Anayasa Mahkemesi bir bireysel başvurunun esasına geçmeden önce başvurunun kabul edilebilir olup olmadığına karar verir. Bu aşamada komisyon; Mahkemenin şikâyete bakmaya yetkili olup olmadığını, başvurucunun derece mahkemelerindeki yolları kullanıp kullanmadığını, otuz günlük sürenin korunup korunmadığını, ihlal iddiasının bir dayanağı bulunup bulunmadığını ve başvurunun önem taşıyıp taşımadığını inceler.
Başvuruların büyük bölümü bu aşamada sonuçlanır. Anayasa Mahkemesi 2026'nın ilk altı ayında sonuçlandırdığı başvuruların %83,8'ini kabul edilemez buldu; en az bir hakkın ihlal edildiğine karar verdiği dosyaların oranı %12,7 oldu. Komisyon kural olarak başvuru formundaki anlatım ve forma eklenen belgeler üzerinden karar verir. Başvurucu da bu nedenle her şartı formu hazırlarken karşılar.
Mahkeme önce şikâyete bakmaya yetkili olup olmadığını belirler
Başvurucu, kamu gücünün bir işlemi, eylemi veya ihmali nedeniyle Anayasada güvence altına alınan ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin koruduğu bir hakkının ihlal edildiğini ileri sürer (6216 sayılı Kanun m. 45/1). Komisyon Mahkemenin yetkisini zaman, konu ve kişi bakımından ayrı ayrı denetler.
Zaman bakımından Anayasa Mahkemesi, 23 Eylül 2012'den sonra kesinleşen işlem ve kararlara karşı yapılan başvurulara bakar (geçici m. 1/8). Hasan Çelen kararında bu tarihten önce kesinleşmiş bir karara yönelik başvuru bu nedenle kabul edilemez bulundu (B. No: 2012/73, §§ 14–16).
Konu bakımından şikâyetin Anayasa ile Sözleşmenin ortak koruma alanına girmesi gerekir. Adnan Oktar başvurusunda şikâyetçi, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü. Mahkeme, bu hakkın suç isnadıyla karşılaşan kişiyi ve medeni hak uyuşmazlığının taraflarını koruduğunu; başkasının cezalandırılmasını isteyen şikâyetçinin bu güvencenin dışında kaldığını belirtti (B. No: 2012/917, §§ 16–22).
Yaşama veya vücut bütünlüğüne yönelik saldırılarda ise devlet, sorumluları belirleyip gerekiyorsa cezalandırabilecek etkili bir soruşturma yürütür (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, §§ 110–111). Soruşturmanın etkisiz kaldığını düşünen mağdur şikâyetini bu nedenle yaşam hakkına veya kötü muamele yasağına dayandırır.
Kanunlar ve düzenleyici idari işlemler de doğrudan başvurunun konusu olamaz (m. 45/3). Umut Oran kararında seçim barajı hükmünün iptali istemi konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulundu (B. No: 2014/18926, §§ 16–17). Kişi, kanunun kendisine uygulandığı somut işleme veya karara karşı başvurur.
Kişi bakımından başvuruyu, işlem veya karar nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenen kişi yapar (m. 46/1). Kamu tüzel kişileri başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri yalnız tüzel kişiliğe ait haklar için başvurabilir; yabancılar ise yalnız Türk vatandaşlarına tanınan haklar için başvuramaz (m. 46/2–3).
Başvurucu şikâyetini önce derece mahkemelerine taşır
Bireysel başvuru, kanunda öngörülen idari ve yargısal yolların tamamı kullanıldıktan sonra açılan ikincil bir yoldur (m. 45/2). İsmail Buğra İşlek kararında Mahkeme, temel hakları korumanın öncelikle idari makamların ve derece mahkemelerinin görevi olduğunu; başvurucunun şikâyetini bu mercilere süresinde ve usulüne uygun biçimde iletmesi gerektiğini açıkladı (B. No: 2013/1177, §§ 16–17).
Bu şart iki adımdan oluşur. Başvurucu yolu kullanır ve Anayasa Mahkemesine getireceği şikâyeti o yolda da dile getirir. Duruşmada bir tanığı sorgulayamadığını ileri sürecek sanık, bu itirazını istinaf ve temyiz dilekçelerinde de açıkça yazar.
Ceza dosyalarında tüketilecek yolu çoğu zaman şikâyetin niteliği ve özgürlük kısıtlamasının devam edip etmediği belirler. Aşağıdaki üç karar, Mahkemenin son dönemde başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulduğu ceza dosyalarından alınmıştır:
| Şikâyet | Önce kullanılacak yol | Karar |
|---|---|---|
| Hükmen tutuklu ağır hastanın tahliye edilmemesi | Tahliye talebi yargılamayı yürüten mahkemeye yapılır; ret kararına itiraz edilir ve itirazın sonucu forma eklenir. İnfaz hâkimliği tahliyeye karar veremez. | Dilek Mutlum ve diğerleri, B. No: 2022/85565, §§ 17–21 |
| Tutukluluk incelemelerinin uzun süre duruşma yapılmadan dosya üzerinden yürütülmesi | Kişi hâkim önüne çıkarıldıktan sonra CMK m. 141'deki tazminat yolu | Yılmaz Şen, B. No: 2023/85764, §§ 19–21 |
| Sona ermiş gözaltı sırasındaki nezarethane koşulları | İdare mahkemesinde tam yargı davası | Ömer Faruk Türkmen, B. No: 2021/48078, § 15 |
Dilek Mutlum ve diğerleri kararı iki ayrı hatayı gösterir. Başvurucu tahliye talebini önce yetkisiz bir mercie yöneltmiş, yargılamayı yürüten mahkemenin ret kararına itiraz ettiğini gösteren bir belge de sunmamıştı.
Otuz günlük süre kararın öğrenilmesiyle başlar
Başvurucu, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, yol öngörülmemişse ihlali öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde başvurur (m. 47/5). Ceza dosyalarında bu tarih çoğunlukla kesin kararın başvurucuya tebliğ edildiği gün ya da başvurucunun kararı daha önce öğrendiği gündür. Kadir Can Aydın kararında başvurucu kararı UYAP'ta 11 Mayıs 2022'de açıp okumuştu. Mahkeme süreyi bu günden başlattı, son günü 10 Haziran 2022 olarak belirledi ve sonraki tarihte yapılan başvuruyu süre aşımı nedeniyle kabul edilemez buldu (B. No: 2022/64251, §§ 3–4).
Yargıtay ceza dairelerinin kararları taraflara tebliğ edilmez. Genel Kurul A.C. ve diğerleri kararında, kararın derece mahkemesine ulaşmasından itibaren en geç üç ay içinde öğrenildiğini kabul etti. Başvurucu kararı daha önce öğrenmişse süre o günden, öğrenmemişse en geç bu üç ayın bitiminden işler (B. No: 2013/1827, § 30).
Süre hesabında hukuk usulündeki kurallar uygulanır. Son gün hafta sonuna veya resmî tatile denk gelirse süre izleyen ilk iş günü biter. Hakan Selçuk Bezci ve diğerleri kararında otuzuncu gün pazara rastladığı için son gün 19 Temmuz 2021 pazartesi oldu; Mahkeme kamu çalışanlarına o gün verilen idari izni genel tatil saymadı (B. No: 2021/3838, §§ 6–8). Anayasa Mahkemesi adli tatile tabi değildir; adli tatil bu süreyi uzatmaz (Turgut Tayyar, B. No: 2013/7168, § 18).
Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazeret yüzünden süreyi kaçıran başvurucu, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazereti gösteren belgelerle başvurur (m. 47/5; İçtüzük m. 64/2). Mahkemenin kabul ve reddettiği mazeretler süre aşımı ve haklı mazeret yazısında. Bireysel başvuru süresi hesaplama aracı, öğrenme tarihi girildiğinde Anayasa Mahkemesi ve AİHM için son günleri birlikte gösterir.
Bireysel Başvuru Bürosu form ve ekleri önce şekil yönünden inceler
Başvuru, Mahkemenin internet sitesinde yayımlanan form kullanılarak yapılır (İçtüzük m. 59/1). Başvurucu formda olayları tarih sırasıyla özetler; ihlal edildiğini ileri sürdüğü her hakkı ve gerekçesini ayrı ayrı açıklar; kullandığı başvuru yollarını tarih sırasıyla yazar ve yolların tüketildiği ya da ihlalin öğrenildiği tarihi gösterir (m. 59/2). Form ekler hariç on sayfayı geçerse başvurucu ayrıca bir olay özeti ekler (m. 60/2).
Forma avukat varsa vekâletname, harcın ödendiğini gösteren belge, başvuru bizzat yapılıyorsa kimlik belgesinin onaylı örneği ve nihai kararın öğrenildiği tarihi gösteren belge eklenir (m. 59/3). Ceza dosyalarında öğrenme tarihini çoğunlukla tebliğ mazbatası veya UYAP'taki okunma kaydı gösterir.
Bireysel Başvuru Bürosu bir eksiklik görürse başvurucuya on beş günü geçmeyen kesin bir süre verir (m. 66/1). Başvuru süresinde yapılmamışsa, form şekil şartlarını taşımıyorsa veya eksiklik verilen sürede tamamlanmamışsa Komisyonlar Başraportörü başvuruyu reddeder. Başvurucu bu karara tebliğden itibaren yedi gün içinde komisyona itiraz edebilir (m. 66/3). İstatistiklerde “idari ret” olarak görünen bu kararlar 2026'nın ilk yarısında 406 başvuruyu sonlandırdı.
İhlal iddiası anayasal bir güvenceye dayanır
Kanun, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez bulunabileceğini söyler (m. 48/2). Mahkeme Kürşat Eyol kararında bu kavramın dört grubunu saydı: kanıtlanamayan ihlal iddiaları, yalnız kanun yolunda incelenecek konulara ilişkin şikâyetler, karmaşık veya zorlama şikâyetler ve hakka müdahale bulunmadığı ya da müdahalenin meşru olduğu açıkça görülen şikâyetler (B. No: 2012/665, § 20).
Ceza dosyalarından gelen başvurularda en sık görülen grup kanun yolu şikâyetidir. Anayasa Mahkemesi delilleri yeniden tartan bir üst derece mahkemesi olarak çalışmaz; Kanun, Mahkemenin kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapamayacağını açıkça belirtir (m. 49/6). Ahmet Sağlam kararında Mahkeme, olayların kanıtlanmasına, delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına yönelik itirazları bu nedenle incelemedi. Tek istisna, derece mahkemesinin tespit ve sonuçlarının “adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik” içermesidir (B. No: 2013/3351, § 42).
Başvurucu bu nedenle şikâyetini mahkemenin vardığı sonuca değil, yargılamada çiğnendiğini düşündüğü güvenceye bağlar. “Mahkeme tanığa inandı, ben inanmıyorum” itirazı delil değerlendirmesine yöneliktir. “Mahkûmiyetin dayandığı tanığa soru sorma imkânım olmadı” itirazı ise adil yargılanma hakkının bir güvencesine dayanır; başvurucu bunu duruşma tutanaklarıyla gösterir. Tanık beyanının delil değeri yazısı bu ayrımın ceza yargılamasındaki karşılığını anlatır.
Önem şartı küçük zararları ve yerleşik içtihadı ayıklar
Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması ya da temel hakların kapsamı bakımından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvuruları kabul edilemez bulabilir (m. 48/2). Kabul edilemezlik için iki eksiklik birlikte bulunur: Anayasal önemi olan bir başvuruyu zararın küçüklüğü, önemli zarara uğrayan başvurucunun şikâyetini de konunun yerleşik içtihatla çözülmüş olması tek başına engellemez.
Genel Kurul K.V. kararında toplam 1.058,85 TL'lik bir zarar için bu ölçütü uyguladı. Mahkeme zararın önemini başvurucunun algısına göre değil objektif verilere göre belirledi ve bunun için sabit bir parasal sınır koymadı (B. No: 2014/2293, §§ 57–68).
İkinci Bölüm 2026'da Yiğit Alp Yılmaz başvurusunda, beraat eden başvurucuya 6.810 TL maktu vekâlet ücreti verilmemesinden doğan şikâyeti aynı gerekçeyle kabul edilemez buldu. Konuda yerleşik içtihat bulunuyordu ve başvurucu bu tutarın kendi mali durumu bakımından neden önemli olduğunu açıklamamıştı (B. No: 2022/22542, §§ 15–16). Parasal zararı ileri süren başvurucu, gelirini ve zararın bu gelir içindeki yerini gösteren belgeleri forma ekler.
Önem şartı usul şikâyetlerinde de uygulanır. Yılmaz Şen kararında tutukluluk incelemesinde savcılık görüşünün başvurucuya bildirilmediği şikâyet edildi. Görüş yeni bir olgu içermediği için Mahkeme başvurucunun önemli bir zarara uğramadığına karar verdi (B. No: 2023/85764, §§ 14–16). Benzer bir şikâyette başvurucu, bildirilmeyen görüşteki yeni olguyu ve buna cevap verememesinin itirazın sonucunu nasıl etkilediğini açıkça yazar.
Usulden verilen kabul edilemezlik kararı AİHM yolunu da daraltır
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Uzun/Türkiye kararından bu yana Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu Strazburg'a gitmeden önce tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu sayar (B. No: 10755/13, § 70). AİHM ayrıca şikâyetin iç hukukta en azından özü itibarıyla, iç hukukun şekil şartlarına ve sürelerine uyularak ileri sürülmesini arar (Vučković ve diğerleri/Sırbistan [BD], B. No: 17153/11, § 72).
Anayasa Mahkemesi başvuruyu süre aşımı, şekil eksikliği veya başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddettiyse Hükümet AİHM önünde iç hukuk yollarının usulüne uygun tüketilmediğini ileri sürebilir. Açıkça dayanaktan yoksunluk veya önem yokluğu nedeniyle verilen kararlarda ise başvurucu dört aylık süre içinde AİHM'e başvurur; bu süre kural olarak Anayasa Mahkemesi kararının tebliğiyle başlar. Sürecin genel çerçevesi AYM ve AİHM başvuruları sayfasında yer alır.
Başvurucu formu göndermeden önce her şartı bir belgeyle eşleştirir
Aşağıdaki tablo, komisyonun her şart için aradığı cevabı ve bu cevabı gösteren belgeyi yan yana koyar. Başvurucu formu göndermeden önce her satırın karşılığını kendi dosyasında bulur.
| Şart | Komisyonun sorusu | Cevabı gösteren belge |
|---|---|---|
| Yetki | Karar 23 Eylül 2012'den sonra mı kesinleşti; şikâyet Anayasa ile Sözleşmenin ortak koruma alanında mı? | Kesinleşme şerhli karar |
| Başvuru yolları | Şikâyet itiraz, istinaf veya temyizde dile getirildi mi? | Dilekçeler ve bunlara verilen kararlar |
| Süre | Başvuru öğrenmeden itibaren otuz gün içinde mi yapıldı? | Tebliğ mazbatası veya UYAP okunma kaydı |
| Şekil | Zorunlu ekler tam mı? | Vekâletname, harç belgesi, kimlik örneği |
| Dayanak | Şikâyet hangi anayasal güvenceye dayanıyor? | Güvencenin çiğnendiğini gösteren tutanak ve kararlar |
| Önem | Zarar başvurucu için neden önemli? | Gelir belgeleri ve zararı gösteren kayıtlar |
Kabul edilebilirlik hakkında sık sorulan sorular
Bireysel başvuru için avukat zorunlu mu?
Kişi başvuruyu kendisi yapabilir; avukatla temsil zorunlu değildir. Başvuru avukat aracılığıyla yapılırsa avukat vekâletnamesini forma ekler (6216 sayılı Kanun m. 47/4).
Başvuru formu nereye verilir?
Başvurucu formu Anayasa Mahkemesine doğrudan, herhangi bir mahkeme aracılığıyla ya da yurt dışındaysa Türkiye'nin yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla verir. Formun bu mercilere teslim edildiği gün başvuru tarihi sayılır (İçtüzük m. 63).
Kabul edilemezlik kararına itiraz edilebilir mi?
Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir (6216 sayılı Kanun m. 48/4). Başvurucu şikâyetini, AİHM'in kabul edilebilirlik şartlarını taşıyorsa, kararın tebliğinden itibaren dört ay içinde Strazburg'a götürebilir.
Kabul edilebilir bulunan başvuruda sonra ne olur?
Bölüm başvurunun esasını inceler. Başvurunun bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir; Bakanlık gerekli görürse yazılı görüş bildirir (m. 49/1–2). Bölüm sonunda hakkın ihlal edilip edilmediğine karar verir; ihlal bulursa ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğini belirler (m. 50/1).
Bireysel başvuru ceza kararının infazını durdurur mu?
Başvuru infazı kendiliğinden durdurmaz. Bölüm, başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi varlığına yönelik ciddi bir tehlike gördüğünde resen veya talep üzerine tedbir kararı verebilir (m. 49/5; İçtüzük m. 73). Başvurucu tedbir talebini ve gerekçesini formda belirtir (İçtüzük m. 59/2-l).
Başlıca hukukî kaynaklar
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m. 45-50 ve geçici m. 1
- Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü, m. 59-66 ve 73
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru İstatistikleri (30.6.2026)
- AYM, İsmail Buğra İşlek, B. No. 2013/1177, 26.3.2013
- AYM, Kürşat Eyol, B. No. 2012/665, 13.6.2013
- AYM, Ahmet Sağlam, B. No. 2013/3351, 18.9.2013
- AYM [GK], K.V., B. No. 2014/2293, 1.12.2016
- AYM [GK], A.C. ve diğerleri, B. No. 2013/1827, 25.2.2016
- AYM, Dilek Mutlum ve diğerleri, B. No. 2022/85565, 18.6.2026
- AYM, Yılmaz Şen, B. No. 2023/85764, 23.12.2025
- AYM, Yiğit Alp Yılmaz, B. No. 2022/22542, 20.5.2026
- AİHM, Uzun/Türkiye (k.k.), B. No. 10755/13, 30.4.2013
- AİHM, Vučković ve diğerleri/Sırbistan [BD], B. No. 17153/11, 25.3.2014
