AİHM 2006–2024 arasında vicdani retle ilgili dokuz Türkiye kararı verdi. Sekizinde vicdani retçilerin cezalandırılmasını ya da onlara yapılan muameleyi, birinde vicdani retçileri destekleyen bir açıklama nedeniyle verilen hapis cezasını Sözleşme'ye aykırı buldu.

Türk hukukunda bugün de vicdani ret statüsü ya da askerlik yerine geçen sivil bir hizmet yok. 7179 sayılı Askeralma Kanunu yoklamaya veya sevke gitmeyenlere önce idari para cezası veriyor; ceza kesinleştikten sonra süren kaçaklık Askerî Ceza Kanunu'nun 63. maddesine göre hapisle cezalandırılıyor. Bu yazı kararları ve bugünkü hukukta ne anlama geldiklerini anlatıyor.

Ülke kararı ve sivil ölüm

Ülke/Türkiye kararındaki başvurucu 1994-1998 arasında İzmir Savaş Karşıtları Derneğinin başkanıydı (§ 11). 1995'te askere çağrıldı, pasifist inançları nedeniyle askerlik yapmayı reddetti ve 1 Eylül 1995'te İzmir'de bir basın toplantısında celp belgesini yaktı (§ 12). Askerî mahkemeler onu önce askerleri askerlikten kaçmaya teşvikten, ardından birliğinde üniforma giymeyi ve emirleri yerine getirmeyi reddettiği için itaatsizlikte ısrar ve firar suçlarından tekrar tekrar mahkûm etti (§§ 13-30).

AİHM'e göre her tahliyeden sonra birliğine götürülen başvurucu, üniformayı yine reddettiği için yeniden mahkûm ediliyordu. Sekiz kez hapis cezası almıştı ve inancında ısrar ettikçe ömrü boyunca yeniden cezaevine girme riskiyle yaşayacaktı (§ 60). Türk hukukunda inancı nedeniyle üniforma giymeyi reddedenlere ilişkin özel bir hüküm yoktu; uygulanan genel askerî ceza hükümleri bu durumu düzenlemeye yetmiyordu (§ 61). Mahkeme, art arda gelen davaların ve hapis cezalarının birikimli etkisini askerlik hizmetini sağlama amacıyla orantısız buldu ve başvurucunun içine itildiği gizli yaşamı neredeyse bir "sivil ölüm" olarak nitelendirdi (§ 62).

Bu muamele aşağılayıcıydı; 3. madde ihlal edilmişti (§§ 63-64). Mahkeme 9. maddeyi ayrıca incelemedi (§ 68) ve 10.000 avro manevi tazminat verdi (§ 74). Başvurucu, vicdani reddi düzenleyen bir yasa çıkarılmasının da emredilmesini istemişti. Mahkeme hangi aracın seçileceğinin, Bakanlar Komitesinin denetimi altında devlete ait olduğunu belirtti (§§ 70, 73).

Erçep kararı: 9. madde ve yapısal sorun

AİHM Büyük Dairesi 2011'de Bayatyan/Ermenistan kararıyla içtihadını değiştirdi: askerlik yükümlülüğü ile kişinin vicdanı veya samimi ve derin inançları arasındaki ciddi ve aşılmaz bir çatışmadan doğan ret artık 9. maddenin güvencesi altında (Erçep/Türkiye, § 47). Mahkeme bu ölçütü aynı yıl Erçep kararında Türkiye'ye uyguladı.

Yehova Şahidi olan başvurucu 1997'de askerliğe elverişli bulundu. O tarihten sonra hemen her celp döneminde askerlik şubesine giderek inancı nedeniyle askerlik yapmayacağını bildirdi (§ 49) ve sivil bir hizmeti yapmaya hazır olduğunu söyledi (§ 13). Her dönem için hakkında Trabzon'daki askerî mahkemede bakaya kalmak suçundan dava açıldı (§ 7).

AİHM'e göre Türkiye'de sivil hizmet bulunmadığından vicdani retçilerin inançlarına bağlı kalmak için askere gitmeyi reddetmekten başka seçeneği yoktu ve bu onları birbirini izleyen davalarla bir tür sivil ölüme maruz bırakıyordu (§ 58). Zorunlu askerliğin uygulandığı Avrupa Konseyi ülkelerinin neredeyse tamamı alternatif hizmet getirmişti; bunu yapmayan devletin takdir alanı dardı (§ 59). Mahkeme, başvurucunun kişisel çıkar için değil samimi dinî inancı nedeniyle muafiyet istediğini ve toplumsal yükü sivil hizmetle paylaşmaya hazır olduğunu vurguladı (§ 61). Sistem vicdani retçiler bakımından adil dengeyi kurmuyordu; 9. madde ihlal edilmişti (§§ 64-65). Sivil olan başvurucunun yalnızca askerlerden oluşan bir mahkemede yargılanması da 6. maddeyi ihlal etmişti (§§ 69-70).

Kararın 80. paragrafı Türkiye bakımından ayrıca önemli. Mahkeme ihlalin yapısal bir sorundan kaynaklandığını belirtti: vicdani retçilerin statüsüne ilişkin hukuki çerçeve yetersizdi ve alternatif hizmet yoktu. Bir yasa değişikliğinin ve alternatif hizmetin kurulmasının ihlali sona erdirecek uygun bir giderim olabileceğini söyledi (§ 80). Kararda Bakanlar Komitesinin Ülke kararının uygulanmasıyla ilgili 2007 ve 2009'da iki ara karar kabul ettiği de aktarıldı (§ 43). Bu denetimin nasıl işlediğini AİHM kararlarının uygulanması yazısında anlattık.

Hangi inanç korunuyor

Pasifist ve antimilitarist inançlar. Savda/Türkiye ve Tarhan/Türkiye kararlarındaki başvurucular dinî bir inanç ileri sürmedi; pasifist ve antimilitarist olduklarını söylediler (Savda, § 96; Tarhan, § 58). AİHM bu iki kararda devletin pozitif yükümlülüğünü öne çıkardı: makamlar, kişinin vicdani retçi statüsünden yararlanıp yararlanamayacağını belirleyebileceği etkili ve erişilebilir bir usul sunmalıydı (Savda, §§ 98-99; Tarhan, §§ 60-61). Ne alternatif hizmet ne de böyle bir usul öngören sistem adil dengeyi kurmuyordu (Savda, § 100).

Siyasi itiraz. Enver Aydemir/Türkiye kararındaki başvurucu, birliğine götürüldüğünde laiklik ilkesiyle yönetilen Türkiye Cumhuriyeti'nin askerî üniformasını giymeyi reddettiğini ve şeriatı savunduğunu söylemişti (§ 10). Askerî mahkeme bu itirazın siyasi olduğuna karar verdi (§ 79). AİHM de dosyadan, başvurucunun savaşa ya da silah taşımaya kesin, sürekli ve samimi bir karşı çıkış içeren bir inancı olduğunun anlaşılmadığını belirtti ve 9. madde şikâyetini konu bakımından Sözleşme'yle bağdaşmaz buldu (§§ 83-84). Devletlerin vicdani ret talebini önceden incelemesini de meşru saydı (§ 81).

Önceden askerlik yapmış olmak. Kanatlı/Türkiye (2024) kararındaki başvurucu Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyordu. 2005'te bir yıllık askerliğini tamamlamış, 2006-2008 arasında üç kez birer günlük yedek hizmete katılmıştı; 2009'da yedek hizmete gitmeyi reddetti (§ 4). Ödemediği 500 TL'lik adli para cezası on gün hapse çevrildi (§§ 14, 31). Hükümet, daha önce askerlik yapmasının inancının samimi olmadığını gösterdiğini savundu (§ 34). AİHM, istinaf mahkemesinin başvurucunun vicdani retçi olup olmadığını hukukta muafiyet imkânı bulunmadığı için hiç incelemediğini belirtti (§ 47). Beyanlarını, savaş karşıtı faaliyetlerini ve yaptırımlara rağmen sürdürdüğü reddi birlikte değerlendirerek 9. maddeyi uygulanabilir buldu (§ 48). Bir günlük yedek hizmet de askerlik hizmetinin parçasıydı (§ 50). Olaylar Kuzey Kıbrıs'ta geçse de Türkiye'nin yetki alanında sayıldı (§ 25). Mahkeme 9. maddenin ihlal edildiğine karar verdi ve 9.000 avro manevi tazminat verdi (§§ 69, 75).

Askerî cezaevinde kötü muamele

Feti Demirtaş/Türkiye kararındaki başvurucu Yehova Şahidiydi. 2005'te Millî Savunma Bakanlığına yazdığı mektuplarda inancı nedeniyle askerlik yapamayacağını ve sivil hizmete hazır olduğunu bildirdi (§§ 6, 8). Haziran 2005'te Balıkesir'deki eğitim birliğine götürüldü, üniforma giymeyi sürekli reddetti ve hakkında dokuz ceza davası açıldı (§ 11). Askerî mahkeme 2008'de, 5 ve 12 Nisan 2006'da Balıkesir askerî tutukevinde başvurucunun soyulup zorla üniforma giydirildiğini, uzun saatler yatağa veya sandalyeye kelepçelendiğini, tehdit edilip dövüldüğünü sabit gördü (§ 89). AİHM bu muameleyi, art arda gelen kovuşturmalarla birlikte insanlık dışı ve aşağılayıcı buldu (§§ 91-93). 9. ve 6. maddeleri de ihlal edilmiş saydı (§§ 115, 125) ve 15.000 avro manevi tazminat verdi (§ 133).

Başvurucu 2007'de "uyum bozukluğu" tanısı konulan bir raporla askerliğe elverişsiz sayılıp terhis edildi (§§ 56, 113). Hükümet bu nedenle mağdur sıfatının kalmadığını savundu (§ 73). AİHM terhis kararının ihlali tanıyan ve gideren bir karar olmadığını belirterek itirazı reddetti (§ 77). Terhisin ancak askerlik sırasında ortaya çıkan bir psikolojik rahatsızlık sonucunda gelmesini de müdahalenin ağırlığının ek bir göstergesi saydı (§ 114). Buldu ve Diğerleri/Türkiye kararında da terhis ve elverişsizlik kararları dört Yehova Şahidi başvurucunun mağdurluğunu ortadan kaldırmadı (§ 65).

Enver Aydemir kararında 9. madde uygulanmadı, ancak 3. madde ihlali bulundu. Askerî mahkeme, başvurucunun 24-25 Aralık 2009'da Maltepe askerî cezaevinde tekmelendiğini, yumruklandığını, tokatlandığını ve zorla soyularak üniforma giydirildiğini sabit görmüştü (§ 60). Olaylardan yaklaşık altı yıl sonra sorumlular hakkındaki dava hâlâ ilk derecede sürüyordu (§ 66). AİHM 3. maddenin hem maddi hem usul yönünden ihlal edildiğine karar verdi (§ 67) ve 15.000 avro manevi tazminat verdi (§ 88).

Vicdani retçileri desteklemek: TCK 318

Savda (No. 2)/Türkiye kararındaki başvurucu, 1 Ağustos 2006'da İstanbul'da İsrail Konsolosluğu önünde İsrailli vicdani retçilerle dayanışma için bir basın açıklaması okudu (§ 6). İstanbul'daki ceza mahkemesi, açıklamayla halkı askerlikten soğuttuğu gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu'nun 318. maddesi uyarınca beş ay hapis cezası verdi (§ 8); Yargıtay kararı 2010'da onadı (§ 9).

AİHM, mahkemenin başvurucunun ifade özgürlüğünü kullanıp kullanmadığını hiç incelemediğini belirtti (§ 25). Açıklama askerliğe karşı bir tutum içeriyordu ama şiddete, silahlı direnişe ya da ayaklanmaya çağırmıyordu ve nefret söylemi sayılamazdı (§ 26). Hapis cezası demokratik toplumda gerekli değildi; 10. madde ihlal edilmişti (§§ 29-30). Mahkeme, Hükümetin sunduğu örnek kararlarda Türk mahkemelerinin çoğunun 318. maddeyi AİHM içtihadına uygun yorumladığını da kaydetti (§ 24). Madde 11.4.2013'te değiştirildi; bugün silah altındaki askerleri firara ya da askere çağrılanları askerlik yapmamaya teşvik etmeyi cezalandırıyor (§§ 13, 27).

Bugünkü hukuk: yoklama kaçağı ve bakaya

Askerî mahkemeler. Erçep, Feti Demirtaş, Savda ve Buldu kararlarındaki 6. madde ihlalleri, başvurucuların askerî mahkemelerde yargılanmasından kaynaklanıyordu. 5530 sayılı Kanun'la 2006'dan itibaren sivillerin davaları adli yargıya geçti (Buldu, § 69); 2017 Anayasa değişikliğiyle barış zamanında askerî mahkemeler kaldırıldı. Bugün bu davalara adli yargı bakıyor.

İdari para cezası, sonra hapis. 7179 sayılı Askeralma Kanunu'na göre yoklamasını yaptırmayan kişi yoklama kaçağı, sevke tabi olduğu hâlde sevkini yaptırmayan ya da birliğine katılmayan kişi bakaya sayılıyor (m. 21/1). Barışta kabul edilebilir bir özrü olmayanlara kaçak kaldıkları her gün için idari para cezası veriliyor: kendiliğinden gelenlere günlük 5 TL, yakalananlara 10 TL; bu tutarlar her yıl yeniden değerleme oranıyla güncelleniyor (m. 24/1). Ceza kesinleştikten sonra yoklama kaçağı ya da bakaya olmayı sürdürenler için askerlik şubesi suç dosyası hazırlayıp Cumhuriyet başsavcılığına gönderiyor (m. 24/4). Askerî Ceza Kanunu'nun 63. maddesi cezayı kaçaklık süresine ve kişinin kendiliğinden gelmesine ya da yakalanmasına göre belirliyor: dört ay içinde kendiliğinden gelen için altı aya kadar, bir yıldan sonra yakalanan için altı aydan üç yıla kadar hapis.

Birlikte itaatsizlik. Birliğine götürülüp emirleri yerine getirmeyi reddeden kişi, Askerî Ceza Kanunu'nun 87. ve 88. maddelerindeki itaatsizlikte ısrar suçlarıyla yargılanıyor. Toplu asker karşısında ya da hizmetten sıyrılmak kastıyla işlenen itaatsizliğin cezası altı aydan beş yıla kadar hapis (m. 88). Ülke, Feti Demirtaş, Tarhan ve Enver Aydemir kararlarındaki davalar bu türdendi.

Diğer sonuçlar. Yoklama kaçakları ve bakayalar kamu hizmetine veya özel hizmete alınamıyor; onları işe alanlar hakkında suç duyurusunda bulunuluyor (7179 s. K. m. 41/2). Erteleme süreleri dikkate alındığı hâlde askerlik yükümlülüğünü yerine getirmeyen öğrencilerin okul kayıtları geçici olarak donduruluyor (m. 41/1). Bedelli askerlik de bir aylık temel askerlik eğitimini içeriyor (m. 9/1). Kanun'da vicdani ret statüsüne ya da askerlik yerine geçecek sivil bir hizmete ilişkin bir hüküm yok.

Kararlar tablosu

KararTarihOlaySonuç
Ülke24.1.2006Antimilitarist; üniformayı reddettiği için sekiz kez hapis3. madde ihlali
Erçep22.11.2011Yehova Şahidi; her celp dönemi için bakaya davası9. ve 6/1. madde ihlali
Feti Demirtaş17.1.2012Yehova Şahidi; Balıkesir askerî tutukevinde kötü muamele3., 9. ve 6/1. madde ihlali
Savda12.6.2012Antimilitarist; statü belirleme usulü yok3., 9. ve 6/1. madde ihlali
Tarhan17.7.2012Pasifist; on aydan uzun tutukluluk3. ve 9. madde ihlali
Buldu ve Diğerleri3.6.2014Dört Yehova Şahidi3. ve 9. madde ihlali; bir başvurucu için 6/1
Enver Aydemir7.6.2016Laik devletin ordusuna itiraz; askerî cezaevinde darp9. madde uygulanmadı; 3. madde ihlali
Savda (No. 2)15.11.2016Vicdani retçilerle dayanışma açıklaması; TCK 31810. madde ihlali
Kanatlı12.3.2024Kuzey Kıbrıs'ta yedek hizmetin reddi9. madde ihlali

Başvuruda dikkat edilecekler

İnancı baştan ve tutarlı biçimde ortaya koymak. AİHM, Enver Aydemir kararında başvurucunun iç hukuktaki beyanlarına bakarak 9. maddeyi uygulamadı (§ 83). Kanatlı kararında ise beyanlar, faaliyetler ve ısrar inancın ciddiyetini gösterdi (§ 48). Erçep ve Feti Demirtaş, askerlik şubesine ya da Bakanlığa sivil hizmet yapmaya hazır olduklarını yazılı veya sözlü olarak bildirmişti; Mahkeme bunu muafiyet talebinin samimiyetini değerlendirirken dikkate aldı (Erçep, §§ 13, 61). Savunmada inancın savaşa ve silah taşımaya kesin, sürekli ve samimi bir karşı çıkış içerdiği anlatılmalı (Enver Aydemir, § 81).

İdari para cezası aşaması. Askerî Ceza Kanunu'ndaki suç, idari para cezası kesinleştikten sonra başlıyor (7179 s. K. m. 24/4; ASCK m. 63/1). İdari para cezasına tebliğden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabiliyor (Kabahatler Kanunu m. 27/1). Bu başvurudaki duruşma ve tanık meselelerini idari para cezasına itirazda duruşma ve tanık yazısında anlattık.

Kötü muamele için ayrı şikâyet. Feti Demirtaş kararında başvurucunun iki suç duyurusu ve askerî mahkemenin kararına itirazı, iç hukuk yollarını tüketmesine yetti (§§ 82-83). Enver Aydemir kararında soruşturmanın ağır yürümesi usul ihlalini doğurdu (§ 66). Anayasa Mahkemesinin kötü muamele şikâyetlerindeki ölçütleri kötü muamele ve etkili başvuru sayfasında.

Terhis başvuruyu düşürmez. Askerliğe elverişsizlik raporu ya da terhis, ihlali tanıyan ve gideren bir karar değilse mağdur sıfatını ortadan kaldırmıyor (Feti Demirtaş, § 77; Buldu ve Diğerleri, § 65).

Anayasa Mahkemesi ve AİHM. 23.9.2012'den sonra kesinleşen kararlar için AİHM'den önce Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması gerekiyor; süre başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren 30 gün. Vicdani ret Anayasa'nın 24. maddesindeki din ve vicdan hürriyeti, kötü muamele 17. madde, açıklama nedeniyle verilen ceza 26. madde kapsamında ileri sürülür. Atlas veritabanımızdaki yayımlanmış bireysel başvuru kararları arasında vicdani ret şikâyetini esastan inceleyen bir Anayasa Mahkemesi kararı bulamadık; Mahkemenin bu alandaki ihlal kararları din ve vicdan özgürlüğü ihlal kararları sayfasında. Anayasa Mahkemesi kararından sonra AİHM'e başvuru süresi dört ay.

Sık sorulanlar

Vicdani ret hakkında sık sorulan sorular

Türkiye'de vicdani ret hakkı var mı?

Kanunda yok. 7179 sayılı Askeralma Kanunu vicdani ret statüsü ya da askerlik yerine geçecek sivil bir hizmet öngörmüyor. AİHM ise askerlik yükümlülüğüyle ciddi ve aşılmaz biçimde çatışan samimi bir inanca dayanan reddi 9. madde kapsamında görüyor ve Türkiye'de alternatif hizmetin bulunmamasını Erçep kararında yapısal bir sorun olarak niteledi (§ 80).

Askerlik yapmayan vicdani retçiye hangi yaptırımlar uygulanır?

Yoklamaya ya da sevke gitmeyen kişiye önce kaçak kaldığı her gün için idari para cezası verilir (7179 s. K. m. 24/1). Ceza kesinleştikten sonra kaçaklık sürerse Askerî Ceza Kanunu'nun 63. maddesine göre hapis cezası gündeme gelir. Yoklama kaçağı ve bakaya durumundaki kişi kamuda ya da özel sektörde işe alınamaz (m. 41/2).

AİHM askerlik yapmak istemeyen herkesi vicdani retçi sayar mı?

Hayır. Reddin, savaşa ya da silah taşımaya kesin, sürekli ve samimi bir karşı çıkış içeren dinî veya başka bir inanca dayanması gerekiyor. Enver Aydemir kararında başvurucu laiklik ilkesiyle yönetilen devletin üniformasını giymeyi reddettiğini söylemişti; AİHM bu itirazı 9. madde kapsamında görmedi (§§ 81-83).

Daha önce askerlik yapmış biri sonradan vicdani retçi olabilir mi?

Kanatlı kararına göre olabilir. Başvurucu bir yıllık askerliğini ve üç yedek hizmeti tamamladıktan sonra dördüncü çağrıyı reddetmişti. AİHM, beyanlarını, savaş karşıtı faaliyetlerini ve cezalara rağmen sürdürdüğü reddi birlikte değerlendirerek inancın 9. madde korumasına girecek ciddiyette olduğunu kabul etti (§§ 46-48).

Vicdani retçileri desteklemek suç mu?

Türk Ceza Kanunu'nun 318. maddesi halkı askerlikten soğutmayı cezalandırıyor. Madde 2013'te daraltıldı; bugün silah altındaki askerleri firara ya da askere çağrılanları askerlik yapmamaya teşvik etmeyi kapsıyor. Savda (No. 2) kararında AİHM, şiddete çağırmayan bir dayanışma açıklaması nedeniyle verilen beş aylık hapis cezasını 10. maddeye aykırı buldu (§§ 26, 29-30).

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. AİHM, Ülke/Türkiye, B. No: 39437/98, 24.1.2006
  2. AİHM, Erçep/Türkiye, B. No: 43965/04, 22.11.2011
  3. AİHM, Feti Demirtaş/Türkiye, B. No: 5260/07, 17.1.2012
  4. AİHM, Savda/Türkiye, B. No: 42730/05, 12.6.2012
  5. AİHM, Tarhan/Türkiye, B. No: 9078/06, 17.7.2012
  6. AİHM, Buldu ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 14017/08, 3.6.2014
  7. AİHM, Enver Aydemir/Türkiye, B. No: 26012/11, 7.6.2016
  8. AİHM, Savda/Türkiye (No. 2), B. No: 2458/12, 15.11.2016
  9. AİHM, Kanatlı/Türkiye, B. No: 18382/15, 12.3.2024
  10. 7179 sayılı Askeralma Kanunu
  11. 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu