Rum, Ermeni, Süryani ve Yahudi cemaatlerine ait vakıflar onlarca yıl boyunca 1936'da verdikleri beyannamelerin dışında mal edinemedi; sonradan edindikleri taşınmazların tapuları iptal edildi. AİHM 2007'den itibaren verdiği kararlarda bu uygulamayı mülkiyet hakkına aykırı buldu; 2008'de çıkarılan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'yla iade yolu açıldı. Anayasa Mahkemesi de 2022'de iade taleplerinin reddine ilişkin iki Genel Kurul kararında ihlal buldu. AİHM Mayıs 2026'da ise Mavrakis ve Diğerleri kararında, din adamı oldukları için vakıf yönetiminden çıkarılan papazlar yönünden örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi.
Bu yazı 1936 Beyannamesini ve 1974 içtihadını, iade düzenlemelerini, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarını ve vakıf yönetimine ilişkin Mavrakis kararını anlatıyor.
1936 Beyannamesi ve 1974 içtihadı
Osmanlı hukukunda tüzel kişilere taşınmaz edinme imkânı ilk kez 1912'de tanındı; o tarihe kadar cemaat vakıflarının taşınmazları gerçek ya da hayalî kişiler adına (nam-ı müstear, nam-ı mevhum) tapuya yazılıyordu (Samandağ Vakıflı Köyü Ermeni Ortodoks Kilisesi Vakfı [GK], 27.10.2022, § 15). 1935 tarihli 2762 sayılı Vakıflar Kanunu, gayrimüslim cemaatlerce idare edilen vakıfların bütün mallarını ve gelirlerini beyannameyle bildirmesini öngördü; bu beyannameler 1936'da verildi (§ 17).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 8 Mayıs 1974 tarihli kararında 1936 beyannamelerinin vakfiye olarak kabulünün zorunlu olduğunu, vakfiyesinde mal veya bağış kabul edebileceği yazılmayan vakıfların doğrudan ya da vasiyet yoluyla taşınmaz edinemeyeceğini belirtti; Danıştay da aynı yaklaşımı benimsedi (§ 20). Bu içtihada dayanılarak, cemaat vakıflarının 1936'dan sonra edindiği taşınmazların tapuları iptal edildi ve taşınmazlar eski maliklerine veya Hazineye döndü. 2002 ve 2003'teki değişikliklerle cemaat vakıflarına izinle mal edinme imkânı tanındı; 5737 sayılı Kanun ise izin şartını kaldırdı (§§ 21-22; 5737 m. 12).
AİHM'in mülkiyet kararları
Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı (2007). Vakıf 1952'de bağış, 1958'de satın alma yoluyla bir binanın bölümlerini edinmiş, valilik vakfın taşınmaz edinebilecek tüzel kişi olduğunu belgelemiş ve tapu tescili yapılmıştı. Hazine 1992'de, taşınmazların 1936 Beyannamesinde yer almadığı gerekçesiyle tapunun iptalini istedi; mahkeme 1974 içtihadına dayanarak tapuyu iptal etti ve taşınmazı eski maliklere tescil ettirdi (Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, 9.1.2007, §§ 12-20). AİHM, 2762 sayılı Kanun'un beyanname dışında mal edinmeyi yasaklamadığını, yasağın 1974'te Yargıtay yorumuyla doğduğunu ve edinimden 16 ve 22 yıl sonra benimsenen bir içtihada dayanılarak tapunun iptalinin öngörülebilir olmadığını belirtti (§§ 54-57). 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi ihlal edildi; taşınmazın vakıf adına yeniden tesciline, aksi hâlde 890.000 € ödenmesine hükmedildi (§ 60 ve hüküm).
Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı (2008). Vakfa 1962'de bağışlanan bir dairenin tapusu, Hazinenin 1998'de açtığı dava sonucunda aynı gerekçeyle iptal edildi; AİHM Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı kararındaki tespitten ayrılmak için neden görmedi ve 275.000 € maddi tazminata hükmetti (Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı/Türkiye, 16.12.2008, §§ 6-7, 29-31).
Fener Rum Patrikliği (2008). Patrikane 1902'de Büyükada'da bir arazi ve bina satın almış, binanın kullanımını 1903'te Rum erkek yetimhanesi vakfına bırakmıştı. Vakıflar Genel Müdürlüğü 1997'de yetimhane vakfını mazbut vakıf sayarak yönetimini devraldı ve Patrikanenin tapusunun iptali için dava açtı; mahkemeler taşınmazın yetimhane vakfının 1936 Beyannamesinde yer aldığını belirterek tapuyu iptal etti (Fener Rum Patrikliği/Türkiye, 8.7.2008, §§ 7-8, 13, 17-18). AİHM, mülkün 1997'ye kadar hiçbir makam tarafından tartışılmadığını ve 1974 içtihadına dayanan sonucun öngörülebilir olmadığını hatırlatarak, Patrikanenin hiçbir tazminat ödenmeden mülkünden yoksun bırakılmasını orantısız buldu (§§ 84-91). 2010'daki adil tazmin kararında taşınmazın Patrikane adına yeniden tesciline hükmetti (Fener Rum Patrikliği/Türkiye (adil tazmin), 15.6.2010, hüküm).
Bozcaada Kimisis Teodoku (2009). Vakıf uzun süredir zilyet olduğu taşınmazların kadastroda adına tescilini istedi; taşınmazlar vakıf 1936'da beyanname vermediği için tescil edilmedi ve malik hanesi boş bırakıldı. AİHM, beyannamenin vakfiye sayılması olmasaydı vakfın kesintisiz zilyetliğe dayanarak mülkiyeti kazanabileceğini, tescilin reddinin öngörülebilir olmadığını belirtti; taşınmazların tesciline, aksi hâlde 100.000 € ödenmesine hükmetti (Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı/Türkiye, 3.3.2009, §§ 6-7, 47-54 ve hüküm).
5737 sayılı Kanun'dan sonraki kararlar. AİHM sonraki yıllarda da ihlal buldu. Arnavutköy Taksiarhis Vakfı kararında mahkeme, 1936 Beyannamesinde hayalî bir kişi adına kayıtlı görünen taşınmazla dava konusu taşınmazın aynı olup olmadığını gerçekten incelememişti (Arnavutköy Taksiarhis Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı/Türkiye, 15.11.2022, §§ 51-53). İzmir Yahudi Cemaati Hahambaşılığı kararında, başvuru tarihinde 2762 sayılı Kanun'a tabi bir vakıf olmayan başvurucuya cemaat vakıflarına özgü izin koşulları uygulanarak tescil reddedilmişti (İzmir Yahudi Cemaati Hahambaşılığı/Türkiye, 21.3.2023, §§ 77-79). Mor Gabriel Manastırı Vakfı kararında kadastro mahkemesi, parselin mezarlık olarak kullanıldığına ilişkin delilleri tartışmadan ve 1936 Beyannamesinde yer almadığı gerekçesiyle talebi reddetmişti (Mor Gabriel Manastırı Vakfı/Türkiye, 3.10.2023, §§ 57-59).
5737 sayılı Kanun ve iade
27 Şubat 2008'de yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu cemaat vakıflarının izin almaksızın mal edinebilmesini kabul etti (m. 12). Geçici 7. maddeye göre, 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup hâlen vakfın tasarrufunda bulunan ve nam-ı müstear veya nam-ı mevhum adına tapuda kayıtlı taşınmazlar ile 1936'dan sonra satın alınan, bağışlanan veya vasiyet edilen ama mal edinememe gerekçesiyle Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü ya da vasiyet eden veya bağışlayan adına kayıtlı taşınmazlar, Kanun'un yürürlüğünden itibaren 18 ay içinde başvurulması ve Vakıflar Meclisinin olumlu kararıyla cemaat vakıfları adına tescil edilir.
2011'de 651 sayılı KHK ile eklenen geçici 11. madde, 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup malik hanesi açık olan, kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazlar ile kamu kurumları adına tescilli mezarlık ve çeşmeler için 12 aylık yeni bir başvuru süresi açtı. Mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya Genel Müdürlük adına kaydedildikten sonra üçüncü kişilere geçen taşınmazlar için rayiç değerin ödenmesini de öngördü (geçici m. 11/2).
Anayasa Mahkemesine göre mülkiyet 23 Eylül 2012'den önce kaybedilmiş olsa bile, sonradan iade veya tazminat öngören yeni bir yol açıldığında bireysel başvuru hakkı canlanır; zaman bakımından yetki, bu yolun tüketilmesi üzerine verilen nihai kararın tarihine göre belirlenir (Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı [GK], 27.10.2022, § 43, Agavni Mari Hazaryan ve Diğerleri kararına atıfla).
Anayasa Mahkemesi: Yedikule ve Samandağ [GK]
Yedikule Surp Pırgiç [GK] (2022). Ermeni cemaatinden A.H. 1968'de beş taşınmazını vasiyetle Yedikule hastanesi vakfına bırakmış, 1974 içtihadından sonra taşınmazları üçüncü kişilere satmıştı. Hazinenin açtığı davada vasiyetname iptal edildi ve taşınmaz 2001'de Hazine adına tescil edildi (Yedikule [GK], §§ 11-13). Vakfın geçici 7. maddeye dayanarak açtığı tescil davasını ilk derece mahkemesi kabul etti, ancak Yargıtay, iptal edilmiş bir vasiyetnamenin tenfizinin istenemeyeceği gerekçesiyle kararı bozdu ve dava reddedildi (§§ 15, 20-21). Genel Kurul, vasiyetnamenin iptal edilmesinin temelinde zaten cemaat vakıflarının mal edinememesi düşüncesinin yattığını; bu yorumun geçici 7. maddeyi anlamsız kıldığını ve iade imkânını Hazinenin dava açıp açmamasına bağladığını belirtti. Müdahale öngörülemez bir yoruma dayanıyordu, kanuni dayanağı yoktu (§§ 72-76). Mülkiyet hakkı ihlal edildi ve yeniden yargılamaya hükmedildi (§ 77 ve hüküm).
Samandağ Vakıflı Köyü [GK] (2022). Hatay'daki Ermeni cemaat vakfının geçici 7 ve 11. maddelere dayanan başvuruları, 1936 Beyannamesi bulunmadığı gerekçesiyle sonuçsuz kaldı (Samandağ [GK], §§ 26-30, 97). Genel Kurul, Hatay'ın 1939'da Türkiye'ye katıldığını, beyanname yükümlülüğünün doğduğu tarihte vakfın Türkiye'nin egemenliği altında bulunmadığını ve sonradan benzer bir beyanname yükümlülüğü getirilmediğini belirtti; bu nedenle iade imkânından yararlanmanın 1936 Beyannamesine bağlanması ifası imkânsız ve aşırı bir külfetti (§ 99). Hatay'daki vakıfların diğer illerdeki vakıflardan farklı tutulmasını haklı kılan bir neden yoktu; mahkemelerin gerekçeleri ilgili ve yeterli değildi (§§ 102-104). Müdahale orantısız bulundu, mülkiyet hakkı ihlal edildi ve yeniden yargılamaya karar verildi (§§ 105, 107 ve hüküm).
Anayasa Mahkemesi aynı dönemde, iade taleplerinin reddine ilişkin başka cemaat vakfı başvurularında da mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi (Hasköy Aya Paraskevi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı, 2.11.2022; Özel Balat Or-Ahayim Musevi Hastanesi Vakfı, 3.11.2022; Surp Gazar Ermeni Katolik Mıhitaryan Mektebi Vakfı, 16.11.2022; Bebek Aya Haralambos Kilisesi ve Mezarlığı Vakfı, 20.12.2022). Bir vakfın mazbut vakıflar arasına alınmasına karşı açılan davanın ehliyet yönünden reddini ise mahkemeye erişim hakkının ihlali saydı (Kudusi Şerifte Kain Maryakop Ermeni Kilisesi Vakfı, 12.9.2019).
Vakıf yönetimi: Mavrakis (2026)
İstanbul'daki Rum Ortodoks kiliselerinde papaz olan iki başvurucu 2011-2012'de üç cemaat vakfının yönetim kuruluna seçildi. Vakıflar Genel Müdürlüğü din adamı oldukları gerekçesiyle başvurucuları yönetim kurulu listelerinden çıkardı (Mavrakis ve Diğerleri/Türkiye, 26.5.2026, §§ 4-6). İdare mahkemeleri işlemleri iptal etti; mahkemelere göre Genel Müdürlüğün denetim yetkisi seçimin kanuna uygunluğunu incelemekle sınırlıydı. Danıştay ise uyuşmazlığın adli yargının görevine girdiğini belirterek kararları bozdu ve davalar 2019'da görevsizlikle sonuçlandı (§§ 9-12).
Anayasa Mahkemesi 2 Mayıs 2023'te, yaklaşık sekiz yıl süren belirsizlik nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi ve her başvurucuya 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti; yönetim kurulundan çıkarılma meselesini ise incelemedi (Corc Kasapoğlu ve Niko Mavrakis, 2.5.2023; Mavrakis, §§ 14-16). AİHM bu kararın asıl şikâyeti gidermediğini, başvurucuların mağdur sıfatının devam ettiğini belirtti (§§ 52-53). Esas yönünden, olay tarihindeki mevzuatta din adamlarının cemaat vakıflarının yönetim kurullarına seçilmesini yasaklayan bir hüküm bulunmadığını, Genel Müdürlüğün seçilmiş bir kişiyi din adamı olduğu için görevden çıkarma yetkisini gösteren bir düzenleme de sunulamadığını belirtti (§§ 82-85). Müdahale kanunla öngörülmemişti; 9. madde ışığında 11. madde ihlal edildi (§§ 86-87). Başvuruculara 2.000 € manevi tazminat ödenmesine hükmedildi (hüküm).
Anayasa Mahkemesinin din özgürlüğüne ilişkin diğer kararları din ve vicdan özgürlüğü sayfasında; din kültürü dersine ilişkin kararlar din kültürü dersi ve muafiyet yazısında.
Kararlar tablosu
| Karar | Tarih | Olay | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Fener Rum Erkek Lisesi (AİHM) | 9.1.2007 | 1952 ve 1958'de edinilen taşınmaz 1974 içtihadına dayanılarak eski maliklere döndü | 1 No'lu Protokol m. 1 ihlali; iade veya 890.000 € |
| Patrikane (AİHM) | 8.7.2008 | Büyükada'daki yetimhane binasının tapusu iptal edildi | 1 No'lu Protokol m. 1 ihlali; 2010'da yeniden tescil kararı |
| Yedikule (AİHM) | 16.12.2008 | 1962'de bağışlanan dairenin tapusu iptal edildi | 1 No'lu Protokol m. 1 ihlali; 275.000 € |
| Bozcaada (AİHM) | 3.3.2009 | Uzun süredir zilyet olunan taşınmazlar beyanname verilmediği için vakıf adına tescil edilmedi | 1 No'lu Protokol m. 1 ihlali; tescil veya 100.000 € |
| Arnavutköy (AİHM) | 15.11.2022 | Mahkeme beyannamedeki taşınmazla dava konusu taşınmazın aynı olup olmadığını incelemedi | 1 No'lu Protokol m. 1 ihlali |
| İzmir Hahambaşılığı (AİHM) | 21.3.2023 | Cemaat vakıflarına özgü izin koşulları uygulanarak tescil reddedildi | 1 No'lu Protokol m. 1 ihlali |
| Mor Gabriel (AİHM) | 3.10.2023 | Mezarlık olduğu ileri sürülen parsel; deliller tartışılmadı | 1 No'lu Protokol m. 1 ihlali |
| Yedikule [GK] (AYM) | 27.10.2022 | Vasiyetle bırakılan taşınmazın geçici 7. maddeye göre iadesi reddedildi | Mülkiyet hakkı ihlali; yeniden yargılama |
| Samandağ [GK] (AYM) | 27.10.2022 | Hatay'daki vakıftan 1936 Beyannamesi istendi | Mülkiyet hakkı ihlali; yeniden yargılama |
| Mavrakis (AİHM) | 26.5.2026 | Seçilen papazlar din adamı oldukları için vakıf yönetiminden çıkarıldı | m. 9 ışığında m. 11 ihlali |
Dikkat edilecekler
Başvurunun hangi yola dayandığı. Geçici 7 ve 11. maddelere göre yapılan başvurular Vakıflar Meclisince karara bağlanır; ret işlemine karşı idari yargıya gidilir (Samandağ [GK], §§ 26-28). Vasiyetin tenfizi ve tapu iptali-tescil gibi talepler ise adli yargıda görülür (Yedikule [GK], §§ 15, 20). Geçici maddelerdeki başvuru süreleri dolmuş olsa da, süresinde yapılmış başvurulara ilişkin davalarda Anayasa Mahkemesinin yorum ölçütleri uygulanır.
Deliller. 1936 Beyannamesindeki kayıt ile dava konusu taşınmazın aynı olduğu, tapu kayıtları, kadastro tutanakları, vakfın tasarrufunu gösteren belgeler ve mezarlık gibi kullanımlara ilişkin deliller ayrıntılı olarak sunulmalı; mahkemenin bunları tartışmaması AİHM'de ihlal gerekçesi oldu (Arnavutköy Taksiarhis, §§ 51-53; Mor Gabriel, §§ 57-59).
Yönetim kurulu seçimleri. Seçimin geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıklarda Danıştay adli yargıyı görevli saydı (Mavrakis, § 11). Bireysel başvuruda asıl şikâyetin, örneğin yönetim kurulundan çıkarılmanın, açıkça ileri sürülmesi gerekir; Anayasa Mahkemesinin yalnızca yargılamanın süresine ilişkin ihlal bulması AİHM'de mağdur sıfatını ortadan kaldırmadı (Mavrakis, §§ 52-53).
Süre. Olağan yollar tükendikten sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine, onun kararından sonra dört ay içinde AİHM'e başvurulabilir. AİHM kararlarının iç hukukta uygulanması hakkında AİHM kararlarının uygulanması yazısına bakılabilir.
Cemaat vakıfları hakkında sık sorulan sorular
1936 Beyannamesi nedir?
1935 tarihli 2762 sayılı Vakıflar Kanunu, gayrimüslim cemaatlerce idare edilen vakıfların bütün mallarını ve gelirlerini bir beyannameyle Vakıflar İdaresine bildirmesini öngördü; bu beyannameler 1936'da verildi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 8 Mayıs 1974 tarihli kararında bu beyannameleri vakfiye saydı ve beyannamede mal edinebileceği yazılmayan cemaat vakıflarının sonradan satın alma, bağış veya vasiyetle taşınmaz edinemeyeceğini kabul etti (Samandağ Vakıflı Köyü [GK], §§ 17, 20).
AİHM 1974 içtihadı hakkında ne dedi?
AİHM Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı kararında, 2762 sayılı Kanun'da beyannamede yer almayan malların edinilmesini yasaklayan bir hüküm bulunmadığını, vakfın 1952 ve 1958'deki edinimlerinin valilik belgeleriyle onaylandığını ve edinimden 16 ve 22 yıl sonra benimsenen bir içtihada dayanılarak tapunun iptal edilmesinin öngörülebilir olmadığını belirtti (§§ 54-57). Sonraki Yedikule, Bozcaada ve Patrikane kararlarında aynı tespite dayandı.
5737 sayılı Kanun'un geçici 7 ve 11. maddeleri neyi düzenler?
Geçici 7. madde, 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup nam-ı müstear adına tapuda kayıtlı taşınmazların ve mal edinememe gerekçesiyle Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü ya da bağışlayan veya vasiyet eden adına kayıtlı satın alınmış, bağışlanmış veya vasiyet edilmiş taşınmazların, 18 ay içinde başvurulması ve Vakıflar Meclisinin olumlu kararıyla cemaat vakfı adına tescilini öngördü. 2011'de eklenen geçici 11. madde bu imkânı genişletti ve üçüncü kişilere geçmiş taşınmazlar için rayiç değer ödenmesini düzenledi; başvuru süresi 12 aydı.
Anayasa Mahkemesi iade taleplerinin reddini nasıl değerlendiriyor?
Anayasa Mahkemesi geçici maddelerin 1974 içtihadından doğan mağduriyetleri gidermek için çıkarıldığını gözetiyor. Yedikule [GK] kararında vasiyetnamenin daha önce iptal edilmiş olmasını iade engeli sayan yorumu kanunun amacıyla çelişen ve öngörülemez bir yorum olarak gördü (§§ 72-76). Samandağ Vakıflı Köyü [GK] kararında 1939'da Türkiye'ye katılan Hatay'daki bir vakıftan 1936 Beyannamesi istenmesini ifası imkânsız ve aşırı bir külfet saydı (§§ 99, 105).
Din adamları cemaat vakfı yönetim kuruluna seçilebilir mi?
AİHM Mavrakis ve Diğerleri kararında, olay tarihindeki mevzuatta din adamlarının cemaat vakıflarının yönetim kurullarına seçilmesini yasaklayan bir hüküm bulunmadığını ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün seçilmiş bir kişiyi din adamı olduğu gerekçesiyle görevden çıkarma yetkisi olmadığını belirtti. Müdahale kanunla öngörülmüş olmadığından 9. madde ışığında 11. madde ihlal edildi (§§ 82-87).
Başlıca hukukî kaynaklar
- 1 No'lu Protokol, m. 1; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 9 ve 11; Anayasa, m. 33 ve 35; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu, m. 3, 12, geçici m. 7 ve 11; 2762 sayılı mülga Vakıflar Kanunu
- AİHM, Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97, 9.1.2007
- AİHM, Fener Rum Patrikliği (Ekümenik Patrikane)/Türkiye, B. No: 14340/05, 8.7.2008 ve 15.6.2010
- AİHM, Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı/Türkiye, B. No: 36165/02, 16.12.2008
- AİHM, Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 37639/03 ve diğerleri, 3.3.2009
- AİHM, Arnavutköy Taksiarhis Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 27269/09, 15.11.2022
- AİHM, İzmir Yahudi Cemaati Hahambaşılığı/Türkiye, B. No: 1574/12, 21.3.2023
- AİHM, Mor Gabriel Manastırı Vakfı/Türkiye, B. No: 13176/13, 3.10.2023
- AİHM, Mavrakis ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 12549/23, 71/24 ve 2023/24, 26.5.2026
- AYM, Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı [GK], B. No: 2018/25252, 27.10.2022
- AYM, Samandağ Vakıflı Köyü Ermeni Ortodoks Kilisesi Vakfı [GK], B. No: 2018/9214, 27.10.2022
- AYM, Corc Kasapoğlu ve Niko Mavrakis, B. No: 2019/35842, 2.5.2023

