AİHM Sungur/Türkiye kararında (17.3.2026), Gezi Parkı eylemlerinde yakın mesafeden biber gazı sıkılan ve “kırmızılı kadın” olarak tanınan başvurucu hakkında Sözleşme'nin 3. maddesinin hem esas hem usul yönünden ihlal edildiğine karar verdi. Gazı sıkan polis 10 ay hapis cezası almış, ancak hükmün açıklanması geri bırakılmış ve 300 ağaç dikme yükümlülüğü verilmişti. Anayasa Mahkemesi bu sonucu yeterli bulmuştu.

Bir yıl önce verilen Ölmez/Türkiye kararı da Cizre'de polis müdahalesine uğrayan bir avukatla ilgiliydi ve aynı sonuca ulaştı. İki karar, kolluk şiddetinde HAGB'nin neden cezasızlık sayıldığını ve Anayasa Mahkemesinin yaklaşımının AİHM'den nerede ayrıldığını gösteriyor.

Sungur: olay ve yargılama

Başvurucu 28.5.2013'te Gezi Parkı'ndaki oturma eylemine katılmıştı. Müdahale sırasında bir polis memuru başvurucunun başına doğru çok yakın mesafeden biber gazı sıktı ve başvurucu arkasını döndüğünde de sıkmaya devam etti. Olayın fotoğrafları yaygın biçimde yayıldı (§§ 5-6). Emniyet müfettişleri, polisin başvurucuya ve çevresindekilere gereksiz ve hukuka aykırı biçimde gaz sıktığını tespit etti (§ 7). Polise yalnızca uyarı disiplin cezası verildi (§ 88).

İstanbul'daki asliye ceza mahkemesi polisi, güç kullanma yetkisinin sınırını aşarak kasten yaralama suçundan (TCK 86/2) 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Biber gazı Yargıtay içtihadına göre silah sayıldığı ve fail kamu görevlisi olduğu için cezayı alt sınırın üzerinde belirledi. Diğer eylemciler yönünden de görevi kötüye kullanmaktan 10 ay hapis verdi. Ardından polisin yargılama sırasındaki iyi hâlini ve sabıkasız olmasını gerekçe göstererek hükmün açıklanmasını geri bıraktı (§ 19). Denetim süresinde 300 ağaç dikip altı ay bakmasına karar verdi (§ 20). Başvurucunun itirazı reddedildi (§§ 22-23). Beş yıllık denetim süresi dolunca mahkeme 25.5.2023'te kararı tümüyle ortadan kaldırdı (§ 35). Polisin amirleri hakkındaki davada biri beraat etti, diğeri hakkındaki dava sekiz yıllık zamanaşımı nedeniyle düştü (§§ 36-37).

Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi Ceyda Sungur kararında (3.4.2019) başvuruyu kabul edilebilir buldu (§ 30). Başvurucu polislere saldırmadığı ve saldırgan davranmadığı için biber gazı kullanımının açıkça gereksiz olduğunu kabul etti. Ancak başvurucu doktor raporu almadığı için müdahalenin ölçülülüğünü değerlendiremediğini belirtti (§§ 31, 78).

Usul yönünden Anayasa Mahkemesi, HAGB'nin tek başına cezayı tümüyle etkisiz kılmadığını belirtti. Soruşturmanın kendiliğinden ve hızla başlatıldığını, cezanın alt sınırın üzerinde verildiğini, ağaç dikme yükümlülüğüne uyulduğunu ve disiplin cezası verildiğini dikkate aldı. Cezanın caydırıcı ve orantılı olduğu sonucuna vardı (§§ 32-33). Kötü muamele yasağının esas ve usul yönlerinden ihlal edilmediğine karar verdi (§ 34).

AİHM: kötü muamelede HAGB cezasızlıktır

AİHM önce Hükûmetin tüketme itirazlarını reddetti. Kasıtlı kötü muamelede ihlal yalnızca tazminatla giderilemez; başvurucu tazminat şikâyeti ileri sürmediği için idare mahkemesinde tam yargı davası açması gerekmiyordu (§§ 54, 58-59).

Esas yönünden polisin bir metreden daha yakın mesafeden başvurucunun yüzüne gaz sıkması, şiddet göstermeyen ve direnmeyen başvurucunun davranışıyla zorunlu hâle gelmiş değildi (§ 79). Ciddi fiziksel veya ruhsal acı iddiası bulunmadığından AİHM muameleyi insanlık dışı değil, aşağılayıcı muamele olarak nitelendirdi (§ 101).

Usul yönünden AİHM, devlet görevlisinin kötü muamele suçlarında yargılamanın zamanaşımına uğramaması, genel veya özel af uygulanmaması, görevlinin soruşturma ve yargılama boyunca görevden uzaklaştırılması ve mahkûm olursa görevden çıkarılması gerektiğini hatırlattı (§ 85). HAGB ise mahkûmiyeti etkisiz kılan kabul edilemez tedbirlerdendi (§ 87; Ateşoğlu, § 28). AİHM daha önce Hasan Köse/Türkiye kararında (18.12.2018), 2007'de İzmir'de sivil giyimli bir polisin ateşiyle karnından ağır yaralanan başvurucu için polise verilen beş aylık hapis cezasının açıklanmasının geri bırakılmasını 2. maddenin ihlali saymıştı. Mahkeme 46. madde kapsamında, CMK 231'deki HAGB usulünün devlet görevlilerinin öldürme ve kötü muamele suçlarında 2. ve 3. maddelerin gereklerine uygun uygulanmasını sağlayacak genel tedbirler alınmasını istedi (§§ 13, 37-40, 49-51). Mahkeme polisin yeniden suç işleme ihtimalini yalnızca iyi hâline ve sabıkasızlığına bakarak değerlendirmişti (§ 86). Polisin görevden uzaklaştırıldığına dair bir bilgi yoktu ve verilen uyarı cezası mevzuattaki en hafif yaptırımdı (§ 88). AİHM'e göre makamlar takdir yetkisini, bu tür eylemlerin hiçbir şekilde hoş görülmeyeceğini göstermek için değil, ağır bir hukuka aykırı eylemin sonuçlarını hafifletmek için kullanmıştı (§ 89).

AİHM, Anayasa Mahkemesinin cezanın alt sınırın üzerinde verildiğine dayanan gerekçesini de benimsemedi: hükmün açıklanması tümüyle geri bırakıldığı için ceza sonuçta hiçbir pratik etki doğurmamıştı (§ 90). Dava acımasız kolluk şiddeti davalarıyla aynı ağırlıkta değildi. Yine de HAGB ile uyarı cezasının birlikte, Sözleşme'nin çekirdek haklarından birinin ihlaline karşı açıkça orantısız kaldığına karar verdi (§ 92). Başvurucu mağdur sıfatını korudu (§§ 94-95). AİHM 3. maddenin esas ve usul yönlerinden ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi (§§ 102-103). Başvurucuya 6.500 avro manevi tazminat ve 5.400 avro yargılama gideri ödenmesine hükmetti.

Ölmez: avukata polis müdahalesi

Ölmez kararındaki başvurucu Şırnak'ta çalışan bir avukattı. 2.3.2016'da Cizre'de sokakta yürürken bir polis tarafından kolundan tutulup zırhlı araca çekildiğini, boğazının sıkıldığını ve hakarete uğradığını ileri sürdü; avukat kimliğini gösterdikten sonra bırakılmıştı (§§ 1-2). Doktor raporunda ellerinde yüzeysel sıyrıklar vardı (§ 3). Polis hakkında kasten yaralama, başvurucu hakkında ise tehdit ve hakaret davası açıldı (§ 5). Ceza mahkemesi polisin bileği sıkarak başvurucuyu yaraladığını ve başvurucunun direnmediğini tespit etti. Polise 3.000 TL adli para cezası verdi ve hükmün açıklanmasını geri bıraktı (§ 6). İdare mahkemesi başvurucuya 5.000 TL manevi tazminat verdi (§ 8). Anayasa Mahkemesi 26.5.2020'de başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun buldu (§ 9).

AİHM, yaralanmanın hafif olmasına rağmen güç kullanımının başvurucunun davranışıyla zorunlu hâle gelmediğini belirtti (§ 19). HAGB kararı polisin cezasız kalmasına yol açmıştı ve mahkemelerin takdir yetkisini ağır bir hukuka aykırı eylemin sonuçlarını en aza indirmek için kullandığını gösteriyordu (§ 20). İdare mahkemesinin verdiği tazminat da yeterli giderim sağlamıyordu (§ 21). AİHM 3. maddenin esas ve usul yönlerinden ihlal edildiğine karar verdi (§ 22). Başvurucuya 12.000 avro manevi tazminat ve 2.000 avro yargılama gideri verdi (§§ 25-26).

Amirlerin sorumluluğu: Akan (2025)

Kolluk şiddetinde soruşturma yalnızca gücü kullanan görevliyle sınırlı değil. Akan/Türkiye kararında başvurucu, 1 Mayıs 2013'te İstanbul'da bir gösterinin yakınından geçerken gaz kapsülünün gözüne isabet etmesiyle sol gözünü kaybetmişti (§ 9). İstanbul Valisi ve İl Emniyet Müdürü hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine İçişleri Bakanlığı, 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni vermedi. Danıştay itirazı reddetti (§§ 11-15). Anayasa Mahkemesi 2016'da, başvurucunun amirlerin somut bir talimatını gösteremediğini belirterek bu kısmı reddetti (§ 17). Gazı atan polisler ise kimlikleri belirlenemediği için daimi arama kararıyla aranmaya başlandı (§ 24). Polisler yönünden yapılan ikinci başvuruda Anayasa Mahkemesi 25.2.2021'de kötü muamele yasağının esas ve usul yönlerinden ihlal edildiğine karar verdi (§ 26). AİHM'deki başvuru yalnızca Vali ve Emniyet Müdürü hakkında soruşturma izni verilmemesiyle ilgiliydi (§ 56).

AİHM, 4483 sayılı Kanun'daki izin mekanizmasının uygulanmasından doğan sorunların yapısal olduğunu ve kendi başına usul yükümlülüğünün ihlali sayıldığını hatırlattı (§ 64). Devletin, Vali ve Emniyet Müdürü hakkında 1 Mayıs müdahalesinin planlanmasındaki ve organizasyonundaki eksiklikleri ortaya çıkarabilecek bir soruşturma yürütmesi gerekiyordu. Böyle bir soruşturma yapılmamıştı (§ 67). AİHM 3. maddenin usul yönünden ihlal edildiğine karar verdi ve 12.500 avro manevi tazminat verdi.

Kararlar tablosu

Tablo, kötü muamele eden kolluk görevlileri hakkında HAGB verilmesini konu alan üç AİHM kararını ve amirlerin sorumluluğuna ilişkin Akan kararını gösteriyor.

KararOlayİç hukuktaki sonuçAnayasa MahkemesiAİHM
AteşoğluKars, 2002: gözaltında 17 yaşındaki çocuğa falakaDört polise 10 ay hapis; HAGB—20.1.2015: 3. madde ihlali; 45.000 avro
Hasan Köseİzmir, 2007: sivil polisin ateşiyle ağır yaralanmaPolise 5 ay hapis; HAGB—18.12.2018: 2. madde ihlali; 40.000 avro manevi tazminat; m. 46 genel tedbir
ÖlmezCizre, 2016: avukata polis müdahalesiPolise 3.000 TL adli para cezası; HAGB26.5.2020: açıkça dayanaktan yoksun14.10.2025: 3. madde ihlali (esas ve usul); 12.000 avro
SungurGezi Parkı, 2013: yakın mesafeden biber gazıPolise 10 ay hapis; HAGB ve 300 ağaç dikme yükümlülüğü3.4.2019: ihlal yok17.3.2026: 3. madde ihlali (esas ve usul); 6.500 avro
Akanİstanbul, 1 Mayıs 2013: gaz kapsülüyle göz kaybıVali ve emniyet müdürü için 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni verilmedi16.11.2016: amirler yönünden şikâyet reddedildi25.11.2025: 3. madde ihlali (usul); 12.500 avro

Ateşoğlu kararında gözaltındaki 17 yaşındaki çocuğa kulak çekme, dövme ve falaka uygulayan dört polise önce bir yıl hapis ve altı ay kamu hizmetinden yasaklanma cezası verilmiş, ceza iyi hâl indirimiyle on aya düşürülüp hükmün açıklanması geri bırakılmıştı.

Başvuruda dikkat edilecekler

Ceza yargılamasında. Mağdur, kolluk görevlisi hakkında verilen HAGB kararına itiraz etmeli ve itirazında HAGB'nin kötü muamelede cezasızlık doğurduğunu açıkça ileri sürmeli. Sungur ve Ölmez kararlarında başvurucular bu itirazı yapmıştı (Sungur, § 22; Ölmez, § 7). 31.7.2026'da yürürlüğe giren güncel CMK 231/14 bu suçlarda HAGB'yi yasaklıyor; ayrıntılar HAGB yazısında anlatılıyor. Görevlinin görevden uzaklaştırılıp uzaklaştırılmadığı ve disiplin cezasının ağırlığı da ayrıca sorgulanmalı (Sungur, §§ 85, 88).

Delil. Olayın hemen ardından doktor raporu alınmalı. Sungur kararında Anayasa Mahkemesi raporun yokluğu nedeniyle ölçülülüğü değerlendiremediğini belirtmişti. AİHM bu gerekçeye ağırlık vermese de raporu olmayan bazı biber gazı davalarında 3. maddenin uygulanabilirliğini kabul etmemişti (§§ 76, 78, 91). Video kayıtları ve fotoğraflar da dosyaya kazandırılmalı.

Anayasa Mahkemesi ve AİHM. Kasıtlı kötü muamelede tüketilmesi gereken yol ceza soruşturmasıdır; idare mahkemesinde tazminat davası açmak tek başına yeterli değildir ve AİHM bunu zorunlu görmedi (Sungur, §§ 54, 59). Anayasa Mahkemesinin kolluk şiddetine ilişkin kararları kolluk şiddeti ve orantısız güç sayfasında, gözaltında kötü muamele kararları gözaltında kötü muamele sayfasında derleniyor.

Sık sorulanlar

Kolluk şiddetinde HAGB hakkında sık sorulan sorular

Kötü muamele eden kolluk görevlisi hakkında HAGB kararı verilebilir mi?

AİHM'e göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kötü muameleden korunma standardıyla bağdaşmaz ve mahkûmiyeti etkisiz kılan kabul edilemez tedbirler arasındadır. Çünkü fail denetim süresine uyduğunda karar, ceza dahil bütün hukuki sonuçlarıyla ortadan kalkar ve fail cezasız kalır (Sungur, § 87; Ölmez, § 18). 7589 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenip 31.7.2026'da yürürlüğe giren CMK 231'in 14. fıkrası da işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve kötü muamele sayılabilecek suçlarda HAGB'yi yasaklıyor.

Polisin cezalandırılması yeterli değil mi; idare mahkemesinden tazminat da alındıysa?

Kasıtlı kötü muamelede yalnızca tazminat yeterli giderim sağlamaz. Etkili bir soruşturma ve sorumluların cezalandırılmasına elverişli bir süreç gerekir; tazminat bunu yalnızca tamamlar (Sungur, §§ 54, 83, 93). Ölmez kararında idare mahkemesinin verdiği 5.000 TL tazminata rağmen başvurucunun mağdur sıfatı devam etti (§§ 8, 21).

Biber gazı kullanımı 3. madde kapsamında kötü muamele sayılır mı?

Kişinin davranışı zorunlu kılmadıkça kolluğun güç kullanması insan onurunu zedeler ve ilke olarak 3. maddeye aykırıdır (Ölmez, § 16). Sungur kararında polis, şiddet göstermeyen başvurucunun yüzüne bir metreden daha yakın mesafeden biber gazı sıkmış, başvurucu arkasını döndükten sonra da devam etmişti. AİHM bu muameleyi aşağılayıcı muamele olarak nitelendirdi (§§ 79, 101).

Doktor raporu almamak başvuruyu zayıflatır mı?

Sungur kararında Anayasa Mahkemesi, başvurucu doktor raporu almadığı için müdahalenin ölçülülüğünü değerlendiremediğini belirtmişti (§ 78). AİHM bu gerekçeye ağırlık vermedi; müdahalenin gereksiz olduğu ve başvurucuya verdiği zarar ceza yargılamasında video kayıtlarıyla zaten tespit edilmişti (§ 91). Yine de tıbbi rapor, muamelenin ağırlığını göstermede önemli bir delildir; AİHM daha önce raporu olmayan bazı biber gazı davalarında asgari ağırlık eşiğinin aşıldığını kabul etmemişti (§ 76).

Amirler hakkındaki dava sürerken AİHM'e başvurulabilir mi?

Sungur kararında Hükûmet, polisin amirleri hakkındaki dava bitince yeniden Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiğini savundu. AİHM, şikâyeti doğrudan giderebilecek yolun gazı sıkan polis hakkındaki ceza yargılaması olduğunu belirtti. Amirler hakkındaki dava yalnızca tamamlayıcı nitelikteydi; bu nedenle yeni bir bireysel başvuru gerekmiyordu (§§ 96-98).

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. AİHM, Sungur/Türkiye, B. No: 56462/19, 17.3.2026
  2. AİHM, Ölmez/Türkiye, B. No: 54328/20, 14.10.2025
  3. AİHM, Ateşoğlu/Türkiye, B. No: 53645/10, 20.1.2015
  4. AİHM, Hasan Köse/Türkiye, B. No: 15014/11, 18.12.2018
  5. AYM, Ceyda Sungur, B. No: 2015/14363, 3.4.2019