Sözleşme'nin 18. maddesi, haklara getirilen sınırlamaların öngörüldükleri amaç dışında uygulanmasını yasaklar. AİHM Türkiye hakkında 2018–2026 arasında dokuz kararda bu maddenin ihlal edildiğine karar verdi; yedisi siyasetçilerin, ikisi insan hakları savunucusu Osman Kavala'nın tutukluluğuna ilişkindir.
Mahkemeye göre bu dosyalarda tutuklamanın görünen gerekçeleri, muhalefeti susturmak, çoğulculuğu bastırmak ve siyasi tartışmayı sınırlamak gibi gizli bir amacın örtüsüydü.
Gizli amaç ve baskın amaç
18. madde bağımsız bir hak düzenlemez; Sözleşme'deki bir hakkın sınırlandırılmasıyla birlikte uygulanır. Büyük Dairenin Merabishvili kararında belirlenen ve Navalnyy kararında teyit edilen ilkelere göre soru, sınırlamanın arkasında gizli bir amaç bulunup bulunmadığı ve bu amacın baskın olup olmadığıdır. İspat için özel ve daha sıkı bir ölçüt aranmaz; Mahkeme olağan ispat yaklaşımını uygular (Selahattin Demirtaş (No. 2) [BD], §§ 421-422).
Makul şüphe yokluğu nedeniyle 5/1 ihlali bulunması tek başına 18. madde ihlali anlamına gelmez; Mahkeme ayrıca tespit edilebilir bir gizli amaç arar (§ 423). Demirtaş (No. 2) kararında bu amacı, başvurucunun muhalefetin önde gelen liderlerinden biri olmasına, 2014'ten beri gergin siyasi iklime, başvurucuyu hedef alan açıklamalara ve uluslararası kuruluşların tespitlerine dayanarak ortaya koydu (§ 424 vd.). Tutuklamanın binlerce seçmeni temsilden yoksun bıraktığını ve toplumun tümüne tehlikeli bir mesaj verdiğini belirterek, özellikle referandum ve cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyaları sırasındaki tutukluluğun çoğulculuğu bastırma ve siyasi tartışmayı sınırlama amacı taşıdığının makul şüphenin ötesinde kanıtlandığına karar verdi (§§ 436-438).
Türkiye hakkında dokuz karar
| Karar | Tarih | Sonuç |
|---|---|---|
| Demirtaş (No. 2) | 20.11.2018 | Daire; 18 + 5/3 |
| Kavala | 10.12.2019 | 18 + 5/1; tahliye |
| Demirtaş (No. 2) [BD] | 22.12.2020 | 18 + 5; tahliye |
| Yüksekdağ Şenoğlu | 8.11.2022 | 13 milletvekili; 18 + 5/1 |
| Demirtaş (No. 4) | 8.7.2025 | 18 + 5/1 |
| Tuğluk | 14.10.2025 | 18 + 5/1; 16.000 avro |
| Kışanak ve Tuncel | 9.6.2026 | Bir başvurucu için 18 + 5/1 |
| Ürküt | 9.6.2026 | 18 + 5/1 |
| Kavala (No. 2) [BD] | 25.8.2026 | 18 + 5/1, 6/1, 10, 11 |
Kavala kararında Mahkeme, bir insan hakları savunucusunun uzun süreli tutukluluğunun onu susturma amacı taşıdığını ve sivil toplum üzerinde caydırıcı etki yarattığını tespit etti (10.12.2019). Büyük Daire Kavala (No. 2) kararında bu kez ceza yargılamasının, tutukluluğun ve mahkûmiyetin başvurucuyu Gezi Parkı eylemlerindeki rolü ve insan hakları savunucusu olarak görüşleri nedeniyle cezalandırma ve susturma amacı taşıdığına karar verdi (25.8.2026, § 279). Sayım, HUDOC'ta 6 Ekim 2026'ya kadar yayımlanan Türkiye kararlarından yapıldı.
Örüntü: tek tek değil, aynı dönemin parçası
Sonraki kararlarda Mahkeme, Demirtaş (No. 2) kararındaki tespitlerin aynı dönemde tutuklanan diğer siyasetçiler için de geçerli olduğunu kabul etti. Yüksekdağ Şenoğlu ve Diğerleri kararında HDP'nin diğer eş genel başkanı ve milletvekilleri bakımından tutukluluğun aynı gizli amacı taşıdığına karar verdi (§§ 638-640). Tuğluk kararında, başvurucunun açıklama ve faaliyetlerinden üç yıldan fazla süre sonra soruşturma başlatılmasının ve tutuklama gibi ağır bir tedbire başvurulmasının çoğulculuğu zayıflattığını vurguladı (§§ 171-173).
2026 tarihli Kışanak ve Tuncel ve Ürküt kararlarında Mahkeme, tutuklamanın makul şüpheye dayanmamasını, başvurucunun siyasi rolünü ve tutuklamanın 2016 sonundaki toplu tutuklamalarla aynı zamana denk gelmesini birlikte değerlendirdi. Tutuklamaların münferit olmadığını, daha geniş ve tutarlı bir örüntünün parçası olduğunu belirterek 18. madde ihlali buldu (Kışanak ve Tuncel, § 62; Ürküt, §§ 63-65). Tutuklamada makul şüphe ölçütü Akgün kararı, tutukluluk gerekçesi AİHM'de tutukluluk gerekçesi yazısında anlatılıyor.
Tahliye kararı ve 46/4 süreci
Demirtaş (No. 2) kararında Büyük Daire, aynı olgusal bağlama dayanan tutukluluğun sürmesinin ihlali uzatacağını belirterek başvurucunun derhâl tahliyesi için gerekli tedbirlerin alınmasına hükmetti; 25.000 avro manevi tazminata da karar verdi (§ 442). Kavala kararında da aynı yönde tahliye kararı verilmişti. Kavala kararının uygulanmaması üzerine Bakanlar Komitesi Sözleşme'nin 46/4 maddesi uyarınca Büyük Daireye başvurdu ve Büyük Daire 2022'de Türkiye'nin kararın gereğini yerine getirmediğine karar verdi (Kavala (No. 2) [BD], §§ 119-120). Bu süreç AİHM kararlarının uygulanması yazısında; Anayasa Mahkemesinde bekleyen başvurunun AİHM bakımından sonucu ayrı bir yazıda anlatılıyor.
AİHS 18. madde hakkında sık sorulan sorular
18. madde ihlali tek başına ileri sürülebilir mi?
Hayır. 18. madde bağımsız bir hak düzenlemez; ancak Sözleşme'deki bir hakkın sınırlandırılmasıyla birlikte uygulanır. Türkiye kararlarının hepsinde 18. madde, kişi hürriyetine ilişkin 5. maddeyle, Kavala (No. 2) kararında ayrıca 6/1, 10 ve 11. maddelerle birlikte incelendi (Demirtaş (No. 2) [BD], § 421).
Makul şüphe yokluğu 18. madde ihlali için yeterli mi?
Hayır. AİHM, makul şüphe bulunmadığı için 5/1 ihlali bulunmasının 18. madde ihlali sonucunu kendiliğinden doğurmadığını, ayrıca tespit edilebilir bir gizli amacın bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini belirtiyor (Demirtaş (No. 2) [BD], § 423).
Gizli amaç nasıl ispat edilir?
Olağan ispat kurallarıyla. Büyük Daire Merabishvili kararından beri özel ve daha sıkı bir ispat ölçütü aramıyor; soru gizli bir amacın bulunup bulunmadığı ve bunun baskın amaç olup olmadığıdır (Demirtaş (No. 2) [BD], § 422). Türkiye kararlarında tutuklamanın zamanlaması, kişinin muhalefetteki rolü, siyasi açıklamalar ve uluslararası kuruluşların raporları birlikte değerlendirildi (§§ 424-437).
18. madde ihlali kararının sonucu ne oldu?
Kavala ve Demirtaş (No. 2) kararlarında AİHM başvurucunun derhâl tahliyesi için gerekli tedbirlerin alınmasına hükmetti. Kavala kararı uygulanmayınca Bakanlar Komitesi 46/4 maddesi uyarınca Büyük Daireye başvurdu ve Büyük Daire 2022'de Türkiye'nin kararın gereğini yerine getirmediğine karar verdi.
Anayasa Mahkemesi bu dosyalarda ne yaptı?
AİHM kararlarında aktarıldığına göre Anayasa Mahkemesi Tuğluk ve Ürküt başvurularında tutuklamaya ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun buldu. Demirtaş başvurusunda ise 9 Haziran 2020 tarihli ikinci kararında tutukluluğun süresi bakımından ihlal kararı verdi.

