Görevde ya da askerde hastalanan veya yaralanan kişi, malullüğü görevinin sebep ve etkisiyle ortaya çıkmışsa vazife malulü sayılır ve adi malulden daha yüksek aylık alır; SGK kişiyi adi malul saydıysa kişi bu karara karşı idare mahkemesinde dava açar. Davanın kaderini çoğu zaman bir soru belirler: hastalık görevden mi, kişinin bünyesinden mi kaynaklandı? Bu soruyu hâkim değil tıp bilirkişisi cevaplar.

Anayasa Mahkemesi 2018'de ve 2025'te üç kararda aynı ilkeyi koydu: hastalığın görevle bağlantısı ancak tıbbi incelemeyle ispat edilebildiğine göre mahkeme bilirkişi raporu almadan, rapor kişinin sağlık ve görev geçmişini incelemeden ya da rapor kişiye tebliğ edilmeden davayı reddederse silahların eşitliği ilkesi ihlal edilir.

Vazife malullüğünün şartları

Hangi kuralın uygulanacağı kişinin statüsüne göre değişir:

  • 2008'den sonra memur olanlar. 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi malullüğü vazife malullüğü sayar, eğer malullük görev yapılırken, idarenin verdiği başka bir kamu işinde, kurumun menfaatini korurken, idarenin sağladığı taşıtla işe gidip gelirken ya da işyerinde meydana gelen kazadan doğmuşsa.
  • 2008'den önce göreve başlayan memur ve askerî personel. Yürürlükten kalkmış 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanır (5510 sayılı Kanun geçici m. 4). Mahkemeler bu dosyalarda malullüğün görev sırasında ve görevin sebep ve etkisiyle ortaya çıkmasını arıyor (Mehmet Emin Acet, B. No: 2021/65910, 26.2.2025, § 5).
  • Askerlik yapan erler. Silah altındayken ya da sevk sırasında vazife malulü olan erlere 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesine göre aylık bağlanır.

5510 sayılı Kanun bazı hâlleri vazife malullüğünün dışında tutar: keyif verici madde kullanmak, mevzuat ve emir dışında hareket etmek, yasak fiil işlemek, intihara teşebbüs etmek ve kendine ya da başkasına menfaat sağlama veya zarar verme amacı (m. 47).

Fark parasaldır. Vazife malulünün aylığı, prim günü 10.800'den azsa 10.800 gün üzerinden hesaplanır ve malullük derecesine göre %30 ile %2 arasında ayrıca artırılır (m. 47). Adi malul sayılan kişi bu avantajları kaybeder.

Bildirim, SGK kararı ve dava

  1. Bildirim. Kamu idaresi olayı yetkili kolluğa derhal, SGK'ya en geç on beş iş günü içinde bildirir; kişi ya da hak sahipleri de aynı sürede bildirebilir. Süresinde bildirilmeyen olay için de vazife malullüğü belgelenirse aylık bağlanır; bu durumda zamanaşımı kuralları uygulanır (m. 47). Kişi olayın tarihini, yerini ve görevle bağlantısını gösteren tutanağı, görev emrini ve tanıkların adlarını ilk günden toplar.
  2. SGK kararı. Vazife malullüğü talebini SGK'nın Vazife Malullüğü Tespit Kurulu inceler; Anayasa Mahkemesinin önüne gelen dosyalarda talepler bu Kurulun kararıyla reddedilmişti (Selim Türk, B. No: 2014/9017, 5.4.2018, § 9; Yusuf Ergen, B. No: 2022/518, 4.12.2025, § 4).
  3. Dava. Kişi ret kararına karşı tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açar ve yoksun kaldığı aylık farklarını faiziyle ister (2577 sayılı Kanun m. 7). İdare otuz gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır ve kişi davayı açabilir (m. 10); Yusuf Ergen davayı bu yolla açmıştı (§ 5).

Askerî personelin davalarına 2017'ye kadar Askerî Yüksek İdare Mahkemesi bakıyordu; bu mahkeme 2017 Anayasa değişikliğiyle kaldırıldı. Mehmet Emin Acet ve Yusuf Ergen davaları Ankara'daki idare mahkemelerinde görüldü.

Davanın merkezi: bilirkişi raporu

Hastalığın görevden kaynaklanıp kaynaklanmadığı tıbbi bir sorudur. Anayasa Mahkemesi bu yüzden bilirkişi raporunun alınmasını ve raporun içeriğini adil yargılanma hakkı yönünden denetliyor. Üç karar, kişinin davada neyi isteyeceğini gösteriyor:

  • Rapor alınmalı. Selim Türk dosyasında er olarak askere alınan başvurucu kalp ameliyatı geçirip terhis edilmiş, rahatsızlığının ağır askerlik koşullarından doğduğunu ileri sürmüştü. Mahkeme hiçbir tıbbi inceleme yaptırmadan davayı reddetti. Anayasa Mahkemesi, hastalık doğuştan olsa bile iş göremezliğe askerlik koşullarının yol açıp açmadığının bilirkişiyle araştırılması gerektiğini belirterek silahların eşitliği ilkesinin ihlaline karar verdi (§§ 33-36).
  • Rapor sağlık ve görev geçmişini incelemeli. Mehmet Emin Acet dosyasında komando astsubay olarak operasyonlara katılan başvurucunun işitme kaybı vardı; kendisine kulak koruyucu verilmediğini ileri sürüyordu. Mahkemenin aldırdığı rapor, kaybın görevden kaynaklanıp kaynaklanmadığına karar vermenin tıbben mümkün olmadığını bildirdi ve dava reddedildi. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun askere sağlam raporla alındığını, raporların onun sağlık ve görev geçmişini somut olarak incelemediğini ve kulak koruyucu iddiasının hiç araştırılmadığını tespit etti (§§ 22-23).
  • Rapor kişiye tebliğ edilmeli. Aynı dosyada başvurucu, raporun tamamını ancak gerekçeli kararla öğrendiğini ve rapora itiraz edemediğini ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi bu iddiayı ciddi buldu, bölge idare mahkemesinin bunu hiç tartışmadığını tespit etti ve silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlaline, yeniden yargılamaya karar verdi (§§ 24-27). Askerî bir dosyada Mahkeme aynı sonuca daha önce de varmıştı (Murat Yasan, B. No: 2015/6802, 8.1.2020, § 47).

Yusuf Ergen dosyası bu ilkeleri birleştirir. Uzman çavuş olarak sağlam raporla göreve başlayan başvurucuya Afganistan'daki görevi sırasında epilepsi tanısı konmuştu. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti; bölge idare mahkemesi ise bilirkişi incelemesi yaptırmadan hastalığın "bünyesel" olduğunu söyleyerek davayı reddetti. Anayasa Mahkemesi, tıbbi rapor olmadan başvurucunun iddiasını ispat etmesinin mümkün olmadığını belirterek ihlal kararı verdi (§§ 15-18).

Davacı bu yüzden dava dilekçesinde göreve başlarken aldığı sağlam raporunu, sonraki dönem raporlarını ve görev koşullarını (bölge, operasyon, nöbet, teçhizat) belgeleriyle gösterir; bilirkişiden bu geçmişi inceleyerek görevle bağlantıyı açıklamasını ister. Rapor tebliğ edilince süresinde itiraz eder, eksik raporun yerine yeni rapor ister.

Anayasa Mahkemesinin çizdiği sınır

Anayasa Mahkemesi raporun içeriğini yeniden değerlendirmiyor; usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığına bakıyor. Mahkeme ayrıca ihlal kararının davanın sonucu hakkında bir görüş olmadığını vurguladı (Mehmet Emin Acet § 30). İki sınır özellikle önemli:

  • Askerlikte her ölüm vazife malullüğü değildir. Ege Can Çaylan ve diğerleri dosyasında 1998'de askerlik sırasında hastalanıp ölen erin ailesi vazife malullüğü aylığı istemişti; Adli Tıp raporları ölümün kişide var olan bir hastalıktan kaynaklandığını söylüyordu. Bölge idare mahkemesi talebi reddetti. Anayasa Mahkemesi şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun buldu: askerlikte açıklanamayan her ölümün vazife malullüğü sayılması devlete aşırı bir yük yükler ve yaşam hakkının ihlal edildiğine dair bir tespit bile kendiliğinden vazife malullüğü sonucunu doğurmaz (B. No: 2018/24067, 3.2.2022, §§ 54-56). Askerlikteki ölümlerde yaşam hakkı yönünden izlenecek yol askerde ölüm ve intihar yazısında.
  • Aylık beklentisi mülk sayılmadı. Malullük şartlarını mahkeme önünde ispat edemeyen kişinin aylık beklentisini Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkı kapsamında saymadı (Mehmet Şerif Çelik, B. No: 2018/14651, 21.10.2020, §§ 28-29). Bu yüzden şikâyetin ağırlığı adil yargılanma hakkındadır: rapor alınmadıysa, rapor eksikse ya da kişi rapora itiraz edemediyse.

Kesinleşen kararı öğrenen kişi otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine başvurur (bkz. başvuru süresi ne zaman başlar). Ölen kamu görevlisinin ailesine bağlanan aylığın kesilme kuralları için yetim ve dul aylığı yazısında.

Sık sorulanlar

Vazife malullüğü hakkında sık sorulan sorular

Vazife malulü ne demek?

Görevini yaparken ve görevinin sebep ve etkisiyle hastalanan ya da yaralanan, bu yüzden çalışamaz hâle gelen kamu görevlisi veya askerdir. 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi 2008'den sonra memur olanlar için bu kişiyi vazife malulü sayar; görev sırasında, idarenin verdiği başka bir işte, kurumun menfaatini korurken, idarenin aracıyla işe gidip gelirken ya da işyerinde meydana gelen kaza da kapsama girer. Askerlik yapan erler için aylık 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesine göre bağlanır.

Vazife malulü ile adi malul arasındaki fark nedir?

Adi malul, hastalığı ya da yaralanması görevle bağlantılı olmayan maluldür. Vazife malulünün aylığı daha yüksektir: 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesine göre prim günü 10.800'den azsa aylık 10.800 gün üzerinden hesaplanır ve malullük derecesine göre %2 ile %30 arasında ayrıca zam yapılır. Bu yüzden SGK'nın kişiyi adi malul sayması önemli bir parasal kayıp doğurur ve kişi bu karara karşı dava açabilir.

Vazife malulü olmanın şartları nelerdir?

Malullük görev sırasında ve görevin sebep ve etkisiyle ortaya çıkmalıdır; mahkemeler kararlarında bu bağı arar. 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi bazı hâlleri dışarıda bırakır: keyif verici madde kullanmak, mevzuat ve emir dışında hareket etmek, yasak fiil işlemek, intihara teşebbüs etmek ve kendine ya da başkasına menfaat sağlama veya zarar verme amacı. Kamu idaresi olayı en geç on beş iş günü içinde SGK'ya bildirir; kişi ya da hak sahipleri de bildirebilir.

Vazife malullüğü reddedilirse ne yapılır?

Kişi, SGK Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun ret kararına karşı tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açar ve yoksun kaldığı aylık farklarını faiziyle ister (2577 sayılı Kanun m. 7). İdare talebe otuz gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır (m. 10). Davada mahkemeden, hastalığın görevle bağlantısını sağlık ve görev geçmişiyle birlikte inceleyecek bir bilirkişi raporu alınmasını ister ve rapor kendisine tebliğ edilince itirazlarını yazar.

Askerde hastalanan ya da ölen askerin ailesine vazife malullüğü aylığı bağlanır mı?

Hastalık ya da ölüm askerlik görevinin sebep ve etkisiyle ortaya çıkmışsa bağlanır; aylık 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesine göre hesaplanır. Anayasa Mahkemesi, askerlikte açıklanamayan her ölümün vazife malullüğü sayılamayacağını belirtti (Ege Can Çaylan ve diğerleri, B. No: 2018/24067, 3.2.2022, § 54). Buna karşılık askerlik sırasında ortaya çıkan hastalığın görevle bağlantısı tıbbi bir bilirkişi incelemesiyle araştırılmadan talebin reddedilmesini hak ihlali saydı (Selim Türk, B. No: 2014/9017, 5.4.2018).

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 25, 47, geçici m. 4; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu m. 56; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 7 ve 10
  2. Selim Türk, B. No: 2014/9017, 5.4.2018; Murat Yasan, B. No: 2015/6802, 8.1.2020
  3. Mehmet Emin Acet, B. No: 2021/65910, 26.2.2025; Yusuf Ergen, B. No: 2022/518, 4.12.2025
  4. Ege Can Çaylan ve diğerleri, B. No: 2018/24067, 3.2.2022; Mehmet Şerif Çelik, B. No: 2018/14651, 21.10.2020