Devletin gözetimi altındaki kişinin kendi hayatına son vermesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesi bakımından iki soru doğurur: yetkililer riski biliyor ya da bilmeleri gerekiyor muydu ve makul önlemleri aldılar mı? Ölümden sonra yapılan soruşturmanın etkili olup olmadığı da ayrıca incelenir.
AİHM 6 Ekim 2026'da Sanlav/Türkiye kararında, Van'da tek kişilik hücrede kendini asan bir hükümlü için ihlal bulunmadığına karar verdi. Bu yazı Mahkemenin ölçütlerini, Türkiye hakkındaki ihlal ve ihlal yok kararlarını ve ailenin soruşturmada dikkat etmesi gerekenleri anlatıyor.
AİHM'in ölçütü
2. madde devlete yalnızca kasten öldürmeme değil, yetki alanındaki kişilerin yaşamını korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü de yükler; bu yükümlülük belirli durumlarda kişiyi kendisine karşı korumayı da kapsar (Sanlav/Türkiye, §§ 88-89). Yetkililerin önlem alma yükümlülüğü, kişinin hayatına son vermesi konusunda gerçek ve yakın bir risk bulunduğunu bildikleri ya da bilmeleri gerektiği durumda doğar; bu risk varsa makul olarak beklenebilecek her şeyi yapıp yapmadıklarına bakılır (§ 90).
Mahkeme riskin bilinip bilinmediğini değerlendirirken şu etkenlere bakıyor: ruhsal bozukluk öyküsü, ruhsal hastalığın ağırlığı, önceki intihar girişimleri ya da kendine zarar verme davranışı, intihar düşünceleri ya da tehditleri ve bedensel ya da ruhsal sıkıntı belirtileri (§ 92). Yükümlülük, insan davranışının öngörülemezliği ve kaynak tercihleri gözetilerek, yetkililere katlanılamaz ya da aşırı bir yük getirmeyecek biçimde yorumlanıyor (§ 93).
Her özgürlükten yoksun bırakma ruhsal sarsıntıya ve dolayısıyla intihar riskine yol açabileceğinden, kesici aletlerin, kemerin ve ayakkabı bağcıklarının alınması gibi genel önlemler bekleniyor; daha sıkı önlem gerekip gerekmediği somut olaya göre değişiyor (Kılavuz/Türkiye, § 89). Ölümden sonra devlet ölümün nedenini ve, intihar sabitse, yetkililerin önlemekte bir sorumluluğu olup olmadığını araştırmakla yükümlü; soruşturma yeterli, bağımsız, makul özenle ve hızla yürütülmüş ve aileye açık olmalı (Sanlav, §§ 107-108).
İhlal bulunmayan kararlar: Tanrıbilir ve Akdoğdu
Tanrıbilir (2000). Başvurucunun oğlu 1990'da Cizre'de gece emniyette yer olmadığı için jandarma karakolunda tutulmuş, sabaha karşı hücresinde asılı bulunmuştu (Tanrıbilir/Türkiye, 16.11.2000, §§ 8-9). Jandarma kemerini ve bağcıklarını almış, gözaltındakileri yarım saatte bir kontrol etmişti. Kişi karakola geldiğinde sakindi ve gömlek kollarını sökerek ip yapması öngörülmesi güç bir yoldu; AİHM hücre önüne sürekli nöbetçi konmamasını eleştirilecek bir eksiklik saymadı (§§ 75-79).
Akdoğdu (2005). Başvurucunun oğlu 1997'de Ankara Emniyet Müdürlüğünde gözaltındayken battaniyenin kenarından yaptığı iple kendini asmıştı (Akdoğdu/Türkiye, 18.10.2005, §§ 10-11). AİHM olağan önlemlerin alındığını, intihar eğilimi gösterilmediğini ve kullanılan yolun öngörülmesinin güç olduğunu belirterek 2. madde yönünden ihlal bulmadı; soruşturmayı da yeterli saydı (§§ 48-51, 57, 60). Ancak ailenin istemiyle Bandırma'da yapılan ikinci muayenede bacaklarda ve dizlerin çevresinde ilk otopsi raporunda bulunmayan bereler ve sıyrıklar tespit edilmişti; Hükümet bunlara makul bir açıklama getiremediği için Mahkeme 3. maddenin ihlal edildiğine karar verdi ve 9.000 € manevi tazminata hükmetti (§§ 14, 64-67).
İhlal kararları: Kılavuz, Abdulhadi Yıldırım ve Çoşelav
Kılavuz (2008). Baybars Geren'e tutukluluğu sırasında paranoid sanrı tanısı konmuş ve ilaç tedavisini sürdürmesi şartıyla hastaneden çıkarılmıştı (Kılavuz/Türkiye, 21.10.2008, §§ 6-7). Hükümlü olarak cezaevine döndükten sonra kavgaya karışınca psikolojik sorunları nedeniyle Bilecik Cezaevine nakledildi; cezaevi doktoru gözetim altında tutulmasını ve hastanede muayene edilmesini yazmıştı (§ 14). Bilecik'te kurum doktoru raporlu olduğu için muayene edilmeden gözlem hücresine tek başına konuldu, kemerini ve çarşafını yanında tutmasına izin verildi ve iki gün sonra kemeriyle kendini astı (§§ 15, 17). AİHM tanının bilindiğini, muayene yapılmamasının aşırı bir yük sayılamayacağını, ailenin hastalığı bildirmemesinin yetkilileri sorumluluktan kurtarmadığını ve gözlem hücresindeki denetimin kapıyı dışarıdan dinlemekten ibaret olduğunu belirterek 2. maddenin ihlal edildiğine karar verdi (§§ 92-97).
Abdulhadi Yıldırım (2009). Askerlikten firar suçundan beş ay hapis cezası alan M.G.Y., kalıcı psikotik tepkiler nedeniyle askerliğe elverişsiz bulunduktan sonra cezasını çekmek üzere Diyarbakır'ın Lice ilçesindeki cezaevine konuldu; babası cezaevine intihar riskini gösteren raporu teslim etmiş, hastane doktoru da 20 Mart 2003'te şizofreni ve intihar riski nedeniyle psikiyatri servisine sevkini uygun bulmuştu (Abdulhadi Yıldırım/Türkiye, 15.12.2009, §§ 11-13, 18-21). Sevk yazışmalarına "acil" ibaresi konmadı; diğer mahpuslar onun sürekli intihardan söz ettiğini, tüp gazı ve mutfak bıçağıyla tehlikeli davranışlarda bulunduğunu anlattı. 24 Mart'ta tek başına bir koğuşa alındı ve aynı gece orada açıkta duran bir elektrik kablosuyla kendini astı (§§ 22-25, 30). AİHM yetkililerin bildiği gerçek ve yakın tehlikeye rağmen cezaevi yaşamının gerektirdiği asgari önlemlerin alınmadığını, soruşturmanın yalnızca gardiyanların o geceki denetimiyle sınırlı kaldığını ve babanın soruşturmanın dışında bırakıldığını belirterek 2. maddenin maddi ve usul yönlerinden ihlal edildiğine karar verdi ve 12.000 € manevi tazminata hükmetti (§§ 57-60, 67-69).
Çoşelav (2012). 16 yaşındaki Bilal Çoşelav Kars Cezaevinde kendini asmaya çalışmış, kurtarıldıktan sonra "diğer mahpuslara kötü örnek olduğu" uyarısıyla disiplin soruşturmasına uğramıştı; ikinci girişiminden sonra Erzurum Cezaevine nakledilip yaşı doğrulanmadan yetişkin koğuşuna alındı (Çoşelav/Türkiye, 9.10.2012, §§ 6-10). Cezaevi müdürüne 22 mektup yazarak kişisel sorunlarını görüşmek istedi; ölüm günü başını hücre duvarlarına vurduktan sonra revirde tedavi edilip hücresine tek başına geri konuldu ve birkaç saat sonra kendini astı (§§ 12, 14-15). AİHM yetkililerin riskten açıkça haberdar olduğunu, gereken şeyin disiplin tehdidi değil acil uzman yardımı olduğunu, gözetimin yetersiz kaldığını tespit etti (§§ 57, 65, 68-70). Aileye ölüm 13 gün sonra bildirilmiş, savcı önleme eksikliklerini hiç araştırmamış ve idari yargıdaki tazminat davası yıllardır sürüyordu; usul yönünden de ihlal bulundu ve 45.000 € manevi tazminata hükmedildi (§§ 74-78, 85).
Sanlav kararı (2026)
Olay. Şevket Sanlav 2014'te bir yıl önce depresyon tedavisi gördüğünü cezaevi psikoloğuna söylemişti; psikoloğun doldurduğu "Hükümlü/Tutuklu Tanıma Formu"nun gözlem ve testlerden sonra doldurulacak ikinci kısmı boş kaldı (§§ 10, 15-17). Başka mahpuslarla kavgalarının ardından 16 Kasım 2014'te disiplin soruşturması nedeniyle tek kişilik hücreye alındı ve ertesi gün akşam yemeği dağıtılırken hücresinde asılı bulundu (§§ 21-23). Savcılık iki kez kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi; ilk kararı Van sulh ceza hâkimi, kamera kayıtlarının cezaevi personeline incelettirilmesi ve tehdit ettiği söylenen mahpusların dinlenmemesi gibi eksiklikler nedeniyle kaldırdı (§§ 52-54). İdari yargıdaki tazminat davası reddedildi; Anayasa Mahkemesi 31 Mart 2022'de başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun buldu (§§ 66-70).
Maddi yön. AİHM önceki bir girişim, kendine zarar verme ya da intihar düşüncesi ifadesi bulunmadığını, hükümlünün psikososyal servise başvurmadığını tespit etti (§ 100). Formun ikinci kısmının doldurulmaması daha ayrıntılı bilgi sağlayabilirdi; ama Mahkeme değerlendirmeye devam etmenin gerekip gerekmediği konusunda uzmanların yerine geçemeyeceğini belirtti (§§ 99, 105). Ziyaretçisi olmaması ve telefon hakkını kullanmaması sosyal yalnızlık gösterse de, cezaevinde sık görülen kavgalar da tek başına gerçek ve yakın bir risk göstermiyordu (§§ 103-104). Maddi yönden ihlal bulunmadı (§ 106).
Usul yönü. Soruşturma yaklaşık üç yıl on ay sürmüş, bazı tanıklar üç yıl sonra dinlenmişti; ama Mahkeme bunun delilleri etkilemediğini, sulh ceza hâkiminin kaldırma kararından sonra kamera kayıtlarının bağımsız bilirkişiye incelettirilmesiyle bağımsızlık eksikliğinin giderildiğini ve ailenin dosyaya yeterince eriştiğini belirtti (§§ 111-119). Usul yönünden de ihlal bulunmadı (§ 122). Karar bir Daire kararı; taraflar üç ay içinde Büyük Daireye gönderme isteyebilir.
Anayasa Mahkemesi
Anayasa Mahkemesi aynı ölçütü uyguluyor: ceza infaz kurumu yetkililerinin gerçek bir intihar riskini bilip bilmediği ya da bilmesi gerekip gerekmediği, biliniyorsa makul ölçüler içinde beklenen her şeyi yapıp yapmadıkları inceleniyor (Asuman Şahin ve Diğerleri [GK], 23.10.2025, § 91). Bu kararda ölümden beş gün önce yapılan intihar ve kendine zarar verme risk toplantısında hükümlünün mektubundaki kendine zarar verme riski tespit edilmiş, ama psikiyatri sevki hükümlünün kendi dilekçesiyle iptal edilmiş ve psikososyal destek verilmemişti. Genel Kurul, muhakeme yeteneğinin sağlıklı olmadığı açık olan kişinin tedavisinin yalnızca kendi tercihine bırakılamayacağını belirterek ihlal buldu (§§ 90, 93-96). Anayasa Mahkemesinin bu alandaki diğer kararları ve istatistikleri askerde ve cezaevinde intihar sayfasında, etkili soruşturma ölçütleri yaşam hakkı ve etkili soruşturma sayfasında.
Kararlar tablosu
| Karar | Tarih | Olay | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Tanrıbilir (AİHM) | 16.11.2000 | Cizre'de jandarma karakolunda gözaltındaki kişi gömlek kollarından yaptığı iple kendini astı; kemer ve bağcıkları alınmış, yarım saatte bir kontrol yapılıyordu | İhlal yok |
| Akdoğdu (AİHM) | 18.10.2005 | Ankara'da emniyette gözaltındaki kişi battaniye kenarından yaptığı iple kendini astı; ailenin istediği ikinci muayenede açıklanamayan bereler bulundu | m. 2 ihlali yok; m. 3 ihlali; 9.000 € |
| Kılavuz (AİHM) | 21.10.2008 | Paranoid sanrı tanısı bilinen hükümlü, doktor muayenesi olmadan gözlem hücresine tek başına, kemeriyle konuldu | m. 2 ihlali; 3.000 € maddi, 10.000 € manevi |
| Abdulhadi Yıldırım (AİHM) | 15.12.2009 | Şizofreni tanısı ve intihar riski bilinen hükümlü, hastaneye sevki beklenirken tek başına alındığı koğuşta kendini astı | m. 2 maddi ve usul ihlali; 12.000 € |
| Çoşelav (AİHM) | 9.10.2012 | İki intihar girişiminden sonra yetişkin koğuşuna alınan 16 yaşındaki hükümlü, başını duvarlara vurduktan sonra yalnız bırakıldı | m. 2 maddi ve usul ihlali; 45.000 € |
| Asuman Şahin ve Diğerleri [GK] (AYM) | 23.10.2025 | Risk toplantısında kendine zarar verme riski tespit edilen hükümlünün psikiyatri sevki kendi dilekçesiyle iptal edildi | Yaşam hakkı (koruma yükümlülüğü) ihlali |
| Sanlav (AİHM) | 6.10.2026 | Kavgadan sonra tek kişilik hücreye alınan hükümlü ertesi gün kendini astı; depresyon öyküsü kayıtlıydı | İhlal yok (maddi ve usul); Daire kararı |
Ailenin dikkat etmesi gerekenler
Otopsi ve muayene. Klasik otopsi yapılması istenmeli; gerekirse ikinci bir muayene talep edilmeli. Akdoğdu kararında ihlal, ailenin istediği ikinci muayenede tespit edilen ve ilk raporda bulunmayan izlere dayandı (§§ 14, 65-66).
Kayıtlar. Cezaevine kabulde doldurulan psikososyal formlar, sağlık kayıtları, disiplin kayıtları, hücre değişikliği kararları, mahpusun dilekçe ve mektupları ile kamera kayıtları dosyaya getirtilmeli. Kamera kayıtlarının cezaevi personeli yerine bağımsız bilirkişiye incelettirilmesi istenmeli (Sanlav, §§ 54, 119). Kavga ya da disiplin soruşturması sonrası tek kişilik hücreye alınma, Kılavuz, Çoşelav ve Sanlav kararlarının ortak olgusu.
İtirazlar. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir; dilekçede kamu davası açılmasını gerektirecek olaylar ve deliller gösterilmeli (CMK m. 173/1-2). Sanlav dosyasında ilk itiraz kabul edildi ve soruşturma genişletildi (§ 54). Personel hakkında disiplin soruşturmasında verilen kararlar da itiraza açık olabiliyor; Kılavuz ve Sanlav dosyalarında bu yola gidilmemişti (Kılavuz, § 19; Sanlav, § 28). Kovuşturmaya yer olmadığı kararlarına itiraz takipsizlik kararı yazısında anlatılıyor.
Tazminat ve bireysel başvuru. İdareye karşı tam yargı davasından önce idari eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulmalı (İYUK m. 13/1). AİHM, koruma yükümlülüğüne ilişkin davalarda tazminat yolunun etkili bir yol olabileceğini, ama makul sürede sonuçlanması gerektiğini belirtiyor (Çoşelav, § 78). Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın reddinden sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine, Anayasa Mahkemesi kararından sonra dört ay içinde AİHM'e başvurulabilir. Cezaevindeki diğer haklara ilişkin AİHM kararları cezaevinde haklar ve AİHM yazısında.
Cezaevinde intihar ve AİHM hakkında sık sorulan sorular
Cezaevinde intiharda devlet ne zaman sorumlu olur?
AİHM'e göre yetkililer kişinin kendi hayatına son vermesi konusunda gerçek ve yakın bir risk bulunduğunu biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa, bu riski önlemek için makul olarak beklenebilecek her şeyi yapmakla yükümlü (Sanlav, § 90). Risk biliniyor ya da bilinmesi gerekiyor değilse, kemer ve bağcıkların alınması gibi olağan önlemler ve düzenli kontrol yeterli sayılıyor (Tanrıbilir, §§ 75-77).
Hangi durumlar intihar riskinin bilindiğini gösterir?
AİHM ruhsal bozukluk öyküsüne, hastalığın ağırlığına, önceki intihar girişimlerine ya da kendine zarar verme davranışına, intihar düşünce ve tehditlerine ve bedensel ya da ruhsal sıkıntı belirtilerine bakıyor (Sanlav, § 92). Çoşelav kararında iki girişim, tekrarlanan yardım talepleri ve kendine zarar verme olayları riskin bilindiğini göstermeye yetti (§ 57).
Sanlav kararı neden ihlalle sonuçlanmadı?
Hükümlünün bir yıl önce depresyon tedavisi gördüğü kayıtlıydı; ama önceki bir intihar girişimi, kendine zarar verme ya da intihar düşüncesi ifadesi yoktu ve psikososyal servise de başvurmamıştı. AİHM sosyal yalnızlığın ve diğer mahpuslarla kavgaların tek başına gerçek ve yakın bir risk göstermediğine karar verdi (§§ 100, 103-105). Soruşturmayı da yeterli buldu (§ 122).
Aile soruşturmada nelere dikkat etmeli?
Klasik otopsi yapılması, kamera kayıtlarının cezaevi personeli yerine bağımsız bilirkişiye incelettirilmesi, hücre arkadaşlarının ve tehdit ettiği söylenen kişilerin dinlenmesi istenmeli; psikososyal servis formları, sağlık ve disiplin kayıtları ile hücre değişikliklerine ilişkin belgeler dosyaya getirtilmeli. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir (CMK m. 173/1).
Anayasa Mahkemesine ve AİHM'e ne zaman başvurulur?
Ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın reddedilmesinden sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine başvurulabilir. Sanlav dosyasında aile itirazın reddi kararının tebliğinden sonra başvurmuş, idari yargıdaki tazminat davası ise o sırada sürüyordu (§§ 64, 68-69). Anayasa Mahkemesi kararından sonra AİHM'e başvuru süresi dört ay.
Başlıca hukukî kaynaklar
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 2; Anayasa, m. 17; 5271 sayılı CMK, m. 173; 2577 sayılı İYUK, m. 13
- AİHM, Sanlav/Türkiye, B. No: 44572/22, 6.10.2026
- AİHM, Çoşelav/Türkiye, B. No: 1413/07, 9.10.2012
- AİHM, Kılavuz/Türkiye, B. No: 8327/03, 21.10.2008
- AİHM, Abdulhadi Yıldırım/Türkiye, B. No: 13694/04, 15.12.2009
- AİHM, Akdoğdu/Türkiye, B. No: 46747/99, 18.10.2005
- AİHM, Tanrıbilir/Türkiye, B. No: 21422/93, 16.11.2000
- AYM, Asuman Şahin ve Diğerleri [GK], B. No: 2021/14318, 23.10.2025

