2015'in ağustosundan itibaren Güneydoğu'daki bazı ilçe merkezlerinde, hendek ve barikatlara yönelik operasyonlar sırasında günlerce, bazı yerlerde aylarca süren sokağa çıkma yasakları uygulandı. Bu dönemdeki ölümler ve yasaklar hakkında hem Anayasa Mahkemesine hem AİHM'e çok sayıda başvuru yapıldı. AİHM Nisan 2026'da Pitek/Türkiye kararında, Nusaybin'de evinin önünde vurularak ölen bir kişi hakkındaki soruşturmanın etkisiz olduğuna karar verdi.

Bu yazı yasakların dayanağını ve idari yargıdaki denetimini, AİHM'in başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin kararlarını, Anayasa Mahkemesinin kararlarını, Pitek kararını ve ailelerin izlemesi gereken yolu anlatıyor.

Yasakların dayanağı ve idari yargı

Şırnak Valiliği 4 Eylül 2015'te, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11. maddesine dayanarak Cizre'de 24 saat sokağa çıkma yasağı ilan etti; yasak 12 Eylül 2015'te kaldırıldı (Mehmet Girasun ve Ömer Elçi [GK], 17.6.2021, §§ 11, 15). Cizre'de yasak sonraki aylarda çeşitli defalar kaldırılıp yeniden uygulandı ve 10 Nisan 2017'de tamamen kaldırıldı (Ayşe Akbay ve Diğerleri, 7.2.2024, § 8). AİHM'in aktardığı Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi kararına göre yasaklardan 1,6 milyon kişi etkilendi (Elçi/Türkiye (k.k.), 29.1.2019, § 5).

Eylül 2015'teki Cizre yasağına karşı Mardin 1. İdare Mahkemesinde iptal davası açıldı. Mahkeme işlemin açıkça hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulması talebini reddetti; 19 Ekim 2016'da da yasağın kamu düzeninin ve halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla ilan edildiğini, temel ihtiyaçların karşılandığını, süre belirtilmemesinin ise yasağın amacı gereği olduğunu belirterek davayı reddetti. Başvurucular bu kararlara karşı itiraz ve istinaf yoluna gitmedi (Girasun ve Elçi, §§ 16-19). Anayasa Mahkemesi de aynı başvurucuların yasağın kaldırılmasına yönelik tedbir talebini 11 Eylül 2015'te reddetmişti (§ 14). Anayasa Mahkemesine geçici tedbir talebiyle başvuru usulü Anayasa Mahkemesinde tedbir talebi yazısında.

AİHM: önce Anayasa Mahkemesi

AİHM 2019'da yasaklarla ilgili iki önemli kabul edilemezlik kararı verdi. O tarihte yasaklara ilişkin 36 dava Mahkeme önündeydi (Elçi, § 6).

Elçi (k.k.). Başvurucu, Aralık 2015'te Cizre'de yeniden ilan edilen yasak nedeniyle 2. ve 5. maddelerin ihlal edildiğini ileri sürdü. AİHM, Anayasa Mahkemesinin Eylül 2015 yasağıyla ilgili tedbir talebini reddetmesinin, yalnızca o talepteki genel nitelikli iddialara dayandığını ve esas incelemesini önceden belirlemediğini belirtti (Elçi, §§ 46-48). Başvurucu, Strazburg'a başvurabildiği hâlde Anayasa Mahkemesine neden başvuramadığını açıklamamıştı (§ 49). Yasağın kanuni dayanağı sorununu ise idare mahkemesi kararına karşı kanun yoluna gitmeyen ve Anayasa Mahkemesindeki başvurusu henüz sonuçlanmamış olan başvurucu için erken buldu (§§ 51-55). Şikâyetler iç hukuk yolları tüketilmediği için reddedildi (§ 56).

Ahmet Tunç ve Diğerleri (k.k.). Ocak 2016'da Cizre'de yaralandığı ve bir bodrumda yardım beklediği bildirilen kişi için AİHM 19 Ocak 2016'da geçici tedbir kararı vermişti; kişi Şubat 2016'da hayatını kaybetti (Ahmet Tunç ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), 29.1.2019, §§ 1, 12, 136). AİHM, Anayasa Mahkemesindeki başvuruların süresinin bu aşamada yolu etkisiz kılmadığını ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bütün devlet organlarını bağladığını belirterek 2. madde şikâyetlerini reddetti (§§ 120-130). Anayasa Mahkemesi yolunun ileride etkisizleşmesi hâlinde yeni başvuru yapılabileceğini de ekledi (§ 131). Geçici tedbire uyulmadığı şikâyetini de, 2. madde şikâyetiyle yakın bağlantısı nedeniyle erken buldu (§§ 144-145). AİHM'in geçici tedbir kararları hakkında AİHM'de geçici tedbir yazısına bakılabilir.

Anayasa Mahkemesinin kararları

Girasun ve Elçi [GK] (2021): düşme. Eylül 2015 yasağına karşı yapılan başvuruda Genel Kurul, başvurucuların olay ve olguları yeterince açıklamadığını, AİHM ve Anayasa Mahkemesinin bu eksikliğe işaret etmesine rağmen başvuruyu takip etmediklerini, Bakanlık görüşüne cevap vermediklerini ve idari yargıdaki kanun yollarını kullanmadıklarını belirterek başvurunun düşmesine karar verdi (Girasun ve Elçi, §§ 47-52).

Gazal Kolanç ve Diğerleri [GK] (2022): ihlal yok. Başvuru, Cizre'deki operasyonlar sırasında ölen altı kişiye ilişkindi; başvurucular yaralılara tıbbi yardım sağlanmadığını ve güvenlik güçlerinin güç kullanımı sonucu ölüm meydana geldiğini ileri sürdü (Gazal Kolanç ve Diğerleri [GK], 5.7.2022, § 1). Genel Kurul, dosyadaki delillere göre ölenlerin silahlı eylemlere katıldığı ve yaralı olarak bekledikleri iddia edilen adreslerde bulunduklarına dair bir bulgu olmadığı, bu adreslere giden yolların patlayıcılarla tuzaklandığı ve güvenlik güçlerine ateş açıldığı sonucuna vardı; tıbbi yardım sağlanmadığı iddiasını açıkça dayanaktan yoksun buldu (§§ 309, 311, 314, 318-319). Yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar verildi; kişi hürriyetine ilişkin iddialar açıkça dayanaktan yoksun, cenazelerin teslimi ve defnine ilişkin iddialar ise başvuru yolları tüketilmediği için kabul edilemez bulundu (§§ 384-387 ve hüküm).

Mehmet İnan (2022): önce iç hukuk yolları. Aralık 2015'te Silopi'de vurulan ve cenazesine ancak bir hafta sonra ulaşılan kişinin yakını, doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmuştu (Mehmet İnan, 20.12.2022, §§ 2-3). Mahkeme, güç kullanımından kaynaklandığı ileri sürülen yaşam hakkı ve kötü muamele iddiaları için ceza soruşturması ve tazminat yollarının, kişi hürriyeti ile özel ve aile hayatına ilişkin iddialar için ise iptal ve tazminat davalarının açık olduğunu belirterek başvuruyu tüketilmemiş saydı; bu yollardan sonra aynı iddialarla yeniden başvurulabileceğini de belirtti (§§ 7-10).

Ayşe Akbay ve Diğerleri (2024): usul ihlali. M.E.L. 5 Eylül 2015'te, Cizre'deki yasağın ilk günü vurularak öldü; başvurucular çatışma olmadığını ve hedef gözetilerek vurulduğunu ileri sürdü. Savcılık 2018'de kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi (Ayşe Akbay, §§ 10, 17-18, 24). Anayasa Mahkemesi, ölü muayenesi, otopsi ve bazı tanık beyanları alınmış olsa da olay yeri incelemesi yapılmadığını, kamera ve telsiz kayıtlarının ve görgü tanıklarının araştırılmadığını, kararın ölümün hangi koşullarda gerçekleştiğine dair bir tespit içermediğini ve soruşturmanın son iki yılında sonuca etkili bir işlem yapılmadığını belirterek yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verdi (§§ 39-41). Yeniden soruşturma yapılmasına ve 120.000 TL manevi tazminata hükmedildi (§§ 45-46). Kişi hürriyetine ilişkin şikâyet Mehmet İnan kararı doğrultusunda tüketilmemiş sayıldı (§ 43). Anayasa Mahkemesinin ölümcül güç kullanımına ilişkin diğer kararları yaşam hakkı, ölümcül güç ve etkili soruşturma sayfasında.

AİHM: Pitek (2026)

Mehmet Pitek 3 Nisan 2016'da, Nusaybin'de sokağa çıkma yasağı sürerken evinin önünde eşinin karşısında otururken, kimin ateşlediği belirlenemeyen bir mermiyle yaralandı ve hastanede öldü (Pitek/Türkiye, 14.4.2026, § 6). Otopsi yapıldı ve mermi çekirdeği vücuttan çıkarıldı (§§ 9-10). Eşi, olaydan yaklaşık dört ay sonra, yasak kaldırıldıktan sonra ifade verebildi; keskin nişancı atışından şüphelendiğini söyledi (§§ 13-14). Avukatın 2017'deki taleplerine rağmen balistik inceleme yapılmadı, bölgedeki görevlilerin silahları incelenmedi ve savcılık 2019'da faili bulunamadığı gerekçesiyle daimî arama kararı verdi (§§ 16-22). Anayasa Mahkemesi başvuruyu 31 Ocak 2020'de kısa kararla kabul edilemez buldu (§ 26).

Tazminat davası. Mardin İdare Mahkemesi sosyal risk ilkesine göre tazminata hükmetti ve idare ödeme yaptı; bölge idare mahkemesi ise 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un sosyal riske dayalı taleplerde uygulanacağını belirterek tazminatı azalttı ve dava Danıştay'da sürüyordu (§§ 30-40). AİHM, olası bir öldürme olayında tazminat davasının etkili soruşturmanın yerini tutmadığını ve ailenin soruşturmaya ilişkin şikâyet için bu davayı beklemek zorunda olmadığını belirtti (§ 46). Devletin yaşamı koruma yükümlülüğüne ilişkin şikâyeti ise idari yargıda süren dava sonuçlanmadan incelemedi ve erken buldu (§§ 49-52).

Soruşturma. AİHM, ilk işlemlerin aynı gün yapıldığını kabul etti (§ 58). Ancak tek görgü tanığı olan eşin dört ay sonra dinlendiğini, adını verdiği iki komşunun hiç dinlenmediğini (§§ 60, 63), atışın yapıldığı yerin ve merminin izlediği yolun araştırılmadığını (§ 65), vücuttan çıkarılan mermi üzerinde balistik inceleme yapılmadığını (§§ 66-67) ve bölgede görevli kolluk mensuplarının silahlarının incelenmediğini tespit etti (§ 68). Sokağa çıkma yasağı ve operasyonlar bu eksiklikleri haklı kılmıyordu; olayın geçtiği mahalle operasyon alanının dışındaydı (§ 70). 2. madde usul yönünden ihlal edildi ve başvuruculara birlikte 10.000 € manevi tazminat ve 1.000 € masraf ödenmesine hükmedildi (§§ 73, 77, 80).

AİHM Haziran 2026'da Cizre'de Eylül 2015'te ölen bir bebeğe ilişkin Yaramuş/Türkiye (k.k.) başvurusunda ise ölümün kaza sonucu olduğu yönündeki tespitten ayrılmak için neden görmedi ve bu şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun buldu (§§ 59-65).

Kararlar tablosu

KararTarihOlaySonuç
Elçi (AİHM, k.k.)29.1.2019Cizre'de Aralık 2015'te ilan edilen yasak; 2. ve 5. madde şikâyetleriKabul edilemez: önce AYM'ye başvurulmalı
Ahmet Tunç ve Diğerleri (AİHM, k.k.)29.1.2019Cizre'de yaralı olduğu bildirilen kişinin ölümü; geçici tedbirKabul edilemez: AYM yolu tüketilmedi
Mehmet Girasun ve Ömer Elçi [GK] (AYM)17.6.2021Eylül 2015'teki Cizre yasağına karşı başvuruDüşme: başvuru takip edilmedi
Gazal Kolanç ve Diğerleri [GK] (AYM)5.7.2022Cizre'deki operasyonlar sırasında altı kişinin ölümüYaşam hakkı ihlal edilmedi
Mehmet İnan (AYM)20.12.2022Silopi'de vurulan kişinin cenazesine bir hafta ulaşılamamasıKabul edilemez: başvuru yolları tüketilmedi
Ayşe Akbay ve Diğerleri (AYM)7.2.2024Cizre'de yasağın ilk gününde vurularak ölümYaşam hakkı usul ihlali; yeniden soruşturma; 120.000 TL
Pitek (AİHM)14.4.2026Nusaybin'de evinin önünde vurularak ölümm. 2 usul ihlali; 10.000 €

Ailelerin izlemesi gereken yol

Ceza soruşturması. Ölüm hâlinde savcılığa şikâyette bulunulmalı ve şu işlemler yazılı olarak istenmeli: görgü tanıklarının derhâl dinlenmesi, olay yeri incelemesi ve keşif, merminin izlediği yolun ve atışın yapıldığı yerin tespiti, mermi çekirdeği üzerinde balistik inceleme, bölgedeki görevlilerin kimliklerinin ve silahlarının belirlenmesi, kamera ve telsiz kayıtlarının toplanması (Pitek, §§ 60-68; Ayşe Akbay, § 40). Kovuşturmaya yer olmadığı kararına iki hafta içinde itiraz edilmeli (takipsizlik kararı).

Tazminat davası. Devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiası için idare mahkemesinde tam yargı davası açılmalı; terör olaylarından doğan zararlar için 5233 sayılı Kanun'daki yol da değerlendirilmeli (Pitek, §§ 35-39, 51). AİHM bu şikâyeti idari yargı süreci bitmeden incelemiyor.

Yasak ve kişi hürriyeti. Yasağın kendisine ve kişi hürriyetine ilişkin şikâyetler için iptal ve tazminat davası açılmalı, ret kararlarına karşı itiraz ve istinaf yolları kullanılmalı (Mehmet İnan, § 8; Elçi, § 51).

Bireysel başvuru. Bu yollardan sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine başvurulmalı; başvuruda olaylar ve deliller açıkça anlatılmalı, Bakanlık görüşüne cevap verilmeli ve süreç takip edilmeli, aksi hâlde başvuru düşebilir (Girasun ve Elçi, §§ 47-52). Anayasa Mahkemesinin kararından sonra dört ay içinde AİHM'e başvurulabilir. Kolluğun silah kullanmasına ilişkin AİHM kararları kolluğun ateşli silah kullanması yazısında.

Sık sorulanlar

Sokağa çıkma yasakları ve yaşam hakkı hakkında sık sorulan sorular

Sokağa çıkma yasağına karşı hangi yola başvurulur?

Valilik kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir ve yürütmenin durdurulması istenebilir; ret kararlarına karşı itiraz ve istinaf yolları sonuna kadar kullanılmalıdır. Cizre'deki Eylül 2015 yasağına karşı açılan davada idare mahkemesi yürütmeyi durdurma talebini ve davayı reddetmiş, başvurucular kanun yoluna gitmemişti; AİHM de Anayasa Mahkemesi de bunu yolların tüketilmemesi yönünden dikkate aldı (Elçi, § 51; Girasun ve Elçi [GK], § 49).

Bu dönemdeki ölümler için doğrudan AİHM'e başvurulabilir mi?

Hayır. AİHM, Elçi ve Ahmet Tunç ve Diğerleri kararlarında Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun bu olaylar için de etkili bir yol olduğunu kabul etti ve bu yol tüketilmeden yapılan başvuruları reddetti (Elçi, §§ 45-56; Ahmet Tunç ve Diğerleri, §§ 118-130). Mahkeme ileride Anayasa Mahkemesi yolunun etkisizleşmesi hâlinde yeni başvuru yapılabileceğini de belirtti (Ahmet Tunç ve Diğerleri, § 131).

Tazminat davası açmak ceza soruşturmasındaki eksiklikleri giderir mi?

Hayır. AİHM'e göre olası bir öldürme olayında idari yargıdaki tazminat davası sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlayamayacağı için etkili soruşturmanın yerini tutmaz; aile soruşturmanın etkisizliğinden şikâyet etmek için tazminat davasının bitmesini beklemek zorunda değildir (Pitek, § 46). Devletin yaşamı koruma yükümlülüğüne ilişkin şikâyet ise derdest tam yargı davası sonuçlanmadan incelenmedi (§§ 51-52).

AİHM Pitek kararında neden ihlal buldu?

Olayın tek görgü tanığı olan eş ancak dört ay sonra dinlenmiş, adının verildiği iki tanık hiç dinlenmemiş, öldürücü merminin izlediği yol ve atışın yapıldığı yer araştırılmamış, vücuttan çıkarılan mermi üzerinde balistik inceleme yapılmamış ve bölgedeki görevlilerin silahları incelenmemişti (§§ 60-68). AİHM sokağa çıkma yasağının ve operasyonların bu eksiklikleri haklı kılmadığını belirterek 2. maddenin usul yönünden ihlal edildiğine karar verdi (§§ 70-73).

Anayasa Mahkemesi bu dönemdeki ölümlerde ihlal buldu mu?

Bazı dosyalarda buldu. Ayşe Akbay ve Diğerleri kararında olay yeri incelemesi, kamera ve telsiz kayıtları ve görgü tanıkları araştırılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ve yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi (§§ 39-41, 45). Gazal Kolanç ve Diğerleri [GK] kararında ise Cizre'deki ölümler bakımından ihlal bulmadı.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 2, 5 ve 35; Anayasa, m. 17 ve 19; 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu, m. 11; 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun
  2. AİHM, Elçi/Türkiye (k.k.), B. No: 63129/15, 29.1.2019
  3. AİHM, Ahmet Tunç ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 4133/16 ve 31542/16, 29.1.2019
  4. AİHM, Pitek/Türkiye, B. No: 27385/20, 14.4.2026
  5. AİHM, Yaramuş/Türkiye (k.k.), B. No: 41852/23, 9.6.2026
  6. AYM, Mehmet Girasun ve Ömer Elçi [GK], B. No: 2015/15266, 17.6.2021
  7. AYM, Gazal Kolanç ve Diğerleri [GK], B. No: 2017/37897, 5.7.2022
  8. AYM, Mehmet İnan, B. No: 2016/228, 20.12.2022
  9. AYM, Ayşe Akbay ve Diğerleri, B. No: 2018/12578, 7.2.2024