Zorunlu askerlik, devletin kişiyi kendi denetimi altına aldığı ve eline silah verdiği bir durumdur. AİHM bu nedenle askerlik sırasında meydana gelen ölüm ve intiharlarda hem önleme yükümlülüğünü hem de soruşturmayı sıkı biçimde inceliyor.
Türkiye hakkındaki ihlal kararlarında iki tür eksiklik öne çıkıyor: ruhsal sorunu bilinen ere silah verilmesi gibi önleme eksiklikleri ve ölümün nasıl gerçekleştiğini açıklayamayan soruşturmalar. Bu yazı AİHM'in ölçütlerini, ihlal ve ihlal yok kararlarını ve ailenin soruşturmada dikkat etmesi gerekenleri anlatıyor. Cezaevi ve gözaltındaki intiharlar cezaevinde ve gözaltında intihar yazısında.
Önleme yükümlülüğü
2. madde devlete yetki alanındaki kişileri başkalarına ve gerektiğinde kendilerine karşı korumak için önlem alma yükümlülüğü yükler; bu yükümlülük zorunlu askerlikte de geçerlidir (Kılınç ve Diğerleri/Türkiye, §§ 40-41). Devlet önce etkili bir önleme düzeni kurmalı: düzenleme hem askerî faaliyetlerin niteliğinden hem de vatandaşın askere alınmasındaki insan unsurundan doğan riske uygun olmalı, erleri koruyacak somut önlemleri ve sorumluların hatalarını tespit edecek usulleri öngörmeli (Şahinkuşu/Türkiye, §§ 50-52). Devlet özellikle silah kullanımı konusunda azami özen göstermeli (Aydoğan/Türkiye, § 83).
Somut olayda yetkililerin, erin kendi hayatına son vermesi konusunda gerçek ve yakın bir risk bulunduğunu bilip bilmedikleri ya da bilmeleri gerekip gerekmediği, biliyorlarsa makul olarak beklenebilecek her şeyi yapıp yapmadıkları inceleniyor (Kılınç, § 43). Ordu mensuplarına yüklenebilecek kusurun basit bir değerlendirme hatasının ya da dikkatsizliğin ötesine geçmesi gerekiyor; yükümlülük insan davranışının öngörülemezliği gözetilerek aşırı bir yük getirmeyecek biçimde yorumlanıyor (Şimşek/Türkiye, §§ 56-57).
Açıklama yükü ve soruşturma
Açıklama yükü. Gözaltında olduğu gibi, olayların tamamen ya da büyük ölçüde yetkililerin bilgisinde olduğu alanlarda meydana gelen ölümlerde makul bir açıklama getirme yükü devlete düşer. Kışlada bulunan, tüm görgü tanıkları asker olan ve soruşturması askerî makamlarca yürütülen bir ölümde de durum bu (Beker/Türkiye, 24.3.2009, §§ 41-43).
Özen. Devletin askere aldığı ve askerî makamların bedensel ve ruhsal bütünlüğünden sorumlu olduğu bir kişi şüpheli koşullarda öldüğünde soruşturma makamları temel işlemlerde özel bir özen göstermeli. İntihar iddia edilen olaylarda da yetkililer ailenin makul şüphelerini gidermek için ellerinden geleni yaptıklarını göstermeli; bu, öldürme ihtimalini dışlayabilecek her unsurun araştırılmasını gerektirir (Al/Türkiye, 4.7.2023, § 80).
Bağımsızlık. Büyük Daire Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye kararında (14.4.2015) soruşturmanın bağımsızlığının soyut olarak değil, bütün olarak ve somut biçimde değerlendirileceğini, mutlak değil yeterli bağımsızlık arandığını belirtti (§§ 222-223). Askerî savcı ve hâkimlerin bağlı oldukları komutanlarca sicille değerlendirilmesi bağımsızlık konusunda kaygı doğuruyordu, ama tek başına yeterli değildi. Savcının şüpheliyle ya da olay yerindeki birlikle bağı yoktu, soruşturmayı başından yönetmiş ve mahkemenin istediği ek işlemleri yapmıştı; Mahkeme on ikiye karşı beş oyla usul ihlali bulmadı (§§ 236-254).
İhlal kararları: Kılınç, Beker ve Al
Kılınç ve Diğerleri (2005). Mustafa Canan Kılınç'a 1992'de Adana'da depresyon tanısı konmuştu; buna rağmen askere elverişli bulundu ve eğitim sırasında psikiyatrik tedavi gördü (§§ 10-11). Komutanı ruhsal bozukluğu ve sinir krizleri nedeniyle muayenesini istedi; hastane kısa istirahatler verdi, yapılmak istenen son muayene ise devlete yüklenebilecek nedenlerle gerçekleşmedi (§§ 12-13, 50). Kesin bir tanı konmadan komutan ona yeniden silah verdi ve 15 Mayıs 1995'te garnizon cezaevinin gözetleme kulesinde dolu tüfekle tek başına nöbete verilen er kendini vurdu (§§ 18, 54). AİHM yetkililerin riski bilmesi gerektiğini, ruhsal durumu sorgulanan erlere ilişkin düzenlemenin yetersiz olduğunu belirterek maddi ihlal buldu (§§ 49, 55-57).
Beker (2009). Tunceli'de jandarma özel harekâtta uzman onbaşı olan Mustafa Beker 2001'de koğuşta başından vurulmuş hâlde bulundu; tabanca bir arkadaşınındı ve dolabının kilidi kırılarak alındığı belirtildi (§§ 5, 7, 9). AİHM soruşturmanın tabancanın iki kez ateşlenip üçüncü kez tetik düşürülmesini açıklamadığını, savcının sağ şakaktan vurulduğunu yazdığını oysa otopsinin sol tarafı gösterdiğini, tabancada ve dolapta parmak izi incelemesi yapılmadığını, odadaki dört astsubayın olayı görmediği beyanlarının ikna edici olmadığını ve ailenin soruşturmaya katılmasına izin verilmediğini tespit etti (§§ 45-50). Mahkeme intihar sonucunu kabul edemeyeceğini, devletin ölümü açıklayamadığını ve sorumluluğun devlete ait olduğunu belirterek 2. maddenin ihlal edildiğine karar verdi (§§ 51-54).
Al (2023). Muharrem Ali Al 2013'te Şırnak Uludere'deki bir üssün bodrumunda tüfekle vurulmuş olarak öldü (§§ 5-8). Kapalı bir yerde olmasına rağmen mermi bulunamamış, tüfekte parmak izine rastlanmamış, giriş ve çıkış deliğinin çapları beklenenin tersineydi; son görenlerden bir asker savcılığa ilk ifadesinin gerçeği yansıtmadığını yazarak yeniden dinlenmek istemiş ama dinlenmemişti (§§ 96-99). Anayasa Mahkemesi 2019'da başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun bulmuştu (§ 44). AİHM soruşturmanın ölümün koşullarını belirleme kapasitesini zedeleyen eksikliklerle malul olduğunu belirterek usul ihlali buldu ve 26.000 € manevi tazminata hükmetti (§§ 100-101).
İhlal bulunmayan kararlar
Şahinkuşu (2016). Ferid Şahinkuşu'da 2004'te uyum bozukluğu saptanmış, ama Eylül 2004'teki son muayenede tedaviye gerek olmadığı ve silah verilebileceği belirtilmişti (§ 10). 29 Aralık akşamı astsubay emirlerine uymadığı gerekçesiyle onu dövüp kelepçeledi; er ertesi sabah koğuşta arkadaşının tüfeğiyle kendini vurdu (§§ 14-15). Astsubay cezalandırıldı. AİHM olayların çok kısa sürede geliştiğini ve yetkililerin yakın riski öngörmesi gerektiğinin söylenemeyeceğini belirterek beşe karşı iki oyla ihlal bulmadı (§§ 60-63).
Aydoğan (2025). Harun Aydoğan 2013'te Şırnak'ta nöbetteyken kendisine verilen tüfekle kendini yaraladı ve hayatta kaldı; Mahkeme hayati tehlike doğuran yaralanmalarda da 2. maddenin uygulanacağını hatırlattı (§§ 16-18, 60-63). İdari soruşturma, rehberlik ve danışma merkezinde kaydının kontrol edilmediğini, kabul muayenesinin yapılmadığını ve kabul işlemleri tamamlanmadan silahlı nöbete verildiğini ortaya koymuştu (§§ 95-97). AİHM bu eksikliklere rağmen yetkililerin riski bilmesinin gerekmediğini ve nedensellik bağı bulunmadığını belirtti; Anayasa Mahkemesi de 2019'da ihlal bulmamıştı (§§ 46, 101-104).
Şimşek (2025). Y.Ş. 2013'te İzmir Foça'da hırsızlık suçlamasıyla arkadaşları önünde tokatlanmış ve aşağılanmıştı; nöbet sonrası yerine gelecek askerin gelmediğini söyleyerek tüfeğini depodan geri aldı ve marangozhanede kendini vurdu (§§ 8-15). AİHM aşağılayıcı muameleyi kabul etti, ama erin olayı bildirdiği astsubaya fiziksel şiddetten söz etmediğini ve gece saatlerinde tüfeğine el konulmasının beklenemeyeceğini belirterek ihlal bulmadı (§§ 64-68). Anayasa Mahkemesi de 28 Kasım 2019'da aynı sonuca varmıştı (§ 38).
Anayasa Mahkemesi
Anayasa Mahkemesi de aynı ölçütü uyguluyor. Kendine zarar verdikten sonra psikotik bozukluk tanısıyla hava değişimi alan, birliğine dönünce psikiyatrik takipten çıkarılıp silahlı göreve verilen ve tek başına nöbet tutarken intihar eden er için ihlal buldu (Hasan Kara ve Diğerleri, 27.6.2018). Şimşek dosyasında ise ihlal bulmadı (İsrafil Şimşek ve Diğerleri, 28.11.2019); AİHM de bu sonucu paylaştı. Al dosyasında ise iki mahkeme farklı sonuca vardı. Anayasa Mahkemesinin askerdeki ölümlere ilişkin diğer kararları, tazminat davasının süresine ilişkin Fatma Bildik ve Hasan Bildik kararı dâhil, askerde ve cezaevinde intihar sayfasında.
Kararlar tablosu
| Karar | Tarih | Olay | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Kılınç ve Diğerleri (AİHM) | 7.6.2005 | Depresyon tanısı bilinen er, psikiyatrik değerlendirmesi tamamlanmadan dolu tüfekle tek başına nöbete verildi | m. 2 maddi ihlal; 4.000 € maddi, 17.500 € manevi |
| Beker (AİHM) | 24.3.2009 | Koğuşta başından vurulmuş uzman onbaşı; soruşturma çelişkileri açıklamadı | m. 2 ihlali: devlet ölümü açıklayamadı |
| Mustafa Tunç ve Fecire Tunç [BD] (AİHM) | 14.4.2015 | Nöbet kulesinde vurularak ölen çavuş; askerî savcı ve askerî mahkeme kaza sonucuna vardı | Usul ihlali yok (12'ye 5); bağımsızlık somut olarak incelenir |
| Şahinkuşu (AİHM) | 21.6.2016 | Akşam astsubay tarafından dövülüp kelepçelenen er ertesi sabah arkadaşının tüfeğiyle intihar etti | İhlal yok (5'e 2) |
| Al (AİHM) | 4.7.2023 | Üs bodrumunda vurulan er; mermi bulunmadı, silahta parmak izi yoktu, tanık yeniden dinlenmek istedi | m. 2 usul ihlali; 26.000 €; AYM 2019'da açıkça dayanaktan yoksun bulmuştu |
| Aydoğan (AİHM) | 11.2.2025 | Kabul işlemleri tamamlanmadan silahlı nöbete verilen er kendini yaraladı, hayatta kaldı | İhlal yok; AYM de ihlal bulmamıştı |
| Şimşek (AİHM) | 18.3.2025 | Hırsızlık suçlamasıyla tokatlanan er, nöbet bahanesiyle tüfeğini geri alıp intihar etti | İhlal yok; AYM de ihlal bulmamıştı |
Ailenin dikkat etmesi gerekenler
Olay yeri ve bilirkişi. Silahta ve silahın alındığı yerde parmak izi incelemesi, merminin ve kovanların bulunması, atış artığı incelemesi, giriş ve çıkış yaralarının otopside ayrıntılı tarifi istenmeli. Beker ve Al kararlarında ihlalin dayanağı bu eksikliklerdi (Beker, §§ 45-47; Al, §§ 97-99).
Tanıklar. Olay yerindeki askerlerin ve son görenlerin ayrıntılı dinlenmesi, ifadesinden dönen ya da baskı altında ifade verdiğini söyleyen tanıkların yeniden dinlenmesi talep edilmeli (Al, § 96). Kötü muamele iddiası varsa erin olaydan önce kime ne söylediği ve bunun amirlere ulaşıp ulaşmadığı araştırılmalı; Şimşek kararında sonuç buna bağlıydı (§§ 63-65).
Kayıtlar. Askere alma ve birliğe kabul muayeneleri, rehberlik ve danışma merkezi kayıtları, psikiyatrik raporlar, hava değişimi kararları, silah zimmet ve nöbet çizelgeleri ile idari soruşturma raporu dosyaya getirtilmeli. Aydoğan kararında idari soruşturma raporu kabul sürecindeki eksiklikleri ortaya koymuştu (§§ 95-97).
Dosyaya erişim ve itiraz. Ailenin soruşturma dosyasına erişimi istenmeli; Beker kararında ailenin dışlanması ihlal gerekçelerinden biriydi (§ 49). Kovuşturmaya yer olmadığı kararına tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (CMK m. 173/1); itiraz dilekçesinde açıklanmamış her çelişki tek tek gösterilmeli. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz takipsizlik kararı yazısında anlatılıyor.
Bireysel başvuru. İtirazın reddinden sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine, Anayasa Mahkemesi kararından sonra dört ay içinde AİHM'e başvurulabilir. AİHM'in tazminat ölçütleri AİHM'de adil tazmin yazısında.
Askerde ölüm ve AİHM hakkında sık sorulan sorular
Askerde intihar eden kişi için devlet sorumlu tutulabilir mi?
Evet. AİHM'e göre zorunlu askerlikte devlet, askerlik faaliyetlerinin ve silahların taşıdığı riske uygun bir düzenleme kurmak ve askerî yetkililer kişinin kendi hayatına son vermesi konusunda gerçek ve yakın bir risk bulunduğunu biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa makul önlemleri almakla yükümlü (Kılınç ve Diğerleri, §§ 41-43; Şahinkuşu, §§ 50-52). Kılınç kararında depresyon tanısı bilinen erin psikiyatrik değerlendirmesi tamamlanmadan dolu tüfekle nöbete verilmesi ihlal sayıldı (§§ 54-57).
Aile intihar sonucunu kabul etmiyorsa ne olur?
Askerlik sırasında, yetkililerin denetimindeki bir alanda meydana gelen ölümlerde olayı açıklama yükü devlete düşüyor (Beker, §§ 41-43). Soruşturma, ailenin makul şüphelerini gidermek için öldürme ihtimalini dışlayacak her unsuru araştırmalı (Al, § 80). Beker kararında soruşturma çelişkileri açıklamadığı için AİHM intihar sonucunu kabul etmedi ve devleti ölümden sorumlu tuttu (§§ 51-54).
Askerî savcının yürüttüğü soruşturma bağımsız sayılır mı?
AİHM Büyük Dairesi Mustafa Tunç ve Fecire Tunç kararında, askerî savcıların ve hâkimlerin komutanlarca sicille değerlendirilmesinin bağımsızlık konusunda kaygı doğurduğunu ama tek başına yeterli olmadığını belirtti. Bağımsızlık somut olarak, soruşturmacıların şüphelilerle bağı ve fiilî davranışları üzerinden inceleniyor (§§ 222-225, 236-254). 2017 Anayasa değişikliğiyle savaş hâli dışında askerî yargı kaldırıldığından bugün bu soruşturmalar genel yargıda yürütülüyor.
Kötü muamele sonrası intiharda devlet her zaman sorumlu mu?
Hayır. Şahinkuşu kararında akşam dövülüp kelepçelenen er ertesi sabah intihar etmiş, AİHM olayların kısa sürede geliştiğini ve yakın riskin öngörülebilir olmadığını belirterek beşe karşı iki oyla ihlal bulmamıştı (§§ 60-63). Şimşek kararında da tokatlanan ve aşağılanan er için gece saatlerinde tüfeğine el konulması beklenemezdi (§§ 64-66).
Askerde ölümde bireysel başvuru ve tazminat yolu nasıl işler?
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmeli; Şimşek dosyasında itiraz yapılmamıştı (§ 29). İtirazın reddinden sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine, onun kararından sonra dört ay içinde AİHM'e başvurulabilir. Al dosyasında Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun bulmuş, AİHM ise usul ihlaline karar vermişti (§§ 44, 101). İdari yargıdaki tazminat davasının süre başlangıcı da ayrıca incelenmeli.
Başlıca hukukî kaynaklar
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 2; Anayasa, m. 17; 5271 sayılı CMK, m. 173
- AİHM, Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye [BD], B. No: 24014/05, 14.4.2015
- AİHM, Kılınç ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 40145/98, 7.6.2005
- AİHM, Beker/Türkiye, B. No: 27866/03, 24.3.2009
- AİHM, Şahinkuşu/Türkiye, B. No: 38287/06, 21.6.2016
- AİHM, Al/Türkiye, B. No: 4904/20, 4.7.2023
- AİHM, Aydoğan/Türkiye, B. No: 7355/20, 11.2.2025
- AİHM, Şimşek/Türkiye, B. No: 23926/20, 18.3.2025
- AYM, Hasan Kara ve Diğerleri, B. No: 2015/17126, 27.6.2018
- AYM, İsrafil Şimşek ve Diğerleri, B. No: 2016/10673, 28.11.2019

