Kamulaştırmasız el atma, idarenin kamulaştırma usulünü izlemeden bir taşınmazı yola, okula ya da askerî tesise çevirmesidir. Malik bedel için idareye dava açmak zorunda kalır, bedel çoğu zaman yıllar sonra ödenir. AİHM 2010'daki Sarıca ve Dilaver kararından beri bu uygulamayı kanunilik ilkesine aykırı sayıyor ve Türkiye'den yapısal bir çözüm istiyor. 2025 tarihli Eren ve Yumlu kararında bedel ödenmiş olmasına rağmen ihlal buldu. İmar planında kamu hizmetine ayrılıp yıllarca kamulaştırılmayan taşınmazlar ve geç ödenen bedelin enflasyonla erimesi de AİHM'in Türkiye'ye karşı en çok karar verdiği mülkiyet konuları arasında.

Bu yazı AİHM'in fiilî el atma, imar kısıtlaması ve bedelin değer kaybı kararlarını, Kamulaştırma Kanunu'ndaki uzlaşma yolunu ve dosyada dikkat edilecekleri anlatıyor. Anayasa Mahkemesinin bu konulardaki kararları kamulaştırma ve el atma ile imar planı ve mülkiyet sayfalarında.

Fiilî el atma neden kanunilik sorunu?

Sarıca ve Dilaver (2010). Kandıra'daki üç arazi askerî eğitim alanı olarak kullanılıyordu; malik 1983'te kamulaştırma istemiş, idare yakında resmî kamulaştırma yapılacağını bildirmiş ama yapmamıştı. İdare 2001'de Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesindeki yirmi yıllık zamanaşımına dayanarak arazilerin Hazine adına tescilini istedi; Yargıtay da başlangıçta bu yönde karar verdi. Anayasa Mahkemesi 38. maddeyi 10 Nisan 2003'te iptal edince yerel mahkeme maliklere tazminat ödenmesine hükmetti ve karar 2004'te kesinleşti (Sarıca ve Dilaver/Türkiye, 27.5.2010, §§ 5-19).

AİHM'e göre fiilî el atma, idarenin bir taşınmazı işgal edip geri dönülmez biçimde dönüştürmesine ve hiçbir resmî devir işlemi olmadan kamuya geçirmesine imkân veriyor. Devri meşrulaştıran tek şey, malikin açtığı dava sonunda verilen mahkeme kararı. Malik dava açmak ve masraf yapmak zorunda kalıyor; oysa resmî kamulaştırmada süreci idare başlatır ve masrafı kural olarak o üstlenir. Bu yöntem kişiyi öngörülemez ve keyfî bir sonuçla karşı karşıya bırakıyor, yeterli hukuki güvenlik sağlamıyor ve resmî kamulaştırmanın bir alternatifi sayılamıyor (§§ 43-45). Mahkemeler el atmayı onayladığı için hukuki güvenlik ancak kararın kesinleşmesiyle doğmuştu (§§ 47-48). Fiilî el atmada Anayasa'nın 46. maddesindeki en yüksek faiz yerine yasal faiz uygulanması da idareyi usulsüz yola teşvik ediyordu (§ 49). İhlal kanunilik ilkesinden kaynaklandı (§§ 51-52).

Mahkeme, aynı konudaki çok sayıda başvuruyu gözeterek sorunun yapısal olduğunu belirtti. Türkiye'nin taşınmazların hukuka aykırı işgalini önleyecek genel tedbirler alması, örneğin işgale ancak usulüne uygun kamulaştırma kararı ve hızlı ödeme için ayrılmış bütçe varsa izin vermesi ve bu uygulamaların sorumlularını araması gerekiyordu (§§ 54-61). Bedel tam ödendiği için maddi zarar ayrıca hesaplanmadı; dava açmaya zorlanmanın yarattığı çaresizlik için 1.800 € manevi tazminata hükmedildi (§§ 65-66).

Halil Göçmen (2013). Erciyes Üniversitesi 1988'de kamulaştırma kararı almış ama yurt dışında yaşayan malike tebliğ etmemiş, araziyi tel örgüyle çevirmişti (Halil Göçmen/Türkiye, 12.11.2013, §§ 5-8). AİHM, bir kamulaştırma kararı bulunmasının ve malikin yurt dışında yaşamasının sonucu değiştirmediğini, idarenin adresi araştırdığını gösteren bir belge de olmadığını belirtti (§ 33). Ayrıca mahkeme, malikin arsa niteliği üzerinden emlak vergisi ödediğini gösterdiği hâlde, araziyi tarım arazisi sayan ikinci bilirkişi raporunu yeni bir inceleme yaptırmadan esas almış ve bedeli 11.000 € civarından 420 €'ya düşürmüştü. Bu da usul güvencelerinin sağlanmadığını gösteriyordu (§§ 38-42).

Yavuz Özden (2021). Oltu'daki arazi 1987'den beri askerî güvenlik bölgesindeydi; bölge tel örgüyle çevrilmiş, yollar kapatılmış, yapı ve tarım yasaklanmıştı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu el atmanın geçici olduğunu, kamulaştırma bedeli gerektirmediğini kabul etti (Yavuz Özden/Türkiye, 14.9.2021, §§ 11-19). AİHM, tapu iptal edilmemiş olsa da başvurucunun sonu belirsiz bir süre boyunca malikliğin bütün yetkilerinden yoksun kaldığını, idarenin ya kamulaştırma yapması ya da en azından zararı karşılaması gerektiğini belirtti. Kanunilik ilkesi ihlal edildi (§§ 75, 80-88). Tazminat konusu ise Tazminat Komisyonuna bırakıldı (§§ 91-97).

Bedel ödense de ihlal: Eren ve Yumlu (2025)

Millî Eğitim Bakanlığı, 9 Mart 2011 tarihli kamulaştırma kararını maliklere tebliğ etmeden Ankara'daki arsaya el atmış ve ilkokul yapmıştı. Malikler 2016'da tazminat davası açtı; mahkeme 2017'de 73.864 TL'ye hükmetti, karar 2019'da kesinleşti. Anayasa Mahkemesi komisyonu bireysel başvuruyu 2020'de açıkça dayanaktan yoksun buldu. Bedel taksitlerle ödendi ve son ödeme 27 Şubat 2023'te yapıldı (Eren ve Yumlu/Türkiye, 14.1.2025, §§ 2-9).

Hükümet ihlali tek taraflı deklarasyonla kabul edip 2.500 € önerdi; AİHM benzer davalardaki tazminatlar karşısında bu tutarı yetersiz buldu ve incelemeye devam etti (§§ 13-14). Bedel ödendiği için başvurucuların mağdur sıfatını kaybettiği itirazını da reddetti. Mahkemeler el atmayı yalnızca taşınmazın değeri karşılığında Hazine adına tescille onaylamış, dava açmak zorunda kalan maliklere hukuka aykırı uygulama nedeniyle manevi tazminat vermemişti (§ 17). Sarıca ve Dilaver çizgisinde kanunilik ihlali bulundu (§§ 20-22). Kesinleşmiş kararın 44 ayda yerine getirilmesi de makul sürede yargılanma hakkını ihlal etti (§§ 27-29). Başvuruculara 6.000 € manevi tazminat ödenmesine hükmedildi (hüküm).

İmar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmaz

Hakan Arı (2011). Mersin'deki arsa imar planında okul alanına ayrılmıştı. İdare bütçe yetersizliği nedeniyle kamulaştırmanın ileriki yıllarda yapılacağını bildirdi, 2005'teki yeni planda da aynı ayırma sürdü. Tazminat davasını kabul eden yerel mahkemenin kararı, arsa boş olduğu ve idare fiilen el atmadığı gerekçesiyle Yargıtay'ca bozuldu (Hakan Arı/Türkiye, 11.1.2011, §§ 5-24). AİHM, mülkiyetin hukuken devredilmediğini ama görünenin ötesine bakılması gerektiğini belirtti. Yapı yasağı ve satış imkânının ortadan kalkması mülkiyetten yararlanmayı sınırlıyordu (§§ 35-37). İmar politikasındaki geniş takdir yetkisine rağmen başvurucu taşınmazın akıbeti konusunda tam bir belirsizlik içinde kalmış, satış şansı ciddi biçimde azalmış ve hiç tazminat almamıştı; bu özel ve aşırı bir yüktü (§§ 41-47). Başvurucuya 12.000 € maddi ve 2.000 € manevi tazminat ödenmesine hükmedildi (hüküm). Hükümetin imar planının iptalini istemediği yönündeki itirazı da reddedildi: başvurucu planın hukuka aykırılığından değil, tazminatsız kısıtlamadan şikâyet ediyordu ve aynı amaca yönelik tazminat davasını açmıştı (§§ 28-29).

Kamulaştırma Kanunu'na 2016'da eklenen ek 1. madde, uygulama imar planında umumi hizmetlere ayrılan taşınmazların plan yürürlüğe girdikten sonra beş yıl içinde kamulaştırılmasını ya da kısıtlamayı kaldıracak plan değişikliği yapılmasını öngörüyor. Maddenin birçok hükmü Anayasa Mahkemesince 2018'de ve 2025'te iptal edildi; Anayasa Mahkemesinin bu alandaki kararları imar planı ve mülkiyet sayfasında.

Sit alanı farklı değerlendiriliyor. Birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilen tarla ve tarihî bir köprünün koruma alanında kalan arazi için AİHM ihlal bulmadı. Değer düşüşü tek başına tazminat hakkı doğurmuyor; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'ndaki trampa imkânı ek bir güvence sayıldı. Köprünün yakınındaki araziyi edinen kişinin kısıtlamaları öngörebileceği de dikkate alındı (Özsoy ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), 23.5.2023, §§ 52-55; Bilgin ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), 20.5.2025, §§ 99-103).

Bedelin enflasyon karşısında erimesi

Aka (1998). Altınkaya Barajı için 1987'de kamulaştırılan arazinin ek bedeline yıllık yüzde 30 yasal faiz uygulanmıştı; aynı dönemde enflasyon yüzde 70'ti. AİHM, bu durumun borcunu geç ödeyen Devleti kayırdığını, kamulaştırma anındaki değer ile ödeme anındaki değer arasındaki farkın idarenin kusurundan doğan ayrı bir zarar olduğunu ve adil dengeyi bozduğunu belirtti (Aka/Türkiye, 23.9.1998, §§ 48-50).

Hangi oran ihlal sayılıyor? AİHM'in 2024 tarihli Karadeniz kararında aktardığına göre, Yetiş ve Diğerleri kararında yüzde 14,68 ve yüzde 43'lük değer kaybı ihlal sayılmıştı. Buna karşılık yüzde 10,74'e kadar olan kayıplarda, maliklerin taşınmazı kullanmaya devam ettiği de gözetilerek ihlal bulunmamıştı; yüzde 5'in altındaki farklar hesap yönteminden doğan bir pay olarak değerlendirilebiliyor. Karadeniz kararında yola ayrılan arsanın tazminatı yüzde 4,94'lük bir kayıpla ödenmişti; malikler taşınmazı kullanmaya devam ettiği ve kısıtlama satın alma tarihinde zaten bulunduğu için başvuru açıkça dayanaktan yoksun bulundu (Karadeniz/Türkiye (k.k.), 10.12.2024, §§ 70-74).

Kamulaştırma Kanunu ve Tazminat Komisyonu

Geçici 6. madde. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 2013'te yeniden düzenlenen geçici 6. maddesi, kamulaştırması tamamlanmamış ya da hiç yapılmamış olmasına rağmen 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya üzerine tesis yapılan taşınmazlara uygulanıyor. Bu taleplerde önce uzlaşma usulünün uygulanması dava şartı. Uzlaşma trampa, sınırlı aynî hak, başka yerde imar hakkı ya da nakdî bedel üzerinden yapılabiliyor. Uzlaşma sağlanamazsa uzlaşmazlık tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açılabiliyor. Bedel, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değerine göre belirleniyor. Kesinleşen bedeller idarenin bütçesinden ayrılan payla, gerekirse taksitle ve kanuni faizle ödeniyor; bu madde uyarınca ödenecek bedel için idarenin malları haczedilemiyor. Maddenin iki fıkrası Anayasa Mahkemesince 2014'te iptal edildi (E.2013/95, K.2014/176).

Tazminat Komisyonu. AİHM 2014'te, 23 Mart 2013'ten önce yapılmış ve kamulaştırma bedelinin değer kaybına ilişkin başvuruları 6384 sayılı Kanun'la kurulan Tazminat Komisyonuna yönlendirdi (Yıldız ve Yanak/Türkiye (k.k.), 27.5.2014, §§ 29-34). 2019'dan beri AİHM, mülkiyet hakkı ihlali bulduğu bazı Türkiye davalarında maddi ve manevi zararın belirlenmesini de bu Komisyona bırakıyor; Yavuz Özden kararında başvurucuya, karar kesinleştikten sonra bir ay içinde Komisyona başvurma yolu gösterildi (§§ 92-97). Komisyonun işleyişi Tazminat Komisyonu yazısında.

Kararlar tablosu

KararTarihOlaySonuç
Aka23.9.1998Baraj için kamulaştırılan arazinin ek bedeli %30 faizle, %70 enflasyon döneminde geç ödendi1 No'lu Protokol m. 1 ihlali
Sarıca ve Dilaver27.5.2010Askerî alana katılan arazi; tazminat ancak dava sonunda ödendiKanunilik ihlali; yapısal sorun; 1.800 €
Hakan Arı11.1.2011İmar planında okul alanına ayrılan arsa yıllarca kamulaştırılmadıİhlal; 12.000 € maddi, 2.000 € manevi
Halil Göçmen12.11.2013Tebliğ edilmeyen kamulaştırma kararı, tel örgü ve düşük bedelKanunilik ve usul güvencesi ihlali
Yıldız ve Yanak (k.k.)27.5.2014Bedelin değer kaybına ilişkin eski başvurularTazminat Komisyonuna yönlendirildi
Yavuz Özden14.9.2021Askerî güvenlik bölgesinde kalan arazi; Yargıtay el atmayı geçici saydıİhlal; tazminat Komisyona bırakıldı
Özsoy (k.k.)23.5.2023Birinci derece arkeolojik sit alanındaki tarlaAçıkça dayanaktan yoksun
Karadeniz (k.k.)10.12.2024Yola ayrılan arsanın tazminatı %4,94 değer kaybıyla ödendiAçıkça dayanaktan yoksun
Eren ve Yumlu14.1.2025Okul için el atılan arsanın bedeli ödendi ama 44 ay geciktiKanunilik ve m. 6 ihlali; 6.000 €
Bilgin (k.k.)20.5.2025Tarihî köprünün koruma alanında kalan araziAçıkça dayanaktan yoksun

Dikkat edilecekler

El atmanın tarihi. El atma 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasındaysa geçici 6. maddedeki uzlaşma dava şartıdır; uzlaşmazlık tutanağından sonraki üç aylık süre kaçırılmamalı. Kamulaştırma kararı alınmış ama tebliğ edilmemişse bu durum dosyada belgelenmeli (Halil Göçmen, § 33; Eren ve Yumlu, § 3).

Manevi tazminat. AİHM, bedel ödendikten sonra bile mağdur sıfatının sürdüğünü, mahkemelerin fiilî el atma nedeniyle manevi tazminat vermemesine bağladı (Eren ve Yumlu, § 17). Bu nedenle iç hukuktaki davada ve Anayasa Mahkemesine başvuruda, el atmanın hukuka aykırılığından doğan manevi zarar ayrıca ileri sürülmeli.

Değer ve değer kaybı. Bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler, taşınmazın arsa ya da arazi sayılması, emlak vergisi kayıtları gibi belgelerle tartışılmalı (Halil Göçmen, §§ 38-41). Geç ödemede kayıp, ödeme tarihindeki enflasyona göre yüzde olarak hesaplanmalı; AİHM küçük kayıpları yeterli görmüyor (Karadeniz, §§ 71-73).

Ödemenin gecikmesi. Kesinleşmiş tazminat kararının yerine getirilmesindeki uzun gecikme ayrıca makul süre şikâyetidir (Eren ve Yumlu, §§ 27-29).

Başvuru yolları. Olağan yollar tükendikten sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılır; Anayasa Mahkemesinin kararından sonra dört ay içinde AİHM'e başvurulabilir. AİHM'in maddi tazminatı nasıl belirlediği AİHM'de adil tazmin yazısında.

Sık sorulanlar

Kamulaştırmasız el atma hakkında sık sorulan sorular

Kamulaştırmasız el atma nedir?

İdarenin kamulaştırma kararı almadan, bedel ödemeden ya da kararı malike tebliğ etmeden bir taşınmazı fiilen kullanmaya başlamasıdır; örneğin araziye okul, yol veya askerî tesis yapılması. Malik tapuda görünmeye devam eder ve bedeli almak için idareye karşı dava açmak zorunda kalır. AİHM bu uygulamayı, sonucu öngörülemez kıldığı için kanunilik ilkesine aykırı buluyor.

El atılan taşınmazın bedeli ödendiyse AİHM'e başvurabilir miyim?

AİHM 2025 tarihli Eren ve Yumlu kararında, bedeli sonradan ödenen başvurucuların mağdur sıfatını kaybetmediğini belirtti; çünkü mahkemeler el atmayı yalnızca bedel karşılığında onaylamış, hukuka aykırı uygulama nedeniyle manevi tazminata hükmetmemişti. Bedelin ödenmesinin 44 ay sürmesi ayrıca Sözleşme'nin 6. maddesini ihlal etti.

Taşınmazım imar planında okul veya yol alanına ayrıldı; ne yapabilirim?

Kamulaştırma Kanunu'nun ek 1. maddesi, imar planında umumi hizmetlere ayrılan taşınmazların plan yürürlüğe girdikten sonra beş yıl içinde kamulaştırılmasını ya da kısıtlamayı kaldıracak plan değişikliği yapılmasını öngörüyor. AİHM Hakan Arı kararında, yıllarca kamulaştırılmayan ve tazminat da ödenmeyen arsa için malikin özel ve aşırı bir yük taşıdığını kabul etti.

Bedel geç ödendi; enflasyon kaybı tazmin edilir mi?

AİHM, gecikme nedeniyle bedelin enflasyon karşısında önemli ölçüde erimesini ayrı bir zarar sayıyor (Aka, 1998). AİHM'in aktardığı içtihada göre yüzde 14,68 ve yüzde 43 oranındaki kayıplar ihlal sayıldı, yüzde 10,74'e kadar olan ve malikin taşınmazı kullanmaya devam ettiği durumlar sayılmadı. 2024 tarihli Karadeniz kararında yüzde 4,94'lük kayıp yeterli bulunmadı.

1956-1983 arasında el atılan taşınmazlar için hangi yol izlenir?

Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesi, 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan taşınmazlar için önce idare ile uzlaşma yoluna gidilmesini dava şartı yapıyor. Uzlaşma sağlanamazsa uzlaşmazlık tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açılabilir; bedel dava tarihindeki değere göre belirlenir.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. 1 No'lu Protokol, m. 1; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 6; Anayasa, m. 35 ve 46; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m. 38 (mülga), ek m. 1 ve geçici m. 6; 6384 sayılı Kanun
  2. AYM, E.2002/112, K.2003/33, 10.4.2003; AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13.11.2014
  3. AİHM, Aka/Türkiye, B. No: 19639/92, 23.9.1998
  4. AİHM, Sarıca ve Dilaver/Türkiye, B. No: 11765/05, 27.5.2010
  5. AİHM, Hakan Arı/Türkiye, B. No: 13331/07, 11.1.2011
  6. AİHM, Halil Göçmen/Türkiye, B. No: 24883/07, 12.11.2013
  7. AİHM, Yıldız ve Yanak/Türkiye (k.k.), B. No: 44013/07, 27.5.2014
  8. AİHM, Yavuz Özden/Türkiye, B. No: 21371/10, 14.9.2021
  9. AİHM, Özsoy ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 2727/21, 23.5.2023
  10. AİHM, Karadeniz/Türkiye (k.k.), B. No: 56471/21 ve 56472/21, 10.12.2024
  11. AİHM, Eren ve Yumlu/Türkiye, B. No: 29312/20, 14.1.2025
  12. AİHM, Bilgin ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 23550/22, 20.5.2025