Anayasa'nın 38. maddesine göre suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Bu güvence yalnızca ceza davasını yürüten mahkemeyi bağlamıyor. Ceza yargılaması mahkûmiyetten başka bir kararla sona erdiğinde ya da henüz kesinleşmediğinde, aynı olaya dayanan disiplin, işe iade, güvenlik soruşturması ve aile mahkemesi kararlarının dili de Anayasa Mahkemesinin denetimine giriyor.
Bu sayfa, Anayasa Mahkemesinin 9 Ekim 2026'ya kadar yayımladığı ve masumiyet karinesi başlığında şikâyet içeren 443 karara dayanıyor. Sonuçların hepsi sayıldı, belirleyici kararlar tek tek okundu. Her tespiti kararın paragrafıyla birlikte bulacaksınız.
Sonuçlar: 447 şikâyetin 73'ünde ihlal
Masumiyet karinesi başlığında 443 kararda 447 şikâyet var. 73'ünde ihlal bulundu, 209'u açıkça dayanaktan yoksun sayıldı, 25'inde ihlal olmadığına karar verildi. Kararların 38'i Genel Kurul kararı.
İhlaller en çok idare davalarında: Mahkemenin "idare" diye ayırdığı 196 şikâyetin 39'unda ihlal var. Ceza davalarında 191 şikâyetin 20'sinde, hukuk davalarında 59 şikâyetin 13'ünde ihlal bulundu. İhlal bulunan şikâyetlerin 62'sinde yeniden yargılamaya, 7'sinde manevi tazminata hükmedildi.
Kümelere bakıldığında fark belirgin. Karar özetinde idari para cezası geçen 14 kararın 8'inde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) geçen 24 kararın 10'unda, ceza infaz kurumu geçen 33 kararın 13'ünde ihlal var. Buna karşılık özetinde FETÖ/PDY geçen 18 kararın ve basın ya da medya geçen 19 kararın hiçbirinde masumiyet karinesi ihlali bulunmadı.
Ölçüt: iki boyut ve kullanılan dil
Mahkemeye göre güvencenin iki boyutu var. İlki ceza yargılaması sürerken kişinin suçluluğu hakkında erken açıklama yapılmasını yasaklıyor. İkincisi ceza yargılaması mahkûmiyetten başka bir şekilde sona erdikten sonra da devam ediyor ve aynı olaya dayanan başka süreçlerde kişiye suçlu muamelesi yapılmasını engelliyor (Hüseyin Sezer [GK], B. No: 2016/13566, 2/7/2020, §§ 41–42).
Belirleyici olan gerekçenin dili. Kişinin suç isnadı altında olduğunu söylemek masumiyet karinesini zedelemez; kesin mahkûmiyet olmadan kişinin suçu işlediğini kesin bir dille ifade etmek ya da bu izlenimi uyandırmak ise ihlaldir (Hüseyin Sezer [GK], §§ 50–51).
İdari para cezası: malik olmak tek başına yetmez
Batman'da başvurucuların hissedarı olduğu tarım arazilerinde anız yakılmış, yakan kişi belirlenememişti. Arazi büyüklüğüne göre her başvurucuya idari para cezası verildi. Genel Kurul, kabahatlerde sorumluluk karinelerinin daha esnek yorumlanabileceğini, ancak bu karinelerin masumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaşmaması gerektiğini belirtti. Salt malik olmanın cezaya gerekçe yapılması ispat yükünü idareden başvuruculara geçirdiği için ihlal sayıldı (Ahmet Altuntaş ve Diğerleri [GK], B. No: 2015/19616, 17/5/2018, §§ 34–38).
Aynı ilke, moloz dökülerek toprak yapısı bozulan bir tarım arazisinin malikine verilen idari para cezasında da uygulandı. Fail belirlenmemişti; başvurucu o tarihlerde yurt dışında bulunduğunu pasaport kayıtlarıyla göstermişti. Genel Kurul, başvurucunun salt mülk sahibi olduğu için otomatik olarak suçlu konumuna düşürüldüğünü ve kendisine savunma imkânı tanınmasının bunu telafi etmediğini belirtti (Gülsüm Kestaneci [GK], B. No: 2018/7477, 27/10/2021, §§ 33–39).
Beraat ve disiplin cezası
Beraat kararı, aynı olay nedeniyle disiplin cezası verilmesine engel değil. Ceza yargılamasındaki delillerin disiplin soruşturmasında kullanılması da kendi başına ihlal oluşturmuyor (Hüseyin Sezer [GK], §§ 46–47). Sorun, idare mahkemesinin ceza mahkemesinin kanaatini sorgulayan bir dil kullanmasında.
Zabıt kâtibi olan başvurucu, gizlilik kararı bulunan bir dosyanın örneğini bir avukata verdiği iddiasıyla yargılanmış ve delil yetersizliğinden beraat etmişti. Aynı eylem nedeniyle devlet memurluğundan çıkarıldı; idare mahkemesi eylemin belgelerle sabit olduğunu belirterek davayı reddetti. Genel Kurul, kullanılan ifadelerin beraat kararını tartışmaya açtığını ve okuyanda suçun işlendiği izlenimini uyandırdığını belirtti. Ceza kararının isabetsiz görülmesi bu yükümlülüğü kaldırmıyor: "Ceza Mahkemesi kararındaki isabetsizlik masumiyet karinesine istisna getirilmesini gerektiren bir durum değildir" (Hüseyin Sezer [GK], §§ 55–61). Karara üç üye karşı oy kullandı.
FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat gerekçesiyle meslekten çıkarılan ve daha sonra ceza davasında beraat eden bir hâkimin masumiyet şikâyeti ise açıkça dayanaktan yoksun bulundu. Genel Kurul, meslekten çıkarmanın olağanüstü hâl tedbiri olduğunu ve idari yargının başvurucunun suçu işlediği yönünde bir çıkarımda bulunmadığını belirtti; aynı kararda özel hayata saygı hakkı yönünden ise ihlal buldu (Halit İnciroğlu [GK], B. No: 2023/38006, 29/5/2025, §§ 160–162).
HAGB kararı mahkûmiyet değildir
HAGB kararında hâkim mahkûmiyet hükmü kurar ama açıklamaz; kişi denetim süresini suç işlemeden geçirirse dava düşer. Anayasa Mahkemesine göre denetim süresinde kişinin suçluluğu sabit değildir ve kişi masumdur (Enez Ersöz, B. No: 2018/19673, 31/3/2022, §§ 35–36).
Jandarma uzman erbaş kursiyeri olan başvurucunun sözleşmesi, tehdit ve kasten yaralamadan verilen HAGB kararları nedeniyle güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanınca feshedilmişti. Bölge idare mahkemesi davayı, başvurucunun işlediği ve ceza almasına sebep olan suçların niteliğine dayanarak reddetti. Genel Kurul, salt yargılamadan ve HAGB kararından söz edilmesinin ihlal için yeterli olmadığını, gerekçenin bütün hâlinde incelenmesi gerektiğini belirtti. Bu dosyada ise açıklanması geri bırakılan hükümlere doğrudan dayanılmış ve suçların işlendiği inancı yansıtılmıştı (Mehmethan Kamburoğlu [GK], B. No: 2019/27554, 31/1/2024, §§ 38–45).
Aynı sonuç, lise öğrencisiyken arkadaşını yaraladığı iddiasıyla hakkında HAGB kararı verilen ve bu nedenle infaz ve koruma memurluğuna atanmayan başvurucu için de çıktı (Enez Ersöz, §§ 44–45). Belediyede işçi olarak çalışan bir başvurucunun işe iade davasında bölge adliye mahkemesinin HAGB kararını, cezaya çarptırıldığı ve kararın kesinleştiği şeklinde anması da ihlal sayıldı (Salih Taş, B. No: 2019/15835, 11/1/2023, §§ 38–40).
Karşı örnek: Taciz iddiasıyla hakkında HAGB kararı verilen tabip subayın TSK ile ilişiğinin kesilmesine karşı açtığı davada Askerî Yüksek İdare Mahkemesi eylemin suç olup olmadığını tartışmamış, ayrı ve bağımsız bir disiplin değerlendirmesi yapmış, suçluluk ima eden bir ifade kullanmamıştı. Şikâyet açıkça dayanaktan yoksun bulundu (K.Ş., B. No: 2016/3267, 28/1/2020, §§ 36–38).
6284 sayılı Kanun: "şiddet uygulayan" nitelendirmesi
Eski kız arkadaşının şikâyeti üzerine başvurucu hakkında koruyucu tedbir kararı verilmiş, aile mahkemesi kararlarında başvurucu "şiddet uygulayan" diye anılmıştı. Savcılık ise soyut iddia dışında delil bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti. Genel Kurul, bu tabirin tedbir kararlarında şablon olarak kullanılmaması gerektiğini, bunun yerine "şiddet uyguladığı iddia edilen" ya da "aleyhine tedbir istenen" gibi ifadelerin kullanılabileceğini belirterek ihlal buldu. Giderim yeniden yargılama değil, kararlardaki ifadelerin düzeltilmesiydi; tazminat talebi reddedildi (S.M. [GK], B. No: 2016/6038, 20/6/2019, §§ 49–53, 62–63).
Bu ilkenin uygulanabilmesi için bağlantılı bir ceza süreci gerekiyor. Aynı olaya dayanan bir ceza soruşturması ya da davası bulunmadığında, kolluk evrakında "şiddet uygulayan" ifadesinin kullanılmasından yakınan başvurucuların masumiyet şikâyeti konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulundu (D.S ve N.B.S., B. No: 2020/32560, 7/1/2025, §§ 10–12).
Ceza infaz kurumu kararları
Mahkûmiyet hükmü henüz kesinleşmemiş başvurucu, 2017'den beri tehlikeli tutuklu statüsünde tutuluyordu; ceza infaz kurumu kararında örgüt mensubu olduğu ve örgütünden ayrılmadığı yazılmıştı. Genel Kurul, hüküm kesinleşmedikçe hangi aşamada olduğunun masumiyet karinesi yönünden önemi olmadığını belirterek ihlal buldu. Kısıtlamaların süre sınırı olmadan ve yeniden değerlendirilmeden sürmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı da ihlal edildi (Hakan Çiçek [GK], B. No: 2021/27707, 2/4/2026, §§ 26–35). Kısıtlamaların kendisi ceza infaz kurumundaki haklar sayfasında ele alınıyor.
Ceza yargılamasında karine: önceki mahkûmiyet
Terör örgütü üyeliğinden hüküm giyip şartlı tahliye edilen başvurucu, PKK üyelerini anma yürüyüşüne katıldığı için yeniden yargılandı. Mahkeme, eylemin şartlı tahliyeden sonra işlendiğini ve başvurucunun örgütle yeniden irtibat kurduğunu kabul ederek onu yeniden terör örgütü üyeliğinden mahkûm etti. Genel Kurul, önceki mahkûmiyetin delil olarak değerlendirilmesiyle ispat yükünün başvurucuya geçtiğini belirterek ihlal buldu; altı üye karşı oy kullandı. Mahkeme ihlal kararının beraat ya da mahkûmiyet yönünde anlaşılmaması gerektiğini vurguladı (Umut Çongar [GK], B. No: 2017/36905, 21/10/2021, §§ 41–51, 71).
Basın haberleri: iddia belgelenmeli
Tutuklanan başvurucu, basında ve sosyal medyada yurt dışına kaçarken yakalandığı yönünde haberler yapıldığını ve kelepçeli görüntülerinin basına servis edildiğini ileri sürmüştü. Şikâyet ettiği yayınlarla ilgili hiçbir bilgi ya da belge sunmadığı için şikâyet açıkça dayanaktan yoksun bulundu (Hüda Kaya [GK], B. No: 2023/102251, 25/2/2025, §§ 111–112).
Dosyanızda nelere bakabilirsiniz?
- Ceza süreci nasıl sonuçlandı: beraat, kovuşturmaya yer olmadığı, düşme, HAGB ya da kesinleşmemiş mahkûmiyet?
- İdari ya da hukuki karar münhasıran ceza hükmüne mi dayanıyor, yoksa ayrı ve bağımsız bir disiplin değerlendirmesi mi yapılmış?
- Gerekçede suçu işlediğinizi ya da ceza aldığınızı söyleyen ifadeler var mı? HAGB kararı mahkûmiyet gibi mi anılmış?
- Kabahatte sorumluluk yalnızca malik olmanıza mı dayandırıldı? Failin kim olduğu araştırıldı mı?
- 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirde aynı olaya bağlı bir ceza soruşturması var mı ve nasıl sonuçlandı?
- Şikâyet ettiğiniz ifade ya da yayın elinizde belge olarak var mı?
Bu soruları Başvuru Testi ile adım adım cevaplayabilir, sonucu benzer kararlar ve beklenecek giderimle birlikte görebilirsiniz.
Bu sayfa nasıl hazırlandı?
Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası'nda yayımlanan bireysel başvuru kararlarından, Mahkemenin masumiyet karinesi (ceza, hukuk, idare) olarak sınıflandırdığı şikâyetleri içeren kararların sonuç ve giderim bilgileri Mahkemenin kendi sınıflandırmasından sayıldı. Kümeler karar özetlerindeki ifadelere göre ayrıldı. Belirleyici 13 karar tek tek okundu. Sayfadaki her tespit ilgili kararın paragraf numarasıyla verildi; alıntıların kararda birebir geçtiği, künyelerin ve sonuçların Mahkemenin kayıtlarıyla uyuştuğu denetlendi.
Masumiyet karinesi hakkında sık sorulan sorular
Hakkımda HAGB kararı var ve bu yüzden görevime son verildi; masumiyet karinesi ihlal mi?
Kendiliğinden değil. HAGB kararından söz edilmesi tek başına ihlal sayılmıyor; mahkemenin bu kararı mahkûmiyet gibi anıp anmadığına ve münhasıran ona dayanıp dayanmadığına bakılıyor. HAGB geçen 24 kararın 10'unda ihlal bulundu.
Ceza davasında beraat ettim ama disiplin cezası aldım; bu ihlal mi?
Disiplin cezası verilmesi tek başına ihlal değil. İhlal, idare ya da mahkeme beraat kararını sorgulayan ve suçu işlediğiniz izlenimini veren ifadeler kullandığında söz konusu oluyor.
Koruma kararında hakkımda "şiddet uygulayan" denmesi ihlal mi?
Aynı olaya bağlı bir ceza soruşturması varsa ve ifade, bağlam ve amacını aşarak eylemi işlediğiniz izlenimini veriyorsa ihlal sayılabiliyor. Bağlantılı bir ceza süreci yoksa şikâyet konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunuyor.
Basında suçlu gibi gösterildim; Anayasa Mahkemesine başvurabilir miyim?
Başvurabilirsiniz, ancak özetinde basın ya da medya geçen 19 kararın hiçbirinde masumiyet karinesi ihlali bulunmadı. Şikâyet edilen yayınların belgelenmesi gerekiyor.
İhlal kararı ne sağlar?
İhlal bulunan 73 şikâyetin 62'sinde yeniden yargılamaya, yalnızca 7'sinde manevi tazminata hükmedildi. Mahkeme yeniden yargılamayı yeterli giderim saydığında tazminat talebini reddediyor (Enez Ersöz, § 53). Tedbir kararındaki ifadelerde ise ifadelerin düzeltilmesine karar verildi (S.M. [GK], § 62).
Başlıca hukukî kaynaklar
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 36 ve 38
- AYM [GK], Ahmet Altuntaş ve Diğerleri, B. No. 2015/19616, 17.5.2018
- AYM [GK], Hüseyin Sezer, B. No. 2016/13566, 2.7.2020
- AYM [GK], S.M., B. No. 2016/6038, 20.6.2019
- AYM [GK], Mehmethan Kamburoğlu, B. No. 2019/27554, 31.1.2024
- AYM [GK], Umut Çongar, B. No. 2017/36905, 21.10.2021
