Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2009'da Opuz/Türkiye kararında, ev içi şiddetin bir "aile meselesi" olarak görülemeyeceğini ve devletin kadını şiddete karşı korumamasının yaşam hakkını, kötü muamele yasağını ve ayrımcılık yasağını ihlal edebileceğini kabul etti. Anayasa Mahkemesi de 2021'de T.A. [GK] kararında, 6284 sayılı Kanun'daki tedbirleri işletmeyen kamu görevlileri nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Bu yazı 6284 sayılı Kanun'un tedbirlerini, iki mahkemenin uyguladığı ölçütleri, Türkiye hakkındaki AİHM kararlarını, Anayasa Mahkemesinin kararlarını ve hakkında tedbir kararı verilen kişinin güvencelerini anlatıyor.

6284 sayılı Kanun ve ceza kanunu

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 20 Mart 2012'de yürürlüğe girdi ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun'un yerini aldı. Kanun şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını korur (m. 1/1). Ev içi şiddet, taraflar aynı haneyi paylaşmasa da aile mensupları arasında gerçekleşen fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti kapsar (m. 2/1-b).

Tedbirler. Mülki amir barınma yeri, geçici maddi yardım, rehberlik ve hayati tehlike varsa geçici koruma kararı verebilir. Barınma ve geçici korumayı gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri de alabilir; mülki amir 48 saat içinde onaylamazsa tedbir kendiliğinden kalkar (m. 3). Aile mahkemesi hâkimi işyerinin değiştirilmesine, ayrı yerleşim yeri belirlenmesine, aile konutu şerhine ve hayati tehlike varsa kimlik bilgilerinin değiştirilmesine karar verebilir (m. 4/1). Şiddet uygulayan hakkında ise şiddet tehdidi, hakaret ve aşağılama içeren davranışlarda bulunmama, müşterek konuttan uzaklaştırma, korunan kişiye ve konutuna, okuluna, işyerine yaklaşmama, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, sınırlanması veya kaldırılması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme ve silahların teslimi gibi önleyici tedbirlere hükmedebilir (m. 5/1). Bunlardan ilk dördünü gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri de alabilir; hâkim 24 saat içinde onaylamazsa tedbir kalkar (m. 5/2).

Süre, delil, itiraz ve yaptırım. Tedbir ilk defasında en çok altı ay için verilir; şiddet tehlikesi sürüyorsa uzatılabilir (m. 8/2). Koruyucu tedbir için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir geciktirilmeksizin verilir (m. 8/3). Kararlara tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz mercii bir hafta içinde karar verir ve bu karar kesindir (m. 9). Tedbire aykırı davranan hakkında, fiil ayrıca suç oluştursa bile üç günden on güne kadar zorlama hapsine karar verilir; her tekrarında süre on beş günden otuz güne kadardır, toplamı altı ayı geçemez (m. 13).

Ceza kanunu. Opuz kararında sorun, eski ceza kanununun on günden az iş göremezliğe yol açan yaralamalarda kovuşturmayı mağdurun şikâyetine bağlamasıydı (Opuz, § 145). Bugün eşe veya boşandığı eşe karşı kasten yaralamada şikâyet aranmaz ve ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 86/3-a; "boşandığı eş" ibaresi 2021'de 7331 sayılı Kanunla eklendi). Eşe veya boşandığı eşe karşı ve 2022'de 7406 sayılı Kanunla değiştirilen (f) bendine göre kadına karşı kasten öldürme ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirir (m. 82/1-d, f). 7406 sayılı Kanun basit yaralama, eziyet ve tehdit suçlarının kadına karşı işlenmesinde cezanın alt sınırını yükseltti (m. 86/2, 96/1, 106/1) ve ısrarlı takibi ayrı bir suç olarak düzenledi; uzaklaştırma veya yaklaşmama tedbirine rağmen ısrarlı takip daha ağır cezalandırılır (m. 123/A-2-c).

İstanbul Sözleşmesi. 6284 sayılı Kanun, uygulamada esas alınacak metinler arasında Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ni sayar (m. 1/2-a). Türkiye 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararıyla bu sözleşmeden çekildi; çekilme 1 Temmuz 2021'de hüküm doğurdu. Aşağıdaki AİHM içtihadı ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2, 3, 8 ve 14. maddelerine dayanıyor ve çekilmeden etkilenmiyor.

İki mahkemenin ölçütü

Yaşam hakkı. Devletin üçüncü kişinin saldırısına karşı yaşamı koruma yükümlülüğü, yetkililerin belirli bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir riski o sırada bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde, yetkileri içinde makul olarak riski önleyebilecek tedbirleri almadığı durumda ihlal edilir (Opuz/Türkiye, 9.6.2009, §§ 129-130). Tedbir alınsaydı sonucun değişeceğinin kesin olarak gösterilmesi gerekmez; sonucu değiştirme veya zararı azaltma ihtimali taşıyan makul tedbirlerin alınmaması sorumluluk için yeterlidir (§ 136).

Kurt [BD] (2021). Büyük Daire bu ölçütü ev içi şiddete uyarladı. Yetkililer ev içi şiddet iddialarına derhâl tepki vermeli ve özel bir özen göstermelidir (Kurt/Avusturya [BD], 15.6.2021, §§ 165-166). Riskin gerçek ve yakın olup olmadığını belirlemek için yapılacak ölümcül risk değerlendirmesi özerk, proaktif ve kapsamlı olmalı; yetkililer yalnızca mağdurun algısına dayanmamalı, başka kurumlardaki bilgiler dahil kendileri araştırmalıdır (§§ 168-169). Ev içi şiddet çoğu zaman sıklığı ve ağırlığı artan döngüler hâlinde tekrarlandığından riskin "yakın" olup olmadığı bu özellik gözetilerek değerlendirilir (§§ 164, 175). Risk saptanırsa alınacak tedbirler riskin düzeyiyle orantılı olmalıdır (§ 190). Somut olayda Avusturya makamlarının şikâyetlere hemen tepki verip uzaklaştırma ve koruma kararları verdiği kabul edildi ve 2. maddenin ihlal edilmediğine on oya karşı yedi oyla karar verildi (§ 191).

Kötü muamele. Ev içi şiddet mağdurları devletin korumasına hak kazanan korunmasız kişiler arasındadır; fiziksel yaralanmalar ve psikolojik baskı 3. madde eşiğine ulaşabilir (Opuz, §§ 159-161). 3. maddeden doğan yükümlülük, özel kişilerin kötü muamelesini önleyen ve cezalandıran bir hukuki çerçeve kurmayı ve yetkililer riskten haberdar olduğunda bu çerçeveyi fiilen uygulamayı kapsar (M.G./Türkiye, 22.3.2016, § 85).

Anayasa Mahkemesi. Anayasa Mahkemesi 6284 sayılı Kanun'la gerekli yasal altyapının kurulduğunu kabul ediyor; incelemeyi yetkililerin riski bilip bilmediğine ve kendilerinden makul olarak beklenen tedbirleri alıp almadığına yöneltiyor (T.A. [GK], 29.9.2021, §§ 144-145). Ölümle sonuçlanmayan şikâyetler Anayasa'nın 17. maddesindeki maddi ve manevi varlığın korunması hakkı kapsamında inceleniyor (Nuriye Ayhan Altıner, 4.10.2023, § 33).

Opuz: şikâyetten vazgeçme ve ayrımcılık

Diyarbakır'da yaşayan başvurucu ve annesi 1995'ten itibaren başvurucunun eşi H.O.'nun darp, bıçakla yaralama, araçla çarpma ve ölüm tehditlerine maruz kaldı. Şikâyetlerin çoğu, başvurucunun açıklamasına göre ölüm tehditleri ve baskı nedeniyle geri alındı ve kovuşturmalar sona erdirildi (Opuz, §§ 9-53, 137). Başvurucuyu yedi yerinden bıçaklayan H.O.'ya taksitle ödenebilen küçük bir para cezası verildi (§ 169). Anne, H.O.'nun bıçak ve silahla evinin çevresinde dolaştığını ve ailesini öldürmekle tehdit ettiğini bildirdi (§ 47). Hayatının yakın tehlikede olduğunu bildirerek kolluğun harekete geçmesini istediği dilekçeye verilen tepki H.O.'nun ifadesini almakla sınırlı kaldı; yaklaşık iki hafta sonra, 11 Mart 2002'de İzmir'e taşınmak üzereyken eşya kamyonunda H.O. tarafından vurularak öldürüldü (§§ 54, 135). H.O. müebbet hapse mahkûm edildi, ancak tahrik ve iyi hâl indirimiyle ceza 15 yıl 10 aya indirildi ve temyiz incelemesi sürerken tahliye edildi (§ 57).

AİHM yetkililerin ölümcül saldırıyı öngörebileceğini belirtti (§ 136). Şikâyetten vazgeçildiğinde kovuşturmanın sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar verilirken suçun ağırlığı, silah kullanılıp kullanılmadığı, saldırıdan sonra tehdidin sürüp sürmediği, evdeki çocuklara etkisi, tekrar riski, ilişkinin geçmişi ve failin sabıkası gibi ölçütler gözetilir; suç ne kadar ağır ve tekrar riski ne kadar yüksekse mağdur vazgeçse de kovuşturmanın kamu yararı gereği sürmesi gerekir (§§ 138-139). Yerel makamlar olayı bir "aile meselesi" olarak görüp müdahale etmemeye ağırlık vermiş, vazgeçmelerin nedenini araştırmamıştı (§ 143). Eski ceza kanunundaki on günlük iş göremezlik eşiği, ev içi şiddetin her biçimini cezalandıran bir sistem kurma yükümlülüğünü karşılamıyordu (§ 145); savcı veya hâkim 4320 sayılı Kanun'daki koruma tedbirlerine kendiliğinden başvurabilirdi (§ 148). 2. madde ihlal edildi (§ 149).

Başvurucuya yönelik şiddet nedeniyle 3. madde de ihlal edildi: yargı kararları etkisiz kalmış, bir ölçüde hoşgörü yansıtmış ve H.O. üzerinde önleyici veya caydırıcı bir etki doğurmamıştı (§§ 170, 176). Mahkeme, devletin kadınları ev içi şiddetten korumamasının, kasıtlı olmasa da, kanun önünde eşit korunma hakkını ihlal ettiğini (§ 191); Türkiye'deki genel ve ayrımcı yargısal pasifliğin ev içi şiddete elverişli bir ortam yarattığını ve yaşanan şiddetin kadınlara karşı bir ayrımcılık biçimi olan toplumsal cinsiyete dayalı şiddet sayılabileceğini kabul etti (§§ 198, 200). 14. madde 2 ve 3. maddelerle birlikte ihlal edildi (§ 202); başvurucuya 30.000 € manevi tazminat ödenmesine hükmedildi (§ 210).

Kâğıtta kalan tedbirler: Civek ve Halime Kılıç

Civek (2016). Selma Civek 2009'da eşinin şiddeti nedeniyle çocuklarıyla Ankara'da bir kadın konukevinde kaldı (Civek/Türkiye, 23.2.2016, § 8). 14 Ekim 2010'da eşinin kendisini kolundan bıçakla yaraladığını ve ölümle tehdit ettiğini bildirdi; eş tutuklandı ve Dikili'deki mahkeme 4320 sayılı Kanun'a göre şiddet uygulamama ve evden uzaklaştırma tedbirlerine hükmetti (§§ 11, 14-15). Selma Civek 12 Kasım 2010'da şikâyetinden vazgeçti ve eş adli kontrolle tahliye edildi (§ 18). 23 Kasım'da tedbirlere rağmen eşinin evin çevresinde dolaştığını ve kendisini öldürmekle tehdit ettiğini bildirdi; 17 Aralık'ta yeniden şikâyetçi oldu, savcılık ölümle tehdit ve tedbire aykırılıktan iddianame düzenledi, çocuklar da tehditleri doğruladı (§§ 20-24). 14 Ocak 2011'de işten dönerken sokakta 22 bıçak darbesiyle öldürüldü (§ 26).

AİHM yetkililerin riskin gerçek ve yakın olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini kabul etti (§§ 51-53). Konukevi, tutuklama, adli kontrol ve üç ayrı iddianame vardı (§§ 55-56); ancak tahliyeden sonra kolluk yalnızca mağdurun ifadesini kaydetmiş, savcı da kanun tedbire uymayan eşin yakalanmasına imkân verdiği hâlde kadını koruyacak pratik bir adım atmamıştı (§§ 57-62). 2. madde ihlal edildi; çocuklara birlikte 50.000 € manevi tazminat ödenmesine hükmedildi (§§ 66, 74).

Halime Kılıç (2016). Başvurucunun yedi çocuk annesi kızı Fatma Babatlı, Temmuz-Ekim 2008 arasında eşinin şiddetini ve tehditlerini dört kez bildirdi; her seferinde hayatından endişe ettiğini söyledi ve iddiaları adli tıp raporları ve tanık beyanlarıyla destekleniyordu (Halime Kılıç/Türkiye, 28.6.2016, § 94). Aile mahkemesi 4320 sayılı Kanun'a göre üç koruma kararı verdi, ama kararlar tamamen etkisiz kaldı (§ 95): ilk karar eşe 19 gün, ikincisi sekiz hafta sonra tebliğ edildi (§ 96). Eş üzerinde iki bıçakla yakalandığında savcı tutuklanmasını istedi, ceza mahkemesi talebi reddetti (§§ 29-38, 97). Tedbire aykırılıklar hiç kovuşturulmadı ve bu, failin şiddeti rahatça tekrarlayabildiği bir cezasızlık ortamı yarattı (§§ 98-99). Fatma Babatlı 7 Kasım 2008'de sokakta eşi tarafından vurularak öldürüldü; eş ardından kendini de vurdu (§§ 6, 45-46). 2. madde ve 2. maddeyle birlikte 14. madde ihlal edildi; Mahkemeye göre Opuz'daki tespit, olaylar o karardan sonra yaşanmış olsa da geçerliliğini koruyordu (§§ 102, 120-122). 65.000 € manevi tazminata hükmedildi.

Soruşturma: Durmaz ve M.G.

Durmaz (2014). İzmir'de hemşire olarak çalışan Gülperi O.'yu eşi 18 Temmuz 2005'te hastaneye getirdi ve iki ilacı fazla miktarda aldığını söyledi; Gülperi O. aynı gece öldü (Durmaz/Türkiye, 13.11.2014, §§ 7-12). Eş kolluğa o gün tartıştıklarını ve karısına vurduğunu anlatmıştı (§ 10). Adli tıp raporları vücutta ilaç bulunmadığını gösterdiği hâlde savcı intihar sonucuna vararak kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi; eşi soruşturma boyunca hiç dinlemedi, olayın geçtiği evi incelemedi (§§ 22-26, 59, 62). AİHM savcı ve kolluğun baştan intihar kabulüyle hareket ettiğini (§ 56), eksikliklerin Türkiye'deki ev içi şiddet soruşturmalarının tipik özelliklerini taşıdığını belirtti (§ 65). 2. madde usul yönünden ihlal edildi ve 20.000 € manevi tazminata hükmedildi (§§ 67, 78).

M.G. (2016). İstanbul'da yaşayan başvurucu 18 Temmuz 2006'da eşinden yıllarca gördüğü fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet nedeniyle şikâyetçi oldu (M.G., § 7). Adli tıp ve psikiyatri raporları ertesi gün hazırdı; buna rağmen eş ancak beş ay sonra dinlendi, iddianame beş buçuk yıl sonra, 22 Şubat 2012'de düzenlendi ve dava AİHM karar verdiğinde hâlâ sürüyordu (§§ 88-91). Mahkeme ev içi şiddet şikâyetlerinin özel bir özen gerektirdiğini ve savcılığın bu kadar uzun süre hareketsiz kalmasını açıklayan hiçbir şey bulunmadığını belirtti (§§ 93, 95). Başvurucu 2007'de boşandıktan sonra, 6284 sayılı Kanun yürürlüğe girene kadar 4320 sayılı Kanun boşanmış kadınlara koruma tedbiri güvencesi sağlamıyordu; başvurucu iki buçuk yıl bir sığınma evinde saklanarak yaşamak zorunda kalmıştı (§§ 103-104). 3. madde ve 3. maddeyle birlikte 14. madde ihlal edildi (§§ 107, 118); 19.500 € manevi tazminata hükmedildi.

Anayasa Mahkemesi: T.A. [GK] ve diğer kararlar

T.A. [GK] (2021). İzmir'de akademisyen olan S.E. 2013'te boşanma davası açtı. Eşi V.A.'nın telefonda ve yüz yüze ölüm tehditleri üzerine kolluk 21 Haziran 2013'te yaklaşmama dahil tedbirler aldı; aile mahkemesi ise yalnızca şiddet ve hakaret içeren davranışlarda bulunmama tedbirini bir ay süreyle verdi (T.A., §§ 10-15). Eylül'deki ikinci olayda yine aynı dar tedbir bir ay için verildi ve eşe tebliğ edilip edilmediği tespit edilemedi (§§ 20, 154). Kasım'daki üçüncü olaydan sonra yaklaşmama ve iletişim yasağını da içeren bir aylık tedbir kararı verildi, ancak eşe hiç tebliğ edilmedi (§§ 25-26). S.E. 29 Kasım'da savcılığa ve ceza duruşmasında hayatından endişe ettiğini, tedbirlerin ihlal edildiğini söyledi (§§ 28-29). 15 Aralık 2013'te, son tedbirin sona erdiği gün, çocuğun kişisel ilişki için teslimi sırasında evinde bıçaklanarak öldürüldü (§§ 35, 159).

Genel Kurul, sık tekrarlanan olaylar, şikâyetler ve her tedbirin şiddet önleme ve izleme merkezine (ŞÖNİM) bildirilmesi karşısında yetkililerin gerçek ve yakın riskten haberdar olduğunun şüpheye yer bırakmayacak kadar açık olduğunu belirtti (§ 150). Yakın teması yasaklayan tek karar tebliğ edilmemiş, tedbir ihlali iddiaları incelenmemiş, zorlama hapsi gündeme gelmemiş ve ŞÖNİM kadınla hiç iletişime geçmemişti (§ 158). Yetkililer kendiliğinden koruma talep edebilir, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasını veya sınırlanmasını isteyebilirdi; öldürmenin çocuk teslimi sırasında gerçekleşmesi bu ihmali ayrıca gösteriyordu (§§ 159-160). Yaşamı koruma yükümlülüğü ihlal edildi (§ 168).

Kararın iki sonucu daha var. Birincisi, açık ve yakın risk altındaki kadınlar için tedbir alınmaması sonucu gerçekleşen ölümlerde yalnızca tazminat yolu yeterli değil; sorumlu kamu görevlileri hakkında ceza soruşturması gerekiyor (§ 166). Görevliler hakkında soruşturma izni verilmemesi etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal etti; karar yeniden yargılama için bölge idare mahkemesine, ayrıca İzmir Valiliğine ve Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi (§§ 170, 178-179). İkincisi, faile verilen 25 yıl hapis cezası takdirî indirim uygulanmış olsa da cezasızlık izlenimi doğurmadığından, cezanın hafifliğine ilişkin şikâyet açıkça dayanaktan yoksun bulundu (§§ 122-127).

Fatma Güneş (2020): ihlal yok. Diyarbakır'da E.B. 2013'te eşinin darbı üzerine kadın konukevine yerleştirildi, savcılığın talebiyle eşi hakkında altı aylık tedbir kararı verildi; eşe basit yaralamadan verilen adli para cezasının açıklanması geri bırakıldı (Fatma Güneş, 3.6.2020, §§ 15-23). E.B. Aralık 2014'te eşi tarafından silahla öldürüldü; eş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı (§§ 25, 32). Anayasa Mahkemesi, 2013'teki olaydan sonra yetkililere yaşama yönelik bir tehlike bildirilmediği için gerçek ve yakın riskin bilindiğinin söylenemeyeceğini belirterek ihlal bulmadı (§§ 67, 69-71). Kararda ev içi şiddette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının bir cezasızlık sorunu yaratabileceğine de işaret edildi (§ 68).

Tedbir talebinin reddi veya kaldırılması. Ölümle sonuçlanmayan dosyalarda Anayasa Mahkemesi aile mahkemesi kararlarının gerekçesine bakıyor:

  • Okulda çalışan başvurucunun işyeri değişikliği talebi, koruyucu tedbir kararı olmadığı için idarece reddedilmiş, başvurucu bunun ardından eşi tarafından bıçaklanmıştı; aile mahkemesi de talebi "idari mahiyette" olduğu gerekçesiyle reddetti. Kanun'da açık hüküm bulunduğu hâlde can güvenliği riskinin tartışılmaması ihlal sayıldı; yeniden yargılamaya, 10.000 TL manevi tazminata ve kararın Millî Eğitim Bakanlığına gönderilmesine hükmedildi (K.Ş., 17.7.2019, §§ 43-44, 53-54).
  • Kimlik bilgilerinin değiştirilmesi ve geçici maddi yardım tedbirlerinin gerekli hız ve özenle uygulanmaması ihlal sayıldı; 15.000 TL manevi tazminata hükmedildi (A.Z.Ö., 19.12.2017, § 84).
  • Siyasi parti kongresinde iki erkek üye tarafından tehdit edilen kadın için verilen tedbir, itiraz merciince aile içi şiddet veya ısrarlı takip bulunmadığı gerekçesiyle kaldırılmıştı. Mahkemeye göre 6284 sayılı Kanun kadına yönelik cinsiyete dayalı her türlü şiddeti kapsıyor; tehdidin başvurucunun kadın olmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı tartışılmadan tedbirin kaldırılması ihlal oluşturdu (Nuriye Ayhan Altıner, §§ 5-7, 43-48; 10.000 TL).
  • Burhaniye'de yaklaşık üç yıl kesintisiz önleyici tedbir alınan başvurucunun son tedbiri, son darp olayının üzerinden uzun zaman geçtiği gerekçesiyle kaldırılmıştı. Eş hakkında silahla yaralama ve kötü muamele dahil çeşitli suçlardan hüküm kurulmuştu; tehlikenin ortadan kalktığına ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe gösterilmediği için ihlal bulundu (Remziye Tamimi, 16.11.2023, §§ 3-7, 15-16).

Hakkında tedbir verilen kişinin güvenceleri

Önleyici tedbirler hakkında karar verilen kişinin hak ve özgürlüklerini önemli ölçüde sınırlar; Anayasa Mahkemesi bu nedenle iki tarafın hakları arasında denge arıyor. Kanun koruyucu tedbirlerde delil aramıyor, ama önleyici tedbir için kişinin şiddete maruz kaldığına veya maruz kalma tehlikesi bulunduğuna dair olguların varlığı gerekiyor (Salih Söylemezoğlu, 6.1.2016, §§ 34-36). İlk karar acil olarak ve kısa gerekçeyle verilebilir; ancak aciliyetin ortadan kalktığı itiraz aşamasında mahkeme itiraz edenin beyan ve delillerini tartışmalıdır. İlk kararda gerekçe yoksa itiraz merciinin esaslı itirazları gerekçeyle karşılamaması gerekçeli karar hakkını ihlal eder (Ercan Şahin ve Diğerleri, 2.2.2022, §§ 73-75; her başvurucuya 5.000 TL).

Tedbir kararında kişiden "şiddet uygulayan" diye söz edilmesi, aynı olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişse ve ifade kişinin eylemi işlediği izlenimini doğuruyorsa masumiyet karinesini ihlal edebilir. Genel Kurul "şiddet uyguladığı iddia edilen" veya "aleyhine tedbir istenen" gibi ifadelerin kullanılabileceğini belirtti ve kararlardaki ifadelerin düzeltilmesine hükmetti (S.M. [GK], 20.6.2019, §§ 51-52, 62). Zorlama hapsi ise tedbire uyulmasını sağlamaya yönelik bir disiplin hapsidir; tedbir kararı ve aykırılığın sonuçları kişiye tebliğ edilmişse yedi günlük zorlama hapsi kişi özgürlüğünü ihlal etmedi (Mustafa Karaca [GK], 20.5.2021, §§ 54, 57-60). AİHM de alınacak tedbirlerin Sözleşme'nin diğer güvencelerine uygun kalması gerektiğini vurguluyor (Kurt [BD], § 183).

Kararlar tablosu

KararTarihOlaySonuç
Opuz (AİHM)9.6.2009Diyarbakır'da yıllarca süren, şikâyetleri geri alınan şiddet; başvurucunun annesi 2002'de öldürüldüm. 2, 3 ve 14 ihlali; 30.000 €
Durmaz (AİHM)13.11.2014İzmir'de 2005'te hemşirenin ölümü intihar sayıldı; eş hiç dinlenmedim. 2 usul ihlali; 20.000 €
Civek (AİHM)23.2.2016Dikili'de tedbir kararlarına rağmen tehditleri süren eş, kadını 2011'de sokakta öldürdüm. 2 ihlali; 50.000 €
M.G. (AİHM)22.3.2016İstanbul'da 2006'daki şikâyette iddianame beş buçuk yıl sonra düzenlendi; boşanan kadın tedbirden yararlanamadım. 3 ve 3 ile birlikte 14 ihlali; 19.500 €
Halime Kılıç (AİHM)28.6.2016Diyarbakır'da koruma kararları geç tebliğ edildi, aykırılıklara yaptırım uygulanmadı; kadın 2008'de öldürüldüm. 2 ve 2 ile birlikte 14 ihlali; 65.000 €
Kurt/Avusturya [BD] (AİHM)15.6.2021Uzaklaştırma kararına rağmen baba oğlunu okulda öldürdüm. 2 ihlali yok (10'a 7); risk değerlendirmesi ölçütleri
A.Z.Ö. (AYM)19.12.2017Kimlik değişikliği ve geçici maddi yardım tedbirleri geciktim. 17 ihlali; 15.000 TL
K.Ş. (AYM)17.7.2019Bıçaklanan kadının işyeri değişikliği talebi reddedildim. 17 ihlali; 10.000 TL
Fatma Güneş (AYM)3.6.2020Diyarbakır'da tedbirden sonra yeni şikâyet bulunmayan dosyada kadın öldürüldüİhlal yok
T.A. [GK] (AYM)29.9.2021İzmir'de tebliğ edilmeyen tedbirler; kadın 2013'te çocuk teslimi sırasında öldürüldüYaşam hakkı koruma ve soruşturma ihlali; yeniden yargılama
Nuriye Ayhan Altıner (AYM)4.10.2023Aile dışından gelen tehdit nedeniyle verilen tedbir kaldırıldım. 17 ihlali; 10.000 TL

Dosyada dikkat edilecekler

Her olayın kayda geçmesi. Tehdit mesajları ve aramalar kolluk tutanağına geçirilmeli, her olay ayrı şikâyet olarak bildirilmeli ve tedbirin uzatılması istenmeli. T.A. kararında riskin bilindiği sonucuna, kısa sürede kolluğa yansıyan çok sayıda olay ve şikâyetten ulaşıldı (§§ 146-150).

Tedbirin kapsamı ve tebliği. Yalnızca şiddet uygulamama tedbiri değil, yaklaşmama, iletişim yasağı ve kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması da istenmeli (6284 m. 5/1). Kararın karşı tarafa tebliğ edilip edilmediği takip edilmeli; tebliğ edilmeyen tedbir korumayı sağlamıyor (T.A., § 158; Halime Kılıç, § 96). Tedbire aykırılıkta zorlama hapsi, ısrarlı takip varsa TCK m. 123/A'ya göre suç duyurusu talep edilmeli.

Şikâyetten vazgeçme. Eşe veya boşandığı eşe karşı kasten yaralama şikâyete bağlı değil; vazgeçme beyanı soruşturmayı sona erdirmez. Vazgeçme baskı altında yapıldıysa bu durum dosyaya yazılmalı (Opuz, § 143).

Ölüm hâlinde. Faile karşı ceza davasının yanında, tedbirleri işletmeyen kolluk görevlileri ve diğer kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulmalı, izin verilmemesine itiraz edilmeli (soruşturma izni). Anayasa Mahkemesi bu dosyalarda yalnızca tazminatı yeterli görmüyor (T.A., § 166). Ölümün nedenine ilişkin anlatım adli tıp bulgularıyla çelişiyorsa eşin ve tanıkların dinlenmesi, olay yerinin incelenmesi istenmeli (Durmaz, §§ 58-62). Kovuşturmaya yer olmadığı kararına iki hafta içinde itiraz edilebilir (takipsizlik kararı); faile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da itirazla tartışılabilir.

Bireysel başvuru. Olağan yollar tükendikten sonra 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine, onun kararından sonra dört ay içinde AİHM'e başvurulabilir. T.A. ve A.Z.Ö. kararlarında başvurucunun kimlik bilgileri gizli tutuldu (bireysel başvuruda kimlik gizliliği). Anayasa Mahkemesinin şiddet ve tehdit şikâyetlerine ilişkin diğer kararları maddi ve manevi bütünlük sayfasında, ölüm olaylarına ilişkin kararları yaşam hakkı ve etkili soruşturma sayfasında.

Sık sorulanlar

Kadına yönelik şiddet ve devletin sorumluluğu hakkında sık sorulan sorular

Kadın şikâyetinden vazgeçerse soruşturma sona erer mi?

Eşe veya boşandığı eşe karşı kasten yaralama TCK m. 86/3-a uyarınca şikâyete bağlı değildir; vazgeçme soruşturmayı sona erdirmez. AİHM Opuz kararında, suç ne kadar ağır ve tekrar riski ne kadar yüksekse mağdur vazgeçse bile kovuşturmanın kamu yararı gereği sürmesi gerektiğini belirtti; yetkililerin vazgeçmenin nedenini, örneğin tehdit ve baskıyı araştırmamasını da eleştirdi (§§ 139, 143).

6284 sayılı Kanun'a göre tedbir kararı için delil gerekir mi?

Koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilir (m. 8/3). Anayasa Mahkemesine göre önleyici tedbir için şiddet veya şiddet tehlikesine ilişkin olguların bulunması gerekir ve itiraz mercii esaslı itirazları gerekçeli biçimde karşılamalıdır (Salih Söylemezoğlu, §§ 34-35; Ercan Şahin ve Diğerleri, § 75). Kararlara tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir (m. 9).

Tedbir kararına uyulmazsa ne olur?

Hâkim, tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre üç günden on güne kadar zorlama hapsine karar verir; her tekrarında süre on beş günden otuz güne kadardır ve toplamı altı ayı geçemez (6284 m. 13). Fiil ayrıca suç oluşturuyorsa ceza soruşturması da yapılır; uzaklaştırma veya yaklaşmama tedbirine rağmen ısrarlı takip TCK m. 123/A-2-c'ye göre daha ağır cezalandırılır. AİHM Halime Kılıç kararında tedbire aykırılıkların yaptırımsız bırakılmasını cezasızlık ortamı olarak değerlendirdi (§§ 98-99).

Devlet hangi durumda kadının öldürülmesinden sorumlu olur?

Yetkililer belirli bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir riski bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde, yetkileri içinde makul olarak beklenen tedbirleri almazsa yaşam hakkı ihlal edilir (Opuz, § 130). Kurt [BD] kararına göre risk, yalnızca mağdurun algısına dayanmayan özerk, proaktif ve kapsamlı bir değerlendirmeyle belirlenmelidir (§§ 168-169). Anayasa Mahkemesi T.A. [GK] kararında tebliğ edilmeyen tedbirleri, incelenmeyen ihlal iddialarını ve gündeme gelmeyen zorlama hapsini bu kapsamda ihmal saydı (§ 158).

6284 sayılı Kanun yalnızca evli çiftler arasında mı uygulanır?

Hayır. Kanun şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını korur; ev içi şiddet aynı haneyi paylaşmayan aile mensuplarını da kapsar (m. 1-2). Anayasa Mahkemesi, siyasi parti kongresinde tehdit edilen bir kadın için verilen tedbirin aile içi şiddet bulunmadığı gerekçesiyle kaldırılmasını ihlal saydı (Nuriye Ayhan Altıner, §§ 47-48). Eski 4320 sayılı Kanun döneminde boşanmış kadının korunamaması, AİHM'in M.G. kararındaki ihlal gerekçelerinden biriydi (§ 103).

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 2, 3, 8 ve 14; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, m. 1-5, 8, 9 ve 13; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 82, 86, 96, 106 ve 123/A
  2. AİHM, Opuz/Türkiye, B. No: 33401/02, 9.6.2009
  3. AİHM, Durmaz/Türkiye, B. No: 3621/07, 13.11.2014
  4. AİHM, Civek/Türkiye, B. No: 55354/11, 23.2.2016
  5. AİHM, M.G./Türkiye, B. No: 646/10, 22.3.2016
  6. AİHM, Halime Kılıç/Türkiye, B. No: 63034/11, 28.6.2016
  7. AİHM, Kurt/Avusturya [BD], B. No: 62903/15, 15.6.2021
  8. AYM, T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29.9.2021
  9. AYM, Fatma Güneş, B. No: 2016/8300, 3.6.2020
  10. AYM, A.Z.Ö., B. No: 2014/546, 19.12.2017
  11. AYM, K.Ş., B. No: 2016/14613, 17.7.2019
  12. AYM, Nuriye Ayhan Altıner, B. No: 2020/1327, 4.10.2023
  13. AYM, Remziye Tamimi, B. No: 2020/20069, 16.11.2023
  14. AYM, Salih Söylemezoğlu, B. No: 2013/3758, 6.1.2016
  15. AYM, Ercan Şahin ve Diğerleri, B. No: 2018/8030, 2.2.2022
  16. AYM, S.M. [GK], B. No: 2016/6038, 20.6.2019
  17. AYM, Mustafa Karaca [GK], B. No: 2020/15967, 20.5.2021