AİHM, Selahattin Demirtaş'ın Türkiye aleyhine yaptığı başvurularda birden fazla ihlal kararı verdi. Bunların en çok bilineni Büyük Dairenin 22 Aralık 2020 tarihli Selahattin Demirtaş/Türkiye (No. 2) kararıdır. Mahkeme tutukluluğun makul şüpheye dayanmadığına, ifade özgürlüğünü ve milletvekilliği görevini yapma hakkını ihlal ettiğine ve çoğulculuğu bastırma amacı güttüğüne karar vererek derhâl tahliyeyi istedi. 8 Temmuz 2025 tarihli Demirtaş (No. 4) kararı ise 20 Eylül 2019'dan sonraki ikinci tutukluluk dönemine ilişkin. Bu yazı kararların ne dediğini, verilen tazminatları, Anayasa Mahkemesinin aynı dosyalardaki kararlarını ve Bakanlar Komitesi denetimini kararların kendi metinlerine dayanarak anlatıyor.

18. maddenin diğer Türkiye kararları AİHS 18. madde, milletvekili dokunulmazlığı boyutu milletvekili dokunulmazlığı ve AİHM, benzer bir uygulama süreci Kavala kararı yazısında.

Demirtaş kararları tablosu

KararTarihSonuçGiderim
Demirtaş (No. 2) (Daire)20.11.2018m. 5/3, P1-3 ve 18+5/3 ihlali; m. 5/1 ihlali yok; tutukluluğun sona erdirilmesi10.000 € manevi, 15.000 € masraf
Demirtaş (No. 3)9.7.20192005'teki televizyon açıklamaları nedeniyle propaganda mahkûmiyeti: m. 10 ihlali2.500 € manevi, 1.000 € masraf
Demirtaş (No. 2) [BD]22.12.2020m. 10, 5/1, 5/3, P1-3 ve 18+5 ihlali; m. 5/4 ihlali yok; derhâl tahliye3.500 € maddi, 25.000 € manevi, 31.900 € masraf
Demirtaş ve Yüksekdağ Şenoğlu6.6.2023Avukat görüşmelerinin izlenmesi ve belgelere el konulması: m. 5/4 ihlaliKişi başı 5.500 € manevi
Selahattin Demirtaş27.5.2025Hakaret içeren paylaşımlar için açılan tazminat davasının reddi: m. 8 ihlali (komite)2.000 € manevi, 500 € masraf
Demirtaş (No. 4)8.7.202520.9.2019'dan sonraki tutukluluk: m. 5/1, 5/3, 5/4 ve 18+5/1 ihlali3.245 € maddi, 32.500 € manevi, 20.000 € masraf

Daire 2018'de makul şüphe yokluğu şikâyetinde ihlal bulmamış, tutukluluğun sürmesini 5/3 ve 18. madde yönünden ihlal saymıştı. Davanın Büyük Daireye gönderilmesi üzerine Büyük Daire 2020'de makul şüphe şikâyetinde de ihlal buldu ve ifade özgürlüğünü ayrıca inceledi.

Büyük Daire 2020: gerekçe

Dokunulmazlığın kaldırılması ve ifade özgürlüğü. Mahkeme, milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldıran 20 Mayıs 2016 tarihli Anayasa değişikliğini Venedik Komisyonu gibi, Türk anayasa geleneğinde benzeri olmayan, belirli kişilere yönelik tek seferlik bir düzenleme olarak nitelendirdi (§ 269). Mahkemeler başvurucunun konuşmalarını Anayasa m. 83/1'deki yasama sorumsuzluğu bakımından da değerlendirmemişti; bu nedenle müdahale öngörülebilir değildi (§ 270). Terör suçlarına ilişkin hükümler de ifade özgürlüğünün kullanılmasını silahlı örgüte üyelikle eşitleyecek kadar geniş yorumlanmıştı (§ 280). Sonuç: 10. madde ihlali, 1'e karşı 16 oy (§ 281).

Makul şüphe ve tutukluluğun süresi. İkinci büyük muhalefet partisinin eş genel başkanı olarak yaptığı açıklamalar, tutukluluğun dayandığı şüphenin makul olduğunu göstermeye yetmiyordu; mahkemeler tutukluluk boyunca şüpheyi haklı kılacak somut olgu ve bilgi ortaya koymamıştı (§§ 337-340, 354). 5/1 ihlali 2'ye karşı 15, 5/3 ihlali 1'e karşı 16 oyla verildi. Hızlı denetime ilişkin 5/4 şikâyetinde ihlal bulunmadı.

Milletvekilliği. Başvurucu milletvekilliği sıfatını korusa da tutukluluk nedeniyle Meclis çalışmalarına katılması fiilen imkânsızdı; bu, seçilme ve milletvekilliği görevini yapma hakkının özüne aykırıydı (§§ 397-398; Protokol 1 m. 3, oybirliği).

18. madde. Mahkemeye göre başvurucunun tutukluluğunun, özellikle anayasa değişikliği referandumu ve cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyaları sırasında, çoğulculuğu bastırma ve siyasi tartışma özgürlüğünü sınırlama şeklindeki gizli amacı makul şüpheden uzak biçimde kanıtlanmıştı (§ 437). 18. madde ihlali 1'e karşı 16 oyla verildi.

Tahliye. İhlalin niteliği başka bir seçenek bırakmadığından, aynı olgusal bağlamdaki gerekçelerle tutukluluğun sürmesi hem ihlalin uzaması hem de kararın uygulanması yükümlülüğünün çiğnenmesi anlamına gelecekti. Mahkeme, Türkiye'nin başvurucunun derhâl tahliyesi için gereken bütün tedbirleri almasına 2'ye karşı 15 oyla hükmetti (§ 442 ve hüküm fıkrası). Türkiye adına seçilen yargıç Saadet Yüksel bazı ihlal sonuçlarına karşı oy kullandı.

Kararın ardından: tahliye kararı, yeni tutuklama, mahkûmiyet

Anayasa Mahkemesinin aynı tutukluluğa ilişkin kararları AİHM'den farklı sonuçlara ulaşmıştı. Genel Kurul Selahattin Demirtaş kararında (21.12.2017) tutuklamanın hukuki olmadığı ve ifade özgürlüğü ile seçilme hakkının ihlal edildiği şikâyetlerini açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez saydı; bu iki noktada Engin Yıldırım karşı oy kullandı. Selahattin Demirtaş (3) kararında (9.6.2020) ise tutukluluğun makul süreyi aştığına karar verip 50.000 TL manevi tazminata hükmetti.

Demirtaş (No. 4) kararının aktardığı olaylara göre Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi 2 Eylül 2019'da başvurucunun tahliyesine karar verdi. Ancak başvurucu, 2013'teki bir konuşması nedeniyle İstanbul'da verilen 4 yıl 8 aylık propaganda mahkûmiyeti nedeniyle serbest bırakılmadı ve 20 Eylül 2019'da 6-8 Ekim 2014 olaylarına ilişkin yeni bir soruşturmada yeniden tutuklandı (No. 4, §§ 4, 28-30). Yargıtay propaganda mahkûmiyetini 26 Nisan 2021'de onadı; bu cezanın infazı 3 Kasım 2021'de bitti ve başvurucu bu tarihten sonra Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava kapsamında tutuklu kaldı. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi 16 Mayıs 2024'te başvurucuyu on bir suçlamadan kısa kararla toplam 42 yıl hapis cezasına mahkûm etti (No. 4, §§ 63, 97).

Demirtaş (No. 4): ikinci tutukluluk

Hükümet, yeni tutukluluğun 2020 kararının kapsamı dışında kaldığını ve uygulamanın Bakanlar Komitesine ait olduğunu savundu. Daire, kararların uygulanmasını değerlendirmenin Bakanlar Komitesinin görevi olduğunu kabul etti; ancak yeni bir başvuruda ileri sürülen yeni olguları incelemenin Komitenin yetkisine müdahale olmadığını, aksi hâlde tedbirin Sözleşme denetiminin tamamen dışında kalacağını belirterek 20 Eylül 2019 sonrasındaki tutukluluğu incelemeye yetkili olduğuna karar verdi (§§ 119-124).

  • Anayasa Mahkemesinde dört yıl. Başvurucunun ikinci tutukluluğa karşı 7 Kasım 2019'da yaptığı bireysel başvuru dört yılı aşkın süre karara bağlanmamıştı. Daire bunu "hızlı" denetim sayılamayacak bir süre olarak değerlendirdi ve bireysel başvuruyu bu nedenle etkisiz buldu: 5/4 ihlali, oybirliği.
  • Makul şüphe ve süre. Bu dönem için de makul şüphe bulunmadığına ve tutukluluğun dört yılı aşan süresinin ilgili ve yeterli gerekçeye dayanmadığına 1'e karşı 6 oyla karar verildi. Başvurucunun ve avukatının soruşturma dosyasına erişememesi de ayrı bir 5/4 ihlali sayıldı.
  • 18. madde. Tutukluluğun yine gizli bir amaç güttüğüne 1'e karşı 6 oyla karar verildi. 10. madde şikâyetinin ayrıca incelenmesine gerek görülmedi.

Bu karar, Anayasa Mahkemesinde uzun süre bekleyen tutukluluk başvurularında AİHM'e gitmenin önünün açılabileceğini gösteren bir örnektir; bkz. AYM kararı beklenmeden AİHM'e başvurulabilir mi.

Bakanlar Komitesi denetimi

AİHM kararlarının uygulanmasını Bakanlar Komitesi denetler (Sözleşme m. 46/2; bkz. AİHM kararlarının uygulanması). Komite Demirtaş (No. 2) kararı için 2 Aralık 2021 (CM/ResDH(2021)428), 9 Mart 2023 (CM/ResDH(2023)36) ve 6 Mart 2025 (CM/ResDH(2025)34) tarihli üç ara karar aldı. Son ara karar, aynı gerekçelerin ileri sürüldüğü Yüksekdağ Şenoğlu ve Diğerleri (8.11.2022) kararını da kapsıyor.

6 Mart 2025 tarihli ara kararda Komite, başvurucuların Kasım 2016'dan beri kesintisiz özgürlüğünden yoksun bırakılmasından derin endişe duyduğunu bildirdi. Anayasa Mahkemesinin 7 Kasım 2019'da yapılan başvuru hakkında karar vermemesini ve 16 Mayıs 2024 tarihli kısa kararın gerekçesinin yazılmamasını üzüntüyle karşıladı. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi 27 Ekim 2021'den beri tahliye taleplerini, AİHM'in incelediğinden esasen farklı olduğunu belirttiği yeni delillere dayanarak reddediyordu. Komite, mevcut tutukluluğun AİHM'in incelediği olgulara dayanmadığını güçlü delillerle göstermenin makamlara düştüğünü vurguladı, tutuklamaya alternatif tedbirler de düşünülerek derhâl tahliyeye çağırdı ve Haziran 2025 toplantısına kadar başvurucular tahliye edilmez, Anayasa Mahkemesi karar vermez ya da ağır ceza mahkemesi gerekçeli kararını yazmazsa başka adımlar atmayı değerlendireceğini bildirdi. Komite, Kavala davasında tahliye gerçekleşmeyince Sözleşme m. 46/4 uyarınca Mahkemeye ihlal davası açmış, Büyük Daire 11.7.2022'de Türkiye'nin karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar vermişti.

Sık sorulanlar

AİHM Demirtaş kararları hakkında sık sorulan sorular

AİHM Demirtaş kararı nedir?

Genellikle AİHM Büyük Dairesinin 22 Aralık 2020 tarihli Selahattin Demirtaş/Türkiye (No. 2) kararı kastedilir. Mahkeme, 4 Kasım 2016'da başlayan tutukluluğun makul şüpheye dayanmadığına, ifade özgürlüğünü ve milletvekilliği hakkını ihlal ettiğine ve çoğulculuğu bastırıp siyasi tartışmayı sınırlamak amacı güttüğüne karar verdi; Türkiye'nin başvurucunun derhâl tahliyesi için gereken bütün tedbirleri almasını istedi.

AİHM Demirtaş'a ne kadar tazminat verdi?

Büyük Daire 2020'de 3.500 avro maddi, 25.000 avro manevi tazminata ve 31.900 avro masraf ve gidere hükmetti. Demirtaş (No. 4) kararında 2025'te ikinci tutukluluk dönemi için 3.245 avro maddi, 32.500 avro manevi tazminat ve 20.000 avro masraf verildi. Diğer kararlarda daha düşük tutarlar var; tablo yazıda.

AİHM kararı tahliyeyi zorunlu kılıyor mu?

Büyük Daire, 18. madde ihlalinin niteliği gereği başka bir seçenek bırakmadığını belirterek Türkiye'nin başvurucunun derhâl tahliyesi için gerekli bütün tedbirleri almasına 2'ye karşı 15 oyla karar verdi. Kararların uygulanmasını Bakanlar Komitesi denetler; Komite 2021, 2023 ve 2025'te ara kararlar alarak tahliye çağrısını yineledi. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi ise dosyadaki yeni delillere dayanarak tahliye taleplerini reddetti.

Demirtaş (No. 4) kararı neyi inceledi?

Başvurucunun 20 Eylül 2019'da verilen yeni tutuklama kararına dayanan tutukluluğunu inceledi. Daire, bu dönem için de makul şüphe bulunmadığına, tutukluluğun dört yılı aşan süresinin yeterli gerekçeye dayanmadığına, Anayasa Mahkemesinin dört yılı aşkın süre karar vermemesinin hızlı denetim güvencesini ihlal ettiğine ve tutukluluğun yine gizli bir amaç güttüğüne karar verdi.

Anayasa Mahkemesi Demirtaş başvurusunda ne karar vermişti?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 21 Aralık 2017'de tutuklamanın hukuki olmadığı ve ifade özgürlüğü ile seçilme hakkının ihlal edildiği şikâyetlerini açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez saydı; bir üye karşı oy kullandı. Mahkeme 9 Haziran 2020'de ise ilk tutukluluk döneminin makul süreyi aştığına karar vererek 50.000 TL manevi tazminata hükmetti.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. AİHM, Selahattin Demirtaş/Türkiye (No. 2) [BD], B. No: 14305/17, 22.12.2020 (Türkçe çeviri)
  2. AİHM, Selahattin Demirtaş/Türkiye (No. 2) (Daire), 20.11.2018
  3. AİHM, Selahattin Demirtaş/Türkiye (No. 4), B. No: 13609/20, 8.7.2025 (Türkçe çeviri)
  4. AİHM, Selahattin Demirtaş/Türkiye (No. 3), B. No: 8732/11, 9.7.2019
  5. AİHM, Demirtaş ve Yüksekdağ Şenoğlu/Türkiye, B. No: 10207/21 ve 10209/21, 6.6.2023
  6. AİHM, Selahattin Demirtaş/Türkiye, B. No: 21321/21, 27.5.2025
  7. Bakanlar Komitesi, Ara Karar CM/ResDH(2025)34, 6.3.2025
  8. Bakanlar Komitesi, Ara Karar CM/ResDH(2023)36, 9.3.2023
  9. Bakanlar Komitesi, Ara Karar CM/ResDH(2021)428, 2.12.2021
  10. AYM, Selahattin Demirtaş [GK], B. No: 2016/25189, 21.12.2017
  11. AYM, Selahattin Demirtaş (3), B. No: 2017/38610, 9.6.2020