AİHM Büyük Dairesi 5 Mayıs 2026'da Yasak/Türkiye kararında, FETÖ/PDY üyeliğinden verilen bir mahkûmiyette kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin (Sözleşme m. 7) 6'ya karşı 11 oyla, başvurucunun Çorum Cezaevindeki koşulları nedeniyle de insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağının (m. 3) 8'e karşı 9 oyla ihlal edildiğine karar verdi. Daire 2024'te iki şikâyette de oybirliğiyle ihlal bulmamıştı. Mahkûmiyet ByLock'a değil tanık beyanları, HTS kayıtları, sosyal güvenlik kaydı ve Bank Asya hesabına dayanıyordu. Bu yazı kararın olaylarını, Daire ile Büyük Daire arasındaki farkı, gerekçenin kilit paragraflarını ve kararın dosyalara etkisini anlatıyor.

Kararın ByLock davalarındaki yeri Yalçınkaya kararı yazısında; davanın Büyük Daireye nasıl gittiği AİHM'de Büyük Daireye gönderme yazısında. Kararın Adalet Bakanlığınca yapılan Türkçe çevirisi HUDOC'ta yayımlandı.

Kararın özeti

ŞikâyetDaire (27.8.2024)Büyük Daire (5.5.2026)
Kanunsuz suç ve ceza olmaz (m. 7)İhlal yok (oybirliği)İhlal (6'ya karşı 11 oy)
İnsanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı (m. 3): Çorum Cezaevi koşullarıİhlal yok (oybirliği)İhlal (8'e karşı 9 oy)
Adil yargılanma (m. 6)Başvurunun bildirilmesi aşamasında kabul edilemez (iç hukuk yolları tüketilmedi)İncelenmedi
Giderim-m. 7 için ihlal tespiti yeterli; m. 3 için 2.800 avro manevi tazminat; 9.050 avro masraf

Başvurucu, Daire kararından sonra davanın Büyük Daireye gönderilmesini istedi; Büyük Daire kurulu talebi 16 Aralık 2024'te kabul etti. Duruşma 7 Mayıs 2025'te yapıldı. BM Terörle Mücadele ve İnsan Hakları Özel Raportörü, Büyük Daire Başkanının davetiyle görüş sundu (§§ 6-9). Büyük Daire kararları kesindir (Sözleşme m. 44/1).

Olaylar ve iç hukuk süreci

Başvurucu 30 Ocak 2017'de Nevşehir'de polise teslim oldu, 6 Şubat 2017'de tutuklandı. Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 4 Ağustos 2017 tarihli iddianamesine göre örgütün Çorum'daki öğrenci yapılanmasında kod adıyla "büyük bölge talebe mesulü" (BBTM) olarak görev yaptığı iddia ediliyordu. İddianamedeki deliller şunlardı: etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler dahil tanıkların beyanları; E.B. adlı kişinin HTS kayıtlarında başvurucunun irtibatlı kişiler arasında yer alması; sosyal güvenlik primlerinin örgütle bağlantılı sayılan bir eğitim şirketi tarafından ödenmesi ve Bank Asya hesabı (§§ 26-36). Başvurucu dershanede çalıştığını, hesabın maaş hesabı olduğunu ve ByLock kullanmadığını savundu (§ 73).

Çorum Ağır Ceza Mahkemesi 14 Şubat 2018'de başvurucuyu TCK m. 314/2 uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti; üyelerden biri cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine karşı oy kullandı (§ 63). Samsun Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu 3 Temmuz 2018'de esastan reddetti, Yargıtay hükmü 21 Ocak 2019'da onadı (§§ 74-76). Anayasa Mahkemesi 25 Şubat 2020'de adil yargılanmaya ilişkin genel şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun, savunma hakkının kısıtlandığı şikâyetini ise olağan yollar tüketilmediği için kabul edilemez buldu (§ 78).

Daire kararı. Daire, davayı Yalçınkaya'dan ayırdı: mahkûmiyet yalnız ByLock'a değil, esas olarak 2011-2014 arasındaki eylemlere ve geniş bir delil grubuna dayanıyordu. Daireye göre asıl mesele örgütün o tarihte resmen terör örgütü sayılıp sayılmadığı değil, mahkûmiyetin öngörülebilir olup olmadığıydı (§§ 139-141).

Madde 7: kast kişiye özgü kurulmalı

Yalçınkaya'nın değişmeyen tespitleri. Büyük Daire, Yalçınkaya'daki üç tespiti tekrarladı: örgütün sonradan terör örgütü olarak tanınması mahkûmiyeti tek başına m. 7'ye aykırı kılmaz; örgüt liderinin 2008'deki beraati sonraki gelişmelere göre farklı bir sonuca varılmasını engellemez; TCK m. 314/2 yeterince açık ve öngörülebilirdir (§ 198). Terörle mücadelenin özel güçlükleri, ertelenemeyen bir hak olan m. 7 güvencelerinin daha gevşek uygulanmasını haklı kılmaz (§ 199).

Asıl soru. Başvurucu daha geniş bir delil grubuyla mahkûm edilmiş olsa da Mahkemeye göre sorulacak soru Yalçınkaya'dakiyle aynıdır: Suçun bütün unsurları kişiye özgü biçimde kuruldu mu (§ 201)? Ceza sorumluluğu toplu suçluluğa ya da ilişki yoluyla suçluluğa dayanamaz (§ 202). TCK m. 314/2 şiddete başvuran silahlı bir örgüte üyeliği cezalandırdığından, kişinin ilgili tarihte örgütün amaçlarını ve şiddet yöntemlerini bildiği gösterilmelidir. Yargıtay'ın aradığı doğrudan kast da kişinin bilerek ve isteyerek örgüte katılmasını ve bu iradenin sürmesini gerektirir. AYM de Bilal Celalettin Şaşmaz kararında aynı bilgi şartını vurgulamıştı (§ 203).

Zaman unsuru. İddianame başvurucunun hangi dönemde üye olduğunu ve örgütün şiddet amacını bildiğini açıkça göstermiyordu. Delillere göre bu dönem 2014'te sona eriyordu; yani darbe teşebbüsünden bir buçuk ila iki yıl önce ve örgütün resmen terör örgütü olarak tanınmasından çok önce. Mahkemeler, başvurucunun 2014'e kadarki faaliyetlerinin kastı neden makul şüpheden uzak biçimde gösterdiğini açıklamamıştı (§ 205). Aralık 2013'ten sonra örgütle bağın sürdürülmesi değerlendirmede dikkate alınabilir; ancak bu genel tespit, suçun zaman dilimiyle sınırlı ve kişiye özgü bir değerlendirme yapma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz (§ 206).

Dolaylı delil ve eğitim yapılanması. Mahkeme, örgüt üyeliği davalarında kastın dolaylı delillerden çıkarılmasını Sözleşmeye aykırı saymadı. Hükümet duruşmada başvurucuya isnat edilen eylemlerin kendi başına yasak olmadığını, bunların üyeliğin delili sayıldığını kabul etmişti (§ 207). Ancak bütün eylemler örgütün o yıllarda yasal biçimde faaliyet gösterdiği eğitim alanındaki görevlere ilişkindi. Mahkemeler, askerî yapılanma gibi stratejik kollarla kişisel, işlevsel ya da hiyerarşik bir bağ araştırmadı; Yargıtay'ın kabul ettiği yedi katmanlı yapıda başvurucunun hangi düzeyde olduğunu da belirlemedi (§§ 208-210). İlk derece mahkemesi delilleri sıralayıp kast sonucuna varmakla yetinmişti (§ 211). Bu durum kişiye özgü değerlendirme şartının temelden ihlaliydi (§§ 212-214).

Hükmün dayandığı sorular şöyle özetlenebilir:

UnsurBüyük Dairenin aradığı
Üyeliğin zaman dilimiİddianame üyeliğin hangi dönemi kapsadığını açıkça göstermeli; eylemlerin örgütün terör örgütü olarak tanınmasından önceki döneme mi ait olduğu tartışılmalı (§§ 205-206)
Örgütün niteliğini bilmeKişinin o tarihte örgütün amaçlarını ve şiddet yöntemlerini bildiği somut delille gösterilmeli (§ 203)
Faaliyetin türüEğitim yapılanması gibi o dönem yasal görünen alanlardaki görevden kast kendiliğinden çıkarılamaz (§ 208)
Stratejik kollarla bağAskerî yapılanma gibi stratejik kollarla kişisel, işlevsel ya da hiyerarşik bir bağ ve bu bağın niteliği araştırılmalı (§ 209)
Hiyerarşideki yerYargıtay'ın kabul ettiği yedi katmanlı yapıda kişinin hangi düzeyde olduğu belirlenmeli (§ 210)
GerekçeDelilleri saymak yetmez; her delilin kastı nasıl gösterdiği açıklanmalı (§ 211)

Karşı oy. Altı yargıç, Türkiye adına seçilen yargıç Saadet Yüksel de dahil, saptanan eksikliğin m. 7'yi değil, olsa olsa m. 6'yı ilgilendirdiğini ve Büyük Dairenin önünde kabul edilebilir bir m. 6 şikâyeti bulunmadığını belirtti (karşı oy, §§ 1-2).

Adil yargılanma şikâyetleri neden incelenmedi? Başvurucunun delillerin hukuka uygunluğu ve savunma hakkının kısıtlanmasına ilişkin şikâyetleri, iç hukuk yolları tüketilmediği için başvurunun Hükûmete bildirilmesi aşamasında reddedilmişti (§§ 4, 197). AYM de savunma hakkı şikâyetini olağan yolların tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştu. Bu itirazlar istinaf ve temyiz dilekçelerinde açıkça ileri sürülmeden AİHM'e taşınamaz.

Madde 3: Çorum Cezaevi koşulları

İncelenen dönem 6 Şubat 2017 ile 24 Mart 2021 arasıydı. Başvurucunun kaldığı ilk koğuşta 30 kişilik kapasiteye karşın 37 ile 47 kişi kalıyordu ve kişi başına düşen alan 3,6 ile 4,6 m² arasındaydı; ikinci koğuşta kişi sayısı 27 ile 42 arasında değişti, alan 4 ile 6 m² arasındaydı. Alan 3 m²'nin altına düşmediği için güçlü ihlal karinesi uygulanmadı; Mahkeme diğer koşulları birlikte değerlendirdi (§ 239).

Belirleyici olan uyku koşulları oldu: Başvurucu toplam yaklaşık on dört ay, ortak alanda yere serilen bir şiltede, mahremiyet olmadan, gece boyunca yanan ışık ve gürültü altında uyumak zorunda kaldı. Mahkeme bunu "bir mahkûm, bir yatak" ilkesine açıkça aykırı buldu (§§ 241, 244). Koğuşlarda 47 kişiye iki tuvalet ve iki duş düşüyordu. Kapasitesi ranzalarla 1.592'ye çıkarılan cezaevinde 1.950-2.000 kişi kalıyordu ve bu durum yaklaşık dört yıl sürdü. Mahkeme bu koşulların birlikte etkisiyle asgari ağırlık eşiğinin aşıldığına karar verdi (§§ 246-247). Sekiz yargıç ise koşulların içler acısı olsa da m. 3 eşiğine ulaşmadığı görüşündeydi.

İç hukuk yolu. Hükümet başvurucunun önce cezaevi idaresine başvurmadığını ve tazminat davası açmadığını ileri sürdü. Büyük Daire bu itirazı reddetti: İlerde ve Diğerleri/Türkiye kararına göre Türk hukukunda AYM'ye bireysel başvuru dışında cezaevi koşullarına karşı yeterince kesin etkili bir önleyici ya da tazmin edici yol bulunmuyordu. Başvurucu infaz hâkimliğine ve ağır ceza mahkemesine itiraz etmiş, ardından AYM'ye başvurmuştu; AYM başvuruyu Mehmet Hanifi Baki kararına atıfla açıkça dayanaktan yoksun bulmuştu (§§ 91-95, 228-231). Cezaevindeki haklar cezaevinde haklar ve AİHM yazısında.

Giderim ve kararın sonuçları

Giderim. Mahkeme, Yalçınkaya'daki gibi, başvurucunun CMK m. 311/1-f uyarınca yargılamanın yenilenmesini isteyebileceğini ve bunun, özenle ve kararın tespitlerine tam uygun biçimde uygulanması şartıyla m. 7 ihlalinin en uygun giderimi olduğunu belirtti; bu nedenle m. 7 için ihlal tespitini yeterli giderim saydı (§ 254). Cezaevi koşulları için ise ihlal tespitinin yetmeyeceğini belirterek 2.800 avro manevi tazminata hükmetti (§ 255). Başvurucu tutuklandığında çalışmadığından kayıp kazanç talebi illiyet bağı görülmeyerek reddedildi (§ 253); masraf ve gider olarak 9.050 avro verildi (§ 261).

Başvurucu için. Büyük Daire kararı verildiği gün kesinleştiğinden yargılamanın yenilenmesi, kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde hükmü veren mahkemeden istenir (CMK m. 311/1-f ve 318/1; bkz. ihlal kararından sonra yeniden yargılama).

Benzer dosyalar için. Karar başka hükümlüler için kendiliğinden yeniden yargılama yolu açmaz. Ancak AİHM sonraki kararlarında Yasak'ın ölçütlerine atıf yapıyor: ByLock'a dayanan mahkûmiyetlere ilişkin Kılıçarslan ve Diğerleri/Türkiye kararında (23.6.2026) Mahkeme, ByLock dışında da örgütle organik bağı gösteren deliller bulunabileceğini kabul etti ve bunun Sözleşme şartları için Yasak kararının 200-213. paragraflarına gönderme yaptı (§ 11). Derdest bir dosyada yukarıdaki tablodaki sorular savunmada, istinaf ve temyiz dilekçelerinde ve AYM'ye bireysel başvuruda açıkça ileri sürülmelidir; AİHM ancak iç hukukta dile getirilmiş şikâyeti inceler.

Sık sorulanlar

AİHM Yasak kararı hakkında sık sorulan sorular

AİHM Yasak kararı nedir?

Yasak/Türkiye, AİHM Büyük Dairesinin 5 Mayıs 2026 tarihli kararıdır. Mahkeme, FETÖ/PDY üyeliği nedeniyle TCK m. 314/2 uyarınca verilen mahkûmiyette kastın kişiye özgü biçimde kurulmadığını belirterek Sözleşme'nin 7. maddesinin, başvurucunun Çorum Cezaevindeki koşulları nedeniyle de 3. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi. Daire 2024'te iki şikâyette de ihlal bulmamıştı.

Yasak kararının Türkçesi var mı?

Var. Kararın Adalet Bakanlığı tarafından yapılan Türkçe çevirisi ve bir sivil toplum kuruluşunun çevirisi AİHM'in HUDOC veri tabanında yayımlandı. Kararın resmî dilleri İngilizce ve Fransızcadır; çeviriler Mahkemeyi bağlamaz, alıntı yaparken İngilizce ya da Fransızca metin esas alınmalıdır.

Yasak kararı ByLock kullanmayanlar için ne anlama geliyor?

Başvurucunun mahkûmiyeti ByLock tespitine değil; tanık beyanlarına, HTS kayıtlarına, sosyal güvenlik primlerinin ödendiği şirkete ve Bank Asya hesabına dayanıyordu. Büyük Daire, delil çeşitliliğinin tek başına yeterli olmadığını, mahkemenin kişinin örgütün terör niteliğini bilerek ve isteyerek örgüte katıldığını somut olarak göstermesi gerektiğini belirtti. Kararın ölçütleri bu nedenle ByLock dışındaki delillere dayanan mahkûmiyetler için de önemlidir.

Yasak kararından sonra benzer dosyalarda yeniden yargılama yapılacak mı?

Kendiliğinden yapılmaz. CMK m. 311/1-f'ye dayanan yeniden yargılama, ihlali AİHM kararıyla tespit edilen kişinin kendi dosyası için geçerlidir ve AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde istenir. Benzer durumdaki kişilerin, kararın ölçütlerini kendi dosyalarında istinaf, temyiz ve Anayasa Mahkemesi aşamalarında ileri sürmeleri gerekir.

Yasak kararında tazminat verildi mi?

Kanunilik ilkesinin ihlali için tazminat verilmedi; Mahkeme yeniden yargılama imkânı bulunduğundan ihlal tespitini yeterli giderim saydı. Cezaevi koşullarına ilişkin 3. madde ihlali için 2.800 avro manevi tazminata ve 9.050 avro masraf ve gidere hükmetti. Kayıp kazanç talebi, başvurucu tutuklandığında çalışmadığı için illiyet bağı görülmeyerek reddedildi.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. AİHM, Yasak/Türkiye [BD], B. No: 17389/20, 5.5.2026
  2. Aynı karar, Adalet Bakanlığı Türkçe çevirisi
  3. AİHM, Yasak/Türkiye [BD] hukukî özeti (Legal summary)
  4. AİHM, Yasak/Türkiye (Daire), B. No: 17389/20, 27.8.2024
  5. AİHM, Kılıçarslan ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 16234/18 ve diğerleri, 23.6.2026
  6. AİHM, İlerde ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 35614/19 ve diğerleri, 5.12.2023
  7. AYM, Bilal Celalettin Şaşmaz, B. No: 2019/20791, 18.10.2022
  8. 5237 sayılı TCK m. 314/2; 5271 sayılı CMK m. 311/1-f ve 318/1; Sözleşme m. 3, 7 ve 44