AİHM, Türkiye'ye karşı başvurularda kural olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun tüketilmesini arar. Büyük Daire 25 Ağustos 2026 tarihli Kavala/Türkiye (No. 2) kararında bu kurala bir istisna tanıdı: Anayasa Mahkemesinde dört yılı aşkın süredir karar bekleyen başvurucunun bu kararı beklememesi eleştirilemezdi (§ 128).
Mahkeme istisnayı somut olayla sınırladı. Anayasa Mahkemesindeki gecikme ise tutulan kişiler bakımından ayrıca Sözleşme'nin 5/4 maddesinin ihlali sonucunu doğurabiliyor.
Kural: Anayasa Mahkemesine başvuru tüketilmelidir
AİHM'e göre Türkiye'ye karşı başvurularda başvurucular, iç hukuk yollarını tüketmek için son aşamada Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmak zorundadır; bu yol ilke olarak etkilidir. Anayasa Mahkemesi Anayasa'nın yanında Sözleşme'deki hakları da uygular, ihlal tespit eder, giderim yolunu gösterir ve tazminata hükmedebilir (Kavala (No. 2), § 117). Hükûmet Büyük Daire önünde Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanma oranının %99,84 olduğunu bildirdi (§ 108).
Mahkeme, Anayasa Mahkemesindeki sürenin tek başına bu yolun etkisiz olduğu sonucunu doğurmadığını da tekrarladı (Selahattin Demirtaş (No. 4), § 159). Bekleyen başvuru varken AİHM'e gidilmesi bu nedenle kural olarak kabul edilemezlik riskini taşır. Dört aylık sürenin Anayasa Mahkemesi kararının bildirilmesiyle başladığı AİHM başvuru süresi yazısında anlatılıyor.
Kavala (No. 2): dört yılı aşkın bekleme istisnası
Başvurucu 9 Haziran 2022'de tutukluluğuna karşı öncelik talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştu. Başvuru karara hazır olmasına rağmen dört yılı aşkın süredir sonuçlanmamıştı; Genel Kurul dosyayı 25 Temmuz 2023'te gündemine alıp hemen ertelemişti. Kesinleşen mahkûmiyete ilişkin 24 Ekim 2023 tarihli ikinci başvuru da Bakanlık görüşünün 3 Nisan 2024'te gelmesine rağmen iki yıl dokuz aydır bekliyordu (§ 122). AİHM'in 2019'da verdiği ihlal ve tahliye kararı da uygulanmamıştı (§§ 119-121).
Büyük Daire bu süreleri somut olayın koşullarında açıkça aşırı buldu (§ 123). Kişi hürriyeti söz konusu olduğunda ya da tutmanın dayandığı yargılama AİHM'in kesin kararıyla ciddi şüpheye düşürüldüğünde, bireysel başvurunun incelenmesindeki gecikmenin salt bir usul eksikliği olarak görülemeyeceğini belirtti (§ 124). Anayasa Mahkemesinin usul ataletinin korumayı teorik ve hayali bir hakka indirgediğine karar verdi ve tüketme itirazını reddetti (§§ 127-129). Bu karara iki yargıç, tüketme kuralından haksız bir sapma olduğu gerekçesiyle karşı oy verdi.
Mahkeme sonucun yalnızca bu davanın koşullarıyla sınırlı olduğunu ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun etkililiğini genel olarak sorgulamadığını da açıkça belirtti (§ 128).
Tutulan kişide AYM'deki gecikme 5/4 ihlali olabilir
Sözleşme'nin 5. maddesinin 4. fıkrası, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişinin tutulmasının hukukiliğinin kısa sürede denetlenmesini güvenceye alır. AİHM bu güvenceyi Anayasa Mahkemesindeki bireysel başvuruya da uyguluyor. Aşağıdaki tablo, Anayasa Mahkemesindeki bekleme süresini değerlendiren üç kararı gösteriyor.
| Karar | AYM'de süre | Sonuç |
|---|---|---|
| Kavala | 1 yıl 6 ay | 5/4 ihlali (§§ 194, 196) |
| Demirtaş (No. 4) | 4 yılı aşkın | 5/4 ihlali (§§ 150, 158) |
| Kavala (No. 2) | 4 yılı aşkın | Tüketme itirazı reddedildi (§§ 122, 128) |
Darbe teşebbüsünden hemen sonraki dönemde AİHM daha esnekti: Akgün davasında verdiği 2 Nisan 2019 tarihli kararda bir yıl on altı günlük süreyi “kısa” saymamakla birlikte, Anayasa Mahkemesinin olağanüstü iş yükünü gözeterek ihlal bulmamıştı (Kavala (No. 2), § 125). Selahattin Demirtaş (No. 4) kararında ise iş yükünün son derece uzun süreleri sonsuza kadar haklı gösteremeyeceğini belirtti (§ 152). Hükûmetin verilerine göre kişi hürriyetine ilişkin başvurular ortalama bir buçuk yılda sonuçlanıyor (§ 110); Büyük Daire bu ortalamanın da 5/4 ile bağdaştırılmasının güç göründüğünü kaydetti (§ 125). Anayasa Mahkemesindeki genel süreler bireysel başvuru ne kadar sürer yazısında.
AYM 2025'ten beri acil başvuruları öncelikle inceliyor
Hükûmetin Büyük Daire önündeki açıklamasına göre Anayasa Mahkemesi 31 Temmuz 2025 tarihli kararından bu yana bireysel başvuruları yedi kategoriye ayırıyor. “Acil” sayılan ve öncelikle incelenen durumlar şunlar: hayat veya sağlığa yönelik ciddi durumlar, kişisel ya da ailevi durum ve çocuğun üstün yararı, tedbir talepleri, yasal süreyi aşan tutukluluk, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına uyulmaması, adil yargılanma hakkının ağır ihlalleri ve gecikmenin başvurudaki hukuki yararı ortadan kaldıracağı durumlar. Devam eden ihlaller, sınır dışı etme ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması da ayrıca önceliklendiriliyor (§ 109).
Büyük Daire, AİHM kararlarının uygulanmamasına ilişkin dosyalara, özellikle kişi hürriyeti söz konusuysa, öncelik verilmemesinden üzüntü duyduğunu belirtti (§ 126). Başvurunun bu kategorilerden birine girdiğinin başvuru formunda gerekçesiyle gösterilmesi bu nedenle önem taşıyor. Ciddi tehlike hâlinde tedbir yolu AYM'de tedbir talebi yazısında anlatılıyor.
AYM'de bekleyen başvuru ve AİHM hakkında sık sorulan sorular
AYM'de bekleyen başvuru varken AİHM'e başvurmak kural olarak mümkün mü?
Kural olarak hayır. AİHM, Türkiye'ye karşı başvurularda başvurucunun son aşamada Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmasını ve bu yolun sonucunu beklemesini arar; Anayasa Mahkemesine başvuru ilke olarak etkili bir iç hukuk yoludur (Kavala (No. 2) [BD], § 117).
Kavala (No. 2) kararı herkes için AYM'yi beklemeden başvuru yolunu açtı mı?
Hayır. Büyük Daire, sonucun somut olayın özel koşullarıyla sınırlı olduğunu ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun etkililiğini genel olarak sorgulamadığını açıkça belirtti (§ 128). Kararda AİHM'in 2019 kararının uygulanmaması, kişi hürriyetinin söz konusu olması ve başvurunun dört yılı aşkın süredir beklemesi birlikte değerlendirildi (§§ 119-124).
AYM'deki gecikme ayrıca bir ihlal oluşturabilir mi?
Tutulan kişi bakımından evet. Sözleşme'nin 5. maddesinin 4. fıkrası tutulmanın hukukiliğinin kısa sürede denetlenmesini güvenceye alır. AİHM Kavala kararında bir buçuk yılı (2019, § 194), Selahattin Demirtaş (No. 4) kararında dört yılı aşkın süreyi bu güvenceye aykırı buldu (2025, § 158).
AYM başvurumun öncelikle incelenmesini isteyebilir miyim?
Hükûmetin Büyük Daire önündeki açıklamasına göre Anayasa Mahkemesi 31 Temmuz 2025 tarihli kararından bu yana başvuruları yedi kategoriye ayırıyor. Hayat ve sağlığa yönelik ciddi durumlar, tedbir talepleri, yasal süreyi aşan tutukluluk ve Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına uyulmaması gibi “acil” durumlar öncelikle inceleniyor (Kavala (No. 2), § 109).
AYM gecikmesi yüzünden AİHM süresini kaçırır mıyım?
Kural olarak hayır. Dört aylık AİHM süresi Anayasa Mahkemesinin kararının bildirilmesiyle başlar; başvuru Anayasa Mahkemesinde beklerken bu süre işlemeye başlamaz. Sürenin hesaplanması AİHM başvuru süresi yazısında anlatılıyor.

