AİHM Mustafa Aydın/Türkiye kararında (18.3.2025), silahlı terör örgütü üyeliğinden verilen mahkûmiyetin başvurucuya özgü bir değerlendirme içermediğini ve savunmanın davanın özüne ilişkin iddialarını cevapsız bıraktığını tespit etti; Sözleşme'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi. Başvurucu Bandırma'da yaşıyor.

Karar, 2023–2025 arasında aynı yönde verilen komite kararlarıyla birlikte, gerekçeli karar hakkının ağır cezalık örgüt davalarında neyi gerektirdiğini somutlaştırıyor.

Belirleyici iddialara özel ve açık cevap

AİHM'in yerleşik içtihadına göre mahkeme kararları dayandıkları gerekçeleri yeterince göstermelidir. Bu, her argümana ayrıntılı cevap verilmesini gerektirmez; ama davanın sonucunu belirleyecek iddialara özel ve açık bir cevap verilmesini ve davanın esaslı meselelerinin kararda ele alınmasını gerektirir. Tarafların talep ve beyanları gerçekten “dinlenmiş”, yani mahkemece incelenmiş olmalıdır; Mahkeme gerekçenin otomatik ya da kalıp olup olmadığına bakar (Mustafa Aydın, § 48; Yüksel Yalçınkaya [BD], § 305).

Değerlendirme delillerin sayılması değildir: mahkeme suçlamanın dayandığı olguları tespit etmeli, hukuku bu olgulara uygulamalı ve sanığın ileri sürdüğü belirli, ilgili ve önemli her noktayı incelemelidir (§ 52). Olgusal ve hukuki açıdan aynı durumdaki sanıklar için aynı gerekçe kullanılabilir; ancak ceza yargılamasında gerekçe her sanığın özel durumuna göre kurulmalıdır. AİHM delillerin mahkûmiyete yetip yetmediğini incelemez; aksi hâlde dördüncü derece mahkemesi gibi hareket etmiş olur (§ 53).

Mustafa Aydın: 82 sayfalık kararda başvurucuya özgü gerekçe yok

İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 82 sayfalık kararında iddianameyi, mütalaayı ve ifadeleri özetlemiş, delilleri beş başlık altında sıralamış ve sanıkları dört gruba ayırmıştı. Başvurucunun grubundaki sanıklar için aynı gerekçe kullanılmıştı: örgüt yöneticileriyle telefon görüşmeleri ve bu görüşmeler üzerine yapılan eylemler, dinleme tutanakları, bir tanığın beyanı ve fotoğraftan teşhis tutanağı, örgütsel belgeler (§§ 54-55).

AİHM'e göre başvurucunun grubuna dahil edilmesi büyük ölçüde örgüt yöneticileriyle yaptığı varsayılan telefon görüşmelerine dayanıyordu; ama kararda böyle bir görüşme gösterilmemişti. Başvurucunun tek görüştüğü sanık örgüt yöneticisi değildi ve bu görüşmelerin bir afiş asma eylemiyle değil “Afiş Kafe” adlı bir yerdeki buluşmayla ilgili olduğu yönündeki savunması cevapsız kalmıştı (§§ 56-57). Bir evde ele geçirilen ve “Mustafa A.” adını basın sorumlusu olarak gösteren iki sayfalık çıktıya kararda ayrıca bir ağırlık verilmemiş, imzasız belgenin gerçekliği de incelenmemişti (§ 58). Hükûmetin başvurucunun bir televizyon programına katılmasını destekleyici delil olarak göstermesi de kabul edilmedi, çünkü bu olgu kararda delil olarak yer almıyordu (§ 59).

AİHM, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyetin olgusal dayanaklarını yeterince göstermediğine, suçun ağırlığıyla orantılı bireysel bir değerlendirme yapmadığına ve davanın özüne ilişkin iddiaları cevaplamadığına; Yargıtayın ve Anayasa Mahkemesinin de bu eksikliği gidermediğine karar verdi (§ 60). Başvurucuya 6.000 avro manevi tazminat verdi.

Aynı yönde komite kararları

Aşağıdaki tablo, ilk derece mahkemesinin gerekçeli karar yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle 6/1 ihlali bulunan güncel kararlardan bazılarını gösteriyor.

KararTarihSuçlamaTazminat
Kaplan13.6.2023TCK 220/6 ve 314/27.800 avro
Çetinkaya16.1.2024Mahkûmiyet gerekçesi7.800 avro
Kocaman22.10.2024Parada sahtecilik7.800 avro
Mustafa Aydın18.3.2025TCK 314/2 (YDGH)6.000 avro
Cömert10.6.2025TCK 314/2 (DHKP/C)6.000 avro
Yaldız17.6.2025TCK 314/2 (YDGH)6.000 avro
Hussein16.12.2025TCK 314/2 (PYD/YPG)6.000 avro

Kararların çoğu örgüt üyeliği ya da örgüt adına suç işleme mahkûmiyetlerine ilişkin; Kocaman kararı ise parada sahtecilik mahkûmiyetini konu alıyor. Yaldız kararında Hükûmet, delillerin mahkûmiyete yettiğini ve şikâyetin dördüncü derece niteliğinde olduğunu savundu; AİHM şikâyetin ayrı bir usul güvencesine ilişkin olduğunu belirterek itirazı reddetti (§§ 10-11). Örgüt adına suç işleme hükmünün iptali ayrı bir yazıda anlatılıyor.

Belirleyici iddialar dilekçede tek tek gösterilmeli

Mustafa Aydın kararında başvurucu temyiz dilekçesinde tanık beyanına ve ele geçirilen çıktıya ayrıntılı olarak itiraz etmiş, diğer sanıklarla bağlantısı bulunmadığını açıklamıştı. Anayasa Mahkemesi gerekçeli karar hakkı şikâyetini ayrı başlık altında inceleyip açıkça dayanaktan yoksun bulduğu için AİHM tüketme itirazını reddetti (§§ 35-36). Bu nedenle istinaf ve temyiz dilekçelerinde, sonra da Anayasa Mahkemesine başvuru formunda, sonucu belirleyecek iddiaların ve mahkemenin bunlara cevap vermediği noktaların tek tek gösterilmesi gerekir.

Gerekçeli kararın iç hukuktaki şartları gerekçeli karar yazısında, Anayasa Mahkemesinin bu konudaki kararları gerekçeli karar hakkı sayfasında, ByLock mahkûmiyetlerinde gerekçe sorunu Yalçınkaya kararı yazısında anlatılıyor.

Sık sorulanlar

AİHM'de gerekçeli karar hakkı hakkında sık sorulan sorular

Mahkeme savunmanın her iddiasına cevap vermek zorunda mı?

Hayır. AİHM her argümana ayrıntılı cevap aramaz; ancak davanın sonucunu belirleyecek iddialara özel ve açık bir cevap verilmesini, davanın esaslı meselelerinin kararda ele alınmasını ister (Mustafa Aydın, § 48). Sanığın ileri sürdüğü belirli, ilgili ve önemli her nokta incelenmelidir (§ 52).

Birden fazla sanık için aynı gerekçe yazılabilir mi?

Ancak sanıklar olgusal ve hukuki açıdan aynı durumdaysa. Ceza yargılamasında gerekçe her sanığın özel durumuna göre kurulmalıdır (Mustafa Aydın, § 53). Mustafa Aydın kararında mahkeme sanıkları dört gruba ayırmış, başvurucunun grubundaki herkes için aynı gerekçeyi kullanmıştı (§§ 54-55).

Bu şikâyet AİHM'de dördüncü derece itirazı sayılmaz mı?

Sayılmıyor. Hükûmetin bu itirazını AİHM reddetti: gerekçeli karar hakkı, delillerin değerlendirilmesinden ve yargılamanın sonucundan ayrı bir usul güvencesidir (Mustafa Aydın, § 39; Yaldız, § 11). AİHM delillerin mahkûmiyete yetip yetmediğini değil, mahkemenin gerekçe yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini inceler (§ 53).

Delillerin kararda sayılması yeterli mi?

Hayır. AİHM'e göre değerlendirme delillerin listelenmesi değildir; mahkemenin suçlamanın dayandığı olguları tespit etmesi ve hukuku bu olgulara uygulaması gerekir (Mustafa Aydın, § 52). Kararda adı geçmeyen bir delil, Hükûmet sonradan ileri sürse bile mahkûmiyetin dayanağı sayılmaz (§ 59).

AYM'de bu şikâyet nasıl ileri sürülmeli?

Mustafa Aydın kararında başvurucu temyiz dilekçesinde mahkûmiyetin dayanaklarına ayrıntılı olarak itiraz etmiş, Anayasa Mahkemesi de gerekçeli karar hakkı şikâyetini ayrı başlık altında inceleyip açıkça dayanaktan yoksun bulmuştu; AİHM bu nedenle tüketme itirazını reddetti (§§ 35-36). Cevapsız kalan iddiaların başvuru formunda tek tek gösterilmesi bu nedenle önemlidir.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. AİHM, Mustafa Aydın/Türkiye, 18.3.2025
  2. AİHM, Yaldız/Türkiye, 17.6.2025
  3. AİHM, Kaplan/Türkiye, 13.6.2023
  4. AİHM, Hussein/Türkiye, 16.12.2025