Habersiz alınan bir ses kaydı bazı ceza dosyalarında delil olarak kullanılabilir. Konuşmaya katılan kişinin kayıt yetkisi ise sınırsız değildir. Mahkeme; kaydın suç işlendiği sırada mı yoksa daha sonra delil oluşturmak için mi alındığını, başka türlü ispat imkânı bulunup bulunmadığını, kaydın değiştirilip değiştirilmediğini ve konuşmanın bütünü içinde neyi gösterdiğini inceler.

Uygulamada en önemli ayrım şudur: Tehdit veya hakaret gibi bir fiil görüşme sırasında beklenmedik biçimde gerçekleşmiş ve konuşmayı o anda kaydetmek dışında delili koruma imkânı kalmamış olabilir. Buna karşılık kişi, daha önce yaşanan bir olayı ispatlamak için karşı tarafı günler veya aylar sonra arayıp konuşturarak gizli kayıt almış olabilir. Yargıtay, bu iki durumu aynı değerlendirmiyor.

Ses kaydı hakkında birbirinden ayrı dört mesele vardır:

  1. Konuşmayı gizlice kaydetmek hukuka uygun mudur?
  2. Kayıt ceza soruşturmasında veya davasında kullanılabilir mi?
  3. Kayıdın gerçek, eksiksiz ve konuşan kişiye ait olduğu belirlenebilir mi?
  4. Kayıt, isnat edilen suçun hangi unsurunu ispatlamaktadır?

Bir soruya verilen olumlu cevap, diğerlerini kendiliğinden çözmez. Mahkeme kaydı hukuka uygun bulabilir; fakat sesin sanığa ait olduğu belirlenemezse kayıt suçu ispatlamaz. Kayıt hukuka aykırı bulunursa da dosyadaki diğer deliller ayrıca değerlendirilir.

Hangi konuşmayı kaydettiğiniz önemlidir

Kanun, bütün ses kayıtlarını tek hüküm altında düzenlemez. Telefon görüşmesi gibi bir haberleşmenin gizliliği Türk Ceza Kanunu'nun 132. maddesiyle; yüz yüze yapılan ve herkesin duymasına açık olmayan konuşmalar 133. maddeyle; kişinin özel yaşam alanına giren sesler ise olayın niteliğine göre 134. maddeyle korunur.

Bu ayrım, kaydı kimin yaptığı kadar önemlidir. Konuşmaya hiç katılmayan bir kişinin iki insan arasındaki görüşmeyi cihazla kaydetmesi ile konuşmanın taraflarından birinin kayıt alması aynı fiil değildir. TCK m. 133, aleni olmayan bir söyleşiye katılan kişinin diğer konuşanların rızası olmaksızın ses kaydı almasını ayrıca düzenler. Telefon görüşmesinde ise haberleşmenin gizliliğine ilişkin hükümler ve somut olayın özellikleri değerlendirilir.

Aleni olmayan konuşma, herkesin serbestçe dinleyebileceği bir ortamda yapılmayan ve konuşanların kendi aralarında kalmasını beklediği görüşmedir. Evde, kapalı bir işyerinde veya özel bir toplantıda yapılan konuşma bu nitelikte olabilir. Konuşmanın bir kafede yapılması ise tek başına onu aleni hâle getirmez; çevredeki herkesin konuşmayı işitebilip işitemediği ve tarafların makul gizlilik beklentisi önem taşır.

Kişinin konuşmaya katılması, kayda sınırsız biçimde izin vermez. Kayıt eylemi, TCK m. 132–134 kapsamındaki suçlar ve somut olayda bir hukuka uygunluk nedeni bulunup bulunmadığı yönünden incelenir. Hukuka uygunluk nedeni, normalde bir suç tipine uyan davranışın belirli şartlar altında hukuk düzenince haklı görülmesidir.

Olay anındaki kayıt

Suç işlenirken alınan kayıt hangi şartlarda kullanılabilir?

Yargıtay kararlarında, mağdurun kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu kaydettiği bazı olaylarda dar bir istisna kabul ediliyor. Kararlarda özellikle şu koşullar aranıyor:

  • Tehdit, hakaret veya şantaj gibi fiilin görüşme sırasında beklenmedik biçimde gerçekleşmesi,
  • Delilin kaybolma ihtimalinin bulunması,
  • Aynı konuşmayı daha sonra yeniden elde etmenin mümkün olmaması,
  • O anda yetkili makamlara başvurarak delili koruma imkânının bulunmaması,
  • Kaydın karşı tarafı suç içeren sözler söylemeye yöneltmek için planlanmaması,
  • Kaydın olayı ispatlamak amacıyla yetkili makama sunulması.

Örneğin bir kişi sizi telefonla arayıp tehdit etmeye başlarsa görüşmeyi o anda kayda almanız ile daha önceki bir tehdidi ispatlamak için kişiyi arayıp aynı sözleri tekrar ettirmeye çalışmanız farklıdır. İlk durumda o anda işlenen ve sonradan aynı biçimde ispatlanamayacak bir fiil bulunabilir. İkinci durumda ise planlı biçimde yeni bir delil oluşturulmaktadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, araç satışı nedeniyle çıkan uyuşmazlıkta sanığın telefonla aradığı müştekiye tehdit ve hakaret ettiği bir olayda kaydı hukuka uygun buldu. Daire; görüşmenin kendiliğinden gelişmesine, müştekinin sanığı suç içeren sözler söylemeye yöneltmemesine ve başka delil olanağının bulunmamasına önem verdi. Aynı karar, sanık sesi inkâr ederse ses karşılaştırması yapılması gerektiğini de belirtti.

2025 tarihli başka bir kararda bir polis memuru, ifadeye davet etmek için aradığı kişinin görüşme sırasında hakaret etmesi üzerine konuşmayı kaydetmişti. Daire, suç içeren sözlerin beklenmedik biçimde söylenmesi ve başka türlü ispatın güç olması nedeniyle kaydı hukuka uygun kabul etti. Telefonunda kayıt özelliğinin önceden bulunması, tek başına konuşmanın suç üretmek amacıyla planlandığını göstermedi.

Bu kararların kabul ettiği istisna, suçun gerçekleşme biçimiyle sınırlıdır. Mahkeme; aramayı kimin yaptığını, görüşmenin neden kurulduğunu, kayıt başlamadan önce ne yaşandığını ve başka bir delil elde etme olanağı bulunup bulunmadığını somut olarak araştırmalıdır.

Olaydan sonra planlanan kayıt neden farklıdır?

Suç tamamlandıktan sonra karşı tarafı arayıp geçmiş olayı anlattırmak veya ikrar niteliğinde sözler söyletmek amacıyla alınan kayıt daha ağır bir hukukî sorun doğurur. Çünkü artık kişi savcılığa veya kolluğa başvurabilir, tanıklarını bildirebilir ve elindeki diğer delilleri sunabilir. Yeni bir görüşme kurarak gizli kayıt almak, çoğu olayda “ani gelişen ve başka türlü ispatlanamayan suç” istisnasının dışında kalır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13 Aralık 2018 tarihli kararındaki olay bunu açıkça gösterir. Rüşvet niteliğinde para talep edildiğini ileri süren kişi, ilk görüşmeden aylar sonra yeniden konuşma yapıp gizli kayıt almıştı. Çoğunluk; ilk olaydan sonra yetkili makamlara başvurma imkânı bulunduğunu ve sonraki görüşmenin kendiliğinden gelişmediğini belirterek kaydı hukuka uygun delil saymadı.

Ceza Genel Kurulunun 24 Eylül 2025 tarihli kararında da cinsel saldırı iddiasından sonra yapılan telefon görüşmesinin kaydı hukuka uygun delil kabul edilmedi. Genel Kurul, kayıttan bağımsız beyanları ve diğer delilleri yeterli görerek mahkûmiyet sonucunu korudu. Bir kaydın dışlanması dosyayı otomatik olarak sona erdirmez; mahkeme kalan hukuka uygun delillerin suçu ispatlayıp ispatlamadığını ayrıca belirler.

Planlı kayıt konusunda yalnız geçen süreye bakılmaz. Olaydan hemen sonra yapılan görüşme de karşı tarafa belirli sözleri söyletmek amacıyla kurulmuş olabilir. Tersine kayıt uygulaması daha önce telefonda bulunmasına rağmen tehdit, görüşme sırasında beklenmedik biçimde başlayabilir. Mahkeme kayıt tarihini, aramayı kimin başlattığını, konuşmanın akışını ve yönlendirici soruları birlikte inceler.

Ses kaydı almak suç mudur?

Rıza olmadan ses kaydı almak, olayın niteliğine göre TCK m. 132, 133 veya 134 kapsamında ceza sorumluluğu doğurabilir. Hangi hükmün uygulanacağı; görüşmenin telefonla mı yüz yüze mi yapıldığına, konuşmanın aleni olup olmadığına, kayıt yapan kişinin konuşmaya katılıp katılmadığına ve kaydın özel hayat alanına girip girmediğine göre belirlenir.

Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu, başka türlü koruyamayacağı bir delili yetkili makama sunmak amacıyla o anda kaydetmesi bazı Yargıtay kararlarında hukuka uygun görülmüştür. Bu istisnanın şartları oluşmadan sürekli, sistematik veya planlı kayıt almak aynı korumadan yararlanmaz.

Öğretide bu konuda daha sıkı bir görüş de vardır. Anayasa m. 38/6 ile CMK m. 206 ve 217, delili kimin elde ettiğine göre açık bir ayrım yapmaz. Bu nedenle bazı hukukçular, özel kişinin hak ihlaliyle elde ettiği kaydın da kural olarak kullanılamayacağını savunur. Yargıtay uygulamasındaki istisnanın gerçekten beklenmedik, delilin kaybolacağı ve başka ispat imkânının bulunmadığı olaylarla sınırlı tutulması gerektiğini belirtirler.

Bu görüş ayrılığı, “Kendi konuşmanı kaydetmek suç değildir” veya “Mahkemeye sunacaksan her kayıt serbesttir” biçimindeki kesin cevapların neden yanıltıcı olduğunu gösterir. Kaydın hangi şartlarda alındığı belirlenmeden hukukî sonuç kurulamaz.

Kullanım sınırı

Kaydı savcılığa vermek ile paylaşmak aynı değildir

Bir ses kaydını delil olarak Cumhuriyet savcılığına veya mahkemeye sunmak ile kaydı sosyal medyada yayımlamak, mesaj gruplarına göndermek veya ilgisiz üçüncü kişilere dinletmek farklı fiillerdir.

Kayıt, işlenmekte olan bir suçu ispatlamak için hukuka uygun kabul edilse bile bu sonuç kaydın herkese açıklanmasını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. TCK m. 132–134, haberleşme ve özel yaşama ilişkin içeriklerin hukuka aykırı biçimde açıklanması veya ifşa edilmesi hakkında ayrıca hükümler içerir. Kayıtta suçla ilgisi bulunmayan özel bilgiler veya üçüncü kişilerin sesleri de yer alabilir.

Delil olduğu düşünülen kaydın özgün hâlini korumak için şu adımlar atılabilir:

  • Kaydı kesmeyin, birleştirmeyin veya sesini temizlemek amacıyla değiştirmeyin.
  • Orijinal dosyayı ve mümkünse kaydın bulunduğu cihazı koruyun.
  • Kaydın tarihini, görüşmenin neden başladığını ve aramayı kimin yaptığını not edin.
  • Kaydı sosyal medyada yayımlamayın ve ilgisiz kişilerle paylaşmayın.
  • Kayıtla birlikte olayın gelişimini açıklayan bir dilekçeyi savcılığa veya mahkemeye sunun.

Kayıt, avukat aracılığıyla sunulacaksa da orijinal dosyanın korunması önemlidir. Mesajlaşma uygulamasından tekrar tekrar gönderilen veya farklı biçime dönüştürülen dosyada tarih ve teknik bilgiler değişebilir.

Mahkeme ses kaydının gerçekliğini nasıl araştırır?

Bir kayıt hukuka uygun yöntemle elde edilmiş olsa bile gerçekliği ve bütünlüğü incelenmeden mahkûmiyete dayanak yapılamaz. Bütünlük, kaydın konuşmanın ilgili kısmını kesintisiz ve değiştirilmeden yansıtmasıdır. Aidiyet ise kayıttaki sesin hangi kişiye ait olduğunun belirlenmesidir.

Sanık kayıttaki sesin kendisine ait olmadığını veya kaydın kesilip birleştirildiğini ileri sürebilir. Böyle bir itiraz sonuca etkiliyse mahkeme orijinal dosyayı ve cihazı getirtmeli; kayıt tarihi, dosya özellikleri, kesinti veya ekleme izleri ve ses benzerliği hakkında bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, gizli ses kaydı bulunan dosyalarda sesin aidiyeti, kaydın zamanı ve ortamı, ekleme veya çıkarma bulunup bulunmadığı, konuşmanın bütünü, karşı tarafın belirli sözlere yöneltilip yöneltilmediği ve diğer deliller araştırılmadan karar verilmesini eksik inceleme saymıştır.

Yazıya aktarılmış bir konuşma tutanağı, orijinal ses dosyasının yerini her zaman tutmaz. Tonlama, duraksama, konuşmacıların birbirine verdiği cevap ve kaydın kesintisiz olup olmadığı yalnız metinden anlaşılamayabilir. Savunmanın kaydı dinleyebilmesi ve teknik iddialarını ileri sürebilmesi gerekir.

Ses kaydı tek başına mahkûmiyet için yeterli olabilir mi?

Kayıt hukuka uygun, özgün ve açık ise konuşmada söylenen sözler bakımından güçlü bir delil olabilir. Buna rağmen mahkeme konuşmanın suçun hangi unsurunu karşıladığını göstermelidir.

Bir kişinin öfkeli konuşması tek başına tehdit suçunu oluşturmaz. Söylenen sözlerin karşı tarafa gelecekte bir saldırı yapılacağı yönünde ciddi bir kötülük bildirmesi gerekir. Şantaj iddiasında haksız çıkar sağlama amacı; rüşvet iddiasında ise konuşulan menfaatin kamu görevinin ifasıyla bağlantısı araştırılır.

Mahkeme kaydı konuşmanın bütünü içinde değerlendirmelidir. Cümlenin öncesini ve sonrasını dışarıda bırakan kısa bir bölüm, söylenen sözün anlamını değiştirebilir. Tanık anlatımı, mesajlar, HTS, banka hareketleri veya olaydan hemen sonra tutulan tutanaklar kaydı destekleyebilir ya da kayıtla çelişebilir.

Anayasa Mahkemesi, Halis Uluer kararında gizli kaydın kullanıldığı tehdit yargılamasını inceledi. AYM; kaydın açıkça hukuka aykırı olup olmadığına, başvurucunun kayda itiraz edebilmesine, güvenilirliğin tartışılmasına ve yargılamanın bütününe baktı. Başvurucunun itirazlarını sunabildiğini belirleyerek adil yargılanma hakkı yönünden ihlal görmedi.

AYM'nin bireysel başvuruda yargılamanın adilliğini denetlemesi ile ceza mahkemesinin CMK uyarınca delilin hukuka uygunluğunu belirlemesi farklı görevlerdir. Halis Uluer kararı, somut dosyadaki savunma imkânı ve derece mahkemesinin gerekçesiyle sınırlı okunmalıdır.

AİHM de Schenk/İsviçre kararında AİHS m. 6'nın delillerin kabulü hakkında ayrıntılı bir ulusal kural koymadığını; kendi görevinin yargılamanın bütünüyle adil olup olmadığını incelemek olduğunu belirtti. Bu yaklaşım, Türk hukukundaki Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217 hükümlerini ortadan kaldırmaz.

Kolluğun yönlendirdiği kayıt özel kişinin kaydı sayılır mı?

Her zaman sayılmaz. Kolluk veya başka bir devlet görevlisi kayıt cihazı verir, görüşmeyi planlar ya da kişiyi belirli bir konuşmayı yapmaya yönlendirirse görünüşte kaydı özel kişi almış olsa da işlem devlet müdahalesi niteliği kazanabilir. Bu durumda ceza muhakemesindeki gizli koruma tedbirleri için öngörülen kanunî şartlar ve yargısal denetim gündeme gelir.

AİHM, 2025 tarihli Yakymchuk/Ukrayna kararında şikâyetçinin güvenlik görevlisinin verdiği cihazla yaptığı gizli kaydı bağımsız bir özel kişi faaliyeti olarak görmedi. Önceden yargısal izin bulunmadığı için özel hayata müdahalenin kanuna uygun olmadığına karar verdi.

Kolluk, kanunda aranan karar ve şartları aşmak için yapamayacağı bir kaydı özel kişiye yaptıramaz. Dosyada böyle bir iddia varsa cihazın kimden geldiği, görüşmeyi kimin planladığı ve kayıt öncesinde hangi talimatların verildiği araştırılmalıdır.

Dosya denetimi

Hakkınızda sunulan ses kaydına nasıl itiraz edebilirsiniz?

“Bu kayıt hukuka aykırıdır” demek itirazın başlangıcı olabilir; fakat mahkemenin hangi olguyu araştırması gerektiği de açıklanmalıdır.

  1. 01

    Görüşmeyi kim ve hangi amaçla başlattı?

  2. 02

    Kayıttan önce yetkili makama başvurma veya başka delil sunma olanağı var mıydı?

  3. 03

    Karşı taraf yönlendirici sorularla belirli sözleri söyletmeye çalıştı mı?

  4. 04

    Kaydın tamamı mı, yoksa seçilmiş bir bölümü mü dosyada?

  5. 05

    Orijinal dosya ve kayıt cihazı incelemeye sunuldu mu?

  6. 06

    Sesin aidiyeti ile ekleme, çıkarma veya montaj iddiası araştırıldı mı?

  7. 07

    Konuşma suçun hangi unsurunu ispatlıyor?

  8. 08

    Kayıttan bağımsız hangi deliller bulunuyor?

Mahkeme kaydı hukuka aykırı bulursa onu hükme esas alamaz. CMK m. 230 gereğince gerekçeli kararda hükme esas alınan ve reddedilen deliller ile hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller açıkça gösterilmelidir. Hukuka aykırı delilin hükme esas alınması, CMK m. 289/1-i uyarınca hukuka kesin aykırılık hâlidir.

İtiraz yalnız kaydın dışlanmasını istemekle bitmemelidir. Mahkeme, kaydı çıkarınca geriye kalan delillerin isnat edilen suçu ispatlamaya yetip yetmediğini de değerlendirmelidir.

Kaydın hukukî ve teknik denetimi birlikte yapılır

Hukuka aykırı kaydın hükme etkisi, hukuka aykırı delil yazısında ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Telefon görüşmesinin kimler arasında ve hangi zamanda kurulduğu tartışılıyorsa HTS kayıtları aramanın yönü ve zamanı gibi bağlam bilgilerini aydınlatabilir; fakat konuşmanın içeriğini göstermez. Kayıt cihazının adlî incelemesi gerekiyorsa telefon incelemesi ve dijital delil için farklı usul güvenceleri devreye girer.

Sık sorulanlar

Gizli ses kayıtları hakkında sık sorulan sorular

Kendi yaptığım telefon görüşmesini kaydetmem her zaman serbest midir?

Hayır. Konuşmanın tarafı olmak, karşı tarafın rızası olmadan her görüşmeyi kaydetme konusunda sınırsız hak vermez. Suç sırasında beklenmedik biçimde, başka türlü elde edilemeyecek delili korumak için alınan kayıtlar yönünden Yargıtay uygulamasında dar bir istisna vardır.

WhatsApp sesli mesajı gizli ses kaydı mıdır?

Kişinin size bilerek gönderdiği sesli mesaj, konuşmanın gizlice kaydedilmesiyle aynı değildir. Yine de mesajın nasıl elde edildiği, özgünlüğü, gönderen hesabın aidiyeti ve dosyada hangi olguyu ispatladığı incelenir.

Ses kaydı montajlanmışsa nasıl anlaşılır?

Orijinal dosya ve mümkünse kayıt cihazı üzerinde bilirkişi incelemesi yapılabilir. Dosyanın teknik özellikleri, zaman bilgileri, kesinti ve birleştirme izleri, arka plan sesleri ve konuşma akışı incelenir.

Ses kaydını sosyal medyada paylaşabilir miyim?

Kaydın savcılığa veya mahkemeye delil olarak sunulabilmesi, sosyal medyada yayımlanabileceği anlamına gelmez. Haberleşme veya özel yaşama ilişkin içeriğin hukuka aykırı ifşası ayrıca ceza sorumluluğu doğurabilir.

Sonuç

Ses kaydı somut olayın bütünü içinde değerlendirilir

Gizli ses kaydı hakkında tek cümlelik bir geçerlilik kuralı yoktur. Mahkeme, kaydın alındığı ânı ve amacı belirlemeli; suçun o sırada beklenmedik biçimde işlenip işlenmediğini, başka delil olanağını, kaydın bütünlüğünü ve savunmanın itirazlarını ayrı ayrı incelemelidir.

Kişinin kendisine yönelen ve o anda başka türlü ispatlanamayacak bir fiili kaydetmesi ile geçmiş olayı yeniden konuşturup delil oluşturması arasındaki fark, çoğu dosyada belirleyicidir. Kaydı yetkili makama vermek ile kamuya yaymak da aynı işlem değildir. Kayıt kabul edilse bile mahkeme, konuşmanın suçun hangi unsurunu ispatladığını ve diğer delillerle nasıl birleştiğini gerekçesinde açıklamalıdır.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, özellikle m. 132–134 ve 139
  2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 206, 217, 230 ve 289
  3. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/11, K. 2018/639, 13.12.2018
  4. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/169, K. 2025/352, 24.9.2025
  5. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/28100, K. 2023/309, 17.1.2023
  6. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2014/30360, K. 2018/21320, 10.12.2018
  7. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2014/40876, K. 2019/808, 22.1.2019
  8. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/29546, K. 2023/465, 23.1.2023
  9. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2022/5669, K. 2025/2830, 17.2.2025
  10. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, E. 2019/3121, K. 2020/133, 15.1.2020
  11. AYM, Halis Uluer, B. No. 2018/12576, 27.1.2021
  12. AİHM, Schenk/İsviçre, B. No. 10862/84, 12.7.1988
  13. AİHM, Yakymchuk/Ukrayna, B. No. 26519/16, 8.7.2025
  14. İsa Başbüyük, “İletişim Sırasında Elde Edilen Gizli Ses Kayıtlarının Ceza Muhakemesinde Delil Olarak Kabul Edilebilirliği Sorunu”, DEÜHFD, 2017
  15. Çiler Damla Bayraktar, “Ceza Hukuku Bağlamında Kişinin Görüntüsünü veya Sesini Kayda Alma ve Yayma Fiilleri”, Adalet Dergisi, 2026