Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesi, kolluğun öldürücü olabilecek güç kullanmasını ancak "kesinlikle zorunlu" olduğunda kabul eder. AİHM Türkiye hakkındaki kararlarında hem tek tek olaylardaki silah kullanımını hem de silah kullanmayı düzenleyen mevzuatı inceledi.

Kararlar dört konuda yoğunlaşıyor: gösterilere silahla müdahale, operasyonların planlanması, kaçan kişiye ateş edilmesi ve olaydan sonraki soruşturma. Bu yazı PVSK m. 16'yı, AİHM'in ölçütlerini, kararları ve ailenin soruşturmada dikkat etmesi gerekenleri anlatıyor. Gaz fişeğine ilişkin kararlar biber gazı ve gaz fişeği yazısında.

PVSK m. 16

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 16. maddesi 2007'de 5681 sayılı Kanunla yeniden düzenlendi. Polis direnişi kırmak için kademeli olarak artan ölçüde bedenî kuvvet, maddî güç ve kanuni şartları gerçekleştiğinde silah kullanabilir; zor kullanmadan önce kural olarak ihtar yapılır (m. 16/1-2, 16/4). Polis silahı meşru savunmada, bedenî kuvvet ve maddî güçle kırılamayan direniş karşısında, hakkında tutuklama, gözaltı, zorla getirme kararı veya yakalama emri bulunan kişilerin ya da suçüstü hâlinde şüphelinin yakalanması için ve 2015'te eklenen bentle molotof ve benzeri silahlarla saldıranlara karşı kullanabilir (m. 16/7).

Yakalama amacıyla silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur" çağrısı yapılır; kişi kaçmaya devam ederse önce uyarı amacıyla ateş edilebilir; buna rağmen kaçmakta ısrar eder ve ele geçirilmesi mümkün olmazsa yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir (m. 16/8). Silahla saldırıya teşebbüs edilirse polis duraksamadan ateş edebilir (m. 16/9). Jandarmanın silah kullanması kendi kanun ve yönetmeliklerinde ayrıca düzenlenir.

AİHM'in ölçütü

2. maddenin ikinci fıkrası öncelikle kasten öldürmenin değil, sonucu istenmeden ölüme yol açabilecek güç kullanımının hangi durumlarda mümkün olduğunu düzenler; güç kesinlikle zorunlu olandan fazla olamaz ve ulaşılmak istenen amaçla tam orantılı olmalıdır (Oğur/Türkiye [BD], 20.5.1999, §§ 78-79). Devletin ilk yükümlülüğü, kolluğun güç ve silah kullanabileceği sınırlı durumları uluslararası ölçütlere uygun biçimde tanımlayan bir yasal ve idari çerçeve kurmaktır (Atiman/Türkiye, 23.9.2014, § 30). Kolluk görevlileri yalnızca kuralların lafzına değil, insan hayatının önceliğine göre de silah kullanmanın kesinlikle zorunlu olup olmadığını değerlendirebilecek şekilde eğitilmelidir (Ülüfer/Türkiye, 5.6.2012, § 59).

Ölümün devlet görevlilerinin kullandığı güçten kaynaklandığı tartışmasızsa, gücün kesinlikle zorunlu ve aşırı olmadığını gösterme yükü yetkililere düşer (Makbule Kaymaz ve Diğerleri/Türkiye, 25.2.2014, § 103). Yetkililer kendi soruşturma eksikliklerinden yararlanamaz (§ 131).

Gösteriler ve operasyonlar: Güleç, Oğur, Makbule Kaymaz

Güleç (1998). 4 Mart 1991'de Şırnak İdil'deki olaylarda 15 yaşındaki Ahmet Güleç öldü; jandarma zırhlı araçlardan ateş açmıştı (Güleç/Türkiye, 27.7.1998, §§ 7, 70). AİHM gösterinin barışçıl olmadığını kabul etti, ama jandarmanın cop, kalkan, tazyikli su, plastik mermi ya da göz yaşartıcı gaz bulunmadığı için çok güçlü bir silah kullandığını, olağanüstü hâl bölgesinde bu teçhizatın bulunmamasının anlaşılmaz ve kabul edilemez olduğunu belirtti (§ 71). Göstericiler arasında silahlı kişiler bulunduğu iddiası da kanıtlanmamıştı (§ 72). Soruşturmayı valinin başkanlık ettiği İl İdare Kurulu yürütmüştü; soruşturma bağımsız ve derinlikli değildi (§§ 80-82). 2. madde ihlal edildi (§ 83).

Oğur [BD] (1999). Musa Oğur 24 Aralık 1990'da Şırnak'ta bir maden sahasında gece bekçisi olarak çalışırken, sahada PKK üyeleri saklandığı bilgisiyle yapılan operasyonda vuruldu (§§ 9-10). Talimatlara göre bu tür durumlarda megafonla en az üç kez sözlü uyarı yapılması gerekiyordu; karanlık ve sisli, engebeli arazide bu daha da önemliydi (§ 82). Hükümet ölümün uyarı atışından kaynaklandığını, ensesinden vurulduğu için kaçtığını ileri sürdü; Büyük Daire uyarı atışının tanım gereği şüpheliye isabet etmeyecek şekilde, silah neredeyse dikey tutularak havaya yapılacağını hatırlattı (§ 83). Operasyonun planlanması ve yürütülmesindeki eksiklikler nedeniyle güç kullanımı orantısızdı (§ 84). Otopsi ve balistik inceleme yaptırılmamış, soruşturmacı aynı komuta zincirindeki bir jandarma yarbayı olmuş ve dosya aileye kapalı tutulmuştu; usul yönünden de ihlal bulundu (§§ 90-93).

Makbule Kaymaz (2014). 21 Kasım 2004'te Mardin Kızıltepe'de, evlerinde silahlı kişiler bulunduğu ihbarıyla yürütülen operasyonda A. Kaymaz ile 13 yaşındaki oğlu U. Kaymaz evlerinin önünde polis kurşunuyla öldü (§§ 5-10, 114). Polisler Eskişehir'de yargılanıp beraat etti. AİHM polislerin anlatımındaki tutarsızlıkların, örneğin ateş ettiğini söyleyen polisin silahına ait kovan bulunmamasının incelenmediğini tespit etti; operasyonun riski en aza indirecek şekilde hazırlanmadığını ve denetlenmediğini, öldürücü gücün kesinlikle zorunlu olduğunun gösterilemediğini belirtti (§§ 126-127, 131-132). Polisler ancak on gün sonra ve birbirinden ayrılmadan dinlenmiş, evi gözetleyen polisler bir yıl sonra dinlenmiş, ailenin keşif talebi reddedilmiş ve ölenlerin yanında bulunduğu söylenen silahlarda parmak izi araması yapılmamıştı; usul yönünden de ihlal bulundu (§§ 141-146).

Kaçan kişiye ateş: Ülüfer ve Kalkan

Ülüfer (2012). Askerlik sırasında işlediği iddia edilen hırsızlık suçundan tutuklu olan İ. Ülüfer, 17 Nisan 2003'te Keşan'daki duruşmadan çıkarken kelepçeliyken kaçtı; uyarılara ve iki uyarı atışına rağmen koşmaya devam edince peşindeki jandarma ateş etti ve sırtından vurulan Ülüfer öldü (§§ 6, 8-9). Jandarma beraat etti (§ 68). AİHM, PVSK m. 16'nın o tarihteki metninin, başkası için hiçbir tehdit oluşturmayan ve şiddet içermeyen bir suç şüphelisi olan kaçan kişiye karşı bile öldürücü güç kullanılmasına izin verdiğini, keyfî ölüme karşı neredeyse hiçbir güvence içermediğini ve bu çerçevenin temelden yetersiz olduğunu belirtti (§§ 63-66). Kelepçeli ve silahsız bir kişinin gerçek bir tehdit oluşturmadığı durumda, kaçma ihtimaline rağmen potansiyel olarak öldürücü güç kullanılması yasaktı (§§ 69-70). Keşif ailenin ve avukatının yokluğunda yapılmıştı; maddi ve usul yönünden ihlal bulundu (§§ 71, 77-78).

Kalkan (2016). PKK üyesi olduğu belirtilen Nusret Kalkan 28 Ağustos 2008'de Mardin'de bir piknik alanında kaçarken jandarmanın 7,5 metreden ateş etmesiyle öldü; olay yerinde silah bulunmadı (§§ 7-10). AİHM 2007'de değişen PVSK m. 16 metnini aktardı (§ 41). İç hukukun gerektirdiği uyarı atışı yapılmamıştı ve Kalkan'ın silahlı olduğu ya da gerçek bir tehdit oluşturduğu gösterilememişti; operasyon silahsız bir kişinin hayatına yönelik riski en aza indirecek şekilde hazırlanmamıştı (§§ 66, 68-69). Mahkeme jandarmaların tutanağına dayanıp keşif bile yapmadan beraat kararı vermiş, silah kullanmanın gerekliliğini tartışmamıştı (§ 76). 2. madde maddi ve usul yönünden ihlal edildi ve 65.000 € manevi tazminata hükmedildi.

Mevzuat: Atiman ve 46. madde

24 Haziran 2008'de Hakkâri Yüksekova'da jandarma, akaryakıt kaçakçılığı şüphesiyle durdurmak istediği kamyona ateş açtı; kamyondaki başvurucu yaralandı (§§ 6-7, 10). Savcılık Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Yönetmeliği m. 39/i'ye dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi; bu hüküm kaçakçıların dur ihtarına ve havaya uyarı atışına uymaması hâlinde ateş edilmesine izin veriyordu (§§ 15, 18). AİHM, bu hükmün yürürlükten kalkan 1918 sayılı Kanun'un m. 11'ine karşılık geldiğini, o hükmü daha önce Halis Akın ve Beyazgül kararlarında yetersiz bulduğunu, 2007'de yürürlüğe giren 5607 sayılı Kanun'un ise kaçakçılara karşı silah kullanmayı ancak şüphelinin silah kullanması hâlinde meşru savunmayla sınırladığını belirtti (§ 34). Yönetmelik yeni kanuna uyarlanmadığından hukuki belirsizlik doğmuş, silah kullanma suçun niteliğine ve kişinin oluşturduğu tehdide bağlanmamıştı; çerçeve temelden kusurluydu (§§ 35-37). İlk soruşturma işlemlerini olaya karışan birliğin askerleri yapmış, savcı olay yerine gitmemişti; usul yönünden de ihlal bulundu (§§ 39-42).

AİHM 46. madde kapsamında, benzer ihlallerin önlenmesi için Yönetmeliğin 39. maddesinin 5607 sayılı Kanun'un 22. maddesine uygun hâle getirilmesini istedi (§ 47). AİHM kararlarının uygulanma süreci AİHM kararlarının uygulanması yazısında.

Kararlar tablosu

KararTarihOlaySonuç
Güleç (AİHM)27.7.1998İdil'de 1991'de gösteriyi dağıtmak için zırhlı araçtan ateş açıldı; 15 yaşındaki çocuk öldüm. 2 ihlali; ölümcül olmayan teçhizat yoktu
Oğur [BD] (AİHM)20.5.1999Şırnak'ta maden sahasında gece bekçisi operasyon sırasında ensesinden vuruldum. 2 ihlali; uyarı atışı havaya yapılır
Ülüfer (AİHM)5.6.2012Duruşmadan sonra kaçan kelepçeli tutuklu, iki uyarı atışından sonra sırtından vurularak öldüm. 2 maddi ve usul ihlali; PVSK m. 16'nın eski metni yetersiz
Makbule Kaymaz ve Diğerleri (AİHM)25.2.2014Kızıltepe'de 2004'te operasyonda baba ile 13 yaşındaki oğlu öldürüldü; polisler beraat ettim. 2 maddi ve usul ihlali
Atiman (AİHM)23.9.2014Yüksekova'da akaryakıt kaçakçılığı şüphesiyle durdurulmak istenen kamyona ateş açıldı; yolcu yaralandım. 2 maddi ve usul ihlali; m. 46: yönetmelik değişmeli
Kalkan (AİHM)10.5.2016Mardin'de piknik alanında kaçan silahsız kişi uyarı atışı yapılmadan 7,5 metreden vuruldum. 2 maddi ve usul ihlali; 65.000 €

Ailenin dikkat etmesi gerekenler

Olay yeri ve bilirkişi. Otopsi, giriş ve çıkış deliklerinin yönü, atış mesafesi, kovanların yeri ve hangi silaha ait oldukları, uyarı atışına ait kovan bulunup bulunmadığı incelenmeli. Ölenin yanında bulunduğu söylenen silahlarda parmak izi ve atış artığı araştırması istenmeli (Makbule Kaymaz, §§ 126, 144).

Görevlilerin ifadesi ve keşif. Olaya karışan görevlilerin derhâl ve birbirinden ayrı olarak savcı tarafından dinlenmesi, ailenin avukatının katılacağı bir keşif yapılması talep edilmeli (Makbule Kaymaz, §§ 141, 143; Ülüfer, § 77). Soruşturmanın olaya karışan birlik tarafından yürütülmesine itiraz edilmeli (Atiman, §§ 39-41).

İtiraz ve izin. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir (takipsizlik kararı). Operasyonu planlayan üst düzey görevliler için 4483 sayılı Kanun'a göre izin süreci işler (soruşturma izni). Görevlilere hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine ilişkin AİHM kararları kolluk şiddetinde HAGB ve AİHM yazısında.

Bireysel başvuru. Olağan kanun yolları tükendikten sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine, onun kararından sonra dört ay içinde AİHM'e başvurulabilir. Anayasa Mahkemesinin ölümcül güç kullanımına ilişkin kararları yaşam hakkı, ölümcül güç ve etkili soruşturma sayfasında.

Sık sorulanlar

Kolluğun silah kullanması hakkında sık sorulan sorular

Polis kaçan kişiye ateş edebilir mi?

PVSK m. 16, hakkında tutuklama, gözaltı, zorla getirme kararı veya yakalama emri bulunan kişinin ya da suçüstü hâlinde şüphelinin yakalanması için silah kullanılmasına izin veriyor; önce "dur" çağrısı, sonra uyarı atışı yapılır, kaçmakta ısrar edilirse yakalamayı sağlayacak ölçüde ateş edilebilir. AİHM ise kişinin başkalarının hayatı veya bedeni için tehdit oluşturmadığı ve şiddet suçu şüphelisi olmadığı biliniyorsa, kaçma ihtimaline rağmen potansiyel olarak öldürücü güç kullanılmasının kesinlikle zorunlu sayılamayacağını belirtiyor (Ülüfer, § 70).

Uyarı atışı nasıl yapılmalı?

AİHM'e göre uyarı atışı tanım gereği şüpheliye isabet etmeyecek şekilde, silah neredeyse dikey tutularak havaya yapılır; özellikle görüşün kötü olduğu koşullarda bu zorunludur (Oğur [BD], § 83). Kalkan kararında iç hukukun gerektirdiği uyarı atışı yapılmadan silahsız kişiye doğrudan ateş edilmesi ihlal sayıldı (§ 68).

Kolluk her durumda silah kullanmadan önce başka araçlara başvurmalı mı?

AİHM, gösteri gibi durumlarda kolluğun cop, kalkan, tazyikli su, plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz gibi daha hafif araçlarla donatılmasını bekliyor. Güleç kararında jandarmanın bu araçlara sahip olmadığı için çok güçlü bir silah kullanmasını anlaşılmaz ve kabul edilemez buldu (§ 71). Operasyonlar da hayati riski en aza indirecek şekilde planlanmalı ve denetlenmeli (Makbule Kaymaz, § 132).

Kolluk görevlisinin beraat etmesi AİHM'e başvuruya engel mi?

Hayır. Ülüfer, Makbule Kaymaz ve Kalkan kararlarında iç hukukta görevliler beraat etmişti; AİHM yine de güç kullanımının kesinlikle zorunlu olduğunun gösterilemediği sonucuna vardı. Mahkemeye göre görevlilerin ifadelerine dayanılıp keşif yapılmaması ve silah kullanmanın gerekliliğinin tartışılmaması soruşturmayı yetersiz kılıyor (Kalkan, § 76).

Soruşturmada aile nelere dikkat etmeli?

Görevlilerin derhâl ve birbirinden ayrı olarak dinlenmesi, olay yerinde ailenin avukatının katıldığı keşif yapılması, ölenin yanında bulunduğu söylenen silahlarda parmak izi incelemesi, atış mesafesi ve giriş deliğinin yönüne ilişkin bilirkişi raporu istenmeli. Makbule Kaymaz kararında bu işlemlerin yapılmaması usul ihlali gerekçesiydi (§§ 141-145). Soruşturmayı olaya karışan birlik yürütmemeli (Atiman, §§ 39-41).

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 2 ve 46; 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, m. 16; 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu
  2. AİHM, Oğur/Türkiye [BD], B. No: 21594/93, 20.5.1999
  3. AİHM, Güleç/Türkiye, B. No: 21593/93, 27.7.1998
  4. AİHM, Ülüfer/Türkiye, B. No: 23038/07, 5.6.2012
  5. AİHM, Makbule Kaymaz ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 651/10, 25.2.2014
  6. AİHM, Atiman/Türkiye, B. No: 62279/09, 23.9.2014
  7. AİHM, Kalkan/Türkiye, B. No: 37158/09, 10.5.2016