinin durumu, tutuklamanın ölçülü olup olmadığı ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Ağır bir suçlama söz konusu olduğunda soruşturmanın, delillerin ve yargılamaya katılan kişilerin korunması gerekebilir. Ancak suçlamanın ağır olması, herkes hakkında aynı gerekçeyle tutuklama kararı verilebileceği anlamına gelmez. Kararda, tutuklamanın o kişi ve dosya bakımından neden gerekli görüldüğü açıkça anlatılmalıdır.
Aşağıdaki dört soru, katalog suç isnadı bulunan bir dosyada tutuklama kararı incelenirken birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken konuları göstermektedir:
- Somut delillerKişiyi isnat edilen suçla ilişkilendiren deliller nelerdir?
- Kuvvetli şüpheBu deliller suçun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüpheyi neden göstermektedir?
- Kişisel olgularTutuklama nedeni karinesini çürüten veya zayıflatan dosyaya özgü durumlar var mıdır?
- Son çare denetimiTutuklama neden ölçülüdür ve adli kontrol somut riski neden karşılamaz?
İlk iki soru, kişinin isnat edilen suçla bağlantısını gösteren delillerle ilgilidir. Son iki soru ise neden adli kontrol yerine tutuklamaya başvurulduğunu açıklar. Bir kişinin suçu işlemiş olabileceğine ilişkin kuvvetli şüphe bulunması, tek başına neden tutuklanması gerektiğini göstermez.
Somut delile dayanan kuvvetli şüphe
Kuvvetli suç şüphesi, kişinin isnat edilen suçu işlemiş olabileceğini gösteren somut ve incelenebilir delillere dayanan yoğun şüphedir. Bu aşamada mahkûmiyet için gereken kesinlik aranmaz. Ancak yalnızca tahmine, genel kanaate veya suçun adına dayanılması da yeterli değildir.
Somut delil mutlaka fiziksel eşya demek değildir. Tanık anlatımı, kamera görüntüsü, iletişim içeriği, banka kaydı, dijital veri veya başka bir bilgi de somut delil olabilir. Belirleyici olan, delilin kişiye aidiyetinin ve güvenilirliğinin incelenebilmesi, isnat edilen fiille bağının kurulması ve kuvvetli şüpheye neden ulaştırdığının kararda gösterilmesidir.
8 Temmuz 2021 tarihli 7331 sayılı Kanun, CMK m. 100/3'e “somut delillere dayanan” ibaresini eklemiştir. TBMM komisyon raporunda, katalog suçlarda da kuvvetli suç şüphesinin somut delille gösterilmesi gerektiği ve düzenlemenin otomatik tutuklama algısını gidermeyi amaçladığı belirtilmiştir.
Bu değişiklikten önce öğretide, katalog suçlarda kuvvetli şüphenin ayrıca somut delille desteklenmesinin gerekip gerekmediği tartışılıyordu. Ahmet Zeki Teber'in 2019 tarihli Tutuklama Tedbirinin Bireysel Başvuru Yoluyla Anayasa Mahkemesince İncelenmesi başlıklı yüksek lisans tezinde bu görüş ayrılığı ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Tezde, kişi özgürlüğünü daha güçlü koruyan görüşün, somut olguların tarafsız bir gözlemciyi ikna edecek açıklıkta ortaya konulmasını aradığı belirtilmiştir. 2021 değişikliğiyle somut delil şartı kanun metnine açıkça yazılmıştır.
Tutuklama nedeni karinesinin sınırı
CMK m. 100/3'teki düzenleme, tutuklama nedenine ilişkin bir kanuni karine kurar. Kanuni karine, belirli bir olgu gerçekleştiğinde başka bir olgunun başlangıçta var kabul edilmesine imkân veren hukuk kuralıdır.
Burada karine kişinin suçlu olduğuna değil, kaçma veya delilleri etkileme gibi tutuklama nedenlerinin varlığına ilişkindir. Bunun için önce katalogdaki suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunmalıdır.
Bu karine, kişinin dosyaya özgü durumunun incelenmeyeceği anlamına gelmez. Kişinin çağrı üzerine kendiliğinden gelmesi, sabit ikametgâhının bulunması, soruşturma çağrılarına uyması, delillerin büyük ölçüde toplanmış olması veya daha önce uygulanan adli kontrol yükümlülüklerine uyması, tutuklamanın gerekli olup olmadığını etkileyebilir.
AYM, Engin Demir kararının 66. paragrafında, kanunun karine kabul ettiği bir durumda bile tutuklamayı gerekli kılan somut olguların açıklanmasını istemiştir. Başka bir ifadeyle katalog düzenlemesi dikkate alınır; ancak bu düzenleme otomatik ve tartışmasız bir tutuklama sonucu doğurmaz.
Ölçülülük ve adli kontrol incelemesi
Ölçülülük, özgürlüğe yapılan müdahalenin ulaşılmak istenen meşru amaç için gerekli ve orantılı olmasıdır. Tutuklama mümkün olan en ağır koruma tedbiridir. Bu yüzden aynı amaç daha hafif bir önlemle gerçekleştirilebiliyorsa tutuklamaya başvurulmamalıdır.
CMK m. 101, adli kontrolün neden yetersiz kalacağını gösteren delil ve somut olguların kararda açıkça belirtilmesini ister. Yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, konutu terk etmeme veya belirli yerlere başvurma gibi seçeneklerden hangisinin neden yetersiz olduğu olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
AYM, Mehmet Emin Aslan kararının 60-66. paragraflarında, başvurucunun aynı suçla bağlantılı önceki süreçte adli kontrole uygun davranmasını, yaşını ve sağlık durumunu dikkate almıştır. Adli kontrol yerine tutuklamanın neden ölçülü olduğunun yeterince açıklanmadığı sonucuna varmıştır.
Benzer biçimde E.E.T. kararında, yalnız suçun katalogda bulunması ve adli kontrolün yetersiz kalacağı yönündeki ifadeler, suç tarihinden aylar sonra verilen tutuklama için yeterli görülmemiştir. Tutuklama nedenlerinin somut olayla bağının kurulması aranmıştır.
AİHM'in katalog suç yaklaşımı
AİHM, katalog suçlara ilişkin kanuni karinenin varlığını kabul etmekle birlikte zorunlu tutuklama sisteminin kişi özgürlüğüyle bağdaşmayacağını belirtmektedir.
Mahkeme, Taş ve Diğerleri/Türkiye kararının 13-21. paragraflarında, tutuklama gerekçelerinin soyut, genel veya basmakalıp olamayacağını vurgulamıştır. Suçun katalogda bulunması, suçun niteliği veya beklenen cezanın ağırlığı gerekçe olarak kullanılsa bile özgürlük kuralından ayrılmayı haklı kılan somut olayların ikna edici biçimde gösterilmesi ve kişiselleştirilmiş bir inceleme yapılması gerekir.
Bir tutuklama kararının uzun olması, gerekçesinin yeterli olduğunu göstermez. Kararda hangi delilin kişiyi suçlamayla ilişkilendirdiği, hangi riskin tutuklamayı gerekli kıldığı ve daha hafif bir tedbirin neden yeterli olmayacağı açıkça anlatılmalıdır.
Tutukluluk devam ederken gerekçe güncellenmelidir
İlk tutuklama sırasında var kabul edilen nedenler, tutukluluk sürdükçe güncelliğini korumayabilir. Tanıklar dinlenmiş, dijital materyaller incelenmiş veya diğer deliller toplanmışsa delilleri etkileme ihtimali zayıflayabilir. Kişinin uzun süre boyunca kaçmaya yönelik bir davranış göstermemesi ya da yargılamaya düzenli katılması da kaçma riskinin değerlendirilmesinde önem kazanabilir.
Bu nedenle her tutukluluk incelemesinde kuvvetli suç şüphesini destekleyen delillerin hâlen geçerli olup olmadığı, kaçma veya delilleri etkileme riskinin güncelliği, tutukluluğun ölçülülüğü ve adli kontrolün artık yeterli olup olmayacağı yeniden değerlendirilmelidir. Katalog suç nitelemesi zaman geçtikçe bu soruların yerini alamaz.
Katalog dışındaki suçlarda tutuklama
Bir suçun CMK m. 100/3 kataloğunda bulunmaması, o suç bakımından hiçbir koşulda tutuklama kararı verilemeyeceği anlamına gelmez. Katalog dışındaki suçlarda da kişiyi isnatla ilişkilendiren somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesi ve CMK m. 100/2'deki kaçma, saklanma, delilleri yok etme veya tanık üzerinde baskı kurma gibi bir tutuklama nedeni bulunabilir. Tutuklamanın ölçülü olması ve adli kontrolün yetersizliğinin gerekçelendirilmesi yine gerekir.
Bunun yanında CMK m. 100/4'teki tutuklama yasağı gözetilmelidir. Yalnız adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç olmak üzere, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama yasaktır.
Sık sorulan sorular
Katalog suç işlediği iddia edilen kişi hemen tutuklanır mı?
Hayır. Önce suçun işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunmalıdır. Katalog düzenlemesi tutuklama nedeninin var sayılabilmesine imkân tanısa da tutuklamayı zorunlu kılmaz. Ölçülülük ve adli kontrol değerlendirmesi ayrıca yapılır.
Katalog suçlarda adli kontrol uygulanabilir mi?
Evet. Katalog suç isnadı, adli kontrol uygulanmasına engel değildir. Hâkim, somut riski yurt dışına çıkış yasağı, imza, konutu terk etmeme veya başka bir yükümlülüğün karşılayıp karşılamayacağını değerlendirmelidir.
Katalog suçta şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Katalog suç olmak ile suçun şikâyete bağlı olması farklı konulardır. Şikâyetten vazgeçmenin sonucu, ilgili suçun kanunda şikâyete bağlı düzenlenip düzenlenmediğine göre belirlenir. Bir suçun katalogda yer alması tek başına bu sorunun cevabını vermez.
Katalog suçlar yalnız ağır ceza mahkemesinde mi görülür?
Hayır. “Katalog suç” nitelemesi görevli mahkemeyi tek başına belirlemez. Görevli mahkeme, suç için kanunda öngörülen ceza ve görev kurallarına göre tespit edilir.
Katalog suç olması tutukluluk süresini otomatik olarak uzatır mı?
Hayır. Tutukluluk süreleri CMK m. 102'de; görevli mahkeme, soruşturma veya kovuşturma evresi ve bazı özel suç grupları dikkate alınarak düzenlenmiştir. Yalnız “katalog suç” etiketi bütün suçlar için ortak ve otomatik bir uzun süre yaratmaz.
Suç sonradan katalog dışı bir suça dönüşürse ne olur?
Suçun hukukî niteliği değiştiğinde tutuklama şartları yeni nitelendirmeye göre yeniden incelenmelidir. Katalog karinesine dayanma imkânı ortadan kalkmışsa kaçma veya delilleri etkileme riskinin CMK m. 100/2 kapsamında somut olgularla gösterilmesi gerekir. Ölçülülük ve adli kontrol incelemesi de güncellenmelidir.
Katalog, otomatik tutuklama anlamına gelmez
Katalog suç düzenlemesi, tutuklama nedeninin değerlendirilmesinde kanuni bir karine sağlar; tutuklamayı otomatikleştirmez. Kişiyi suçla ilişkilendiren somut deliller bulunmadan yalnız suçun adına veya ağırlığına dayanılarak tutuklama kararı verilemez.
Kararda yalnızca suçun katalogda bulunduğunun yazılması yeterli değildir. Kişiyi suçlamayla ilişkilendiren deliller, tutuklamayı gerekli kılan risk, tutuklamanın neden ölçülü olduğu ve adli kontrolün neden yeterli olmayacağı somut olay üzerinden açıklanmalıdır. Kişi de tutuklama kararını incelerken bu açıklamaların bulunup bulunmadığına bakabilir.
İlgili incelemeTutuklama Nedenleri Nasıl Değerlendirilir?→ İlgili incelemeTutuklama Kararlarında Somut Delil Şartı→Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, güncel konsolide metin
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, güncel konsolide metin
- 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, özellikle m. 160 ve 169
- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, özellikle geçici m. 1
- TBMM, 7331 sayılı Kanun teklifine ilişkin komisyon raporu
- AYM, Engin Demir [GK], B. No: 2013/2947, 17/12/2015
- AYM, E.E.T., B. No: 2021/35038, 11/7/2024
- AYM, Mehmet Emin Aslan, B. No: 2021/40906, 21/1/2025
- AİHM, Taş ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 41527/17 ve diğer başvurular, 17/12/2024
- Ahmet Zeki Teber, Tutuklama Tedbirinin Bireysel Başvuru Yoluyla Anayasa Mahkemesince İncelenmesi, yüksek lisans tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi, 2019, Tez No. 618759
