Kürtçenin kamusal alanda kullanımına getirilen kısıtlamalar AİHM'in Türkiye kararlarında farklı haklar altında incelendi: seçim propagandasında ve sanatta ifade özgürlüğü, cezaevinde mektup ve telefonda yazışma ve aile hayatına saygı hakkı, eğitimde eğitim hakkı ve örgütlenme özgürlüğü. AİHM Sözleşme'nin kendi başına dil özgürlüğünü güvence altına almadığını vurguluyor; ancak bir dilin kullanımına getirilen mutlak ve cezai yasakları ya da kanuni dayanağı olmayan uygulamaları ihlal sayıyor. Bu yazı AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarını, sonrasında yapılan mevzuat değişikliklerini ve mahkemede ana dilde savunmaya ilişkin CMK'nın 202. maddesini anlatıyor.

Anayasa Mahkemesinin ifade özgürlüğüne ilişkin kararları ifade özgürlüğü sayfasında; Kürtçe harflerle ad yazımına ilişkin Kemal Taşkın kararı soyadı hakkı yazısında.

Temel ilke: Sözleşme dil özgürlüğünü ayrıca güvenceye almıyor

AİHM'e göre Sözleşme, yakalanan kişiye yakalama nedenlerinin ve sanığa suçlamanın anladığı dilde bildirilmesi ile mahkemenin dilini anlamayan sanığın ücretsiz tercüman hakkı dışında, kamu makamlarıyla belirli bir dilde iletişim kurma ya da istediği dilde bilgi alma hakkını kendi başına güvence altına almıyor. Devletlerin dil politikaları tarihî, dinî ve kültürel pek çok etkene bağlı olduğundan bu alanda takdir yetkisi geniş (Şükran Aydın ve Diğerleri/Türkiye, 22.1.2013, §§ 50-51). Ancak 10. madde, kişinin her türlü kültürel, siyasi ve toplumsal bilgi ve düşünce alışverişine katılmasını sağlayan herhangi bir dilde bilgi ve düşünce alma ve verme özgürlüğünü de kapsıyor; dil bir ifade aracı olarak korunuyor (§ 52). Cezaevine ilişkin kararlarda da Mahkeme, sorunun dil özgürlüğünün kendisi değil, hükümlünün ailesiyle gerçek bir bağ sürdürme hakkı olduğunu vurguladı (Nusret Kaya ve Diğerleri/Türkiye, 22.4.2014, §§ 53-54).

Seçim propagandası ve siyasi faaliyette Kürtçe

Şükran Aydın ve Diğerleri (2013). Bismil Belediye Başkanı ve DEHAP adayı olan başvurucu, 2002 genel seçimi öncesinde halka kısmen Kürtçe hitap etti; kalabalıkta Türkçe bilmeyen çok sayıda yaşlı ve kadın olduğunu belirtti. Lice Asliye Ceza Mahkemesi, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un seçim propagandasında Türkçe dışında dil kullanılmasını yasaklayan 58. maddesi ve 151. maddesi uyarınca altı ay hapis ve ağır para cezası verdi; ceza para cezasına çevrilip ertelendi. Diğer dört başvurucu da Viranşehir, Digor, Mersin ve Siirt'teki seçim konuşmaları nedeniyle aynı hükümlerle cezalandırıldı. Yargıtay başvuruculardan birinin temyiz dilekçesini Türkçe yazılmadığı gerekçesiyle incelemedi (Şükran Aydın ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 49197/06 ve diğerleri, 22.1.2013, §§ 5-26).

AİHM davanın resmî makamlarla iletişimle değil, seçim toplantılarında özel kişiler arasındaki iletişimle ilgili olduğunu belirtti (§ 52). 58. madde Türkçe dışındaki her dili cezai yaptırım altında mutlak olarak yasaklıyordu; bu mutlak nitelik mahkemelerin gerçek bir denetim yapmasını engellemiş, yargılamalar video kayıtlarının dökümüne bakılarak başvurucuların Kürtçe konuşup konuşmadığını tespit etmekten öteye geçmemişti (§§ 53-54). Devletler seçim kampanyalarında dil kullanımını düzenleyebilir ve makul kısıtlamalar getirebilirdi; ama resmî olmayan dillere cezai yaptırımlı tam bir yasak demokratik toplumun temel değerleriyle bağdaşmazdı. Kullanılan dil hem başvurucuların hem de hitap ettikleri halkın ana diliydi (§ 55). 10. madde oybirliğiyle ihlal edildi (§ 56); her başvurucuya 10.000 € manevi tazminat ödenmesine hükmedildi (hüküm). 58. madde 2010'da değiştirildi (§ 28); 2014'teki 6529 sayılı Kanun'la siyasi partiler ve adaylar tarafından yapılacak her türlü propagandanın Türkçenin yanı sıra farklı dil ve lehçelerde de yapılabileceği öngörüldü (298 sayılı Kanun, m. 58/2).

Anayasa Mahkemesi: Fikriye Aytin ve Diğerleri (2014). Lice Belediye Başkanı ile DTP il başkanı ve kadın meclisi üyesi olan başvurucular, 2009 yerel seçimleri öncesinde partinin aday tanıtım toplantısında Kürtçe konuştukları için Siyasi Partiler Kanunu'nun parti faaliyetlerinde Türkçe dışında dil kullanılmasını yasaklayan 81/c maddesi ve ceza hükmü olan 117. maddesi uyarınca yargılandı. Anayasa Mahkemesi 117. maddeyi 2012'de iptal etmiş, iptal 5 Ocak 2013'te yürürlüğe girmişti. Lice Asliye Ceza Mahkemesi buna rağmen 29 Mart 2013'te başvuruculara beşer ay hapis cezası verip hükmün açıklanmasını geri bıraktı (Fikriye Aytin ve Diğerleri, B. No: 2013/6154, 11.12.2014, §§ 7-16). Mahkeme, yürürlükte olmayan bir kanun hükmüne dayanan müdahalenin kanunilik şartını karşılamadığını belirterek ifade özgürlüğünün ve kanunsuz ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiğine karar verdi ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetti (§§ 40-42, 52-55). Siyasi parti faaliyetinde Kürtçe kullanıldığı için verilen cezaya ilişkin bir başka başvuruda da ihlal kararı verildi (İsa Yağbasan ve Diğerleri, B. No: 2013/1481, 20.11.2014). Parti kapatma davalarındaki dil ve kimlik tartışmaları için siyasi parti kapatma yazısına bakılabilir.

Cezaevinde Kürtçe mektup ve telefon

Mektup: Mehmet Nuri Özen ve Diğerleri (2011). Tekirdağ ve Bolu'daki yüksek güvenlikli cezaevlerinde bulunan başvurucuların Kürtçe yazdıkları mektuplar gönderilmedi. Disiplin kurulları çeviri yapacak personel ve ödenek bulunmadığını, bu nedenle mektupların "sakıncalı" olup olmadığını değerlendiremediklerini belirtti; bazı mektupların ancak hükümlü masrafı karşılayıp yeminli tercümana çevirttikten sonra gönderilebileceğini bildirdi. İnfaz hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri itirazları reddetti (Mehmet Nuri Özen ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 15672/08 ve diğerleri, 11.1.2011, §§ 8-12). AİHM, mevzuatın bir mektubun gönderilmemesini yalnızca güvenliği ve düzeni bozma, görevlileri hedef gösterme, örgütler arası haberleşme, panik yaratacak yalan haber ya da tehdit ve hakaret içermesi hâllerine bağladığını; mektupların ise içerikleri nedeniyle değil, idarenin onları anlayamaması nedeniyle gönderilmediğini belirtti (§§ 53-56). Hiçbir kanun ya da yönetmelik hükmü Türkçe dışında yazışmayı yasaklamıyordu; müdahale kanunla öngörülmemişti (§§ 58-59). Hükümlüye ön çeviri yükümlülüğü ve masrafı yükleyen uygulama da bütün bir özel yazışma türünü kendiliğinden 8. maddenin korumasının dışına itiyordu (§ 60). 2009'da çıkarılan çeviri giderlerine ilişkin genelge olaylardan sonra geldiği için bu sonucu değiştirmedi (§§ 34, 61). 8. madde oybirliğiyle ihlal edildi (hüküm).

Telefon: Nusret Kaya ve Diğerleri (2014). Erzurum, Bolu ve diğer cezaevlerindeki başvurucular ailelerinin Türkçe bilmediğini belirterek telefonda Kürtçe konuşmak istedi. O tarihteki yönetmelik hükmüne göre görüşmeler Türkçe yapılıyor, idare görüşülecek kişinin gerçekten Türkçe bilmediğini araştırabiliyordu ve araştırmanın masrafı hükümlüye yükleniyordu (Nusret Kaya ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 43750/06 ve diğerleri, 22.4.2014, §§ 7-24, 56-58). AİHM ana dilde telefon görüşmesini yazışmanın yanı sıra özellikle aile hayatına saygı hakkının bir unsuru saydı (§ 49). Düzenleme, hükümlünün kişiliğine ilişkin bireysel bir güvenlik değerlendirmesi yapılmaksızın bütün hükümlülere genel ve ayrım gözetmeksizin uygulanıyordu (§ 59). Yakınların Türkçe bilmediğinin önceden araştırılması uygulaması ilgili ve yeterli gerekçelere dayanmıyordu. 2009'da yapılan değişiklikle artık hükümlünün ya da yakınının Türkçe bilmediğini beyan etmesi yeterli sayılıyordu; Mahkemeye göre bu değişiklik de ihlal sonucunu doğruluyordu (§§ 24, 60-61). 8. madde beşe karşı iki oyla ihlal edildi (hüküm). Cezaevindeki diğer ifade özgürlüğü sorunları için cezaevinde ifade özgürlüğü yazısına bakılabilir.

Eğitim, sanat ve sendika

Ulusoy ve Diğerleri (2007). Kürtçe oyunlar sahneleyen bir tiyatro topluluğunun, daha önce Ankara Tiyatro Festivali'nde oynadığı oyunu belediye sahnesinde oynaması valilikçe yasaklandı; idare mahkemesi, oyunun Kürtçe oynanacağına ve bazı oyuncuların sabıkalarına dayanarak işlemi hukuka uygun buldu (Ulusoy ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 34797/03, 3.5.2007, §§ 6-12). AİHM, oyunun daha önce oynandığı festivalde kamu düzenini bozan bir olay yaşanmadığını, mahkeme gerekçesinin Kürtçe kullanımını olası düzensizliği ağırlaştıran bir unsur gibi gösterdiğini ve Türk hukukunun önleyici yasaklarda takdir yetkisinin kapsamını yeterince açık belirlemediğini belirterek 10. maddenin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi (§§ 48-55).

İrfan Temel ve Diğerleri (2009). Afyon Kocatepe Üniversitesi öğrencileri, rektörlüğe dilekçe vererek Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasını istedi; üniversite yönetim kurulu, dilekçelerin biçim ve içerik bakımından aynı olduğunu belirterek başvurucuları bir ya da iki dönem uzaklaştırdı (İrfan Temel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 36458/02, 3.3.2009, §§ 5-9). AİHM, öğrencilerin herhangi bir kınanabilir davranışta bulunmadan yalnızca görüşlerini içeren dilekçeler verdikleri için cezalandırıldığını, ne görüşlerin ne de biçimlerinin dil, ırk ya da din temelinde kutuplaşmaya yol açacak bir faaliyet sayılabileceğini belirtti. Cezalar sonradan idare mahkemelerince iptal edilmişti; ama o zamana kadar öğrenciler bir ya da iki dönem kaybetmişti. Eğitim hakkı oybirliğiyle ihlal edildi (§§ 43-47).

Eğitim-Sen (2012). Sendika tüzüğünde herkesin ana dilinde eğitim alma hakkını savunduğunu belirten hükme yer vermişti. Valiliğin talebiyle açılan kapatma davasında iş mahkemesi iki kez davayı reddetti; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise hükmün tüzükten çıkarılması gerektiğine karar verdi ve sendika 2005'te tüzüğünü değiştirmek zorunda kaldı (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası/Türkiye, B. No: 20641/05, 25.9.2012, §§ 6-26). AİHM, 10. maddenin düşüncelerin yalnızca özünü değil hangi dilde iletildiğini de koruduğunu, tüzük hükmünün şiddete, silahlı direnişe ya da nefrete çağırmadığını belirtti ve 11. maddenin ve 10. maddenin oybirliğiyle ihlal edildiğine karar verdi (§§ 60-61, 71-77).

Anayasa Mahkemesi: Abdulcebbar Tekin ve Diğerleri (2022). Eğitim-Sen üyesi öğretmenler, sendikanın çağrısıyla 22 Şubat 2016'da Dünya Ana Dili Günü kapsamında bir ders saatinde ana dilin önemini işledi ve kınama ya da aylıktan kesme cezası aldı. Anayasa Mahkemesi, öğretmenlerin görevleri sırasında müfredatta yer almayan bir konuyu derste işlediklerini, öğrenciler üzerindeki potansiyel etkiyi ve sendikanın görüşlerini duyurabileceği başka yolların bulunduğunu dikkate aldı; en ağır yerine daha hafif cezalar verildiğini de belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verdi (Abdulcebbar Tekin ve Diğerleri, B. No: 2018/561, 14.4.2022, §§ 57-66).

Mahkemede Kürtçe savunma: CMK m. 202

CMK'nın 202. maddesine göre sanık ya da mağdur meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa, mahkemenin atadığı tercüman duruşmadaki iddia ve savunmanın esaslı noktalarını tercüme eder; bu hüküm soruşturma evresinde dinlenenler için de uygulanır. 2013'te eklenen dördüncü fıkrayla sanık, iddianamenin anlatılması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabiliyor. Bu durumda tercüman, adli yargı adalet komisyonlarının listesinden sanık tarafından seçiliyor ve giderleri Hazinece karşılanmıyor; imkân yargılamayı sürüncemede bırakmak için kötüye kullanılamıyor (CMK, m. 202/4-5).

Anayasa Mahkemesi, değişiklikten önceki yargılamalarda Türkçe bilen sanıkların Kürtçe savunma için tercüman taleplerinin reddine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun buldu. AİHM'in Lagerblom/İsveç kararına atıf yaparak ücretsiz tercüman hakkının mahkemenin dilini anlamayan ya da konuşamayan sanıklara tanındığını, mahkemenin dilini anlayan ve konuşan sanığın mensubu olduğu etnik dilde savunma yapmak için tercüman talebinde ısrar edemeyeceğini belirtti. Soruşturmada ve ilk celselerde Türkçe ifade veren başvurucunun talebinin reddi savunma hakkını kısıtlamamıştı; Mahkeme ayrıca 2013 değişikliğinin Sözleşme standartlarının ötesine geçtiğini kaydetti (Baran Karadağ, B. No: 2014/12906, 7.5.2015, §§ 36-42; aynı yönde Abdurrahim Balur, B. No: 2013/5467, 7.1.2016, hüküm). Baran Karadağ kararında ihlal ise başka bir nedenle, gizli tanığın sorgulanamaması nedeniyle bulundu (§ 76). Cezaevi disiplin cezasına karşı infaz hâkimliğindeki şikâyette ise hâkimlik Kürtçe tercüman temini için incelemeyi dört kez erteleyip savunmayı tercüman huzurunda aldı; Mahkeme savunma hakkının ihlal edilmediğine karar verdi (Metin Yamalak (2), B. No: 2013/9450, 13.4.2016, §§ 72-75).

Dosyada dikkat edilecek noktalar

  1. Kanuni dayanak sorusu. Cezaevinde mektup ve tiyatro yasağı davalarında AİHM, dil kullanımını yasaklayan açık bir kanun hükmü bulunmamasını belirleyici saydı (Mehmet Nuri Özen, §§ 58-59; Ulusoy, § 53). Anayasa Mahkemesi de iptal edilmiş ceza hükmüne dayanan mahkûmiyeti kanunilik yönünden ihlal saydı (Fikriye Aytin, §§ 40-42). Şikâyette önce müdahalenin hangi kanun hükmüne dayandığı sorulmalı.
  2. Cezaevinde. Mektubun gönderilmemesine ya da telefon görüşmesine getirilen kısıtlamaya karşı infaz hâkimliğine şikâyet ve ağır ceza mahkemesine itiraz yolları kullanılmalı; ret kararının mektubun içeriğine mi, yoksa yalnızca dile mi dayandığı ve bireysel bir güvenlik değerlendirmesi yapılıp yapılmadığı ileri sürülmeli (Nusret Kaya, § 59).
  3. Mahkemede. Türkçeyi meramını anlatabilecek ölçüde bilmeyen sanık için ücretsiz tercüman talep edilmeli ve bu durum tutanağa geçirilmeli; Türkçe bilen sanık için CMK m. 202/4'teki imkân, giderinin sanığa ait olduğu bilinerek kullanılmalı.
  4. Süreler. Bireysel başvuru süresi başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün; AİHM'e başvuru süresi Anayasa Mahkemesi kararının tebliğinden itibaren dört ay.

Kararlar tablosu

KararTarihOlaySonuç
Ulusoy ve Diğerleri3.5.2007Kürtçe tiyatro oyununun belediye sahnesinde oynanmasına izin verilmedim. 10 ihlali
İrfan Temel ve Diğerleri3.3.2009Seçmeli Kürtçe ders isteyen öğrencilere uzaklaştırma cezası1 No'lu Protokol m. 2 ihlali
Mehmet Nuri Özen ve Diğerleri11.1.2011Cezaevinde Kürtçe yazılan mektuplar gönderilmedim. 8 ihlali
Eğitim-Sen25.9.2012Ana dilde eğitimi savunan tüzük hükmü nedeniyle kapatma davasım. 11 ve m. 10 ihlali
Şükran Aydın ve Diğerleri22.1.2013Seçim propagandasında Kürtçe konuşan adaylara cezam. 10 ihlali; kişi başı 10.000 €
Nusret Kaya ve Diğerleri22.4.2014Cezaevinde ailesiyle Kürtçe telefon görüşmesine ön koşulm. 8 ihlali
Fikriye Aytin (AYM)11.12.2014DTP aday tanıtım toplantısında Kürtçe konuşma nedeniyle hapis cezasıİfade özgürlüğü ve kanunsuz ceza olmaz ilkesi ihlali
Baran Karadağ (AYM)7.5.2015Türkçe bilen sanığın Kürtçe savunma için tercüman talebiBu şikâyet kabul edilemez
Abdulcebbar Tekin (AYM)14.4.2022Ana dil gününde müfredat dışı ders işleyen öğretmenlere disiplin cezasıİhlal yok
Sık sorulanlar

Kürtçe kullanımı ve AİHM hakkında sık sorulan sorular

Seçim propagandasında Kürtçe konuşmak bugün suç mu?

Hayır. AİHM Şükran Aydın ve Diğerleri kararında 298 sayılı Kanun'un 58. maddesindeki Türkçe dışındaki dillerin seçim propagandasında kullanılmasına ilişkin cezai yaptırımlı mutlak yasağı ifade özgürlüğüne aykırı buldu. Madde 2014'te değiştirildi; siyasi partiler ve adaylar propagandayı Türkçenin yanı sıra farklı dil ve lehçelerde de yapabiliyor. Siyasi Partiler Kanunu'ndaki ceza hükmü olan 117. madde de Anayasa Mahkemesince 2012'de iptal edildi.

Cezaevinde Kürtçe mektup yazılabilir mi?

AİHM Mehmet Nuri Özen ve Diğerleri kararında, mektupların içeriği değerlendirilmeden yalnızca Türkçe yazılmadıkları ve tercüme edilemedikleri için gönderilmemesini kanuni dayanaktan yoksun buldu. Mevzuat ancak içeriği güvenlik ve düzen bakımından sakıncalı olan mektupların gönderilmemesine izin veriyordu; hükümlüye tercüme masrafı yükleyen uygulama da bütün bir yazışma türünü korumanın dışında bırakıyordu.

Cezaevinde ailemle Kürtçe telefonla görüşebilir miyim?

AİHM Nusret Kaya ve Diğerleri kararında, ailesiyle Kürtçe konuşmak isteyen hükümlülerden önce yakınlarının Türkçe bilmediğinin araştırılmasını ve bu araştırmanın masrafını isteyen uygulamayı aile hayatına saygı hakkına aykırı buldu. 2009'da değiştirilen yönetmelik hükmüne göre hükümlünün ya da yakınının Türkçe bilmediğini beyan etmesi yeterli; konuşma kaydediliyor ve suç teşkil eden faaliyetlere hizmet ettiği anlaşılırsa bu kişiyle Türkçe dışında konuşma izni kaldırılıyor.

Türkçe bilen sanık duruşmada Kürtçe savunma yapabilir mi?

2013'te CMK'nın 202. maddesine eklenen dördüncü fıkraya göre sanık, iddianamenin anlatılması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Tercüman listeden sanık tarafından seçilir ve giderleri Hazinece karşılanmaz; bu imkân yargılamayı sürüncemede bırakmak için kötüye kullanılamaz. Ücretsiz tercüman hakkı ise Türkçeyi meramını anlatabilecek ölçüde bilmeyen sanığa tanınıyor.

Ana dilde eğitimi savunmak cezalandırılabilir mi?

AİHM, ana dilde eğitimi savunan tüzük hükmü nedeniyle Eğitim-Sen'e açılan kapatma davasını ve seçmeli Kürtçe ders isteyen öğrencilere verilen uzaklaştırma cezalarını ihlal saydı. Anayasa Mahkemesi ise öğretmenlerin sendika çağrısıyla derste müfredat dışına çıkarak ana dilin önemini işlemesi nedeniyle verilen kınama ve aylıktan kesme cezalarında ihlal bulmadı; belirleyici olan görüşün kendisi değil, öğretmenlik görevi sırasında öğrencilere yönelik bir yöntemin seçilmesiydi.

Başlıca hukukî kaynaklar

  1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 6/3-e, 8, 10 ve 11; 1 No'lu Protokol, m. 2; 298 sayılı Kanun, m. 58; 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu, m. 81 ve 117; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 202
  2. AİHM, Ulusoy ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 34797/03, 3.5.2007
  3. AİHM, İrfan Temel ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 36458/02, 3.3.2009
  4. AİHM, Mehmet Nuri Özen ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 15672/08 ve diğerleri, 11.1.2011
  5. AİHM, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası/Türkiye, B. No: 20641/05, 25.9.2012
  6. AİHM, Şükran Aydın ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 49197/06 ve diğerleri, 22.1.2013
  7. AİHM, Nusret Kaya ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 43750/06 ve diğerleri, 22.4.2014
  8. AYM, Fikriye Aytin ve Diğerleri, B. No: 2013/6154, 11.12.2014
  9. AYM, İsa Yağbasan ve Diğerleri, B. No: 2013/1481, 20.11.2014
  10. AYM, Baran Karadağ, B. No: 2014/12906, 7.5.2015
  11. AYM, Abdurrahim Balur, B. No: 2013/5467, 7.1.2016
  12. AYM, Metin Yamalak (2), B. No: 2013/9450, 13.4.2016
  13. AYM, Abdulcebbar Tekin ve Diğerleri, B. No: 2018/561, 14.4.2022