Devlet, yaşam hakkını korumak için hastanelerin hastaları korumaya yönelik tedbir almasını zorunlu kılan bir düzen kurmak ve sağlık personelinin sorumluluğunu belirleyecek etkili bir yargı sistemi işletmekle yükümlü. AİHM'e göre tek başına bir doktor hatası devleti sorumlu kılmaz; ama acil hastanın tedaviden yoksun bırakılması, yapısal eksikler, yıllarca süren yargılamalar ve gerekçesiz bilirkişi raporları Türkiye aleyhine ihlal kararlarına yol açtı. Bu yazı, AİHM'in Türkiye'ye karşı verdiği tıbbi ihmal kararlarını ve bu kararların dosyalara yansıyan sonuçlarını anlatıyor.

Anayasa Mahkemesinin tıbbi ihmal ve doktor hatasına ilişkin kararları tıbbi ihmal ve doktor hatası sayfasında.

AİHM'in ölçütü: hata mı, tedavinin reddi mi?

Sözleşme'nin 2. maddesi devleti, yaşamı korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılıyor ve bu yükümlülük kamu sağlığı alanını da kapsıyor. Devlet sağlık çalışanlarının yeterliliğini ve hastaların korunmasını sağlayacak düzenlemeleri yapmışsa, bir hekimin değerlendirme hatası ya da sağlık çalışanları arasındaki koordinasyon eksikliği tek başına ihlal sayılmıyor. Buna karşılık devletin, kamu ya da özel hastanede ölen kişinin ölüm nedenini ortaya çıkaracak ve gerektiğinde sorumluları hesap vermeye zorlayacak bağımsız ve etkili bir yargı sistemi kurması gerekiyor. Bu sistemin teoride değil uygulamada işlemesi, yani davaların gecikmeden incelenmesi şart (Mehmet Şentürk ve Bekir Şentürk/Türkiye, 9.4.2013, §§ 79-82).

Kasıt bulunmayan ihmal davalarında bu yükümlülük ceza davası olmadan da yerine getirilebiliyor; hekimlerin sorumluluğunun tespit edilip tazminata hükmedilebildiği bir hukuk ya da idari dava yolu yeterli olabiliyor (§ 83). AİHM Türk hukukundaki ceza, tazminat ve disiplin yollarını teoride yeterli buluyor (§ 103). Ancak kamu görevlilerinin kusuru basit bir hata ya da ihmali aşıyorsa, örneğin hayati tehlikedeki hasta bilerek tedaviden yoksun bırakılmışsa, sorumlular hakkında ceza kovuşturması yapılmaması tek başına ihlal sonucunu doğurabiliyor (Asiye Genç/Türkiye, 27.1.2015, §§ 71-73).

Acil tedavinin reddi: Şentürk, Asiye Genç, Aydoğdu

Şentürk (2013). 34 haftalık gebe olan Menekşe Şentürk 11 Mart 2000'de ağrılarla İzmir'de iki devlet hastanesine gitti; ebeler doğumun yaklaşmadığını düşünerek nöbetçi doktoru çağırmadı. Bir eğitim ve araştırma hastanesinde böbrek koliği teşhisi kondu. Akşam götürüldüğü üniversite hastanesinde bebeğin öldüğü ve acil ameliyat gerektiği anlaşıldı, ama yatış ve ameliyat için ön ödeme istendi. Eşi parayı ödeyemeyince hasta, içinde sağlık personeli bulunmayan özel bir ambulansla başka hastaneye sevk edildi ve yolda öldü (Şentürk, §§ 6-10). AİHM, tedavinin ön ödeme şartına bağlandığını, hastane personelinin sevkin hasta için ne kadar tehlikeli olduğunu bildiğini belirtti. Hasta, hastane hizmetlerinin açık bir işleyiş bozukluğu nedeniyle acil tedaviye erişimden yoksun kalmıştı; bu yaşam hakkının maddi ihlaliydi (§§ 88-97). Hekimler hakkında soruşturma izni aşaması yaklaşık üç yıl sürmüş, dokuz yılı aşan ceza yargılaması 7 Ekim 2010'da zamanaşımıyla düşmüştü. Kusur basit ihmali aştığı için ceza yargılamasının sonuçsuz kalması usul yönünden de ihlal oluşturdu (§§ 100-106). Başvuruculara 65.000 € manevi tazminat ödenmesine hükmedildi (hüküm).

Asiye Genç (2015). 31 Mart 2005'te Gümüşhane Devlet Hastanesinde sezaryenle doğan 36 haftalık bebekte solunum güçlüğü başladı. Hastanede uygun yenidoğan ünitesi olmadığı için bebek 110 km uzaktaki Trabzon'a gönderildi. Bir üniversite hastanesi yenidoğan yoğun bakımında yer olmadığını, başka bir hastane kuvöz bulunmadığını söyledi; bebek iki hastane arasında gidip gelirken hiç çıkmadığı ambulansta öldü (Asiye Genç, §§ 5-13). AİHM, hastaneler arası koordinasyon eksikliğinin yer bulunmamasıyla haklı gösterilemeyeceğini, doğumun gerçekleştiği hastanedeki tek kuvözün de arızalı olduğunu belirtti. Bebek bir tedavi hatası nedeniyle değil, kendisine hiçbir tedavi sunulmadığı için ölmüştü; bu durum tıbbi bakımın reddine eşdeğerdi (§§ 77-82). Personel hakkında soruşturma izni verilmemiş, sağlık sistemindeki eksiklikler hiç soruşturulmamıştı (§§ 83-87). Başvurucuya 65.000 € manevi tazminat ödenmesine hükmedildi (§ 90).

Aydoğdu (2016). İzmir'de yenidoğan yoğun bakım ünitesi bulunmayan bir eğitim ve araştırma hastanesinde 30 haftalık doğan, 970 gram ağırlığındaki bebek, yoğun bakımında boş yer, kuvöz ve solunum cihazı bulunmayan bir çocuk hastanesine sevk edildi ve iki gün sonra öldü (Aydoğdu/Türkiye, 30.8.2016, §§ 5-12). Dosyaya göre bu hastanede 2004'te doğan 387 prematüre bebekten 354'ü başka hastanelere sevk edilmişti. AİHM, personelin ihmalinin yanında ölüm ile yapısal sorunlar arasında da nedensellik bağı bulunduğunu belirterek maddi ihlal buldu (§§ 81-88). Soruşturmanın 4483 sayılı Kanun'a tabi olması nedeniyle bağımsızlık sorunu da vardı; usul yönünden de ihlal bulundu (§ 90). Mahkeme Türkiye'ye, prematüre bebeklerin sevk usullerinin ve yenidoğan bakımının iyileştirilmesini, bu tür olaylarda bağımsız idari ve disiplin soruşturmalarının resen ve hızla başlatılmasını ve adli tıp bilirkişilerinin görüşlerini gerekçelendirmesini önerdi (§§ 119-121). Başvuruculara 65.000 € manevi tazminat ödenmesine hükmedildi (§ 108).

Yetersiz tazminat: Oyal (2010)

1996'da İzmir'de prematüre doğan bir bebeğe Kızılay'dan alınan plazma nakledildi; plazmanın HIV taşıyan bir bağışçıya ait olduğu sonradan anlaşıldı (Oyal/Türkiye, 23.3.2010, §§ 6-10). Hukuk ve idare mahkemeleri Kızılay'ın ve Sağlık Bakanlığının sorumluluğunu kabul etti. Ancak hükmedilen tazminat çocuğun yalnızca bir yıllık tedavisini karşılıyordu; aylık yaklaşık 6.800 €'ya ulaşan tedavi giderleri karşısında aile borç ve yoksulluk içinde kalmıştı (§§ 69-71). AİHM'e göre en uygun giderim, manevi tazminata ek olarak çocuğun ömür boyu tedavi ve ilaç giderlerinin ödenmesine hükmetmekti; sağlanan giderim yetersizdi (§ 72). İdari yargılamanın aşırı uzunluğu ve bunu hızlandıracak bir yolun bulunmaması nedeniyle 6. ve 13. maddeler de ihlal edildi. Mahkeme 300.000 € geçmiş maddi zarar ve 78.000 € manevi tazminat yanında, çocuğa ömür boyu ücretsiz ve tam sağlık güvencesi sağlanmasına hükmetti (§§ 101-102, 107).

Uzun yargılama ve gerekçesiz bilirkişi raporu

Yirdem (2018). İstanbul'da inme nedeniyle yatan hasta 2003'te öldü; otopside midesinde hastane kaynaklı olmadığı belirlenen çözücü maddeler bulundu. AİHM maddi ihlal bulmadı (Yirdem ve Diğerleri/Türkiye, 4.9.2018, § 52). Ama ceza yargılaması dokuz yılı aşkın sürede beraatle bitmiş, tazminat davası on üç yılı aşkın süredir derdestti. Tıbbi ihmal iddiasını aydınlatmak için açılan bir davanın bu kadar sürmesi kabul edilemezdi; usul yönünden ihlal bulundu (§§ 54-59).

Erdinç Kurt (2017). Ankara'da doğuştan kalp hastalığı nedeniyle iki kez ameliyat edilen çocukta ağır nörolojik hasar oluştu. Hekimler hakkında soruşturma izni verilmedi (Erdinç Kurt ve Diğerleri/Türkiye, 6.6.2017, §§ 13-18). Tazminat davasında alınan bilirkişi raporu, bu tür ameliyatlardaki komplikasyon oranlarını literatürden sayıp risk yüksek olduğu için kusur bulunmadığı sonucuna varmıştı (§ 64). AİHM'e göre asıl soru, hekimlerin ameliyat öncesinde, sırasında ve sonrasında tıp kurallarına uygun davranıp davranmadığıydı. Ancak bu yapıldığı ortaya konursa zarar tedavinin kaçınılmaz riski sayılabilirdi; aksi hâlde hiçbir cerrah sorumlu tutulamazdı. Rapor bu soruyu hiç incelemediği için ispat değil iddiadan ibaretti ve mahkeme yeni rapor talebini reddetmişti (§§ 65-69). Özel hayata saygı hakkı ihlal edildi (hüküm).

Mehmet Ulusoy (2019). Malatya'da doğumda zarar gören çocuğun ailesinin şikâyeti üzerine yürütülen disiplin ve ceza soruşturmaları, şikâyet edilen hekimlerle aynı hastanede çalışan hekimlerin hazırladığı rapora dayanmıştı; bu, bilirkişiliğin bağımsızlık şartıyla bağdaşmıyordu. 4483 sayılı Kanun rejimi de soruşturma organlarının bağımsızlığı yönünden yeniden eleştirildi (Mehmet Ulusoy ve Diğerleri/Türkiye, 25.6.2019, §§ 96-99). İdari yargıdaki tazminat davasında alınan Adli Tıp raporu yalnızca doğum travmasıyla nedensellik bağına baktı; sezaryen yerine riskli normal doğumun tercih edilmesi ve doğum öncesi takip eksikliği iddialarına hiç cevap vermedi. Ailenin karşı bilirkişi talebi idare mahkemesi ve Danıştay tarafından gerekçe gösterilmeden reddedildi (§§ 105, 110-111). AİHM özel hayata saygı hakkının usul yönünden ihlal edildiğine karar verdi (hüküm).

Kararlar tablosu

KararTarihOlaySonuç
Oyal23.3.2010Prematüre bebeğe kan nakliyle HIV bulaştı; tazminat bir yıllık tedaviyi karşıladım. 2, 6, 13 ihlali; ömür boyu sağlık güvencesi
Şentürk9.4.2013Ön ödeme yapılamayınca sevk edilen gebe kadın ambulansta öldüm. 2 maddi ve usul ihlali; 65.000 €
Asiye Genç27.1.2015Prematüre bebek yer ve kuvöz bulunamadığı için ambulansta öldüm. 2 ihlali; 65.000 €
Aydoğdu30.8.2016Yenidoğan yoğun bakımı olmayan hastanede doğan prematüre bebek öldüm. 2 maddi ve usul ihlali; genel tedbir önerisi
Erdinç Kurt6.6.2017Kalp ameliyatından sonra ağır nörolojik hasar; bilirkişi raporu yalnızca riskleri saydım. 8 ihlali; 7.500 €
Yirdem4.9.2018Hastanede ölüm; ceza davası dokuz yıl, tazminat davası on üç yıl sürdüm. 2 usul ihlali; 10.000 €
Mehmet Ulusoy25.6.2019Doğumda zarar gören çocuk; aynı hastanenin hekimleri bilirkişi oldum. 8 usul ihlali; 15.000 €

Dikkat edilecekler

Hata mı, tedavinin reddi mi? Şikâyetin, bir tedavi hatasına mı yoksa acil tedaviye hiç erişilememesine ya da yapısal bir eksikliğe mi dayandığı baştan belirlenmeli. AİHM ikinci grupta devletin maddi sorumluluğunu kabul ediyor (Şentürk, §§ 90-97; Asiye Genç, § 82; Aydoğdu, § 88).

Kayıtlar. Hangi hastaneye hangi saatte gidildiği, kimin muayene ettiği, ödeme istenip istenmediği, sevk kararı ve ambulans kayıtları ile Bakanlık müfettiş raporları erken aşamada dosyaya girmeli; ihlal kararları büyük ölçüde bu kayıtlara dayandı (Şentürk, §§ 91-94; Aydoğdu, § 81).

Soruşturma izni. Kamu hastanesindeki hekimler için ceza soruşturması izne bağlı; izin kararına itiraz edilmeli ve süreç izlenmeli. Konu soruşturma izni yazısında ayrıntılı olarak anlatılıyor.

Bilirkişi raporu. Rapor, hekimlerin somut olarak ne yaptığını tıp kurallarıyla karşılaştırmıyorsa ya da bilirkişiler şikâyet edilen hastaneyle bağlantılıysa bu somut olarak ileri sürülmeli ve yeni rapor istenmeli; talebin gerekçesiz reddi AİHM'de ihlal gerekçesi oldu (Erdinç Kurt, §§ 65-69; Mehmet Ulusoy, §§ 98, 110-111).

Tazminatın kapsamı. Sürekli tedavi gerektiren zararlarda talep, ileride doğacak tedavi ve ilaç giderlerini de kapsamalı (Oyal, §§ 71-72).

Başvuru yolları. Olağan yollar tükendikten sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine, onun kararından sonra dört ay içinde AİHM'e başvurulabilir. Yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetler için Tazminat Komisyonu yazısına bakılabilir.

Sık sorulanlar

Tıbbi ihmal ve AİHM hakkında sık sorulan sorular

Her doktor hatası AİHM'de ihlal sayılır mı?

Hayır. AİHM'e göre devlet sağlık personelinin yeterliliğini ve hastaların korunmasını sağlayacak düzenlemeleri yapmışsa, bir hekimin değerlendirme hatası ya da sağlık çalışanları arasındaki koordinasyon eksikliği tek başına yaşam hakkının ihlali sayılmaz. Bu durumda AİHM, olayın nedeninin ortaya çıkarılıp çıkarılmadığına ve sorumluların hesap verip vermediğine, yani yargılamanın etkililiğine bakıyor.

Acil hastaya ödeme yapılmadığı ya da yer olmadığı için tedavi reddedilebilir mi?

AİHM Şentürk kararında, ön ödeme yapılamayınca hayati tehlikedeki gebe kadının sağlık personeli olmayan bir ambulansla sevk edilmesini; Asiye Genç kararında prematüre bebeğin yer ve kuvöz bulunamadığı için hastaneler arasında gidip gelirken ambulansta ölmesini yaşam hakkının maddi ihlali saydı. Mahkemeye göre bu olaylar tıbbi hata değil, acil tedaviye erişimin hiç sağlanmamasıydı.

Kamu hastanesindeki hekim hakkında soruşturma izni neden önemli?

Devlet hastanesinde çalışan hekimler için ceza soruşturması 4483 sayılı Kanun'a göre izne bağlı. AİHM Aydoğdu ve Mehmet Ulusoy kararlarında bu rejimin soruşturma organlarının bağımsızlığı yönünden yerleşik eleştirisini hatırlattı; Şentürk kararında izin aşaması yaklaşık üç yıl sürmüş, dava sonunda zamanaşımıyla düşmüştü.

Bilirkişi raporu yetersizse ne yapılmalı?

Rapora somut itirazlar sunulup yeni bilirkişi incelemesi istenmeli. AİHM Erdinç Kurt kararında, ameliyatın genel risklerini sayıp hekimlerin tıp kurallarına uyup uymadığını incelemeyen raporu yetersiz buldu. Mehmet Ulusoy kararında ise bilirkişilerin, şikâyet edilen hekimlerle aynı hastanede çalışmasını ve karşı bilirkişi talebinin gerekçesiz reddini ihlal gerekçesi saydı.

Tazminat neleri karşılamalı?

AİHM Oyal kararında, kan nakliyle HIV bulaşan çocuğa verilen tazminatın yalnızca bir yıllık tedaviyi karşıladığını belirterek en uygun giderimin ömür boyu tedavi ve ilaç giderlerinin ödenmesi olacağını söyledi; Türkiye'nin çocuğa ömür boyu ücretsiz ve tam sağlık güvencesi sağlamasına hükmetti. Ölümle sonuçlanan tedavi reddi davalarında 65.000 € manevi tazminata hükmedildi.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 2, 6, 8 ve 13; Anayasa, m. 17; 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun
  2. AİHM, Oyal/Türkiye, B. No: 4864/05, 23.3.2010
  3. AİHM, Mehmet Şentürk ve Bekir Şentürk/Türkiye, B. No: 13423/09, 9.4.2013
  4. AİHM, Asiye Genç/Türkiye, B. No: 24109/07, 27.1.2015
  5. AİHM, Aydoğdu/Türkiye, B. No: 40448/06, 30.8.2016
  6. AİHM, Erdinç Kurt ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 50772/11, 6.6.2017
  7. AİHM, Yirdem ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 72781/12, 4.9.2018
  8. AİHM, Mehmet Ulusoy ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 54969/09, 25.6.2019