Yargıtay bir ceza hükmünü bozduğunda dava kendiliğinden beraatle veya mahkûmiyetle sonuçlanmaz. Bozulan hüküm, bozma kapsamındaki bölüm yönünden artık kesinleşip uygulanacak son karar değildir. Dosyanın gönderildiği mahkeme Yargıtayın gösterdiği hukukî eksikliği giderir, tarafların açıklamalarını alır ve yeniden hüküm kurar.

Bu aşamada yalnız “karar bozuldu” bilgisini bilmek yetmez. Bozma ilamının sonuç bölümü, dosyanın gönderildiği mahkeme, duruşma günü ve yeni hükümde gösterilen kanun yolu birlikte izlenmelidir. Çünkü bozma sonrasındaki usul, Yargıtayın hangi kararı bozduğuna ve dosyayı nereye gönderdiğine göre değişir.

Bozma kararı dosyada neyi değiştirir?

Yargıtay hükmü, sonuca etkili bir hukuk kuralının yanlış uygulanması veya yargılamadaki önemli bir usul eksikliği nedeniyle bozar. Bozma ilamında hangi hatanın bulunduğu ve bu hatanın nasıl giderilmesi gerektiği açıklanır.

Örneğin Yargıtay, sanığın savunma hakkının sınırlandığını belirlemişse mahkeme eksik savunma imkânını sağlamadan aynı hükmü tekrarlayamaz. Suç vasfının yanlış belirlendiğine karar verilmişse mahkeme fiilin doğru kanun maddesi kapsamında nasıl nitelendirileceğini yeniden değerlendirir. Eksik araştırma nedeniyle bozma verilmişse belirtilen deliller toplanır ve sonuçları duruşmada tartışılır.

Mahkeme böylece yalnız eski kararın sonucunu değiştirmez; bozma kararının işaret ettiği meseleyi çözerek yeni bir yargılama yapar. Bu nedenle bozma kararı davanın sonu değil, yeni hükmün hangi eksiklik giderildikten sonra kurulacağını gösteren bir dönüm noktasıdır.

Dosya hangi mahkemeye gider?

Dosyanın döneceği mahkeme her bozma kararında aynı değildir. CMK m. 304, bozulan hükmün türüne göre farklı yollar öngörür.

İlk derece mahkemesinin doğrudan temyize tabi bir hükmü bozulmuşsa dosya kural olarak o mahkemeye gönderilir. Yargıtay bir Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuşsa dosya çoğu durumda kararı bozulan ceza dairesine veya Yargıtayın uygun gördüğü başka bir Bölge Adliye Mahkemesine gider. Bununla birlikte bozma, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkinse kanundaki koşullara göre dosya ilk derece mahkemesine gönderilebilir. Görev veya yetki hatası varsa dosya görevli ya da yetkili mahkemeye yollanır.

Bu ayrımlar nedeniyle dosyanın nereye gideceği tahminle belirlenmemelidir. Yargıtay kararının son paragrafında dosyanın hangi mahkemeye gönderildiği açıkça yazılır. UYAP kaydında görülen gönderme işlemi ile bu sonuç bölümü karşılaştırıldığında yargılamanın nerede devam edeceği anlaşılır.

Savunmanın yeni aşaması

Bozma sonrasında yeniden duruşma yapılır

CMK m. 307 uyarınca dosyayı alan mahkeme taraflara bozma kararına karşı ne söyleyeceklerini sorar. Bu işlem, tarafların yalnız “uyulsun” veya “direnilsin” demesinden ibaret değildir. Sanık, bozma kararının kendi savunmasına etkisini açıklayabilir; eksik görülen delile ilişkin beyanda bulunabilir ve yeni hükmü etkileyebilecek delillerini sunabilir.

Usulüne uygun biçimde çağrılan taraf duruşmaya gelmezse mahkeme bazı hâllerde yargılamayı onun yokluğunda tamamlayabilir. Ancak bozma sonrasında sanığa önceki hükümden daha ağır bir ceza verilmesi ihtimali varsa sanığın bizzat dinlenmesi gerekir. Müdafiin duruşmada bulunması bu kişisel dinlenme zorunluluğunun yerini tutmaz.

Bu güvence uygulamada gerçek bir ihtiyaca cevap verir. AYM, Ali Adaçay kararında bozma sonrasında zorunlu müdafi atanmasına rağmen sanığın bu atamadan haberdar edilmemesini ve müdafiin sanıkla görüşmeden eski savunmayı tekrar etmesini yeterli bulmadı. Savunma yardımının etkili olabilmesi için sanığın bozma kararını bilmesi ve yeni yargılamaya ilişkin savunmasını müdafiiyle gerçekten hazırlayabilmesi gerekir.

Mahkeme bozmaya uyarsa yeniden hüküm kurar

Mahkeme Yargıtay kararına uyduğunda, bozma ilamında gösterilen hukukî eksikliği gidermekle yükümlü olur. Verilen uyma kararından daha sonra vazgeçilemez. Mahkeme gerekli delilleri toplar, tarafların açıklamalarını değerlendirir ve duruşma sonunda yeni bir hüküm kurar.

Uyma kararı mahkemeyi eski dosyadaki bütün değerlendirmeleri aynen tekrarlamaya zorlamaz. Yargılama sırasında yeni bir delil ortaya çıkabilir veya hükmü etkileyen başka bir hukuka aykırılık fark edilebilir. Mahkeme bunları da değerlendirebilir. Fakat Yargıtayın bozma nedeni olarak gösterdiği meseleyi karşılıksız bırakamaz.

Örneğin bozma, belirli bir tanığın dinlenmemesine dayanıyorsa yalnız tanığı çağırmak yeterli değildir. Mahkeme tanığın anlatımını diğer delillerle birlikte tartışmalı ve yeni sonucunu gerekçesinde açıklamalıdır. Aksi hâlde bozma kararının istediği eksiklik gerçekte giderilmemiş olur.

Mahkeme bozma kararına direnebilir mi?

İlk derece mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi, kanundaki istisnalar dışında Yargıtayın bozma kararına direnebilir. Direnme, mahkemenin önceki hukukî görüşünü koruyarak neden bozmaya katılmadığını gerekçelendirmesidir. Dosya önce bozma kararını veren Yargıtay dairesine gider. Daire direnme gerekçesini yerinde görmezse uyuşmazlığı Yargıtay Ceza Genel Kurulu çözer. Ceza Genel Kurulunun kararına karşı direnilemez.

Kararın başlığında “direnme” yazması tek başına yeterli değildir. Mahkeme bozma gerekçesini benimser, yeni delil toplar veya önceki kararından farklı bir gerekçe kurarsa Yargıtay bunu eylemli uyma olarak nitelendirebilir. Bu terim, mahkemenin sözle direndiğini belirtmesine rağmen yaptığı işlemlerle bozma kararına fiilen uyduğunu anlatır. Böyle bir yeni hükmü Ceza Genel Kurulu değil, ilgili Yargıtay dairesi temyizen inceler.

Yeni hükme karşı hangi kanun yoluna başvurulur?

İlk derece mahkemesi Yargıtay bozmasına uyup yeni hüküm kurmuşsa CMK m. 307/3 gereğince bu hüküm, genel istinaf ve temyiz sınırlarına bakılmaksızın doğrudan temyiz edilir. Başvuru Yargıtaya gönderilmek üzere hükmü veren mahkemeye yapılır.

Ancak kararın türü için kanunda özel bir kanun yolu düzenlenmiş olabilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 24 Haziran 2025 tarihli kararında, bozma sonrası verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bakımından yeni tarihli özel düzenlemeyi dikkate aldı. Bu nedenle yeni hükme karşı kullanılacak kanun yolu yalnız “bozmaya uyuldu” denilerek belirlenmemelidir. Kararın türü, tarihi ve sonuç bölümündeki kanun yolu bildirimi birlikte okunmalıdır.

Mahkemenin bozma kararına direnmesi hâlinde ise direnme hükümlerine özgü inceleme yolu işler. Dosyanın Yargıtay dairesine mi, Ceza Genel Kuruluna mı gideceği kararın gerçek içeriğine göre belirlenir.

Bozma sonrasında ceza artabilir mi?

Hüküm yalnız sanık tarafından veya sanık lehine temyiz edilmişse yeni hükümdeki ceza önceki hükümdeki cezadan daha ağır olamaz. Aleyhe değiştirme yasağı adı verilen bu güvence, sanığın kanun yoluna başvurduğu için daha ağır bir cezayla karşılaşmasını önler.

Buradaki sınır, dosyanın tamamının aynı biçimde sonuçlanacağı anlamına gelmez. Mahkeme suçun hukukî niteliğini veya gerekçesini yeniden değerlendirebilir; fakat sonuç ceza önceki hükümdeki cezanın üzerine çıkamaz. Buna karşılık Cumhuriyet savcısının veya katılanın sanık aleyhine geçerli bir temyiz başvurusu varsa bu koruma aynı biçimde uygulanmayabilir. Bu nedenle ceza ihtimali değerlendirilirken dosyadaki bütün temyiz başvuruları incelenmelidir.

Dosyayı izleme sırası

Bozma kararından sonra dosyada ne yapılmalıdır?

Bozma sonrası ilk iş, kararın yalnız gerekçe bölümünü değil sonuç bölümünü de dikkatle okumaktır. Aşağıdaki sıra, dosyanın yeni aşamasını takip etmeyi kolaylaştırır:

  1. 01

    Bozma nedenini belirleyin. Yargıtayın hangi delil, savunma hakkı, suç vasfı veya ceza hesabı nedeniyle hükmü bozduğunu tespit edin.

  2. 02

    Dosyanın gönderildiği mahkemeyi kontrol edin. Kararın son paragrafını UYAP'taki gönderme ve yeni esas kaydıyla karşılaştırın.

  3. 03

    Duruşma çağrısını izleyin. Tebligat adresinin güncel olduğundan emin olun. Sanığın daha ağır ceza ihtimali nedeniyle bizzat dinlenmesi gerekiyorsa duruşma hazırlığını buna göre yapın.

  4. 04

    Bozma nedenine cevap veren savunmayı hazırlayın. Toplanması istenen delil, giderilecek eksiklik ve sonuca etkili yeni gelişmeler hakkında belgeli ve belirli açıklamalar sunun.

  5. 05

    Yeni hükmün kanun yolunu ve süresini ayrı hesaplayın. Önceki hüküm için kullanılan başvuru yolu yeni karar bakımından aynen geçerli olmayabilir.

Bozma ilamı, yeni yargılamanın en önemli belgesidir; fakat tek belge değildir. Önceki gerekçeli karar, temyiz dilekçeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesi, duruşma tutanakları ve bozma sonrasında toplanan deliller birlikte incelenmelidir. Böylece mahkemenin bozma gereklerini yerine getirip getirmediği ve yeni hükme karşı hangi itirazların ileri sürülebileceği anlaşılır.

Sık sorulan sorular

Yargıtayın bozma kararı beraat anlamına gelir mi?

Bozma kararı tek başına beraat veya mahkûmiyet sonucu doğurmaz. Dosyanın gönderildiği mahkeme, Yargıtayın belirlediği hukukî eksikliği giderdikten sonra yeniden hüküm kurar.

Bozma sonrasında sanık mutlaka duruşmaya gitmeli midir?

Usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeyen sanık hakkında bazı durumlarda yokluğunda yargılama yapılabilir. Ancak bozma sonrasında önceki cezadan daha ağır ceza verilme ihtimali varsa sanığın bizzat dinlenmesi zorunludur.

Yerel mahkeme Yargıtay kararına uymak zorunda mıdır?

Mahkeme kural olarak bozmaya uyabilir veya gerekçesini açıklayarak direnebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararına karşı direnilemez. Mahkeme bozmaya uyduktan sonra bu kararından dönemez.

Bozma sonrası verilen karar istinafa mı temyize mi gider?

İlk derece mahkemesinin Yargıtay bozmasına uyarak verdiği yeni hüküm kural olarak doğrudan temyiz edilir. Bununla birlikte karar türüne ilişkin özel bir kanun yolu düzenlemesi varsa o hüküm ayrıca uygulanır.

Yalnız sanık temyiz etmişse yeni ceza artabilir mi?

Hüküm yalnız sanık tarafından veya sanık lehine temyiz edilmişse bozma sonrasında daha ağır ceza verilemez. Savcının veya katılanın sanık aleyhine geçerli temyizi varsa bu sınır ayrıca değerlendirilir.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 304 ve 307
  2. AYM, Ali Adaçay, B. No. 2014/13081, 22.3.2018
  3. AYM, Ömer Köse, B. No. 2014/12036, 16.11.2016
  4. AİHM, Zahirović/Hırvatistan, B. No. 58590/11, 25.4.2013
  5. AİHM, Botten/Norveç, B. No. 16206/90, 19.2.1996
  6. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/401, K. 2021/34, 16.2.2021
  7. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/8966, K. 2013/6778, 2.4.2013
  8. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/13476, K. 2022/11331, 8.11.2022
  9. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/3077, K. 2021/9551, 18.10.2021
  10. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/8027, K. 2024/3802, 23.5.2024
  11. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/2503, K. 2025/7709, 24.6.2025
  12. Muharrem Çelik, “Ceza Muhakemesinde Yargıtay İncelemesi Sonrası Dosyanın Gönderileceği Mahkeme”, 2024
  13. Kazım Furkan Ağkuş ve Oğuz Bandır, “Ceza Muhakemesinde Temyiz Kanun Yolu”, 2022
  14. Veli Özer Özbek ve İlker Tepe, “Ceza Muhakemesinde Aleyhe Değiştirme Yasağı”, 2014