Yüzleştirme, mahkemenin aynı olaya ilişkin beyanlar arasındaki belirli çelişkiyi kişiler karşı karşıyayken araştırmasını sağlar. Mahkeme önce kişileri ayrı ayrı dinler; olayın sonucunu etkileyebilecek fark devam ederse çelişen anlatımları yüzleştirme yoluyla sınar.

Hâkim işlemin sonunda önceki ifadeleri, yüzleştirmedeki açıklamaları ve diğer delilleri birlikte değerlendirir. Bu nedenle yüzleştirme bir kişinin sözünü baştan doğru kabul eden karar yöntemi değil, beyanın güvenilirliğini sınayan bir delil işlemidir.

Yüzleştirme belirli bir beyan çelişkisini araştırır

CMK m. 52 uyarınca tanıklar ayrı ayrı dinlenir. Bu sıra, bir tanığın diğerinin anlatımından etkilenmesini önler. Ayrı beyanlarda olayın saati, kişinin bulunduğu yer, hareketi kimin yaptığı veya görülen kişinin kimliği bakımından önemli bir fark çıkarsa mahkeme önce çatışan cümleleri belirler.

Talebin konusu “tanık doğru söylemiyor” biçimindeki genel bir itiraz değildir. Hangi iki anlatımın ayrıldığı ve bu farkın suçun işlendiği ya da failin kimliği üzerindeki etkisi gösterilir. Yüzleştirme böylece davanın sonucuna dokunan tek soruya odaklanır.

İşlemin zamanı

Soruşturmada yüzleştirmeyi gecikme tehlikesi veya kimlik ihtiyacı açar

Mahkeme yüzleştirmeyi kural olarak dava açıldıktan sonra duruşmada yapar. Tanıkların soruşturmanın başında birbirlerinin sözünü öğrenmesi sonraki anlatımları etkileyebileceği için kanun, bu aşamadaki işlemi gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesini gerektiren hâllerle sınırlar.

Cumhuriyet savcısı soruşturmada bu iki ihtiyaçtan birini dosyadaki olgularla gösterir ve işlemin konusunu belirler. Dava açıldıktan sonra ise yüzleştirmenin gerekip gerekmediğine yargılamayı yürüten mahkeme karar verir.

Duruşmada işlemi mahkeme yönetir

Mahkeme önceki ifadeyi ve duruşmadaki beyanı karşılaştırır; farkın nedenini ilgili kişiye sorar. Açıklamadan sonra belirleyici çelişki sürerse hâkim kişileri karşı karşıya getirir ve soruları bu farkla sınırlar.

Hâkim, Cumhuriyet savcısı, sanık, müdafi ve vekil kanundaki sıraya göre soru yöneltebilir. Zabıt kâtibi soruları, cevapları ve işlemin sonucunu duruşma tutanağına geçirir. Tanıklar birbiriyle, tanık sanıkla veya anlatımları çatışan diğer ilgililerle yüzleştirilebilir; sanık bu sırada susma hakkını korur.

Teşhis kimliği, yüzleştirme anlatımlar arasındaki farkı inceler

Teşhis işlemi tanığın veya mağdurun olayda gördüğü kişinin kim olduğunu belirlemeye yönelir. Yüzleştirme ise daha önce alınmış iki beyanın hangi nedenle ayrıldığını araştırır. Kolluğun fotoğraf üzerinden teşhis yaptırması, kişileri beyan çelişkisi üzerine karşı karşıya getirdiği anlamına gelmez.

Kimlik uyuşmazlığı iki işlemi aynı dosyada birbirine yaklaştırabilir. Mahkeme bu durumda teşhisin hangi koşulda yapıldığını, tanığın önceki tarifini ve duruşmadaki beyanını ayrı ayrı inceler. Teşhisin kendi usulü Teşhis İşlemi Nasıl Yapılır? yazısında açıklanmıştır.

Savunmanın talebi

Savunma talebi çelişkiyi, önemini ve cevapsız soruyu gösterir

Sanık veya müdafi talepte bulunurken birbiriyle çatışan ifadeleri tarih ve tutanaklarıyla belirtir; farkın davanın sonucunu nasıl etkilediğini ve yüzleştirmenin hangi soruyu açıklayacağını yazar. Mahkeme talebi ve verdiği kararı duruşma tutanağına geçirir.

Hâkim uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan, başka delillerle açıklığa kavuşmuş veya yargılamayı uzatmaya yönelen talebi gerekçeyle reddedebilir. Failin kimliği ya da sanığın fiili işleyip işlemediği konusundaki belirleyici çelişki ise mahkemenin doğrudan cevap vermesini gerektirir.

Sanık aleyhe tanığı etkili biçimde sorgular

Sanığın aleyhinde beyanda bulunan tanığa soru sorması, anlatımın nasıl oluştuğunu ve güvenilirliğini sınamasını sağlar. Bu güvence fizikî yüzleştirmeden daha geniştir. Mahkeme, savunmaya tanığın beyanına gerçek ve etkili biçimde karşı çıkma olanağı verir.

AİHM, Fikret Karahan/Türkiye kararında belirleyici tanık dinlenirken sanığın oturumda bulunmamasını; Orhan Şahin/Türkiye kararında hükmü kuran mahkemenin dayandığı tanığı kendisinin dinlememesini adil yargılanma güvenceleri bakımından inceledi. Anayasa Mahkemesi de Erdal Sonduk kararında, tanığın güvenilirliği belirleyici olduğunda hükmü veren hâkimin beyanla doğrudan temasını aradı.

Mahkeme yüzleştirmeden vazgeçerse çelişkiyi kararında çözer

Hâkim yüzleştirme yapmadığında beyanın mahkûmiyetteki ağırlığını, savunmanın tanığa soru sorma olanağını ve anlatımı destekleyen delilleri gerekçeli kararda tartışır. Belirleyici iki söz arasındaki farkı hangi delille giderdiğini ve hangi anlatıma neden değer verdiğini açıklar.

Bu denetimde önce tanığın kolluk, savcılık ve duruşma ifadeleri; ardından kamera, konum, iletişim ve diğer maddi deliller okunur. Savunma, yüzleştirme talebinin ve ret gerekçesinin tutanakta bulunup bulunmadığını da kontrol eder. Kanun yolu mercii böylece çelişkinin yargılamanın sonucuna etkisini somut kayıtlar üzerinden inceler.

Beyanın delil değeriTanık beyanı tek başına yeterli midir? Kimliğin belirlenmesiTeşhis işlemi nasıl yapılır? Savunma güvencesiMüdafi yardımından yararlanma

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 52, 201, 206, 212 ve 217
  2. AYM, Erdal Sonduk, B. No. 2020/23093, 15.2.2024
  3. AİHM, Fikret Karahan/Türkiye, B. No. 53848/07, 16.3.2021
  4. AİHM, Orhan Şahin/Türkiye, B. No. 48309/17, 12.3.2024