Polis, bir tanık veya mağdurdan şüpheliyi göstermesini isteyebilir. Buna teşhis işlemi denir. İşlem, Cumhuriyet savcısının talimatıyla yapılır. Önce tanık ya da mağdurun faili kendi hafızasına dayanarak tarif etmesi gerekir. Ardından şüpheli, benzer görünüşte başka kişilerle birlikte gösterilir. Fotoğraftan teşhis yapılacaksa da tek fotoğraf kullanılamaz.

Bu kurallar yalnız biçim şartı değildir. Amaç, kişiye “Şüpheli bu, doğru mu?” diye sormak değil; tanığın olay sırasında gördüğü kişiyi gerçekten hatırlayıp hatırlamadığını sınamaktır. Şüpheliyi diğerlerinden ayıran bir dizilim, önceden gösterilmiş bir fotoğraf veya kolluğun yönlendiren sözü tanığın hafızasını etkileyebilir. Bu nedenle teşhis tutanağındaki sonuç kadar, sonuca nasıl ulaşıldığı da önemlidir.

Teşhis neyi belirler?

Teşhis, olayın failini gördüğünü söyleyen kişinin, gözaltındaki şüpheli ile gördüğü failin aynı kişi olup olmadığını belirtmesidir. Örneğin bir yağma olayında mağdur, yüzünü gördüğü kişinin yakalanan şüpheli olup olmadığını canlı dizilimde veya fotoğraflar arasından söyleyebilir.

Teşhis, yüzleştirme ile aynı işlem değildir. Teşhiste amaç failin kimliğini belirlemektir ve teşhis eden kişi ile dizilimdeki kişilerin birbirini görmemesi gerekir. Yüzleştirmede ise birbiriyle çelişen anlatımların neden farklı olduğu araştırılır; kişiler bu nedenle karşı karşıya getirilebilir.

Şüphelinin fotoğrafının çekilmesi veya bedenindeki ayırt edici özelliklerin kayda alınması da teşhis değildir. Bu işlem, kişinin fizik kimliğinin tespiti olarak adlandırılır. Teşhiste başka bir kişi hafızasındaki faili seçer; fizik kimliğin tespitinde ise şüphelinin kendi görünüşü kayıt altına alınır.

Kanunî sıra

Canlı teşhis hangi aşamalardan geçer?

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun Ek 6. maddesi canlı teşhisin nasıl yapılacağını ayrıntılı biçimde düzenler. İşlem şu sırayla ilerler:

  1. Savcı talimat verir. Polis, teşhisi kendiliğinden başlatmaz. İşlem, olaydaki fail ile gözaltındaki şüphelinin aynı kişi olup olmadığını belirlemek için zorunlu olmalıdır.
  2. Fail önce tarif edilir. Tanık veya mağdur, kendisine herhangi bir kişi gösterilmeden önce failin yaşını, boyunu, kilosunu, saçını, giyimini ve hatırladığı diğer özellikleri anlatır. Bu ilk tarif tutanağa yazılır.
  3. Benzer kişiler bir araya getirilir. Şüpheli tek başına gösterilemez. Dizilimde birden fazla ve aynı cinsiyette kişi bulunmalı; bu kişiler yaş, boy, kilo ve giyim gibi görünüş özellikleri bakımından birbirine benzemelidir.
  4. Her kişiye numara verilir. Teşhis eden kişi bir ismi değil, dizilimdeki numarayı belirtir.
  5. Taraflar birbirini görmez. Dizilimdeki kişiler teşhis edeni görmemelidir. Bu kural tanığın güvenliğini koruduğu gibi işlem sırasındaki tepki ve bakışların seçimi etkilemesini de önler.
  6. Önemli uyarı yapılır. Polis, aranan failin gösterilen kişiler arasında bulunmayabileceğini açıkça söyler. Tanık veya mağdur birini seçmek zorunda değildir.
  7. İşlem en az iki kez yapılır. Tek bir seçimle yetinilmez. Tekrarlanan dizilimlerin de ilk işlemi ele vermeyecek ve kişiyi yönlendirmeyecek biçimde yürütülmesi gerekir.
  8. Dizilim kayda alınır. Teşhise katılan kişilerin birlikte fotoğrafı çekilir veya görüntüsü kaydedilir ve dosyaya konur. Sonuç ayrıca tutanağa bağlanır.

Bu kayıtlar sayesinde mahkeme yalnız “teşhis etti” cümlesini değil, dizilimde kaç kişinin bulunduğunu ve şüphelinin diğer kişilerden ayrılıp ayrılmadığını da inceleyebilir.

İlk eşkâl tarifi neden bu kadar önemlidir?

Eşkâl tarifi, tanığın veya mağdurun olay sırasında gördüğü kişinin dış görünüşünü kendi kelimeleriyle anlatmasıdır. Bu tarif, şüpheli ya da fotoğraf gösterilmeden önce alınır. Çünkü sonraki seçim ile kişinin olay anındaki hafızasını karşılaştırmanın en güvenilir yollarından biri ilk anlatımdır.

Örneğin tanık ilk ifadesinde faili kısa saçlı, yaklaşık yirmi beş yaşında ve orta boylu olarak anlatmış; aylar sonra uzun saçlı, elli yaşında bir kişiyi teşhis etmişse bu farklılığın açıklanması gerekir. Tersine ayrıntılı ilk tarif şüphelinin olay tarihindeki görünüşüyle uyumluysa ve tanık kısa süre sonra benzer kişiler arasından aynı kişiyi seçmişse teşhisin ispat gücü artabilir.

İlk tarifin hiç alınmaması, teşhisi kendiliğinden doğru ya da yanlış kılmaz. Ancak sonradan yapılan seçimin, olay anındaki hafızaya mı yoksa şüpheli gösterildikten sonra edinilen görüntüye mi dayandığını denetlemeyi zorlaştırır.

Fotoğraftan teşhis nasıl yapılır?

Kanun, şüphelinin fotoğrafı üzerinden teşhise izin verir. Polis yine farklı kişilere ait birden fazla fotoğraf göstermelidir. Fotoğraflar aynı büyüklükte ve aynı özellikte hazırlanmalıdır. Şüphelinin tek fotoğrafı veya aynı kişiye ait farklı fotoğraflar yan yana gösterilemez.

Fotoğrafların sayısı kadar seçimi gerçekten sınayıp sınamadığı da önemlidir. Beş fotoğraftaki kişiler ileri yaşta, yalnız şüpheli tanığın ilk tarifindeki yaşta ise dizilim görünüşte kalabalık olsa da şüpheliyi öne çıkarır. Aynı sorun yalnız şüphelinin fotoğrafının renkli, yakın plan veya daha güncel olması hâlinde de doğabilir.

Kullanılan bütün fotoğrafların dosyada bulunması gerekir. Yalnız seçilen fotoğrafın saklanması, mahkemenin dizilimin adil olup olmadığını sonradan incelemesini engeller. Teşhis tutanağında hangi numaranın seçildiği ve o numaranın kime ait olduğu da açıkça yazılmalıdır.

Yönlendirme doğru hatırlamayı nasıl bozabilir?

Tanık veya mağdur samimi olduğu hâlde yanlış kişiyi seçebilir. Çünkü insan hafızası bir kamera kaydı gibi değişmeden saklanmaz. Olayın kısa sürmesi, karanlık, mesafe, korku, failin yüzünü kapatması ve aradan geçen süre hatırlamayı zorlaştırabilir.

İşlemden sonraki bilgiler de hafızayı etkiler. Polis önce bir kişinin fotoğrafını gösterip daha sonra aynı kişiyi canlı dizilime koyarsa tanık, olayda gördüğü yüzü değil daha önce gösterilen fotoğrafı tanıdık bulabilir. “Dört numara olabilir mi?” gibi bir soru veya seçimden sonra söylenen “Doğru kişiyi buldunuz” cümlesi, tereddütlü bir tanığın seçimine duyduğu güveni artırabilir.

Bu nedenle tutanakta “kesin teşhis etti” yazması tek başına yeterli açıklama değildir. Tanığın ilk tarifte ne söylediği, işlemin ne zaman yapıldığı, fotoğraf veya canlı dizilimden önce şüpheliyi görüp görmediği ve seçimi kendi sözüyle nasıl ifade ettiği birlikte değerlendirilir.

Teşhis sırasında avukat bulunması zorunlu mudur?

Salt teşhis işleminde müdafiin, yani şüpheli veya sanığın avukatının hazır bulunmasının zorunlu olup olmadığı tartışmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yalnız teşhis yapılan bir olayda zorunlu müdafilik hükümlerini doğrudan uygulamamıştır. Öğretideki güçlü bir görüş ise işlemin şüpheliyi belirleyen ve daha sonra tekrarlanması güç bir delil üretmesi nedeniyle müdafiin bulunmasını önemli bir güvence sayar.

İşlem sırasında şüpheliye olay hakkında soru sorulur ve beyanı alınırsa durum değişir. Artık yalnız teşhis değil, aynı zamanda ifade alma söz konusudur. Şüphelinin ifade alma sırasında müdafi yardımından yararlanma hakkı vardır ve bu hak engellenemez.

Dosyada avukatın bulunmadığı bir teşhis varsa itiraz yalnız bu eksikliğe dayandırılmamalıdır. İlk tarif, savcı talimatı, dizilimdeki kişiler, tekrar, fotoğraf ve görüntü kayıtları, yönlendirme iddiası ile tutanağın içeriği de ayrı ayrı incelenmelidir.

Suça sürüklenen çocuk teşhis edilecekse işlemi kim yapar?

Şüpheli çocuksa teşhis işlemi kolluk tarafından değil, Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Çocuk Koruma Kanunu'nun 15. maddesi, suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturmanın Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yürütülmesini öngörür.

Teşhis eden kişi çocuk olduğunda da yaşı ve etkilenebilirliği dikkate alınmalıdır. Çocuğa birini seçmek zorunda olmadığı açıkça anlatılmalı; kısa, anlaşılır ve yönlendirmeyen sorular sorulmalıdır. Çocuğun olayı ne kadar süre gördüğü, ilk anlatımı ve aradan geçen zaman özellikle önem taşır.

Delil değeri

Teşhis tutanağı tek başına mahkûmiyet için yeterli midir?

Teşhis önemli bir delildir; fakat değeri dosyadaki yerine göre belirlenir. Mahkeme önce işlemin kanunî şartlarını, sonra tanığın güvenilirliğini ve en sonunda teşhisi destekleyen veya çürüten diğer delilleri inceler. Kamera görüntüsü, konum kaydı, parmak izi, telefon verisi veya başka bir tanık anlatımı teşhisi doğrulayabilir. İlk tarifle açık çelişki, teknik raporun şüpheliyi dışlaması veya tanığın duruşmada tutanağı kabul etmemesi ise teşhisin ağırlığını azaltabilir.

Yargıtay, teşhisin nasıl yapıldığı anlaşılamayan dosyalarda eksikliklerin giderilmesini istiyor. Bir kararda mağdur, kollukta yalnız “benziyor” dediğini fakat tutanağa kesin teşhis yazıldığını duruşmada açıkladı. Yargıtay, tutanağı imzalayan görevliler dinlenmeden çelişkinin çözülemeyeceğine karar verdi. Başka kararlarda kullanılan fotoğrafların dosyada bulunmaması veya tutanağın seçilen fotoğrafın kime ait olduğunu göstermemesi eksik inceleme sayıldı.

Buna karşılık Yargıtay 6. Ceza Dairesi, mağdurun olaydan hemen sonra verdiği ayrıntılı tarifin sanıkla uyumlu olduğu, sanığın üç kişi arasından canlı teşhis edildiği ve görevlilerin işlemi doğruladığı bir dosyada teşhise daha yüksek değer verdi. Bu kararlar aynı noktada birleşir: Sonucu taşıyan şey tutanağın başlığı değil, işlemin denetlenebilir oluşudur.

Teşhis yapan tanık veya mağdur duruşmada dinlenebiliyorsa mahkeme anlatımı doğrudan alır. Teşhis tutanağı, kişinin duruşmadaki beyanının yerine otomatik olarak geçmez. Önceki anlatım ile duruşmadaki anlatım farklıysa mahkeme tutanağı okuyarak çelişkinin nedenini sorar ve hangi beyana neden değer verdiğini gerekçesinde açıklar.

Tanığın teşhis dışındaki anlatımının ne zaman mahkûmiyete esas alınabileceği, tanık beyanının delil değeri yazısında ayrıca açıklanmıştır.

AİHM hangi durumda adil yargılanma sorunu gördü?

AİHM'in Laska ve Lika/Arnavutluk kararındaki soyguncular beyaz ve mavi kar maskeleri kullanmıştı. Teşhis sırasında şüphelilere yine beyaz ve mavi, diğer kişilere ise siyah maske takıldı. Şüpheliler bu şekilde dizilimde açıkça öne çıkarıldı. Üstelik avukatlar işlemde bulunmadı ve mahkûmiyetin temel dayanağı bu teşhis oldu. AİHM, ilk işlemin adilliğini bozan bu kusurların sonraki yargılamada giderilmediğine karar verdi.

Perry/Birleşik Krallık kararında ise video diziliminde on bir benzer kişi vardı, gösterimlerin tamamı kaydedilmişti ve mahkeme süreci sonradan ayrıntılı biçimde inceleyebildi. AİHM'in iki kararı birlikte okunduğunda yalnız usul hatasının adı değil; hatanın tanığı şüpheliye yöneltip yöneltmediği, teşhisin mahkûmiyetteki ağırlığı ve savunmanın işlemi etkili biçimde sınayıp sınayamadığı önem kazanır.

Dosya incelemesi

Hatalı teşhise nasıl itiraz edilir?

İtirazın amacı yalnız “Beni yanlış teşhis etti” demek değildir. İşlemin hangi aşamada güvenilirliğini kaybettiği, dosyadaki kayıtlar üzerinden gösterilmelidir.

  1. 01

    Cumhuriyet savcısının teşhis talimatı ile işlemin zorunluluk gerekçesi dosyada bulunuyor mu?

  2. 02

    Tanığın şüpheliyi görmeden önce verdiği eşkâl tarifi neydi ve bu tarif olay tarihindeki görünüşle uyumlu mu?

  3. 03

    Canlı dizilimdeki kişiler veya fotoğraflar birbirine gerçekten benziyor mu?

  4. 04

    Tanığa failin dizilimde bulunmayabileceği söylendi mi ve işlem en az iki kez tekrarlandı mı?

  5. 05

    Dizilimin birlikte çekilmiş fotoğrafı, video kaydı ve kullanılan bütün fotoğraflar dosyada mı?

  6. 06

    Tanık, şüpheliyi işlemden önce hastanede, koridorda, sosyal medyada veya kolluğun telefonunda gördü mü?

  7. 07

    Tutanaktaki “kesin teşhis” ifadesi tanığın kendi sözü mü; sonraki beyanıyla çelişki varsa neden giderilmedi?

  8. 08

    Teşhisi bağımsız biçimde doğrulayan veya çürüten kamera, konum, iletişim ya da başka bir maddî delil var mı?

Eksik fotoğrafların ve görüntülerin dosyaya getirtilmesi, tutanağı düzenleyen görevlilerin dinlenmesi, tanığın duruşmada beyanının alınması ve teknik görüntü incelemesi istenebilir. Hukuka aykırı delilin hükme etkisi, hukuka aykırı delil yazısında; kollukta verilen beyan ile hâkim önündeki sorgunun farkı ise ifade ve sorgu yazısında ayrıca açıklanmıştır.

Tanık veya mağdur nelere dikkat etmelidir?

Teşhis yapacak kişi, yalnız hatırladığını söylemelidir. Emin değilse “emin değilim”, hiçbiri gördüğü kişiye benzemiyorsa “burada değil” diyebilir. Birini seçmek zorunda değildir. Polis ilk tarifinizi veya söylediğiniz tereddüdü eksik yazmışsa tutanağı imzalamadan önce düzeltilmesini isteyebilirsiniz.

Dizilimden önce size bir fotoğraf gösterildiyse, şüpheliyi karakol koridorunda gördüyseniz veya bir görevli belirli bir kişiyi işaret eden söz kullandıysa bunu açıkça belirtin. Bu bilgiler teşhisi değersizleştirmek için değil, beyanınızın hangi şartlarda oluştuğunu doğru kayda geçirmek için gereklidir.

Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişi teşhise zorlanamaz. Bu hak, örneğin şüphelinin nişanlısı, eşi veya kanunda sayılan yakınları bakımından gündeme gelebilir.

Sık sorulanlar

Teşhis işlemi hakkında sık sorulan sorular

Polis şüphelinin tek fotoğrafını gösterebilir mi?

Hayır. Fotoğraftan teşhiste farklı kişilere ait, aynı büyüklük ve özellikte birden fazla fotoğraf kullanılmalıdır. Aynı kişinin farklı fotoğraflarını göstermek de kanundaki şartı karşılamaz.

Teşhis işlemi kaç kez yapılır?

Canlı teşhis en az iki kez tekrarlanır. Her tekrar, önceki seçimi ele vermeyecek ve tanığı belirli bir kişiye yöneltmeyecek biçimde yürütülmelidir.

Teşhis edilen kişi gözaltında olmak zorunda mıdır?

PVSK Ek m. 6, olaydaki fail ile gözaltındaki şüphelinin aynı kişi olup olmadığını belirlemek için zorunlu hâlde teşhis yapılmasını düzenler. Bu nedenle kanunî düzenlemedeki kişi gözaltındaki şüphelidir.

Teşhis sırasında şüpheli konuşmak zorunda mıdır?

Hayır. Teşhis, şüphelinin olayı anlatması için yapılan bir ifade alma işlemi değildir. Şüpheliye olay hakkında soru sorulup beyanı alınacaksa ifade alma güvenceleri uygulanır.

Tanık önce “benziyor” deyip sonra kesin konuşursa ne olur?

Mahkeme iki anlatım arasındaki farkın nedenini araştırır. İlk tarif, işlemin tutanağı, görevlilerin anlatımı, aradan geçen süre ve diğer deliller birlikte değerlendirilir; sonraki kesinlik önceki tereddüdü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Ek m. 6
  2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 52, 206, 212, 217 ve 230
  3. Yargıtay 17. Ceza Dairesi, E. 2015/17289, K. 2016/10439, 10.10.2016
  4. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2015/7813, K. 2016/533, 1.2.2016
  5. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2015/3140, K. 2016/6668, 7.12.2016
  6. Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/2675, K. 2015/3037, 29.6.2015
  7. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2015/4102, K. 2018/2540, 4.4.2018
  8. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2012/26611, K. 2015/38703, 4.3.2015
  9. AYM, Mehmet Sabri Şirin, B. No. 2016/10825, 12.2.2020
  10. AYM, Mesut Çakan, B. No. 2020/11455, 19.10.2023
  11. AİHM, Laska ve Lika/Arnavutluk, B. No. 12315/04 ve 17605/04, 20.4.2010
  12. AİHM, Perry/Birleşik Krallık, B. No. 63737/00, 17.7.2003
  13. Hüsnü Sefa Eryıldız / Merve Şahin Akdemir, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Bir Soruşturma Yöntemi Olarak Teşhis”, 2024
  14. Ozan Selek, “Ceza Muhakemesinde Olması Gereken Teşhis İşlemi”, 2026
  15. Hamide Zafer, “Teşhis İşleminin Hukuki Niteliği ve Teşhis Tutanaklarının Kovuşturma Evresindeki Fonksiyonu”, 2025/2026